ARKHE
@ARKHE

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Pür (Pure, #1)
8/1028.03.2016

Baskı: Pür (Pure, #1)

İlk 15-20 sayfada güzel bir anlatım kitabın zevkle okunacağının garantisi gibiydi. Sonrasında hikaye gittikçe durgunlaştı. Bir ara yazar " aslında hikayeyi tek kitap olarak kurgulamış sonrasında seri yapmaya karar vermiş de bu kadar uzatmış " diye düşünmedim değil. İlk 200 sayfa bu duygular içinde okundu. Elimde serinin ikinci kitabı da vardı. Hayıflanmadım değil keşke almasaydım diye. Kurgunun benzerlerinden farklı oluşu, zaman zaman sıkıcılığa yakalansa da anlatım ve çevirinin kalitesi ve hikayenin ağır aksak dahi ilerlemesi kitabı iyi kitaplar arasına sokuyor. Betimlemeler ve tasvirler kötü değildi. Kitabın sonlarına yaklaşıldığında aslında vasatın üstünde bir seriyle tanıştığımı düşündüm. Yorumlamak içinde ikinci kitabın sonunu bekledim ki emin olayım. Evet iyi bir seri. Elimde olmayan serinin üçüncü kitabı için sipariş verdim. Her fantastik ve bilimkurgu okurunun seveceği bir seri olmasa da beğenen çok fazla olacaktır. En azından serinin ilk kitabı " Pür " alınıp başlangıç yapılmalı diye düşünüyorum.

Baskı: Örümcek Ağındaki Kız (Millennium, #4)

Lisbeth Salander ile tekrar buluşmak keyifliydi. Serinin diğer kitaplarından ayrı düştüğünü düşünmüyorum. Yazar farklı olsa da aynı keyfi aldım. Çok fazla söze gerek yok güzel kitap.

Baskı: Harry August’in İlk On Beş Hayatı

Yine Koridor'un yayınladığı Ken Grimwood'un " Replay " Türkçeye çevrilmiş ismiyle " Sil Baştan " kitabıyla örtüşen bir öyküye sahip. O kitabı çok beğenmiştim. Kimi yorumlarda hikayenin biraz sığ kaldığı düşünülse de aynı fikirde değilim. İleride tekrar okumak isteyeceğim, hikayesiyle ilgili kendime dünya yarattığım bir eserdir. Harry August’un İlk On Beş Hayatı ise sayfa sayısı olarak daha fazla. Dolayısıyla yaşanılan hayatlarla ilgili biraz daha bilgi bulmak mümkün. Yaşadığı hayatları karışık bir şekilde anlatmış yazar. Başlarda bu durum kafa karıştırsa, ayrıca biraz da sıkıcı ilerlese de sonrasında hikaye rayına oturuyor. Sayfalar ilerledikçe artan bir merak, dönem dönem ritmin yükselişi ama en çok sonunu merak etme durumu kitabı sevmeme sebep. Sevemediğim bir durum var ki; çok fazla ve hatta ciddi yazım yanlışlarının olması. Tüm yayın evleri için aynı temennide bulunuyorum. Lütfen biraz daha özen ve okuyucuya saygı. Her okuyucuya değil ama kitap kurtlarına özellikle hikayesinden dolayı tavsiye edebileceğim bir eser. Sevdim. Yine de Ken Grimwood'un " Replay " kitabı bu konuda favori kitabımdır.

Kafes
10/1016.02.2016

Baskı: Kafes

Evet aldığı ödüllerin de, yapılan onca güzel yorumların da hakkını veren bir kitap. Cormac Mc Carthy'nin pulitzer ödüllü " Yol ", her ne kadar tarzı distopya olsa da Justin Cronin'in " Hiçlikten Gelen Kız " üçlemesi ile beraber felaket sonrası dünyayı ve yaşamı anlatan iyi bir öykü. Konu bir çok fantastik kitapta değişik şekillerde işlenmiş olsa da akıcılığı, öykü içindeki zaman atlamaları, Türkçe çevirinin ve basımının kaliteli oluşu, klasik bir sonla bitmemesi, her bir sayfasında gerilim, merak ve tempoyu eksik etmemesi okuduklarım içinde akılda kalıcı kitaplar arasında yer almasına sebep. Kimi beklenti ve yorumların aksine bir serinin ilk kitabı değil. Okurlar hikayenin bitişinden öyle bir beklentiye düşmüş olsa bile bence yerinde ve doğru bir son vardı. Elbette benimde beklentim yazarın yeni kitaplarını beklemek olacak. Ama farklı hikayelerde. Çok beğendim.

Bülbülü Öldürmek
8/1005.02.2016

Baskı: Bülbülü Ödürmek

Yazıldığı dönem olan 1960'lar için önemli bir kitap. 1930 Amerika'sının o dönem ki değer yargılarına küçük bir kızın gözünden bakıyoruz. Zamanının değerli hikayelerinden olsa da günümüze kadar güncelliğini korumasında yazarın sonrasında başka kitap yazmaması da etkili olmuş bence. Kötü müydü? Elbette değil. Hikaye iyiydi. Günümüzde yazılsaydı pulitzer ödülü alabileceğini düşünmüyorum sadece.

Sınıraşımı
8/1005.02.2016

Baskı: Sınıraşımı

Bir kere kitap kapağı çok güzel. Okurken bir çok kez çevirip kapağı izlemişimdir. Yeşili ve doğayı seyretmeyi seviyorum. Ayrıca sırtı dönük bayanı da merak ettim. Stephen King'in bir romanı vardı " Çılgınlığın Ötesi " diye. O hikayede tablodaki sırtı dönük bir kadının da tasvirleri çok güzeldi. Resmi görmesem bile gözümde tüm detaylarını canlandırmış ve gerçekten öyle bir resmi ve o kadını merak etmiştim. Kitap içinde yeterince doğa tasviri bulunmakla beraber belgesel bir anlatım yok. Aslında bu kitap ülkemizde neden tutulmamış merak ediyorum. İçindeki hikaye hem alışılagelmişin dışında bir anlatıma hem de ilgi çekici ve doyurucu içeriğe sahip. Yumuşak ve rahatlatıcı tarzı var. Çoğu kitabı çeşitli ödüller almış bir yazar. Psikolojik gerilim sevenler merakla okuyacaklardır. Beğendim.

Devlet Kuşu
8/1005.02.2016

Baskı: Devlet Kuşu

Sanırım ilk cümle " Bir Orhan Kemal klasiği " olmalı. Yazarın daha önce kitaplarından okuduysanız ve beğendiyseniz yine aynı keyfi alacağınızı söyleyebilirim. Dönemin olaylarını ince bir mizahla harmanlayıp sunmuş bize. Bir solukta okundu.

Yaşayanı Onarmak
10/1005.02.2016

Baskı: Yaşayanı Onarmak

Fena... Çok fena... Sanırım bazı duygular ancak bu kadar iyi ve yoğun anlatılabilir. O kısacık hikayede yaşanılan ve kelimelere ve cümlelere dökülenleri ucundan kıyısından illaki yaşadık, yaşıyoruz ya da yaşayacağız. Genç bir delikanlının yaşarken ki coşkusu, bir annenin evladıyla ilgili kötü bir haber alma endişesi, acı haberle yüzleşmesi, yaşadıkları, hissettikleri ve hatta hissizliği öyle yoğun aktarılmış ki; tarifi kısa cümlelerle anlatmanın imkanı yok. Çok etkilendim. Kimi kitaplar vardır, ileride bir kez daha okumak isteyeceğiniz. Aynı lezzeti bir kez daha tatmaktan keyif alacağınız. O lezzette bir kitap lakin yaşanılanlar o kadar yoğun ve acı aktarılmış ki; o hüznü, o kalp burukluğunu bir kez daha okurken yaşamak pek tercih edilesi değil. Okumadıysanız okuyun. Öyle olmasa dahi yaşam öyle bir süreç ki; o tarifi pek az mümkün olan acılarla yüzleşiyoruz zaten.

Trendeki Kız
8/1009.01.2016

Baskı: Trendeki Kız

Yazarın ilk kitap çalışması olarak iyi iş çıkarmış diyebilirim. Hikaye üç kadının ağzından yazılmış. Ağırlıklı olarak Rachel olayları anlatmış. Kitap boyunca sıkıldığım bir bölüm olmadı. Gerilim veya heyecan kitabın başı, ortası, sonu dahil zirve yapmasa da sıkıcılığa da düşmedi. Akıcıydı. Gizem, polisiye tarzı hikayeler yazan çoğu yazar gibi bir hikaye oluş ve ilerleyiş şablonu vardı. Zaman zaman bu şablonun dışına da çıkabilmiş yazar. Formattan ziyade, hikayenin başlangıç konusu biraz da benim gibi uzun yolculuk yapanların içini titretecektir. Kimi vakit geçip gittiğimiz evlerdeki hayatları merak ederiz. Neler yaşarlar? Şu anda ne yapıyorlar gibi. Bazen o evlerde, odalarda olmak isteriz. Hissetmek isteriz. O sofrada bulunmak, pişen yemeğin kokusunu içimize çekmek, sıcaklığını, rahatını ve kimi zaman güvenliğini ve huzurunu. Ya da öyle olduğunu hayal ederiz. Tam da buradan başlamış yazar hikayeye ve son derece etkili bir konu başlangıcı olmuş. Sonrası bir şekilde sürüklenip aktı. Beğendim. Kapak tasarımı etkileyici. Albenisi var. Zaman zaman yazım hatalarına rağmen çeviri de iyiydi. İthakiyi tebrik etmek gerek.

Baskı: Yaratık Avcısı (Yaratık Avcısı, #1)

En baştan belirteyim hikayeyi çok beğendim. Gotik bir macera. İçinde korku, kan, yaratıklar, sorgulamalar, mizah ve heyecan bolca mevcut. Olduğu yerde saymayan, hızlı akan bir nehir gibi. Aslında üç ciltlik serinin ilk kitabı. 2010 yılında basılmış. Yazar seriyi tamamlamış fakat güzel ülkemde serinin devamını çevirip basacak yayınevi çıkmamış. Kınıyorum. Devamını getirmeyecekseniz hiç başlamayın. Hem bu kitap özelinde hem de genel olarak hazır yeri gelmişken bir kaç eleştiri de eklemek istiyorum. Yaratık Avcısında çeviri güzeldi. Sıkça geçen gözü tırmalayacak " tiksinç " sıfatı haricinde. Tiksindirici, iğrenç anlamında kullanılmış. Yerine " iğrenç " olarak çevrilse daha mı iyi olurdu? Pek günlük hayatta kullandığımız bir kelime değil tiksinç. Ayrıca bolca yazım yanlışı da mevcuttu. Okumaktan soğutacak kadar. " Sen mi geldim " gibi. Harfler çok yerde yanlış yazılmış. Bir editör de çıkıp basımdan önce çeviriyi okuyup bu tür hataları düzeltmez mi? İnternet sitesinden aldığım 2010 yılında basılmış bu kitabın arka kapağındaki fiyatı 20tl idi. Yaklaşık 6 yıl önceki fiyat gerçekten uçuk. Kaz mıyız biz? Her ne kadar o fiyattan elime ulaşmasa da bana gelen kitabın ön kapağına da 5tl'lik etiket yapıştırılmıştı. Kitap kelepire düşmüş bir anlamda. Madem 5 liraya dahi bitsin diye satılıyor bunu zamanında uygun fiyatlı yapın ki insanlar hem kitap almaktan imtina etmesin hem de korsan yayınlara yönelmesin. Yok mudur bunun ortası? Günümüz kitaplarının çıkış fiyatları da dudak uçuklatacak cinsten. 40-45 liralık etiket koyuyorlar. %25-30 indirimi görünce de aman kaçırmayalım alalım moduna giriyoruz. İndirimli hali bile otuz lira olur mu bir kitabın? Ayda bir kitap tüketen veya bir kitabı uzun soluklu okuyan okurlar için bahsettiğim fiyatlar el yakmayabilir. Boş vakitlerinde değil de okumak için vakit yaratanlar açısındansa durum iç açıcı olmuyor maalesef. O vakit de seçici davranmak, bandrolsüz yayınlara ulaşmak, farklı kitap formatlarını edinmek mecburi yön oluyor. Sonrası malum. Yeteri kadar satış olmayınca devam kitapları çevrilmiyor. Kısır bir döngü bu.

Cinayet Çiftliği
9/1031.12.2015

Baskı: Cinayet Çiftliği

Sayfa sayısından beklenmeyecek bir doyuruculuk sundu bana. Zira kitap sadece 180 sayfa ve çoğu sayfası ( yaşayanların ağzından anlatılanlar ) iri puntolarla yazılmış. Bir günde bitecek bir kitap. Öyle de oldu. Evet farklı bir anlatım tarzı ve kurgusu var. Hikaye ikinci dünya savaşı sonrası bir Alman köyünde geçiyor. Olay sonrasında köyde ve çiftliklerde yaşayanların ağzından anlatılanlar oluşturmakta hikayeyi ve sondan başlangıca giden kurguya sahip. Aralara da olay anından bölümler yerleştirilmiş. Ben çok beğendim. Kitabın Almanya'da 500.000'in üstünde sattığı belirtilmiş ayrıca prestijli bir kaç ödül de aldığı aktarılmış. Hans Ulrich Treichel'in " kaybolan " kitabından sonra yine bir Alman yazarın kısa hikayesini çok beğenmem Rus edebiyatının klasikleri dışında Alman edebiyatına da ilgimi fazlasıyla çekmiş bulunuyor. Ülkemizde korsan yayınların fazla olmasına rağmen bandrollü kitapların hâlâ bana göre fahiş fiyatlardan piyasaya sürülmesi, düzenli okurların aylık bütçelerine fazlasıyla yük getirmekte. Bu bağlamda " cinayet çiftliği " sayfa sayısının az olmasıyla tek rakamlı fiyatlarla edinilip kütüphaneye eklenebilir bir kitap. Sunduğu okuma keyfi sayfa ve fiyatından fazla olacaktır. Son olarak bir çok değerli çeviriye imza atan ve bu kitaptaki güzel çeviri için Dost Körpe'ye de teşekkür ediyorum.

Psiko Analist
8/1031.12.2015

Baskı: Psiko Analist

Yazarın daha önce " profesör " kitabını okumuştum. O kitabını da beğenmeme rağmen psiko analist daha keyifli bir okuma sundu. Kitap çoğu okura isminden dolayı sıkıcılık vaat etse de içeriği vasatın üstünde bir zenginlik, akıcılık ve keyif sunuyor. Hikayenin ele alınışı, betimlemeler, bölümler arasındaki bağlantılar tutarlı. Roman kahramanımız Dr. Rick ile beraber adım adım hem olayların analizini hem karakter analizlerini hem de geçmişe dair yolculuğunu beraber yapıyoruz. Sorgulamalar, cevaplar, olayların sırası ve kurgusu son derece iyi. Bir kitapta en çok sevdiğim anlatım tarzı olan birinci şahıs ağzından anlatımı da benim için heyecanın bölümler arasında bile kesilmeden sürmesini sağladı. Polisiye ve gizem sevenler için tavsiye edebileceğim kitabı Türk okurlarına iyi bir çeviriyle sundukları için çevirmen İpek İbik ve yayın evi Koridor'a da ayrıca teşekkür ediyorum.

Ölüme 5 Kala
5/1024.12.2015

Baskı: Ölüme 5 Kala

Hikaye aslında fena değildi. Okurken kurgudan sıkıldığımı söyleyemem fakat sıkıldığım kısımları da yazayım. Bir çok kitapta olduğu gibi yazım yanlışları ve imla hataları vardı. Hepsini gölgede bırakacak olan kısım ise çevirinin berbat oluşu. Çok az kitapta bu kadar kötü çeviriye rastladım. Çevirmen aslında zaman zaman dipnotlar da vererek özenli çevirmeyi istemişse de olmamış. Google çevirisinden hallice olmuş sadece. Kısa cümleler ve diyaloglarda sorun yok ama paragraflarda ne anlatıldığını kavrayabilmek için bir çok kez iki ve üçüncü kez okumak zorunda kaldım. Belli süreden sonra da bitse de kurtulsam kitaptan diye düşündüm. Yazar İngilizlerin vasat polisiye yazarlarından biri gibi görünüyor. Aynı roman kahramanının olduğu başka hikayeleri de varmış. Kitap içinde de roman kahramanımızın sık sık önceki hikayesine atıflar var. Orjinal dilinin Türkçe çevirisi kadar berbat olmayacağını sanıyorum. Ama kitap önünde ve arkasında yazan övgü cümleleri de epeyce abartılı olmuş. Elinize geçerse şöyle bir göz atın. Mevcut yayınevinin bu çevirisiyle para ve zaman harcamak bonkörlük olur.

Baskı: Diriliş (Rizzoli & Isles, #11)

Çoğu kitabında olduğu gibi klasik Tess Gerritsen keyfi. Macera, polisiye ve gerilim son hız kitap sonuna kadar devam ediyor. Kitapta aslında iki öykü anlatılıyor. Finale yakın bu iki olay birleşiyor. Ben özellikle anlatıcının kendi ağzından anlattığı Afrika hikayesini soluksuz okudum. Zaman zaman Rizzoli - İsles bölümlerini sonraya bırakıp Afrika bölümlerini bir çırpıda bitirmemek için kendimle savaştım. Hikaye içinde bir çok ipucu verdiği için katili bulmakta zorlanmadım. Neredeyse öykünün başında tahmin ettim. Final kısmına kadar da fikrim değişmedi. Son düzlükte yazar acaba ters köşeye yatırmaya çalışıp saçmalar mı diye de endişe etmedim değil. Neyse ki öyle bir ucuzluğa kaçmamış. Kimi hikayelerin sonunda gerçekleşen her şeyin bir anda sonuca ermesi birazcık burda da var ama tatmin duygusunu yok edecek kadar değil. Çevirmene ve kitap evine teşekkür ediyorum. Daha önce bir Tess Gerritsen okuduysanız bu hikayesini de keyifle okursunuz. Yazarla okur olarak tanışmamışlar içinde iyi bir tanışma kitabı olur görüşündeyim.

Sıradaki
8/1023.11.2015

Baskı: Sıradaki

İçeriğindeki doyurucu bilgi, fen bilimlerine uzak olsanız bile anlaşılır anlatım, akıcı bir kurgu, neredeyse her bölümde farklı bir ortam-olay-karakter anlatımının mükemmel oluşu ( aslında çok bölümden ilerleyen hikayeleri pek sevmem ), her bölümde akıcılığı hiç kaybetmeden gerilimin var oluşu kitapta akılda ilk kalanlar. Gençlğimde Jurassic Park'ı kitapsızlıktan üç kez okumuş bir okur olarak yazardan beklentilerim yüksekti. Umduğum keyfi aldım. Çeviri güzeldi. Anlatım son derece güzeldi. Çok fazla yazar ve çok fazla hikaye okurken araya böylesine kaliteli anlatımın eklenmesi taze hava etkisi yaratıyor. Kitap içinde az da sayılmayacak yazım yanlışları mevcuttu. Haricinde keyfini sürdüğüm vakitler geçirdim.

Baskı: Endgame: Gök Anahtarı

Bir senelik aradan sonra serinin ikinci kitabını sıcağı sıcağına bitirdim. Başta uzun aranın etkisiyle hikayenin içine girmekte zorlansam da ilk elli sayfanın bitiminde kitapla özdeşleştim. Endgame devam ediyor. Oyuncular dünya anahtarının bulunmasından sonra ikinci anahtar olan gök anahtarı için mücadele ediyorlar. İlk kitaptan daha tempolu ve heyecanlı bir kitap olmuş. İlk kitabı da sevmiş olarak buna bayıldım. 550 sayfa da bunu da abartmış, bu kısım gereksiz uzatılmış dediğim bir bölüm olmadı. Akıcı, sürükleyici, yer yer heyecanın tavan yaptığı bir devam kitabı. Oyunun bitimine az zaman kala oyuncularda da azalma oluyor. Mevcut oyuncular içinde tuttuğum, kendime yakın bulduğum ya da buna bir şey olmasın aman dediğim tek oyuncu Hindistanlı kız Shari oldu sanırım. Karakter analizleri bu kitapta da tadında yapılmaya devam edilmiş. Bir kahraman seçmekte zorlanırken aynı zamanda nefret edilecek bir karakter de bulamadım. Hikayenin içine saldım kendimi. Keyifliydi. Serinin son kitabı için 20 ekim 2016'yı beklemek gerekiyor. Diğer kitaplarda olduğu gibi yayınlandığı tüm ülkelerle aynı anda ülkemizde de satışta olacaktır. Kitabın bir de para ödüllü bulmacası var hikayenin içinde. Ben pek takılmadım bu duruma. Yüzlerce belki de binlerce girdi var şifre için. Hikayesi benim için yeterliydi. Aksiyon, gerilim, fantastik kurgu severler zevkle okurlar.

Kaybolan
10/1029.10.2015

Baskı: Kaybolan

Ayrıntı yayınlarından çıkan çevirisini okudum. Bir kase sütlaç tadındaydı öykü. Frank McCourt'un Angela'nın Külleri'nde aldığım keyfi aldım nerdeyse. Aynı melodram, mizah, dram kısacası bir öyküde olabilecek çoğu unsur bir aradaydı. Çok beğendim. İlk sayfaları geçtikten hemen sonra kitaplığıma baktım yazarın başka kitabı var mı bende diye ama ne kitaplığımda ne Ülkemde okunabilecek başka kitabını bulamadım. 12-13 yıl önce iletişim bir öyküsünü daha basmış ama satışı yok şu anda. Yazar genelde şiir ve opera metinleri yazmış çoğunlukla. Kaybolan adlı öyküsüyle de dünya çapında ün yapmış. 3-4 öyküsü daha var basılmış fakat biz onları okuma şansına erişir miyiz bilemiyorum. Son olarak çeviri de güzel ve akıcıydı. Tavsiye edebileceğim bir kitap.

Beyaz (Çember, #3)
8/1027.10.2015

Baskı: Beyaz (Çember, #3)

Serüven bitti. İkinci kitabın yorumunda da belirttiğim gibi yeşil aslında serinin son kitabı olmalı. Siyahla başlayıp yeşille bitirmeli. Beyaza gelecek olursak Thomas'ın iki dünya arasındaki geçişleri ve maceraları heyecan içinde devam ediyor. Çember serisi hakkında genel bir değerlendirme yaparsak özellikle fantazya severlerin beğenerek okuyacağı bir seri olmuş. Gerilim, serüven, macera ve tempo kitapların tamamında doludizgin sürüyor. Burada çevirmenimize de teşekkürlerimle beraber seride karşılaştığım bir kaç ilginçliği aktarmak isterim. Örneğin; " bereket versin " deyimi sıkça kullanılmış. Orjinalinde yazarın böyle bir deyim kullandığını sanmıyorum. Yine bir kaç yerde " inşallah " kelimesi var. Bu kelimenin de hem öyküde ki din inancının farklı olması hem de yazarın din inancının farklı olması sebebiyle orjinal metinde geçtiğini sanmıyorum. Mihriban Doğan hanım çevirirken biz okurlara hoşluk yapmış diyelim. Keza çeviride " abes " kelimesi de sıkça kullanılmış. Yerine " gereksiz, yersiz " tercih edilebilirdi. Yer yer basite kaçan anlatımlar olsa da seriyi okuduğum için mutluyum. Kim bilir ileride tekrar okuma fırsatım ve zamanım olur.

Baskı: Kırmızı (Çember, #2)

Kanaatimce serinin en iyi kitabıydı. Henüz beyaza yeni başlamış olmama rağmen kırmızıdaki tempoya, heyecana ve sürükleyiciliğe yaklaşıp geçebileceğine emin değilim. Tam bir macera, savaş, entrika dolu bir kitaptı. Çok beğendim. Kırmızının sonlarına doğru serinin bitmesine bir kitap kaldı diye üzülürken buldum kendimi. Böylelikle yazarın daha önce okumuş olduğum ve beğenmediğim " Adaletin Gizli Mezarlığı " kitabında oluşan olumsuz düşüncelerim silinmiş oldu diyebilirim. Yok muydu bu kitapta veya seride eksiklik ve kusurlar? Elbette vardı. Bir çok Amerikalı yazar gibi dünyayı sadece Amerika'dan oluşmuş görmesi, inceden Amerika pohpohlaması yapması dikkatten kaçmıyor. Yine kitap içinde bazı bölümler var ki sanki başka yazar yazmış gibi basit ve ucuz. Özellikle bazı diyaloglarda yoğun olarak hissedebiliyorsunuz basitliği. Toparlarsam; kusurlarına rağmen okuması keyifliydi. Macera ve fantastik severler zevkle okuyacaklardır.

Siyah (Çember, #1)
8/1009.10.2015

Baskı: Siyah (Çember, #1)

Çember serisine sanki "siyah"la başlamak daha doğru olurmuş gibi. Her ne kadar yeşil başlangıç ve son olarak görünse de yeşille başladığınızda hikayenin içinde olmak için fazladan çaba göstermeniz gerek. Siyah'a gelecek olursak temposunu kaybetmeden devam etmiş yazar hikayeye. Gün itibarıyla kırmızıya başladım ve kendimi seri yakında sona erecek diye hayıflanırken buldum. Sevmişim ben bu seriyi.

Yeşil (Çember, #0)
8/1025.09.2015

Baskı: Yeşil (Çember, #0)

Uzun süre okumak istediğim bir seriydi çember serisi. Yazarın daha önce herhangi bir kitabını okumadığım için almakta sürekli tereddüt ettim. Sonra yazarın " Adaletin gizli mezarlığı " kitabını alma ve okuma fırsatı buldum. Tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Sonrasında iyi ki almamışım çember serisini diye düşündüm. Yorumlarına değer verdiğim bir okurun okuyup beğenmesi üzerine tekrar bir şans verdim bu seriye ve edindim. Yazara ön yargılı olmama rağmen serinin ilk kitabını beğendim. Hatta her ne kadar beklenti çizgimi düşük tutmuş olsam da vasatın üzerinde bir macera ortaya çıkmış. Büyük bir beklentiyle seriye devam diyorum. Diliyorum Yeşil'de yakaladığı çizgiyi serinin diğer kitaplarında korur ve hatta yükseltir.

Baskı: Örtülü Günahlar (Sean King & Michelle Maxwell, #4 )

Hikayeyi beğendim. Anlatım, kurgu ve akıcılık güzeldi. Diyaloglar basite kaçmıştı kitabın genelinde. Yazarın eksisi olarak bunu söyleyebilirim. Tabii bir de bolca Amerika başkanlığı, beyaz saray, gizli servis v.s. pohpohlaması vardı. Kolay okunan bir öykü oldu. Hikayede çok fazla tutarsızlık hissetmedim lakin yer yer anlatım bozuklukları vardı. Buna rağmen güzeldi.

Baskı: Atlara Kurşun Sıkmayın

Küçük anlatılar ve kısa hikayeler mevcut.

Bilgi Avcısı
8/1014.09.2015

Baskı: Bilgi Avcısı

Akıcı, kolay okunan ve keyifli bir hikayeydi. Beklediğimin üstünde bir performans çıkmış ortaya. Ufak tefek anlatım bozuklukları vardı, sanırım çeviriden kaynaklanan. Macera türü kitapseverlerin keyifle okuyacağı bir kitap olmuş.

ÖncekiSayfa 7 / 7Sonraki