Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: yevgeniy ivanoviç zamyatin, yevgeny ıvanovich zamyatin
''Şimdiye kadar yazılmış en iyi bilim-kurgu roman, klasik bir karşı ütopya'' -Ursula K. Le Guin- Biz, sonradan kendi tarzında yazılan yapıtlar için prototip olacak disütopik bir romandır. Roman gelecekte varolan otoriter bir devletin inançlarına körü körüne bağlı bir vatandaşı ve bir matematikçi olan D-503'ün günlüğüne yazdıklarına yer verir. Günlük, mutluluğun, düzeni…

Yazar: marcel proust
Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını farketmeyişimizdir.1919da Goncourt ö…

Yazar: marcel proust
Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını farketmeyişimizdir.1919da Goncourt ö…

Yazar: andre alexis
Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu? Böylece Apollo ve Hermes, i…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: andre alexis
Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu? Böylece Apollo ve Hermes, i…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: andre alexis
Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu? Böylece Apollo ve Hermes, i…

Yazar: andre alexis
Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu? Böylece Apollo ve Hermes, i…

Yazar: andre alexis
Hikayemiz şöyle: Tanrılar Hermes ve Apollo, Toronto'da bir bardadırlar. İçiyorlarsa da, sarhoşlukları alkolden değildir. Tanrıların hep yaptığı gibi, insanlığın tabiatına dair, amaçsız bir sohbete koyulurlar. İnsanların, mesela bitten ya da filden kötü veya iyi olmadıklarıyla başlayan muhabbetleri şu soruyla noktalanır: Hayvanlarda insan aklı olsaydı nasıl olurdu? Böylece Apollo ve Hermes, i…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: gökhan yavuz demir
"Benim kendisinden çok hikâyesini sevdiğim bu kitabın kendisini, belki sen hikayesinden çok seversin. Böylece bu tersten yaşanmış hayat da bir anlam kazanır ve ikinci kırk beş dakikada, eğer oyundan alınmazsam, gollerimi art arda sıralayabilirim." Borges'in Dediği Gibi, yazarın bazı kitaplara yazdığı önsözler, Kaygı, Ayraç ve BirGün Kitap gibi dergi ve eklerdeki yazıları ile IAN…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: gökhan yavuz demir
"Benim kendisinden çok hikâyesini sevdiğim bu kitabın kendisini, belki sen hikayesinden çok seversin. Böylece bu tersten yaşanmış hayat da bir anlam kazanır ve ikinci kırk beş dakikada, eğer oyundan alınmazsam, gollerimi art arda sıralayabilirim." Borges'in Dediği Gibi, yazarın bazı kitaplara yazdığı önsözler, Kaygı, Ayraç ve BirGün Kitap gibi dergi ve eklerdeki yazıları ile IAN…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: sema kaygusuz
Hiçbir trajedi kişisel değildir: sirayet eder, bulaşır ve sonunda herşeyin rengini, kokusunu değiştirebilir. Sema Kaygusuz yeni romanı Barbarın Kahkahası'yla bir motelde olup bitenlerle bir ülkeyi anlatıyor. Tatil, dinlenme, tembellik zamanının beklenmedik ve pek nahoş bir şekilde kesintiye uğraması motel ahalisi arasında gerginliklere, bastırılmış kişisel hesaplaşmaların gün yüzüne çıkmasın…

Yazar: machado de assis
"Bugüne kadar delilik, aklıselim okyanusunda küçük bir ada olarak düşünüldü. Ama ben artık onun hiç de bir ada değil, koskoca bir kıta olduğundan şüpheleniyorum." Başarılı bir tıp adamı Simao Bacamarte prestijli kariyerini feda ederek eve döner ve kendini yeni gelişmekte olan psikolojiye adar. Kendini ve doğduğu kenti taçlandırmak için Brezilya'daki ilk psikiyatri merkezini açar…

Yazar: machado de assis
"Bugüne kadar delilik, aklıselim okyanusunda küçük bir ada olarak düşünüldü. Ama ben artık onun hiç de bir ada değil, koskoca bir kıta olduğundan şüpheleniyorum." Başarılı bir tıp adamı Simao Bacamarte prestijli kariyerini feda ederek eve döner ve kendini yeni gelişmekte olan psikolojiye adar. Kendini ve doğduğu kenti taçlandırmak için Brezilya'daki ilk psikiyatri merkezini açar…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…