
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: barry sanders
Okuryazarlık ne zaman başlar? Okula başladığımız gün mü? Okuma-yazmayı söktüğümüz gün mü? Okuryazarlık ağırbaşlı, asık suratlı bir uğraş mıdır? Barry Sandersa göre okuryazarlığın temelleri çok daha erken bir dönemde, anne kucağında alınır. Annesinin memesinden süt emen bebek onun kalp atışlarını, soluk alıp verişini dinleyerek ilk ritim duygusunu edinir, annesiyle kurduğu vazgeçilmez bağ sayesind…

Yazar: michel bourse
Etnik kimlik çatışmalarının ve milliyetçi hareketlerin insanı ve insana özgü her şeyi unutturduğu bir dönemde, Melezliğe Övgü bize çok temel bir şeyi hatırlatıyor: Doğal kimlik diye bir şey yoktur; tesadüfen şuralı ya da buralı olan hepimizin kimliği, karşılıklı alışverişe dayalı kültürel, politik ve ideolojik bir kurgudan başka bir şey değildir. Çoğu zaman da bu kurgusal kimlikler savaşların, ça…

Yazar: crispin sartwell
Platondan beri felsefe, hakikati gerçeklik yerine kavramlarda aramayı seçmiş; kavramlar dünyasının o tasarlanmış cazibesi karşısında, dünyevi olan daima yetersiz görülmüştür. Sonuç: kendi bedeninden, duygularından kaçmaya, arınmaya çalışan ve durmaksızın kavramların saf, renksiz, kokusuz, ideal güzelliğine erişmek için didinen modern insandır. Sartwell, Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklikte felsefeni…

Yazar: taner akçam
Yazar toplum birçok durumda, dolaylı bile olsa, bedensel şiddet tehditiyle bir arada tutulur diyen Adornonun yaklaşımından hareketle işkence ve insan haklarının toplumların kendini yeniden üretmesinde ne tür fonksiyonlar üstlendiğini tartışıyor. İnsan ile ilgili tüm davranış biçimleriyle ilgilenen ama işkence konusunda sessiz kalan sosyal bilimleri işkencenin en önemli suç ortaklarından birisi di…

Yazar: jean-michel besnier
Otuzlu yıllar entelektüelinin zihinideki sorunlar günümüz sorunlarının benzeridir: Komünizm umutlarının çöküşü; faşizmin doğuşu; felsefeye, kaynaklara dönüş; cemaatler, caialar; politik kimlik bunalımı; entelektüel ve ahlâki ölçülerin yok olması; isyan ve itaat arasında gidip gelmek... İmkânsızın Politikası bu baş dönmesinin, imkân ve imkânsızlıkların hikâyesidir. Besnier bu kitapta bir yandan, H…

Yazar: dörthe binkert
Dörthe Binkert, kadının melankoliyi yaşama hakkının etkileyici bir savunusunu yaptığı bu kitabında, yaşamdaki sarsıntı dönemlerinde kederi ve bilinçli vedalaşmayı yaşayabilmenin sağaltıcı önemini vurguluyor. Kadına özgü yaşam sürecinde pek çok sarsıcı kopuş vardır. Kız çocuğun ergenliğe geçişi, ilk kez âdet görme, bâkireliğe veda, annelik, menopzla birlikte doğurganlığın yitimi, sarsıcı bir karşı…

Yazar: will kymlicka
Birkaç istisna dışında, yeryüzünde artık çokuluslu, çoketnikli, çokkültürlü, çokdilli olmayan ülke bulmak zordur. Bu çokluklar tekliğe evrilmek şöyle dursun, artan küreselleşme, yeniden yapılanma ve göçlerle birlikte daha bir iç içe geçerek örgütlü toplumların karşısına yeni taleplerle dikiliyorlar. Azınlık grupların bu talepleri yalnızca gelişmiş ülkeleri değil, gelişmekte olanları da sancılı bi…

Yazar: gillian robinson/ john rundell
Günümüz düşünce dünyasını biçimlendiren modern ve postmodern, bilim ve ütopya, ilerleme ve kıyamet, akıl ve tahayyül gücü gibi, genellikle gerilimli bir tarzda birbirine gönderme yapan kavram ve düşünce kümeleri dışlayıcı ve kıyaslanamaz ikilikler midir, yoksa birbirini besleyen diyalektik çiftler mi? Yoksa daha öte bir manaları mı var? Cevap vermek zordur. Üstelik hepsinin doğum tarihleri, diren…

Yazar: karen houppert
Adet öncesi sendromu, adet sancısı, hijyenik ped, tampon, toksik şok sendorum... Bu kelimeler hala birer tabudur. Karen Houppert Lanet'te bu son gizli tabuyla, adet kanamasıyla yüzleşmemizi sağlarken; aynı zamanda tabunun büyük bir endüstri tarafından nasıl beslendiğini ve kara dönüştürüldüğünü de gösteriyor. Houppert, bu çarpıcı kitabında adet kanamasını kuşatan gizleme kültürünü ve bunun k…

Yazar: deborah lupton
Daha düne kadar duygular, insan yaşamının en az yapılandırılan veya öğrenilen, kamusal ve sosyo-kültürel çözümlemeye en az elverişli veçhesi olarak görülmüştür. Bu nedenle pek çok sosyolog ve antropolog, duyguların incelenmesini psi disiplinlerinin sahası olarak kabul ederek insan davranışlarını ve toplumsal ilişkileri, dolayısıyla da duygusal yaşantıyı biyolojik açıklamalara indirgemiştir. Bu b…

Yazar: james m. jasper
Bazı insanların içi acır. Haksızlıklara ve aşağılanmalara boyun eğmezler. Televizyonun başındaki sessiz çoğunluka katılmayı reddeder, sokağa çıkarlar. Vicdanlarının sesini dinleyip söz alır, itiraz eder, yaralanmayı göze alırlar. Hayatla kurdukları ilişkide aktiftirler, bedel ödemeyi bilirler. Hayatı maruz kalınan değil edinilen bir şey olarak yaşarlar. Mum ışığı gibi yalın, gösterişsiz ve titrek…

Yazar: robin hahnel
Geçen yüzyıl adalet isteyenlerin kapitalizme isyan ettikleri bir savaş yüzyılı oldu. Eşitlik, özgürlük ve dayanışma isteyenlerle, açgözlülük, rekabet ve bencillikten yana olanlar savaş meydanlarına çıktı. Başka bir dünyanın mümkün olabileceğini düşünenlerle, mevcut durumun sürmesini isteyenler kavgaya giriştiler... Milyonlarca insanın yaşamına mal olan savaş hâlâ sürüyor...Robin Hahnel İktisadi A…

Yazar: john forrester
Hakkında yazılanların çokluğu bile, Freudun yirminci yüzyıla damgasını vurduğunu göstermeye yeter. Psikanaliz biliminin uygulayıcıları şevkle bu disiplini geliştirmeye çalışırken, psikanaliz karşıtları da Freud üzerine ciltler dolusu araştırma yayımlamaktadır: Freud hangi çayırda mastürbasyon yapardı; Freudun hastaları gerçekte hiç var olmuş muydu; Freud eşcinsel miydi; Freud nasıl bir Yahudi dom…

Yazar: murray bookchin
Bugün, insan ilişkilerinin ayrışmaya başladığı bir dünyada yaşıyoruz. Akıl bedenin, düşünce maddenin, birey topluluğun, kent kuşakları kentlerin, kentler kırsal kesimin, insanlık ise vahşi ve yola getirilmesi güç olarak görülen doğanın karşısında yer alıyor. Böylesi yoksun bir noktaya evrenimizde en büyük pay sahibi olan ulus-devlet ise artık totaliter bir karaktere bürünmüş durumda. Politika, ke…

Yazar: hugh lafollette
Sandra Lynchin Dostluk Üzerinesinden sonra kişisel ilişkilere ve ilişkilerin en önemli öğesi olarak etiğe özel bir vurgu yapan bir kitap daha yayımlıyoruz: Kişisel ilişkiler dostluk dahil her türlü yakın ilişkiye insan davranışları, duygu ve düşüncelerinden yola çıkarak daha genel ve pratik bir perspektiften bakmaktadır.Bir hız ve zamanla yarış çağında yaşadığımız için, kişisel deneyimlerimizi, d…

Yazar: sandra m. lynch
Dostluk umuttur. Her dostluk girişimi dünya ile benlik arasında yaşamak adına girişilen çatışmaların ezici maliyetlerini biraz olsun hafifletme çabasını içerir. Hiçbir dış gücün dayatması olmaksızın, bir başkasına karşı duyduğumuz kendi içimizden gelen derin duygular, ona ilişkin gönüllü olarak edindiğimiz bilgiler, onunla paylaştığımız deneyimler, kısacası onun dünyasının tadı bizi bireyselliğim…

Yazar: russell jacoby
Aydınlanmanın düz bir hatta ilerleyen bir tür gözü pek kara tren olarak tarif ettiği Tarihin acınası halinden kimi sorumlu tutmalı? Aydınlanma projesini hazırlayanlar bu kendinden emin ilerleyişin bir bumerang gibi dönüp kendi tariflerini vuracağını bilebilirler miydi? Günümüzde ilerlemeyi anlatan öykülerin tasarlanmasında katkısı bulunan düşünceler tam da ilerlemenin kurbanlarına dönüşmüş bulunu…

Yazar: catherine baker
Catherine Baker, anne ve anarşist!.. Çok sevdiği kızı Marieyi okula yollamamış. Marie 14 yaşına gelince, okula yollamama gerekçelerini ona anlatmak için Zorunlu Eğitime Hayırı kaleme almış...Kitabında esas olarak, okulun, devletin kendine köle yetiştirmek için organize ettiği bir kurum olduğunu, yetişkinlerin, bu köle eğitiminden başarıyla geçtikleri için bunun farkına varmadıklarını anlatıyor. O…

Yazar: norman o. brown
Bireyin bastırılması üzerine kurulmuş olan yaşadığımız toplumsallık biçimi, bugün insan türünü yok edebilecek bir noktaya varmıştır. Bunu dışa dönük ölüm içgüdüsüyle, yani saldırganlıkla ya da aşkı ve hayatı öldürerek yapmaktadır.Norman O. Brown, Ölüme Karşı Hayat kitabında Freudun yazdıklarını bir bütün olarak görmekte ve onun sınırlarını genişletmektedir. Bu yolla insanın paraya ve ölüme teslim…

Yazar: georges bataille
Çağımızın yalnızca edebiyatını değil, düşünce alanını da derinden etkileyen; Derrida, Foucault, Barthes gibi yazarları sarsan; Breton ve Sartre ile yaptığı polemiklerde sözünü sakınmayan Georges Bataille, Edebiyat ve Kötülükte, hayatımızın en önemli gerçeklerinden birini, Kötülüğü ele alıyor. Hem de, Kötülüğün ahlâk yoksunluğunu değil, tam tersine ahlâkı hiçe sayan yüksek ahlâkı şart koştuğunu ön…

Yazar: john forrester
Gerçeğin, yalnızca gerçeğin söyleneceğine dair yemin edilmiş bir dünyada yaşıyoruz; yalan söyleyenler aşağılanıyor. hepimiz hakikatin peşindeyiz. Ne var ki kimse de hakikatin ne olduğunu, yalanın nerede başlayıp nerede bittiğini söyleyemiyor. Hakikat bilinmiyorsa yalan nasıl mümkün olabilir? Dahası, ya hakikatler; birer yanılsama olduğunu unuttuğumuz yanılsamalarsa! Bir düşünün, ilk bağımsızlık a…

Yazar: sibel inceoğlu
Sibel İnceoğlu, Ölme Hakkı adlı çarpıcı kitabında yaşama hakkına yüklenen dini ve ahlâki değerleri tartışmaya açarak yirminci yüzyılın yükselen değeri özerkliğin, yaşama hakkını sınırlayan bir hak olup olmayacağını sorgulamaktadır. Dini bakış açısını yaşamın kutsallığından, klasik laik bakış açısı yaşamın dokunulmazlığından söz ederek yaşama hakkından kişinin kendi iradesi ile vazgeçmesini redded…

Yazar: maurizio viroli
Vatan, millet sözcükleri çok kullanılmaya başlandığında ortamın gerginleştiği, şiddetin arttığı bir ülkede yaşıyoruz. Kimilerinin vatansever dediklerine kimleri vatan haini diyebiliyor. Çünkü vatan tanımları ve vatana hizmet anlayışları farklı. Benzer olansa, vatanı sevmek gereği. Biri kasalarınızın ve çek defterleinizin içindekilerse vatan/.../vatan kurtulmaksa kokmuş karanlığımızdan/ben vatan h…

Tam bir çürüme dönemi yaşıyoruz. Devlet bireylere, "omlet yapmak için kırılması gereken yumurtalar" olarak bakıyor. Yeni bir toplumsal mutabakat ihtiyacı var; devlet istemiyor. Mevcut hukuk sistemi zevahiri kurtarmıyor. Bütün insani değerler göreceleşmye başladı. Peki, bütün bunlara rağmen, vicdanı sızlayan, adalet duygusuna sahip, herkes için haksızlığa karşı çıkan ve haksızlığa karşı…