
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: nikos kazancakis
Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hes…

Yazar: nikos kazancakis
Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hes…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…
7/10
Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: w. h. hudson
"Değişmiştim; bu değişim öyle muhteşem, öyle kusursuzdu ki, eski yapay hayatımın gerçek olmadığının ve olamayacağının bir kanıtıydı; yaşadığım bu değişim, daha derin ve gerçek olan doğayla bir uyum içindeydi... Balo salonunun bunaltıcı ve sıkıntılı havasını terk ettikten sonra, cennetin sabah ferahlığının beni tazelediğini, ruhumu yücelttiğini ve nefes almanın güzelliğini hissettim."…

Yazar: tess gerritsen
Bu romanın her satırından kan sızıyor... Dr. Catherine Cordell Savannahda seri cinayetler işleyen bir katilin vahşi saldırısına uğramıştır. Saldırgandan onu silahla vurarak kurtulmayı başarmıştır. Şimdi Bostondadır. Ancak başka bir katil bu kentte de gerilim yaratmaktadır. Kadınların rahimlerini kesip alan ve korkunç işkencelere tabi tutan adama Cerrah adı verilmektedir. Catherine Cordell birdenb…
6/10
Yazar: jerome david salinger
Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine…
6/10
Yazar: gabriel garcia marquez
Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmak…
10/10
Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…
8/10
Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…

Yazar: zülfü livaneli
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş…