
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: stefan zweig, yahya kurtkaya, nihal dağlı
New York'tan Buenos Aires'e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'e, ücreti karşılığında, bir parti satranç oynamayı teklif eder. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı bir göçmen, Dr. B., oyun sırasında kendini tutamayıp onlara karışınca şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel oda…

Yazar: knut hamsun
İlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitapların etkisini, o ilk okumanın verdiği benzersiz hazzı unutmak mümkün mü? İletişim ve bilgi edinme imkânlarının son hızla arttığı bir çağda, gençlerimizi ve çocuklarımızı kitapların dünyasıyla buluşturmak eskisi kadar kolay olmasa gerek. Bu anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim ve ortaöğretime yönelik 100 Temel Eser seçimi; öğrencilere, velilere ve ö…

Yazar: john steinbeck
Danny, yüzyıllar önce Kaliforniyaya gelmiş İspanyol yerleşimcilerin neslinden bir paisanodur. Arkadaşlığa paradan çok önem veren Danny, aniden bir mirasa konup iki eve birden sahip olunca, sokaktaki diğer arkadaşlarına kapılarını açar. Bu grubun özgürlük aşkı ve maddi dünyaya duydukları nefret, onları heyecanlı ve çoğu zaman komik maceralara sürükler. Ta ki, Danny, yeni yaşamındaki sorumluluklard…



Yazar: john steinbeck
Danny, yüzyıllar önce Kaliforniyaya gelmiş İspanyol yerleşimcilerin neslinden bir paisanodur. Arkadaşlığa paradan çok önem veren Danny, aniden bir mirasa konup iki eve birden sahip olunca, sokaktaki diğer arkadaşlarına kapılarını açar. Bu grubun özgürlük aşkı ve maddi dünyaya duydukları nefret, onları heyecanlı ve çoğu zaman komik maceralara sürükler. Ta ki, Danny, yeni yaşamındaki sorumluluklard…

Yazar: john steinbeck
Danny, yüzyıllar önce Kaliforniyaya gelmiş İspanyol yerleşimcilerin neslinden bir paisanodur. Arkadaşlığa paradan çok önem veren Danny, aniden bir mirasa konup iki eve birden sahip olunca, sokaktaki diğer arkadaşlarına kapılarını açar. Bu grubun özgürlük aşkı ve maddi dünyaya duydukları nefret, onları heyecanlı ve çoğu zaman komik maceralara sürükler. Ta ki, Danny, yeni yaşamındaki sorumluluklard…

Yazar: sâdık hidâyet, sadık hidayet
Modern İran edebiyatının kurucularından Sadık Hidayet'in 1936'da Bombay'da yayımladığı başyapıtı, kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partisyon gibi düzenlenmiş" Kör Baykuş (Buf-i Kur) , öteki yapıtları gibi, pek çok dile çevrildi, sadece Fransa'da (Andre Rousseaux: "Bu roman bence ülkemizin edebiyat t…

Yazar: jerome david salinger
Glasslar; öncesi, savaş ve sonrası ile 2. Dünya Savaşının yaralanmış kuşağının yedi tuhaf kardeşli tipik bir ailesi... Ölümler, intiharlar, güvence aranan mistik savruluşlar ve aşklar arasında, hayatla yaşanan yüksek voltajlı ve suskun uyumsuzluklar, sessiz çıldırma eşikleri... Biz dördümüz, birbirimize yakın kan bağıyla bağlıyız ve bir tür deruni aile diliyle, iki nokta arasındaki en kısa mesafe…

Yazar: jerome david salinger
Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine…

Yazar: arthur koestler
Politik ve toplumsal yergileriyle olduğu kadar günümüzün önemli toplum sorunlarına değinen romanlarıyla da ün yapmış olan büyük düşünür ve sanatçı Arthur Koestlerin en güzel romanlarından birini sunuyoruz okurlarımıza. Bu eserinde Koestler, son dünya avaşında Gestaponun eline düşmüş bir militanın, sakat ve hasta bir halde sığındığı tarafsız ülkede, İngiltere ve Amerikaya yerleşmek için yaptığı ba…

Yazar: arthur koestler
Macar asıllı Arthur Koestlerin en iyi romanlarından biri kabul edilen Gün Ortasında Karanlık, bir hapishane romanı. Edebiyatçıların özel bir tür olarak kabul ettikleri hapishane romanlarının en başarılı örneklerinden biri, belki de birincisi. Pınar Kür'ün güzel ve akıcı Türkçesiyle daha da değer kazanan romanda Arthur Koestler, kahramanı Rubashov aracılığıyla iktidar-yetki ilişkisini sorgulu…

Yazar: arthur koestler
Macar asıllı Arthur Koestlerin en iyi romanlarından biri kabul edilen Gün Ortasında Karanlık, bir hapishane romanı. Edebiyatçıların özel bir tür olarak kabul ettikleri hapishane romanlarının en başarılı örneklerinden biri, belki de birincisi. Pınar Kür'ün güzel ve akıcı Türkçesiyle daha da değer kazanan romanda Arthur Koestler, kahramanı Rubashov aracılığıyla iktidar-yetki ilişkisini sorgulu…

Yazar: bohumil hrabal
Hayatın ağır aktığı bir kasabanın tren istasyonu... En büyük hareket, istasyon şefinin telgrafçı kızla çapkınlığı... Ve bu ağır hayatın ötesinde, İkinci Dünya Savaşının pençesinde bir dünya...İstasyonun en genç elemanı, bakir Miloş, hayatı anlamaya çalışan toy bir delikanlı. O durağanlık içinde kendi yerini bulmaya çalışıyor ama hem kadınlar hem de acımasız savaş kafasını fena halde karıştırıyor…

Yazar: virginia woolf
Virginia Woolf, 1931de yayımladığı Dalgaları yazarken, bu kitapla o güne değin hiçbir başka romancının göze alamayacağı değişik şeyleri yapmak istediğini, bu romanın o güne değin yazılan hiçbir başka romana benzemeyeceğini biliyordu. (...) Çünkü Dalgalar, hem düzyazıyla kaleme alınacak, hem de şiir olacaktı; hem roman olacaktı, hem de tiyatro oyunu.Mîna Urgan, Virginia WoolfVirginia Woolf, Dalga…

Yazar: vladimir nabokov
Amerikalı ünlü şair John Shade 1959´da öldürüldü. Bu kitapta onun ölümünden sonra yayımlanan son şiiri ile editörün yazdığı önsöz, uzun bir açıklama bölümü ve dizin ter almaktadır. Ama bu editör öbür editörlere hiç benzememektedir; kibilir, meraklı, tuhaf, hoşgörüsüz biri. Sakın kafadan sakat, kötü, üstelik tehlikeli bir adam olmasın' Uzun boylu, kara sakallı bu anlatıcı, kitabın içinde kası…

Yazar: claude simon
Yaşayan en büyük Fransız yazarı olarak adlandırılan, Nobel Edebiyat Ödüllü (1985) Claude Simon, 1913te doğdu. 40lı yıllarda Alain Robbe-Grillet, Nathalie Sarraute, Robert Pinget, Samuel Beckett, Michel Butor ve Marguerite Duras gibi yazarlarla Yeni Roman türünün öncülüğünü yaptı. Simon, 1946da ilk romanı Tricheurün yayımlanmasından başlayarak yazın alanında hep bir arayış içerisinde oldu. Romanda…

Yazar: henry james
Henry James, ayrı sosyal katmanlara ait iki insan arasındaki ürkek, temkinli ilişkinin görünmez, ama sert duvarlara çarpmasını, alt sınıfı hor gören Amerikan aristokrasisinin eleştirisine dönüştürüyor. Sessiz bir eleştiri bu; tıpkı İsviçrenin sakin gölleri gibi durgun; gürültüsüz bir dünyada ritüellere bağlanmış insan ilişkileri gibi. Bu ortamdan kaçan Daisy Miller Romada, Collosiumun sivrisinekl…

Yazar: henry james
Amerikalı bir edebiyat tarihçisi, yıllar önce ölen, devrinin en ünlü şairlerinden Jeffrey Aspernin bazı mektuplarının, Venedikte yaşayan yaşlı bir kadında olabileceğini öğrenir ve mektupların peşine düşer. Bedeli ne olursa olsun onları ele geçirmeye kararlıdır; ancak yaşlı kadının aksiliğini ve yıllardır onunla birlikte yaşayan, dışarıya hiç çıkmayan yeğenini hesaba katmamıştır. Aspernin Mektupla…

Yazar: henry james
Sinemanın son zamanlarda iyice belirginleşen öykü sıkıntısının belki en hayırlı sonucu, (yeniden) edebiyat klasiklerine ve hatta edebiyatçıların yaşamlarına yönelinmesi. Emile Zolanın Germinali, Cyrano de Bergerac ve Bloomsbury grubundan Lytton Strachey ile Dora Carringtonın ilişkilerinin ele alındığı Carrington, akla gelen ilk örnekler. Son ve önemli bir örnek de Pianonun Avustralyalı yönetmeni…

Yazar: henry james
Henry James (1843 - 1916): 19. yüzyılın son çeyreğinde yerleştiği İngilterede, ölümüne dek, gerek romanlarında gerekse uzunlu - kısalı öykülerinde, doğup yetiştiği Amerika kıtası ile Avrupanın birbirinden farklı insanlarını sarsıcı bir gözlem gücü ve derinlikle işlemiş bir yazı ustasıdır. Nitekim, yazarın orta döneminin en önemli yapıtlarından olan Yürek Burgusunun (1898) ürperticiliği de, bir ya…

Yazar: michel butor
Saat sabahın ikisi ya da üçüymüş (rüyamda), sokaklarda tek başıma yürüyormuşum. Castillele karşılaşıyorum, sanırım birkaç yere uğrayacakmış, ben de ona eşlik edeceğimi, hazır araba da varken özel bir iş için bir yere uğrayacağımı söylüyorum. Bir arabaya biniyoruz, yeni çıkmış bir kitabımı büyük bir randevuevinin sahibesine armağan etmeyi görev sayıyormuşum. Kitabı elimde tutup bakarken anlıyorum,…

