Serapis
@Serapis

Aktiviteler

Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

S
Serapisdeğerlendirdi
01.10.2016
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Yazar: emma goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

10/10
S
Serapisbitirdi
01.10.2016
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Yazar: emma goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
29.09.2016
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Yazar: emma goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
28.09.2016
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Yazar: emma goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
26.09.2016
İktisat ve Toplumsal Cinsiyet
İktisat ve Toplumsal Cinsiyet

Yazar: ufuk serdaroğlu

“İktisat” ve “toplumsal cinsiyet” iktisat yazınında , özellikle Türkiye’deki iktisat yazınında bir arada telaffuzu hala (ciddi) genel kabul görmüş iki terim değil. Diğer toplumsal disiplinlerde toplumsal cinsiyet analizleri ile bir aradalık bu denli güçlü bir dirence muhattap olmazken iktisadın buna direnişi elbetteki tesadüfi değil: Özünde, farkında olunmasa ya da açıkça deklare edilmese de ege…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
26.09.2016
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Yazar: emma goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

S
Serapisyazarı favorilerine ekledi
23.09.2016
S
Serapisokuma durumunu güncelledi
23.09.2016
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Yazar: emma goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

S
Serapisdeğerlendirdi
23.09.2016
Aylak Adam
Aylak Adam

Yazar: yusuf atılgan

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca. İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı? C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstel…

7/10
S
Serapisbitirdi
23.09.2016
Aylak Adam
Aylak Adam

Yazar: yusuf atılgan

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca. İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı? C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstel…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
22.09.2016
Aylak Adam
Aylak Adam

Yazar: yusuf atılgan

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam... Aylak Adam... Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca. İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı? C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstel…

S
Serapisdeğerlendirdi
22.09.2016
Kalanlar
Kalanlar

Yazar: tezer özlü

Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum…

10/10

Sözcüklerinle mi öldürdün mutsuzuğu?

S
Serapisbitirdi
22.09.2016
Kalanlar
Kalanlar

Yazar: tezer özlü

Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
21.09.2016
Kalanlar
Kalanlar

Yazar: tezer özlü

Doğumum bile bir kökünden kopma idi. On yaşıma kadar, çevremi, özellikle çevremdeki sessizliği kavramaya çalıştım... Yirmi yaşım ile otuz yaşım arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım... Otuz yaşım ile kırk yaşım arasında ne akıllı ne de çılgındım. Dünyayı kavradığını sandım... Kırk yaşındayım. Bugün, gecenin bazı saatlerinde kitlenin anlamsız gürültüsü içinde boğuluyorum…

S
Serapis2 kitap puanladı
20.09.2016
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Çocukluğun Soğuk Geceleri

Yazar: tezer özlü

Tezer Özlünün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi. TADIMLIKİlkbaharla birlikte ılık havalar başladığında uzun yürüyü…

S
Serapis2 kitap okudu
20.09.2016
S
Serapisyazarı favorilerine ekledi
20.09.2016
S
Serapisokuma durumunu güncelledi
20.09.2016
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Çocukluğun Soğuk Geceleri

Yazar: tezer özlü

Tezer Özlünün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi. TADIMLIKİlkbaharla birlikte ılık havalar başladığında uzun yürüyü…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
20.09.2016
Anayurt Oteli
Anayurt Oteli

Yazar: yusuf atılgan

"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin i…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
20.09.2016
Anayurt Oteli
Anayurt Oteli

Yazar: yusuf atılgan

"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat. Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin i…

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
17.09.2016
Kurtlarla Koşan Kadınlar
Kurtlarla Koşan Kadınlar

Yazar: clarissa pinkola estes

İnsanlık tarihi boyunca bastırılmış ve örselenmiş kadınların durumunu sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele alan çok sayıda inceleme yapıldı. Her inceleme, kadınları "tanımlama ve çözme" açısından farklı yöntemler önerdi. Bu önermelerin ne ölçüde kadının doğasına ilişkin isabetli ve farklı alternatifler olduğu ise tartışmalı... Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar'da ge…

S
Serapisdeğerlendirdi
17.09.2016
Çiçeklerin Düğünü
Çiçeklerin Düğünü

Yazar: halikarnas balıkçısı

Merhaba Akdeniz ve Yaşasın Deniz adlı bölümlerden oluşan ve Balıkçının hiçbir kitabına girmemiş üç öyküsünün de yer aldığı Çiçeklerin Düğünü, yazarın öykülerinden alınan tadın sürekliliğini sağlıyor.

9/10
S
Serapisbitirdi
17.09.2016
Çiçeklerin Düğünü
Çiçeklerin Düğünü

Yazar: halikarnas balıkçısı

Merhaba Akdeniz ve Yaşasın Deniz adlı bölümlerden oluşan ve Balıkçının hiçbir kitabına girmemiş üç öyküsünün de yer aldığı Çiçeklerin Düğünü, yazarın öykülerinden alınan tadın sürekliliğini sağlıyor.

S
Serapisokuma durumunu güncelledi
16.09.2016
Çiçeklerin Düğünü
Çiçeklerin Düğünü

Yazar: halikarnas balıkçısı

Merhaba Akdeniz ve Yaşasın Deniz adlı bölümlerden oluşan ve Balıkçının hiçbir kitabına girmemiş üç öyküsünün de yer aldığı Çiçeklerin Düğünü, yazarın öykülerinden alınan tadın sürekliliğini sağlıyor.