ARKHE
@ARKHE

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Son 10 Saniye (Tina Boyd, #5)

Beğenmediğim şeylerden başlayayım; kitabın ismini beğenmedim. Öyküyle alakası yok. Acaba yayınevi mi uydurdu bu ismi diye iç kapağa baktım orjinal ismi de aynı. Arka kapaktaki açıklamayı bonkör buldum. Biraz daha bahsetselermiş kitabı basmalarına gerek kalmazmış. Normalde sevdiğim ve tanıdığım yazarların kitaplarını tercih ederken yorumlara dahi bakmam. Ne yazsa okurum havasındayımdır. Yazarla yeni tanışacaksam okuyanların yorumlarına veya ulaşabiliyorsam ön okuma sayfalarına bakarım karar vermek için. Arka kapak yazılarına kitabı bitirdikten sonra bile bakmışlığım olmaz. Fakat bu kitapta parlak başlıklarla yazınca ister istemez belli bir süre sonra dikkatimi çekti. Neymiş ki diye şöyle bakıverdim. Pekala o açıklama öyküyü kapsarmış. Kitabın başından itibaren anlatımda hep bir hamlık varmış gibiydi. Hani çayı demlersinizde biraz erken açınca oluşan o ham kokusu gibi. Acaba yazarın ilk kitaplarından mı diye baktım fakat o da değil. Aynı roman kahramanına ait 5. kitap. Anlatım kitabın ortalarından sonra biraz daha olgunlaştı. Beğendiklerim; Bol aksiyonlu polisiye. Sıkılmadan, bir sonrasını merak ettirerek ilerliyor. Çift taraftan ilerleyen hikayeleri sevmememe rağmen her bölümde paralel hikayeye dönmemesi benim için güzel tarafıydı. Olayların bir bölümü kahramanın gözünden diğer bölümü anlatıcının gözünden aktarılmış. Akıcılık ve heyecanın kitap boyunca devam etmesinden dolayı beğendiğim bir polisiye oldu. Türü sevenler sıkılmadan okur.

Baskı: Kurt Gölü (Dave Gurney, #5)

Yazarımızın ve Dave Gurney serisinin beşinci kitabı. Eğer daha önceki kitaplarını okuduysanız aynı kalitenin devam ettiğini söyleyeyim. Benim için polisiye klasikleri arasında. Yazarla hiç tanışmamış olanlar için iyi bir polisiye okuyacaklarını söyleyebilirim. Daha önceki kitaplarını okuyan okurlar için bunu da okumak keyifli olacaktır. Hayıflandığım şey yazarın yazmaya geç başlaması. Yaşı 70'i geçti. Gerçi iyi bir hızla kitapları yetiştiriyorsa da yazardan daha fazla öykü okumayı dilerdim. Okuyun.

Baskı: Gerçekle Yüzleşmeye Hazır Mısın?

Yine daha önceden okumuş olduğum bir kitabı elime almışım. Onca okunmamış kitap varken okuduğum kitapları tekrar elime almakta üstüme yok. Halbuki site sayesinde okuduğum, okumadığım kitapları belirlemiş olmama rağmen hala eksiklikler var demek ki. Kitap keyifli bir anlatıma sahip olsa da haliyle biraz elimde süründü. Hikaye vampirler üstüne kurulmuş fakat çok keyifli ilerliyor. Yazarın mizah duygusu vasatın üstünde. Geren, korkutan, merak ettiren v.b. yazımlar bolca var diğer kitaplarda. Zordur öyküyü mizahla süslemek ve hikaye boyunca devam ettirmek. Dozunda araya serpiştirilmiş esprilerle hikaye sıkıcılıktan ve bayağı vampir kitabı olmaktan olmaktan sıyrılmış. İyi. Ele geçerse okunabilir.

Siyah Dahlia
7/1025.10.2016

Baskı: Siyah Dahlia

Kitabı okuduktan hemen sonra yapacağım yorumla şimdi ki yorumum arasında sanırım biraz farklılıklar oluştu. En kolay kısımdan başlayayım. Kitabın kapak resmini beğenmedim. Çeviride sıkıntı olmamasına rağmen kapak çok sönük ve içeriğine göre arka planda kalmış. Orjinal kapak resmini belli ki çok iddialı buldukları için veya uç bir resim diye düşünüp almamışlar. İşin içinde parasal kısım da vardır belki. Yine yazı puntosunun küçüklüğü ve metinlerin sıkıştırılarak düzenlenmesi okurken yorucu oldu. ( Kitabın farklı yayınevlerinden çıkan versiyonları varmış. Bende ki insancıl sahaf ) Zaman zaman anlatımın yavanlaşması, bozuk yürüme bandındaymış gibi hikayenin akmaması ve anlatımdaki ani ve sert düşüşler yayınevine haksızlık ettiğimi düşündürttü. Bu kitaba fazladan 30-40 sayfa daha ekleyip yazı puntosunu ve metinleri sıkıştırmamanın getireceği maliyeti gereksiz bulma hususunda. Yine de daha iyi bir basımı hak ediyor :) Kitabı bütün olarak ele aldığımda anlamlandıramadığım iniş ve çıkışlar var. Öyle bölümler oldu ki; bu kitabı arkadaşlarıma da vermeliyim illa ki okusunlar derken kimi kısımlarda artık bitsin dedirtti. Yazarın bu kitabı yazarken dengeli bir ruh halinde olduğunu sanmıyorum. ( Hangi kafayla yazdığını sonradan hikaye ile ilgili araştırmam sonucunda tahmin edebiliyorum ) Kitaba 10 üzerinden 1 puan versem haksızlık etmiş olmayacağım gibi, 8-9 puan versem abartmış da olmam. Yorumlanması ve puanlanması zor kitaptı benim için. Yazarın hem dilimize çevrilen hem de kendi dilinde başka kitapları da mevcut. Hatta " siyah dahlia " dört kitaplık serinin ilki olarak lanse edilmiş. Kitap bir kara roman aslında. Dönemin Amerika'sına eleştirel yorumlarla kurgulamış hikayeyi. Derken, kurgulanan hikayenin aslında hikaye olmadığını ve yaşanmış bir cinayetten yola çıkarak oluşturulduğunu fark ediyorum. Amerika tarihinin en sansasyonel cinayetlerinden birini ele almış yazar. ( Bir diğer Türkçeye çevrilen romanında da Kennedy suikastını masaya yatırmış ) Kurban Elizabeth Short'la ilgili ( Namı diğer siyah dahlia ) internet üzerinden hem Türkçe hem İngilizce bolca bilgi ve site bulmak mümkün. Maalesef resimlerine de ulaşmak mümkün. İçinizin kaldırmayacağını düşünüyorsanız bakmayın derim. Özetle vahşet. 1947 yılında işlenen bu cinayeti konu alan kitaptan birde film yapılmış. Black Dahlia Türkçeye " Cehennem Çiçeği " diye çevrilmiş. Yönetmen: Brian De Palma. Oyuncular: Josh Hartnett, Aaron Eckhart, Scarlett Johansson. Kitabı okumayan izleyicilerin büyük kısmı filmi başarısız bulmuş. Henüz izlemedim ama ilk boş vaktimde izlerim. Sonuç olarak kendime bu yazarın diğer kitaplarını okumak isteyip istemediğimi sorduğumda olumlu cevap verdim. Kitabı ısrarla okuyun demem fakat bir şekilde edinirseniz vakit ayırıp okuyun.

Kuzunun Kusuru
5/1013.10.2016

Baskı: Kuzunun Kusuru

Sevemedim.

Alex
10/1005.10.2016

Baskı: Alex

Müthiş. Kitap polisiye, gerilim, dram, edebi ders gibi bir çok unsuru içinde barındırıyor. Başlangıç klasik bir polisiye açılışı. Bir kurban ve kurbanın peşinde sürüklenen polis ekibi ve başkomiserin aynı zamanda geçmişiyle de yüzleşme faslı. Tempolu ve kolay okunan. Böyle sürüp gidecek diye düşünürken hikaye bir anda yön değiştiriyor. Roller yeniden dağıtıldı. İkinci bölümde sürükleyici. Soluksuz okutan cinsten. Sanırım burada son yazılıyor derken hikaye bir daha kaydı önümüzden. Roller bir daha karıldı. Son bölüm yine ritmik ve doludizgin akıyor. Tatmin edici final nihayet karşımızda. Şarkılarda genelde iki melodi duyarız. Şarkının kendi melodisi ve nakarat melodisi. Çok az şarkıda üç melodi veya ritme rastlarız ki örnek olarak " Bendeniz "in eski şarkıları. Öyküler ise genelde tek veya çift hikayenin birbirine paralel olarak ilerleyip bitime yakın sonuca ulaşmasıyla tamamlanır. Yani tek ritimli bir şarkı gibidir. Hikayenin kendi içinde evrilip tekrar kurgulanması az görülür. Sanırım Maxime Chattam'ın " Kötü Ruh " kitabı buna örnek olabilir. 100 sayfada hikaye sona eriyor aslında. Sonrasında yeniden evrilen bir hikaye çıkıyor karşımıza ( Öyle hatırlıyorum ). Bu kitapta öykünün üç kez evrildiğini görüyoruz. Çok başarılı geçişlerle beraber. Gerçekten başarılı bir bütün yaratmış yazar. Az daha unutuyordum kitaptaki karakterlerden bahsetmemek haksızlık olur. Alex, polis dedektifi falan ilginç karakterler ama ben en çok Armand'a bayıldım. Müthiş karakterize etmiş. Onunla ilgili her cümle gülümsetti beni. Kitapta en çok hoşuma giden cümleyle bitireyim. " Tutunmak için, bırakmak lazım " ( Tao ). Can yayınlarına da bu kitabı bize ulaştırdığı için teşekkürler. Tavsiye. Ek 1: Yazarın başka kitapları da var hatta Alex öncesi yazdığı aynı başkomiserin hikayesini anlatan Irene adlı kitabı var ki mevcut hikayemizde o öyküye de atıflar çokça var. Ek 2: Pegasus yayınları yazarın bir kitabını daha dilimize çevirip yayınlamış. Sepette.

Yıldız Tozu
10/1003.10.2016

Baskı: Yıldız Tozu

Filmini, hayal güçlerini geliştirmek için öğrencilerime gösterirken onlarca kez izledim. Çok da başarılı bir film olmuş. Romandan sinemaya aktarılmış çalışmaların çoğu kitabının gerisinde kalır. Yıldız Tozu film olarak da çok başarılı bir fantastik yapımdır. Hikaye kusursuz. Elbette filmde göremediğimiz daha bir çok olay ve sahne var. Büyük küçük her fantastik severe tavsiye edebileceğim bir kitap. Kitabın dili belki biraz farklı gelebilir ama özümsedikten sonra tadından yenmeyecek bir öykü. Keşke bir kaç yüz sayfa daha uzun olsaydı.

Baskı: Maximilian Ponder'ın Muteber Beyni (Bir İnsan Beyni Kataloğu)

İlginç bir deneyimdi. İlk bölümlerde ben kitap yazsam anca bu kadar sıkıcı olurdu dediğim hikaye, sürece ve gerekli gereksiz detaylara alıştıktan sonra çekilebilir ve okunabilir hatta keyif alınabilir oldu. Araya farklı bir okuma deneyimi katmak adına okunabilir. Puan olarak ne 6 ne 7 aslında. Tam arası. Kitap kapağının hikayeyi iyi yansıttığından dolayı 7.

Ejderha Süvarisi
7/1025.09.2016

Baskı: Ejderha Süvarisi

Keyifli bir serüven okudum. İlk bölümler karakterleri tanımak ve anlamakla geçti. Sonrası tam bir masal. Fantastik bir macera. Beğendim. Çokça yazım yanlışı var ayrıca çeviride de sıkıntılar mevcut. Kapak tasarımını da beğenmedim. Öykünün içeriğine göre çok yavan ve basit kalmış. Fantazya severler ilgiyle okurlar.

Uçurtma Avcısı
10/1010.09.2016

Baskı: Uçurtma Avcısı

Acı var, hüzün var, arkadaşlık var en çok da samimiyet var. İz bırakan bir kitap. Ödünç verilen arkadaşlardan ısrarla geri istenir. İkinci kez okunmak üzere kitaplıkta kalır.

Otomatik Portakal
9/1009.09.2016

Baskı: Otomatik Portakal

Zamanında ikinci elini dahi bulamadığım yeni baskısıyla hemen alıp bir çırpıda bitirdiğim kitapdır. Bir çok yorumun aksine okunması zor bir kitap değil. Argosu bol. Hikaye üstünde tartışılacak bir çok konu ve görüş türetilir. Kendi açımdan bakarsam baskıcı bir rejim ve yaşam ı-ııh. Dipsiz bir dünyada istemem ama.

Baskı: Körler Ülkesi Gördüklerin Gerçek Değil

Kitap kapağı ve ismi bize daha edebi bir hikaye vaat etse de okuduğum hikaye hiç de yabana atılır değildi. Çoğu zaman arka kapakta yazılanlar kitaba olan beklentiyi fazlasıyla yükseltir. Körler Ülkesi için yazılan " İnanılmaz sürükleyici " " Akıllardan silinmeyecek bir roman " tanımları tam da yerini bulmuş. Gerçekten sürükleyici ve bir solukta okunuyor. Hikayesi ve hafif yeraltı tarzı anlatımları bir süre aklınızdan çıkmıyor. Beklentimin üstünde ve klasik değil sıradışı olmuş. Ziyadesiyle beğendim. Gerilim ve polisiye sevenler hafif hafif baş sallayarak ve keyifle okurlar. Tavsiye ediyorum kitabı.

Baskı: Arsen Lüpen Herlock Sholmes'a Karşı

Maurice Leblanc ve Arsen Lüpen okuduysanız seveceğiniz bir kitap. Çocukluğumun sevimli hırsızıyla buluşmak keyifliydi. Diğer Arsen Lüpen serileri kadar keyifli olmasa da okunabilir hikaye sunmuş bize yazar.

Minyatürcü
10/1027.08.2016

Baskı: Minyatürcü

Olağanüstü. Kitabı bitireli 100 gün olmuş. Hakkını veren bir yorum yazayım derken günler geçip gitmiş. Benim için başucu kitaplarından oldu. Çok çok az öyküyü okurken bu denli keyif aldım. Bu kitabı okuma esnasında aldığım zevk için kaymaklı ekmek kadayıfı mı desem ballı lokma tatlısı mı desem bilemiyorum. Çok çok keyifliydi. Öykünün daha başlarında yazarla ilgili diğer kitapların arayışına girdim. Üzücü ve sevindirici iki şey öğrendim. Kötü olan başka yazdığı bir roman yok. Sevindirici olan ise yazarın yaşının henüz 34 olması. Bu da ilerde yazarın anlatımından daha bir çok kitap okuyacağımızın habercisi. Yazar Jessie Burton " Minyatürcü " kitabıyla hem ülkesi İngiltere'de hem Amerika'da " Yılın Yazarı " ve " En İyi Kitap " ödüllerini kazanmış. Bolca da şöhret tabii. Yazarın yarı biyografik romanında bahsi geçen Petronella Oortman 17. yüzyıl sonlarında Hollandada yaşamış. Bir tüccarla evlenmek için Amsterdam'a gelen Petronella ve geldiği evin içinde yaşanılanların kurgulandığı öykü dönemin yaşantısını da oldukça iyi yansıtıyor. Ki öyküde geçen minyatür ev de Amsterdam müzesinde bulunmakta. Ucundan kıyısından kitabın konusunu ya da özetini okursunuz. Asıl muhteşem olan içindeki anlatımın harikalığı. Öykünün bütünü, kurgusu, karakterlerin ardındaki gizemler, olaylar falan hepsi güzel ama en çok anlatımın dili, akıcılığı ve aktarış yoğunluğu sizi tam da orada o evin içinde hissettiriyor. Öyküde yaşanılanların içindesiniz her duyguyu her karakterle beraber siz de yaşıyorsunuz. Bitmesin diye başka uğraşlar aramama rağmen, kitap her seferinde tüm itirazlarımı bertaraf ederek kısa sürede kendini okutturdu. Çok beğendim.

Kapan
9/1027.08.2016

Baskı: Kapan

Çok başarılı buldum. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kurgu ve anlatım gıpta edilecek cinsten. Hiç bir bölümünde sıkılmadan ve artan bir merakla bir solukta okudum. İlle de kurgu diyorum. Baştan sona anlatımın cazibesi inkar edilemez ama sonunda hikayenin bağlanışı fazlasıyla tatmin edici. İlginçtir okurken sürekli bir yalnızlık duygusu hissettim. Kasvetli bir havası da var öykünün. Gizem, gerilim severler zevk ve ilgiyle okuyacaklardır.

Baskı: Dokuz Gün (Jim Clemo, #1)

Vasat kurgu vasat anlatım. Ortalama bir öykü ve kitap.

Kırık Bebekler
8/1019.08.2016

Baskı: Kırık Bebekler

Başarılı. Polisiye, gerilim, heyecan ziyadesiyle var. Roman içinde kısmi düşüşler yok. Hiç sıkılmadan hep bir sonrası merak edilerek okundu. Yazarın devam kitapları var. Maalesef bizim yayın evlerimiz tembel olduğu için an itibarıyla başka kitaplarını Türkçe olarak okuma şansımız yok. Başarılı bir seri olduğunu düşünüyorum. Çevrilirse alıp okunacak kitaplar. Haydi Panama yayıncılık getir şu serinin devam çevirisini.

Milyoner Bebek
5/1019.08.2016

Baskı: Milyoner Bebek

Yazıldığı dönem itibarı ile kötü hikaye değildi. Günümüz polisiyeleriyle kıyaslayınca hafif kalıyor. Çok naif bir dili var hikayenin ve içindeki kahramanların. Sıkım sıkım sıkıldım diyemem fakat hevesle devam ettiğimi de söyleyemem. Halının üstünde yürümek gibiydi. Hafif bir esinti.

Ölü Ruhlar Ormanı
2/1006.08.2016

Baskı: Ölü Ruhlar Ormanı

Bu adam bir daha roman yazmamalı dediğim kitap. Sıradışı son yaratma uğruna hikayeninde içine etmiş. Alınıp okunması gereksiz. Neyse ki " Sisle Gelen Yolcu " ile eski Grange geri dönmüş.

Baskı: Ben 44 Yaşındayım...Oğlum 53...

Kitabın ismine itimat etmesem de; yorumlara, yayınevine, sayfa sayısının azlığına ( hikaye kötü çıksa da bitirmesi uzun sürmez ) ve uygun fiyatına bakarak aldığım kitap. Yazarın ilk kitabıymış. Başlangıçtaki, babaya duyulan sevgiyi anlattığı kısımlar duygusal ve dokunaklı. Sonrasında anlatım sıradanlaştı ve sıkıcı hale geldi. Geldim, gittim, sevdim tarzı anlatım her ne kadar yazarın ilk kitabı olduğu için mazur görülse de keyifli bir okuma sunamadı. Hatta bir ara Remzi kitapevine de kızdım böyle vasat bir kitabı yayınladıkları için. Yazarın yarı gerçek yarı kurgu olarak aktardığı hikaye hem konusunun ilginçliği özellikle son elli sayfadaki akıcılığı sayesinde sınıf atlayarak sona erdi. Vasatın altı anlatımdan iyi bir hikayeye doğru geçiş yapmış yazar. Bu da kitabı 1-1,5 puan daha yukarı taşıdı. Öykü yada yazarın yaşadığı olaylar sona ermediği için devam kitabını da yazmış. Alıp okumayı umut ediyorum.

Oyun Bozan
10/1007.05.2016

Baskı: Oyun Bozan

3-4 yıl öncesine kadar net üstünden izlediğim iki dizi vardı. Her ikisinde de beş-altı kişiden oluşan düzenbazlar gurubu, her bölüm bir zengini söğüşlerdi. Dizinin en keyifli tarafı bunu zeka ve planlamayla yapmalarıydı. Türkçe çevirisiyle " Oyunbozan " tam da o dizilerden bir bölümünü bize yazılı ve daha kapsamlı sunan bir kitap olmuş. Çok keyifliydi. Esprili bir yaklaşım, zeka gerektiren cevaplar, kim kimi kazıklıyor belli olmayan düzen ve dahası fazlasıyla mevcut. Tek kusuru çabuk bitmesi. Kısa tutmuş öyküyü yazar. 500-600 sayfa sıkılmadan okunabilecek kurgu ve anlatımı vardı halbuki. Şimdi netten baktım da izlediğim diziler " Hustle " ve " Leverage " imiş. Dizi yada kitap. Her ikisi de tavsiyemdir. İyi gelir.

Tutuşma (Pure, #3)
8/1007.05.2016

Baskı: Tutuşma (Pure, #3)

Serinin son ve en tempolu kitabıydı. İlk olarak diğer iki kitaptaki gibi bolca yazım hatası yoktu. Hatta dikkatimi çeken hata sayısı bir elin parmaklarından azdı. Bu da öykünün akıp gitmesine olumlu katkı sağlamış. Ritim ve süreklilik kitabın sonuna kadar sürdü. Bolca merak uyandıran bölümlerde üç kitaplık serinin tamamı için artı değer katan unsurlar oldu bu kitapta. Final kitabının bütününü ele alırsak yerine oturmayan ve açıkta kalan bir çok konu var. Sanki bu boşluklar biraz daha doldurulabilirmiş. Fakat hikayenin tamamıyla yani üç kitapla birleştirirsek biraz daha yerine oturan yada belli çizgide giden bir serüven diyebiliriz. Ard arda okunan üç kitaptan sonra bitmesi buruk bir tat bırakan serilerden görüyorum pür serisinide. Bir müddet o dünyanın içinde kaldıktan sonra çıkıvermek hafif bir burukluk yarattı. Beğendiğim ve sevdiğim bir seri oldu. Son kitabı biraz dışarıda tutarak gümbür gümbür giden bir macera olmasa da, okurken sıkılma durumum da olmadı hiç. Yazar henüz genç. Kitapları çevrilme şansına erişirse başka maceralarını da merakla beklerim. Distopya sevenler biraz daha farklı bir dünya kurgusuyla karşılaşmaktan hem mutlu hem de şaşkın olarak okuyabilirler.

Filin Yolculuğu
10/1012.04.2016

Baskı: Filin Yolculuğu

Ne anlatmış'dan ziyade nasıl anlatmışa değinirsem son derece keyifli bir anlatım yapmış. Okurken sıkılmadan ve merak ederek ilerledim sayfalarda. Bundan yaklaşık beş yüz yıl önce Portekiz'den Avusturya'ya giden fil ve terbiyecisinin ve beraberindekilerin yolculuğu espritüel bir dille anlatılmış. Kitap bir çok okurun alışageldiği düzenin aksine paragraflara ve yazım kurallarına başvurmayarak metin ve tasvirlerini sıkıştırmış gibi görünse de, kitap evi ve çevirmen Pınar Savaş'ın inceliği sayesinde daha rahat okunabilir olmuş. Çok keyifli bir okuma oldu. Belki de yazarın öyküleriyle hiç tanışmamış olanlar için kolay bir başlangıç kitabı olabilir. Edebiyat severler için de iyi bir tercih kitabıdır.

Füzyon (Pure, #2)
8/1001.04.2016

Baskı: Füzyon (Pure, #2)

Pür serisinin ikinci kitabı Füzyon bitti. Macera bir nehir gibi kimi zaman daralıp coşarak, kimi zaman genişleyip sakinleşerek ama hep keyifli şekilde devam etti. İlk kitapta ki kararsızlığım bu kitabın yarısında ortadan kalktı. Kaliteli ve farklı bir seri olduğunu düşünüyorum. Bu tarz hikayelerle örtüşen yanları varsa da, şimdiye kadar okuduğum hikayelerden farklı detayları da barındırdığını söyleyebilirim. İlk kitabı Tülin Er çevirmişti. Bu kitabı belgin Selen Haktanır çevirmiş. Her iki çeviride güzeldi. Elimdeki Pür ikinci baskıydı. Yazım yanlışları olmasına rağmen idare etmişti. Füzyonun ilk baskısını okudum. Yuh dedirtecek kadar çok hata vardı. Tamam yaklaşık yüz bin kelimelik bir çeviri yapılıyor da yok mudur bu çevirinin redaktörü? Az hatalı bir basımla serinin daha fazla sevileceğini umuyorum.

ÖncekiSayfa 6 / 7Sonraki