
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: umberto eco
Umberto Eco'nun yeni romanı: Kötü gazetecilik konusunda bir rehber. Tam bir "kaybeden" olan Colonna (50), gazeteci Simei'den iyi bir iş teklifi alıyor: Yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey" sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 "sıfır sayı"yı yönetecek ve "asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir…
7/10
Yazar: umberto eco
Umberto Eco'nun yeni romanı: Kötü gazetecilik konusunda bir rehber. Tam bir "kaybeden" olan Colonna (50), gazeteci Simei'den iyi bir iş teklifi alıyor: Yazı işleri sorumlusu ya da benzeri bir şey" sıfatıyla bir yıl boyunca bir günlük gazete için hazırlanan 12 "sıfır sayı"yı yönetecek ve "asla çıkmayacak olan bir günlük gazetenin hazırlanışıyla geçen bir…

Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…
9/10
Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…

Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…

Yazar: murat uyurkulak
Hayat ölümden beter olduğunda, cinayet hobiye dönüşür. 'Bir gün, öyle bir an geldi ki, kötü biri olmaya karar verdim. Taştan bir kalple kurtulurum sandım. Ama çok geçti artık, tüm vakitlerin sahibi silahına benden önce davranmıştı, şahane bir tebessümle bastı tetiğe, kurtulamadım, günaha girdiğimle kaldım. Şimdi önümarkamsağımsolumüstümbaşımyüzümgözüm tövbe...' Olayı çözsen de ka…
7/10
Yazar: murat uyurkulak
Hayat ölümden beter olduğunda, cinayet hobiye dönüşür. 'Bir gün, öyle bir an geldi ki, kötü biri olmaya karar verdim. Taştan bir kalple kurtulurum sandım. Ama çok geçti artık, tüm vakitlerin sahibi silahına benden önce davranmıştı, şahane bir tebessümle bastı tetiğe, kurtulamadım, günaha girdiğimle kaldım. Şimdi önümarkamsağımsolumüstümbaşımyüzümgözüm tövbe...' Olayı çözsen de ka…

Yazar: murat uyurkulak
Hayat ölümden beter olduğunda, cinayet hobiye dönüşür. 'Bir gün, öyle bir an geldi ki, kötü biri olmaya karar verdim. Taştan bir kalple kurtulurum sandım. Ama çok geçti artık, tüm vakitlerin sahibi silahına benden önce davranmıştı, şahane bir tebessümle bastı tetiğe, kurtulamadım, günaha girdiğimle kaldım. Şimdi önümarkamsağımsolumüstümbaşımyüzümgözüm tövbe...' Olayı çözsen de ka…

Yazar: murat uyurkulak
Hayat ölümden beter olduğunda, cinayet hobiye dönüşür. 'Bir gün, öyle bir an geldi ki, kötü biri olmaya karar verdim. Taştan bir kalple kurtulurum sandım. Ama çok geçti artık, tüm vakitlerin sahibi silahına benden önce davranmıştı, şahane bir tebessümle bastı tetiğe, kurtulamadım, günaha girdiğimle kaldım. Şimdi önümarkamsağımsolumüstümbaşımyüzümgözüm tövbe...' Olayı çözsen de ka…

Yazar: barış bıçakçı
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği, bulutları ve kuşları… Maviyi bile yok etmişti, sonra da sırasıyla diğer renkleri, bazı sesleri, kelimeleri ve anlamları. İnsan bu yoklukta yeni bir şey söyleyemez,…
5/10
Yazar: barış bıçakçı
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği, bulutları ve kuşları… Maviyi bile yok etmişti, sonra da sırasıyla diğer renkleri, bazı sesleri, kelimeleri ve anlamları. İnsan bu yoklukta yeni bir şey söyleyemez,…

Yazar: barış bıçakçı
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği, bulutları ve kuşları… Maviyi bile yok etmişti, sonra da sırasıyla diğer renkleri, bazı sesleri, kelimeleri ve anlamları. İnsan bu yoklukta yeni bir şey söyleyemez,…

Yazar: gilbert sinoué
Geldiğim yerde, yarın bir gün, insan hıçkırıklarının yerine taşların çığlığı duyulacak. Gilbert Sinouénin Ortadoğunun yakın tarihini fon olarak kullandığı ikilinin son kitabı Taşların Çığlığı, Nâsırın Mısırda yönetime el koyduğu 1956 yılıyla, barış yanlısı Yitshak Rabinin fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldüğü 1995 tarihi arasındaki zaman dilimini kapsıyor. Kırk yıllık bu süreçte bir yanda…
7/10
Yazar: gilbert sinoué
Geldiğim yerde, yarın bir gün, insan hıçkırıklarının yerine taşların çığlığı duyulacak. Gilbert Sinouénin Ortadoğunun yakın tarihini fon olarak kullandığı ikilinin son kitabı Taşların Çığlığı, Nâsırın Mısırda yönetime el koyduğu 1956 yılıyla, barış yanlısı Yitshak Rabinin fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldüğü 1995 tarihi arasındaki zaman dilimini kapsıyor. Kırk yıllık bu süreçte bir yanda…

Yazar: gilbert sinoué
Geldiğim yerde, yarın bir gün, insan hıçkırıklarının yerine taşların çığlığı duyulacak. Gilbert Sinouénin Ortadoğunun yakın tarihini fon olarak kullandığı ikilinin son kitabı Taşların Çığlığı, Nâsırın Mısırda yönetime el koyduğu 1956 yılıyla, barış yanlısı Yitshak Rabinin fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldüğü 1995 tarihi arasındaki zaman dilimini kapsıyor. Kırk yıllık bu süreçte bir yanda…

Yazar: gilbert sinoué
Geldiğim yerde, yarın bir gün, insan hıçkırıklarının yerine taşların çığlığı duyulacak. Gilbert Sinouénin Ortadoğunun yakın tarihini fon olarak kullandığı ikilinin son kitabı Taşların Çığlığı, Nâsırın Mısırda yönetime el koyduğu 1956 yılıyla, barış yanlısı Yitshak Rabinin fanatik bir Yahudi tarafından öldürüldüğü 1995 tarihi arasındaki zaman dilimini kapsıyor. Kırk yıllık bu süreçte bir yanda…

Yazar: harper lee
Harper Lee 'den 55 yıl sonra unutulmaz bir roman daha... Amerikan edebiyatının başyapıtlarından biri olan, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek'in unutulmaz karakteri Jean-Louise "Scout" Finch, 20 yıl sonra New York'tan çocukluğunun geçtiği kasabaya, babası Atticus Finch'in yanına, yuvaya dönüyor. Çocukluğunda eşitlik, doğruluk ve adalet kavramlarıyla kişiliğinin yapı…

Yazar: harper lee, ülker ince
Amerikada 1930ların Güney Eyaletlerinden birinde bir zenci, beyaz bir kızın ırzına geçmekle suçlanır. Önyargılar, şiddet ve riyakarlıkla beslenen Güneyli erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı konusundaki mantıksız yaklaşımlarını Scout ve Jem Finch adlarındaki iki çocuğun ağzından keyifli bir dille bize aktaran roman, aynı zamanda kent halkının vicdanına karşı tek başına karşı koyan bir erkeğin mücadel…

Yazar: nikola tesla
Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı, Nikola Tesla'nın eserlerinden özenle derlenmiş bir seçkidir. "Nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi." "Bütün canlılar evrenin çarkında iç içe geçmiş dişlilerdir."



Yazar: ignac kunos
Bu derlemeyi oluşturan hikâyeler (masallar), Türk kültürünün zengin bahçelerinden toplanmıştır. Türkiye'nin bir yazın diyarı olmaması ve bu tür kitapların örneklerinin bulunmaması sebebiyle de hikâyeler kitaplardan değil, Osmanlı'da sosyal hayatın önemli bir bölümünü oluşturan hikâyecileri özenle dinlerken zaman zaman aldığım notlardan derlenmiş ve okuyucuya sunulmuştur. Bu hikâyeler, İ…

Yazar: ignac kunos
Bu derlemeyi oluşturan hikâyeler (masallar), Türk kültürünün zengin bahçelerinden toplanmıştır. Türkiye'nin bir yazın diyarı olmaması ve bu tür kitapların örneklerinin bulunmaması sebebiyle de hikâyeler kitaplardan değil, Osmanlı'da sosyal hayatın önemli bir bölümünü oluşturan hikâyecileri özenle dinlerken zaman zaman aldığım notlardan derlenmiş ve okuyucuya sunulmuştur. Bu hikâyeler, İ…
