
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: halil cibran
Cibran dinsel hakikatin, deneye değil, içgörü dediğimiz vicdan ve sezgiye dayanması gerektiğini; dinin, kurallar getirici ve toplumu düzenleyici bir kurum olarak değil, kişiyi özgürleştirici bir ruhi yükseliş sistemi olarak algılanması gerektiğini savunuyor. Cibrana göre genç insanın kendini bulması, kendi dünya görüşünü oluşturabilmesi için bütün eğitim dayatmalarından ve kalıplaşmış geleneklerd…

Yazar: halil cibran
Cibran dinsel hakikatin, deneye değil, içgörü dediğimiz vicdan ve sezgiye dayanması gerektiğini; dinin, kurallar getirici ve toplumu düzenleyici bir kurum olarak değil, kişiyi özgürleştirici bir ruhi yükseliş sistemi olarak algılanması gerektiğini savunuyor. Cibrana göre genç insanın kendini bulması, kendi dünya görüşünü oluşturabilmesi için bütün eğitim dayatmalarından ve kalıplaşmış geleneklerd…

Yazar: halil cibran
Cibran, Yakın, Orta ve Uzakdoğu'nun geleneksel öğretileriyle Batı düşüncesini karşılaştırmış, bireysel ve toplumsal olgulara çeşitli sentezler getirmiştir. Yapıtlarında şiirsel bir anlatım kullanmış, Doğu düşüncesini Batı diliyle yazmıştır. Bu nedenle Cibran'ın eserlerini okuyanlar, bir bakıma Peygamberlerin kitaplarını okuyormuş izlenimine kapılırlar. Tıpkı kutsal kitaplardaki gibi yaz…

Yazar: halil cibran
Cibran dinsel hakikatin, deneye değil, içgörü dediğimiz vicdan ve sezgiye dayanması gerektiğini; dinin, kurallar getirici ve toplumu düzenleyici bir kurum olarak değil, kişiyi özgürleştirici bir ruhi yükseliş sistemi olarak algılanması gerektiğini savunuyor. Cibrana göre genç insanın kendini bulması, kendi dünya görüşünü oluşturabilmesi için bütün eğitim dayatmalarından ve kalıplaşmış geleneklerd…

Yazar: ahmet hamdi tanpınar
Huzur ve Sahnenin Dışındakiler'de önemli bir motif olan Mahur Beste bu romanın adı olmuştur. Mahur Beste romanına acı bir aşk hikâyesinin klâsik musıkî kalıplarıyla soyutlanması vücut vermiştir. Tanpınar'a göre klâsik Türk musıkîsi medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak tecelli etmiştir.

Yazar: ahmet hamdi tanpınar
Huzur ve Sahnenin Dışındakiler'de önemli bir motif olan Mahur Beste bu romanın adı olmuştur. Mahur Beste romanına acı bir aşk hikâyesinin klâsik musıkî kalıplarıyla soyutlanması vücut vermiştir. Tanpınar'a göre klâsik Türk musıkîsi medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak tecelli etmiştir.

Yazar: ahmet hamdi tanpınar
Huzur ve Sahnenin Dışındakiler'de önemli bir motif olan Mahur Beste bu romanın adı olmuştur. Mahur Beste romanına acı bir aşk hikâyesinin klâsik musıkî kalıplarıyla soyutlanması vücut vermiştir. Tanpınar'a göre klâsik Türk musıkîsi medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak tecelli etmiştir.

Yazar: jerome david salinger
Glasslar; öncesi, savaş ve sonrası ile 2. Dünya Savaşının yaralanmış kuşağının yedi tuhaf kardeşli tipik bir ailesi... Ölümler, intiharlar, güvence aranan mistik savruluşlar ve aşklar arasında, hayatla yaşanan yüksek voltajlı ve suskun uyumsuzluklar, sessiz çıldırma eşikleri... Biz dördümüz, birbirimize yakın kan bağıyla bağlıyız ve bir tür deruni aile diliyle, iki nokta arasındaki en kısa mesafe…

Yazar: jane austen
Aşk ve Gurur, taşralı bir beyefendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama ilk izlenimi tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan gurur ile Elizabethin ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği önyargı, Darcyy…

Yazar: sait faik abasıyanık
...Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.diyen büyük yazarın; ilk kez 1936 yılında yayımlanan hikâye kitabı Semaver yeniden gözden geçirilerek hazırlandı. TADIMLIKSemaver-- Sabah ezanı okundu. Kalk yavrum, işe geç kalacaksın.Ali nihayet iş…

Yazar: george orwell
Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell, 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırdı. “Hayvan Çiftliği” ve “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”. 1945 yılında yayınlanan “Hayvan Çiftliği”nde, bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum kurmasının öyküsü anlatılıyordu. Ama zamanla hayvanların zeki ve iktidar düşkünü önderleri olan domuzlar,…

Yazar: george orwell
Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell, 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırdı. “Hayvan Çiftliği” ve “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”. 1945 yılında yayınlanan “Hayvan Çiftliği”nde, bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum kurmasının öyküsü anlatılıyordu. Ama zamanla hayvanların zeki ve iktidar düşkünü önderleri olan domuzlar,…

Yazar: george orwell
Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell, 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırdı. “Hayvan Çiftliği” ve “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”. 1945 yılında yayınlanan “Hayvan Çiftliği”nde, bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum kurmasının öyküsü anlatılıyordu. Ama zamanla hayvanların zeki ve iktidar düşkünü önderleri olan domuzlar,…

Yazar: sâdık hidâyet, sadık hidayet
Modern İran edebiyatının kurucularından Sadık Hidayet'in 1936'da Bombay'da yayımladığı başyapıtı, kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partisyon gibi düzenlenmiş" Kör Baykuş (Buf-i Kur) , öteki yapıtları gibi, pek çok dile çevrildi, sadece Fransa'da (Andre Rousseaux: "Bu roman bence ülkemizin edebiyat t…

Yazar: ıan mcewan
Ağır bir yaz mevsiminde, ıssız bir bölgede, beklenmedik şekilde öksüz kalan dört çocuk, kendilerini savunmak için tuhaf ve tedirgin edici yollar bulurlar... Beton Bahçe, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Ian McEwanın en etkileyici romanı.

Yazar: sâdık hidâyet, sadık hidayet
Modern İran edebiyatının kurucularından Sadık Hidayet'in 1936'da Bombay'da yayımladığı başyapıtı, kendi deyişiyle "özenle hesaplanmış, net, bilinçli etkilerle dolu" ve "her sayfası bir partisyon gibi düzenlenmiş" Kör Baykuş (Buf-i Kur) , öteki yapıtları gibi, pek çok dile çevrildi, sadece Fransa'da (Andre Rousseaux: "Bu roman bence ülkemizin edebiyat t…

Yazar: franz kafka
1883-1924 Çek asıllı Avusturyalı öykü ve roman yazarı. İnsanın korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını ve çevresiyle iletişimsizliğini dile getirmiştir. Çok farklı açılardan yorumlanan yapıtlarını, konu ve biçim açısından edebiyat tarihinin belirli bir akımı içerisine yerleştirmek zordur. Kafka’nın yaşamı ve kişiliği ile ilgili önemli ipuçları mektupları ve günlüklerinde yer alı…

Yazar: franz kafka
1883-1924 Çek asıllı Avusturyalı öykü ve roman yazarı. İnsanın korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını ve çevresiyle iletişimsizliğini dile getirmiştir. Çok farklı açılardan yorumlanan yapıtlarını, konu ve biçim açısından edebiyat tarihinin belirli bir akımı içerisine yerleştirmek zordur. Kafka’nın yaşamı ve kişiliği ile ilgili önemli ipuçları mektupları ve günlüklerinde yer alı…

Yazar: tim o'brien
"Savaşta olumlu hiçbir şey yoktu, ne düş, ne görkem, ne onur; onursuzluğun yüz kızarıklığı olmasın yeter ki. Utançtan ölmemek için ölürlerdi. Sürünerek tünellere girerler, ateş altında ilerlemeye devam ederlerdi. Her sabah, bütün belirsizliğe rağmen, bacaklarını harekete zorlarlardı. Dayanırlardı. Sırtlamayı sürdürürlerdi. O kadar kolaydı, gerçekten. Kendini yere bırak, kaslarının gevşemesin…
7/10
Yazar: tim o'brien
"Savaşta olumlu hiçbir şey yoktu, ne düş, ne görkem, ne onur; onursuzluğun yüz kızarıklığı olmasın yeter ki. Utançtan ölmemek için ölürlerdi. Sürünerek tünellere girerler, ateş altında ilerlemeye devam ederlerdi. Her sabah, bütün belirsizliğe rağmen, bacaklarını harekete zorlarlardı. Dayanırlardı. Sırtlamayı sürdürürlerdi. O kadar kolaydı, gerçekten. Kendini yere bırak, kaslarının gevşemesin…

Yazar: tim o'brien
"Savaşta olumlu hiçbir şey yoktu, ne düş, ne görkem, ne onur; onursuzluğun yüz kızarıklığı olmasın yeter ki. Utançtan ölmemek için ölürlerdi. Sürünerek tünellere girerler, ateş altında ilerlemeye devam ederlerdi. Her sabah, bütün belirsizliğe rağmen, bacaklarını harekete zorlarlardı. Dayanırlardı. Sırtlamayı sürdürürlerdi. O kadar kolaydı, gerçekten. Kendini yere bırak, kaslarının gevşemesin…
