
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Tante Rosa
çok basit gibi gözüken hikayeler arasına çok ince ve detaylı tespitler serpiştirilmiş, uçlarıyla ve kendince sınırsızlığıyla, kaybettiklerinin -aslında kaybetmeyi seçtiklerinin- yanında hayallerini kazanan şahane bir kadın portresi çizmiş bir kitap. acı tarafı şu ki, 1968’de yayımlandığı dönemden bugüne kadın ve kadının toplumsal algılanışı adına değişen pek bir şeyin olmadığını - ön sözünde de bahsedilen- yazıldığı dönemdeki tepkilerden anlayabiliyoruz.
Baskı: İki Şehrin Hikayesi
bir yandan bitmesini istemezken bir yandan büyük bir heyecanla okunan kitaplardan, hatta öyle ki bu tezat iki duyguyu son sayfasından kopamayacak güçte veriyor kitap.
Baskı: Fahrenheit 451
kurgu ilgi çekici ve etkileyici olsa da anlatım çok yüzeysel kalmış. kitabı bitirdikten sonra akılda kalan ve etkileyen neredeyse tek şey özet geçilmiş gibi duran hikayesi oluyor.
Baskı: Tehlikeli Oyunlar
okuması sabır ve umut gerektiren romanlardan. bu ikisiyle kitaba sarılınca, bir yerden sonra anlamadan hepimizin içinde bulunduğu tehlike oyunun ortasına bırakıveriyor okuyanı.
Baskı: Zaman Makinesi
insanların ve tüm canlıların hatta yarattıkları her şeyin bir toz bulutu gibi başlangıcıyla aynı şekilde yok olacağını -bir nevi ''sen de kimsin insan?'' diyerek- 802,701 yılından sistem ve kapitalizm eleştirisi üzerinden oldukça basit bir dille sunmuş yazar. yazıldığı dönemde görelilik teorisinin henüz doğmadığı düşünülürse yazara olan saygı daha da artabilir. tek kötü yanı kitabın kısalığı ve hikayenin kısmen yüzeysel kalmış olması.
Baskı: Göçmüş Kediler Bahçesi
öğle vakti 12'sinden sonraki her saate bir öykü sığdırmış yazar bir de her öyküden sonra kısa kısa bölümler halinde sunulan 'Göçmüş Kediler Bahçesi' öyküsü. son öyküde anlatılana göre öykülerin umut ve umutsuzluk nitelikleri günün saatlerine göre ilerlemiş akşama doğru azalıp sabaha yaklaşınca artması gibi. -benim için öyle olmasa da- genel olarak varoluş, yalnızlık ve toplumsallaşma sorunlarına ve temellerine hayvan ve bitkileri de işin içine katarak değinmiş. tabi bunu yaparken okuyucunun kendi emeğini katıp yorumlamasını da beklemiş. tarzı ve üslubu ilk başlarda anlaşılmaz ve karmaşık gelse de çok uzatmadan kendini alıştırıyor. 'yağmurlu kentin güneşçisi', 'dehlizde giden adam', ve 'geceden geceye arabayı kaçıran adam' öyküleri, bana kitabı fazladan sevdiren öyküler oldu.
Baskı: Drina Köprüsü (Boşnakça Üçlemesi #1)
güçlü anlatımı sayesinde bir tarih belgeseli niteliği kazamış, tarihe ilgisi olmayanlar için okumanın zor olduğu, drina köprüsü'nün yapımıyla başlayarak yıllar boyunca köprü etrafındaki insan ilişkilerinden tarihsel ve sosyolojik kesitler sunan bir kitap.
Baskı: Bazı Kadınlar
neredeyse tüm hikayelerin kadın erkek ilişkisine, bu ilişkilerin yarattığı yıkımlara dayandırılmamasını tercih ederdim. sakin ama çekici hikaye üslubu olsa da, okumadan önce böyle bir beklentiye girince sonlara doğru aynı tarzda hikayeler sıkıcı olmaya başlıyor.
Baskı: Vejetaryen
canlılık bütünselliğini, canlılık formları arası geçiş düşüncesini psikolojik tramvalarla ele alan bir hikaye. tek özelliği sıradanlığı olan, çocukluğundan beri ilgi ve sevgi görmemiş, fark edilememiş bir kadının rüyalarıyla başlayan kendisinin ve çevresinin değişiminin hikayesi. üç bölümden oluşan kitapta üç karakterin ağzından kendi pencerelerinden olaylara tanık oluyoruz. olay anlatıcılarının da kolay olmayan varoluş ve yaşam kaygıları var. hikaye bana göre oldukça ilginç ve sürükleyici ama üslup hikaye kadar doyurucu değil malesef. belki çeviri kaynaklıdır belki orijinal dilde de kullanılıyordur bilemiyorum ama "kayınpeder, bacanak, baldız" gibi kelimelerin böyle bir hikayede var olması kültürel zenginlikten ziyade eğreti durmuş bana kalırsa.
Baskı: Şer Saati
karakteri fazla, olay örgüsü sade olmayan kasvetli bir kitap. diğer Marquez kitaplara göre büyüsel anlatım ağır basmıyor hikayede. hikayenin hava durumu olan sürekli yağmur ve boğucu sıcak okurken okunulan zamana da yansıyor. kasvet arttıkça merak ve sürükleyicilik eşlik ediyor bu duruma. Bu da zaten Marquez tadı sanırım.