
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: robert silverberg
Hugo ve Nebula Ödüllü Robert Silverberg'den modern bir klasik... ''İçeriden Ölmek'te sanatçının yaşadığı ikilemin samimi alegorisi olarak bir sanatçının zirvesini görüyoruz...'' -Jonathan Lethem- ''Bu adamın acıklı hikâyesi ne koyuyor ortaya? Önceden olağanüstü olan güçlerinde açıklanamayan bir azalma. Girdilerde düşüş. Henüz yaşarken başından geçen k…

Yazar: robert silverberg
İzleyici, ömrünün onlarca yılını, uzayın muazzam boşluğunu tarayıp istilacıları gözleyerek geçirmiştir. Sonunda istilacılar gelir ve fethederler, böylece onun misyonu da tamamlanmış olur. Fatihler düzenlerin ikurar. İzleyici ise yollara düşer. Kadim gizemleri çalışır ve kendini belirsiz bir gelecek için hazırlar. Jorslem adlı çok eski ve kutsal kentte, gençliğinin bir kez daha dönmesini, kendine…

Yazar: robert silverberg
Hugo ve Nebula Ödüllü Robert Silverberg'den modern bir klasik... ''İçeriden Ölmek'te sanatçının yaşadığı ikilemin samimi alegorisi olarak bir sanatçının zirvesini görüyoruz...'' -Jonathan Lethem- ''Bu adamın acıklı hikâyesi ne koyuyor ortaya? Önceden olağanüstü olan güçlerinde açıklanamayan bir azalma. Girdilerde düşüş. Henüz yaşarken başından geçen k…

Yazar: robert silverberg
Hugo ve Nebula Ödüllü Robert Silverberg'den modern bir klasik... ''İçeriden Ölmek'te sanatçının yaşadığı ikilemin samimi alegorisi olarak bir sanatçının zirvesini görüyoruz...'' -Jonathan Lethem- ''Bu adamın acıklı hikâyesi ne koyuyor ortaya? Önceden olağanüstü olan güçlerinde açıklanamayan bir azalma. Girdilerde düşüş. Henüz yaşarken başından geçen k…

Yazar: blaise cendrars
Blaise Cendrarsın 1936da Paris-Soir gazetesinin muhabiri olarak gittiği Hollywooddan yazdığı yazılar, sinemanın Kâbesini bambaşka bir gözle anlatıyordu. Yapıtlarında edebiyatın kalıplarını kırmış olan Cendrars, Hollywooda da alışılmışın dışında bir yaklaşım getiriyor; yalnızca yıldızların yaşamını, ışıltılı partileri ve dedikodu dünyasını değil, film setlerinde çalışanların, stüdyoların kapıcı ve…

Yazar: blaise cendrars
Blaise Cendrarsın 1936da Paris-Soir gazetesinin muhabiri olarak gittiği Hollywooddan yazdığı yazılar, sinemanın Kâbesini bambaşka bir gözle anlatıyordu. Yapıtlarında edebiyatın kalıplarını kırmış olan Cendrars, Hollywooda da alışılmışın dışında bir yaklaşım getiriyor; yalnızca yıldızların yaşamını, ışıltılı partileri ve dedikodu dünyasını değil, film setlerinde çalışanların, stüdyoların kapıcı ve…

Yazar: blaise cendrars
Blaise Cendrarsın 1936da Paris-Soir gazetesinin muhabiri olarak gittiği Hollywooddan yazdığı yazılar, sinemanın Kâbesini bambaşka bir gözle anlatıyordu. Yapıtlarında edebiyatın kalıplarını kırmış olan Cendrars, Hollywooda da alışılmışın dışında bir yaklaşım getiriyor; yalnızca yıldızların yaşamını, ışıltılı partileri ve dedikodu dünyasını değil, film setlerinde çalışanların, stüdyoların kapıcı ve…
Yazar: mehmet güreli
Mehmet Güreli'nin öyküleri, Çetin Altan'ın deyişiyle, ''modern deneme''ler aslında. Bilginin derinliklerinden hayal gücünün enginlerine açılan, hiçbir kalıba sığmayan özgün metinler. ''Geleceğin habercisi'' Boris'in, tarihin, edebiyatın ve sanatın sınırlarını zorlamaya adadığı yaşamı, gittikçe bu kavramlarla bütünleşiyor, Boris tarihin po…
Yazar: mehmet güreli
Mehmet Güreli'nin öyküleri, Çetin Altan'ın deyişiyle, ''modern deneme''ler aslında. Bilginin derinliklerinden hayal gücünün enginlerine açılan, hiçbir kalıba sığmayan özgün metinler. ''Geleceğin habercisi'' Boris'in, tarihin, edebiyatın ve sanatın sınırlarını zorlamaya adadığı yaşamı, gittikçe bu kavramlarla bütünleşiyor, Boris tarihin po…

Yazar: inci aral
Bir dostluk nasıl tarazlana tarazlana incelir, kopma noktasına gelir, ya da üstündeki lekeler genişler, yayılır? Güvensizlikler, kazık atmalar onu nasıl epritip yok eder, bir evlilik nasıl eskir, derinliğini yitirip yüzeyselleşerek tek boyutluluğa indirgenir de insan yanılmışlığın acısını duyar; ayrılık göründüğünde bir sevi nasıl da parıltısını yitirir, koflaşır, yaşananlar unutulmuş, değerler d…

Yazar: inci aral
Bir dostluk nasıl tarazlana tarazlana incelir, kopma noktasına gelir, ya da üstündeki lekeler genişler, yayılır? Güvensizlikler, kazık atmalar onu nasıl epritip yok eder, bir evlilik nasıl eskir, derinliğini yitirip yüzeyselleşerek tek boyutluluğa indirgenir de insan yanılmışlığın acısını duyar; ayrılık göründüğünde bir sevi nasıl da parıltısını yitirir, koflaşır, yaşananlar unutulmuş, değerler d…

Yazar: cem atbaşoğlu
İlk kitabı Ars Longa Bahar Kısayı 1995 yılında yayınlayan Cem Atbaşoğlu, yeni öykülerini topladığı Ses adlı yapıtıyla Can Yayınlarında. Seste on öykü yer alıyor. Bu öyküler benzer izlekleri sürmekte; kentli insanın yalnızlığı, içe dönüklük ve yenilik arayışı. Sesteki öyküler giderek kısalıyor. On öyküden sonuncusu, tek satır. Bu, kitabın ana temasına biçimsel bir destek sanki. Çünkü son öyküyü ol…

Yazar: cem atbaşoğlu
İlk kitabı Ars Longa Bahar Kısayı 1995 yılında yayınlayan Cem Atbaşoğlu, yeni öykülerini topladığı Ses adlı yapıtıyla Can Yayınlarında. Seste on öykü yer alıyor. Bu öyküler benzer izlekleri sürmekte; kentli insanın yalnızlığı, içe dönüklük ve yenilik arayışı. Sesteki öyküler giderek kısalıyor. On öyküden sonuncusu, tek satır. Bu, kitabın ana temasına biçimsel bir destek sanki. Çünkü son öyküyü ol…

Yazar: cem atbaşoğlu
İlk kitabı Ars Longa Bahar Kısayı 1995 yılında yayınlayan Cem Atbaşoğlu, yeni öykülerini topladığı Ses adlı yapıtıyla Can Yayınlarında. Seste on öykü yer alıyor. Bu öyküler benzer izlekleri sürmekte; kentli insanın yalnızlığı, içe dönüklük ve yenilik arayışı. Sesteki öyküler giderek kısalıyor. On öyküden sonuncusu, tek satır. Bu, kitabın ana temasına biçimsel bir destek sanki. Çünkü son öyküyü ol…

Yazar: cem atbaşoğlu
İlk kitabı Ars Longa Bahar Kısayı 1995 yılında yayınlayan Cem Atbaşoğlu, yeni öykülerini topladığı Ses adlı yapıtıyla Can Yayınlarında. Seste on öykü yer alıyor. Bu öyküler benzer izlekleri sürmekte; kentli insanın yalnızlığı, içe dönüklük ve yenilik arayışı. Sesteki öyküler giderek kısalıyor. On öyküden sonuncusu, tek satır. Bu, kitabın ana temasına biçimsel bir destek sanki. Çünkü son öyküyü ol…

Yazar: michel faber
Sîan, korkunç bir kaza sonucunda sevgilisini, bir bacağını, kendine güvenini, kadınlık gururunu ve aşka olan inancını kaybetmiş, genç bir arkeologtur. O kazadan sağ kurtulmuştur, ancak ölüm düşüncesi yakasını hiç bırakmayan saplantıya dönüşmüştür. Edgar Allen Poe'nun gotik hikâyelerini andıran kâbuslarından kurtulmak için Whitby Manastırındaki bir arkeolojik kazıya katılmaya karar verir. Ben…
7/10