
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Aşk Nöbeti (Savaşma Seviş #1)
Bu aralar Wattpad kitapları ve yazarları daha bi ilgimi çeker oldu. Bu kitabı da daha yeni basılmasına ve yazarın ilk yayımlanan kitabı olmasına rağmen okuyucu yorumlarının son derece ilgimi çektiğinden düşünmeden satın alıp okumaya başladım. ( aynı zamanda kitap halen Wattpad üzerinde yayında) . ama tabi benim gibi kitabı kitap sayfalarını çevirerek okuma prensibi ve zevkine sahipseniz satın alıp okursunuz. :) Kitabın konusuna gelince çok güzel ,akıcı ve merak uyandırıcı olmakla beraber yazarın affına sığınarak bana göre çok fazla gereksiz küfür içerdiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Bir de bişey daha söylemek isterim keşke Alin biraz daha yaş olarak büyük olsaydı mesela sanki daha bir pekişecekti Ulaş'a olan sevdası. Dediğim gibi bu iki nüans benim şahsi düşüncemdir. Bununla beraber kitapta anlatımı müthiş bir dostluk var ki imrenmemek elde değil. Dost kardeşten öte candır diyor bize hikayede yazarımız. Romandaki çiftlerimizin veya çift olma adayı karakterlerin tatlı tatlı romantik atışması yer yer kahkahalar ile güldürürken aksiyonu bol bölümlerde tansiyonu yükselten cinsten. Keyifle okuyun...
Baskı: Kız Tavlama Sanatı
Bana göre oldukça boş süslü megalomanlık içeren anlamsız cümlelerden oluşan makaleler. Sevemedim bi türlü, okumuş olmak için okuyorum işte.
Baskı: Ne İstediniz Lan Aşkımızdan
Yer yer aşkı, siyaseti, hayatı tiye alan çok da anlaşılmayan makaleler..
Baskı: Senden Sonra Ben (Senden Önce Ben, #2)
Açıkçası ilk kitaba göre beklentimi hemen hemen hiç karşılamadı diyebilirim. Sanki yazar , Lou için mutlu son yazmış olmak adına kaleme almış bu kitabı. O da mutlu son denilebilir mi pek emin değilim. Keşke Will ölmeseymiş, bana göre çok daha güzel olabilirdi. Tabi ki o kadar da kötü değil , Will'in bilmediği on altı yaşındaki kızın Lou'nin hayatına dahil olması, Lou'nin Will'in ölümünden dolayı çektiği yoksunluk sıkıntısını Lily'ye sahip çıkarak bastırmaya çalışmasını anlatıyor kitabımız. Yer yer gülümseten bölümler oldu , mesela Lou'nin ailesinin komiklikleri gibi. Belki çok fazla spoi verdim gibi gözükebilir ama bana göre bu kitap sadece ilk kitabın hatırına okunabilecek bir kitap olmuş.
Baskı: Şurina
Devamı olsa severek okunacak bir seri olmuş. Şurimşine'nin devamı olan Şurina da büyük bir zevkle ve heyecanla diyorum çünkü ; kitabın konusundaki akış polisiye filmleri aratmayacak sahneleriyle müthişti doğrusu. En çok sevdiğim ve beğendiğim ise kurgulanan Karadeniz ailesi tam olarak gerçek Karadeniz aile yapısını yansıtmasıydı. Bayıldım vesselam. Sina , zavallım başına gelmeyen kalmadı bu kitapta da , ama yine her zamanki gibi Deniz , tabiri caizse yorulduğu yerde han kurdu kendisine ve tarifsiz mutlu sona ulaşmayı başardılar. Kitapta ayrıca dayanamayıp gözyaşlarımı tutamadığım Gülistan Hanım'ın son demleri vardı ki eminim okuyanlar benimle aynı fikri paylaşacaktır. Emir Emre'yi okur olarak çok sevdim. Aslında tüm karakterlerin yazar olarak hakkını vermiş Gülsen Kılıçaslan. Öyle ki karakterleri tanıyormuş hissini uyandırıyor okurda. Bir de yazarın olayların ve konuların geçtiği mekanları harika betimlemesi taktire şayandı. Gidip görmek , gezmek geldi içimden. Hiç bir yazım , imla eksiği fark etmedim ve bu da Nemesis'in harika bir kalitede basım yaptığını gösterir. Belirtmeden geçemeyeceğim, kitap her yaşa öyle güzel hitap ediyor ki on beş yaşındaki kızıma da rahatlıkla tavsiye ederim elli beş yaşındaki anneme de .... :) :)
Baskı: Şurimşine (Matematikçi Serisi)
Kitabın yeni olan basımını gayet de severek ve beğenerek okudum ve bitirdim. Sanırım ilk basımına göre bazı değişiklikler yapılmış. Okuduğum önceki yorumlara göre romantizmden ziyade erotizm ön safhadaymış ilk basımda. Ancak bu kitapta en çok ailenin önemini, sahipsizliğin ne kadar kötü olduğunu ve en güzeli de böyle zor durumda olup da sahiplenilmenin, değer verilmenin verdiği mutluluğun paha biçilemez olduğunu okudum ben. Tabi ki sevgili yazarımız Gülsen Kılıçaslan'ın romantik komediyi şaha kaldıran harika anlatımıyla daha bir zevkle okudum. Sina ve Deniz sevdim ben bu ikiliyi. Ama en çok da Deniz'in dedesini ve kız kardeşi Duru'yu.
Baskı: Sihirli Bir Aşk Örgüsü
Büyük bir beklentiyle ve heyecanla okumaya başladım kitabı, ancak ya çeviriden ya da anlatımın pek iyi olmamasından bilemiyorum kitabı okumak oldukça yorucu geldi bana. Hele imla ve yazım hataları öylesine çoktu ki çoğu yerde anlam bozukluğu oluşturuyor. Sanki editör hiç bakmadan baskıya verilmiş gibi. Oysa ki kapak tasarımı , kitabın adı ve hatta kitabın konusu güzeldi. Aile büyüklerinden miras kalan bir örgü evi ve yıllar önce dağılan üç kız kardeşin az da olsa fantastik hikayesini anlatıyor. İnsanlara örgü örerek büyüler yapan örgü evini ayakta tutabilecekler mi? Dediğim gibi yazım hatalarını görmezden gelirseniz ve biraz da yorucu bir okuma ihtiyacı duyarsanız tavsiye ederim. :) :)
Baskı: İki Yabancı Olmadan Önce
İki Yabancı Olmadan Önce adını okuyunca kitabın sonu ayrılıkla biten tipik aşk romanı olabileceğini düşünmedim desem yalan olur. Ancak kitabı okumaya devam ettikçe hiç de öyle olmadığını , gerçekten sevmiş olmanın ve kaderin talihsiz oyunları sonucu yaşanılanları ders verici, akıcı bir dille anlatan bir roman olduğunu fark ettim. Bazen kader ağlarını örerken adil davranmıyor gibi gözükebilir , ama ilerleyen zamanlarda o ağları kendi irademizle istediğimiz şekli vererek kendimiz öreriz. İşte bu kitapta da öyle bir çiftimiz var, Grace ve Matt , on beş yıl ara ile olsa bile mutluluğa davetiye çıkardılar. Ve onların mutluluğunu tamircisi ve mimarı tatlı ve zeki kızları Ash. Kitabın kapağına bakıp basit bir kitap olduğunu düşünmeyin, severek okunabilecek bir roman.
Baskı: Kadife Çiçekleri Düşerken
Güzel bir kitaptı. Yazarın Türkçe'ye çevrilen ve Arkadya'dan çıkan ilk kitabıydı. Yüz yıl ara ile iki farklı kadının yaşadığı hemen hemen ortak kaderi anlatan duygusal yoğunluğu öncelikli hoş bir roman olmuş. Evet, kitabı daha önce okuyup yorumlayan okurlar , yazarın stili Sarah Jio benzeri olduğunu vurgulayan yorumlar yazmıştı. Ben de aynı düşünceyi bir nebze olsun paylaşıyor olsam da ne yalan söyleyeyim Sarah Jio hayranı bir okur olarak aynı tadı bulduğumu ifade edemeyeceğim maalesef. Ama tabi ki okunabilir güzel bir kurgu ve anlatım olduğundan tavsiye ederim .
Baskı: Aşk Mektupları
Rose Harbor Serisi 'nin 3. kitabıydı Aşk Mektupları. Yazarın toplamda Türkçe'ye çevrilmiş 3 serisi var ve bu seri kitapların özelliği, konuları her ne kadar farklı olsa da bazen diğer serilerdeki ana karakterlerden de hikaye içerisinde haber alabiliyorsunuz. Bu da tıpkı da önceki yorumlarımda da söylediğim gibi eski tanıdıklarla hasret gidermek tadını veriyor. Gül Limanı Oteli'nin sahibesi Jo Marie ve konuklarının hayatlarını çok hoş bir akış içerisinde harmanlayıp okunası bir roman haline getirip bize sunan Debbie Macomber' a teşekkürler. Kitapların hikayeleri ve konuları gereği okuyucuya ve de özellikle kadınlara huzur ve pozitif enerji veren türden olması çok hoş. Türkçe'ye çevrilmiş tüm kitaplarına sahip olmamla beraber çevrilecek olana kitaplarına da sahip olmayı büyük bir merakla bekliyorum.
Baskı: Kan ve Aşk (Bir Tarihi Masal)
Kalemine ve anlatımına hayran olduğum nadir yazarlardan bir tanesi olan Işılca'nın son çıkan kitabıydı Kan ve Aşk. Kitaplığımda yerini Duygu, Alim, Bekir ve Köle2nin yanında yerini okunmuş olarak aldı. Bitmesin diye başlamaya kıyamadığım , başlayınca da hızımı alamayıp merak ve heyecanla okuyup bitirdiğim en sevdiğim kitaplar arasında da baş köşeye kuruldu bu kitap. 1700 'lü yıllarda diye başlayan arka kapak yazısı sizi yanıltmasın, evet konu o zamanlarda geçiyor ama anlatım o kadar şahane ki o zamanlarda durumunuza göre bir leydi veya lord olarak yaşamayı isteyebiliyorsunuz yani. Sevgili yazarımız kitabı adıyla, kapağıyla ve tabi konu anlatımıyla hakkını vermiş vesselam. Sevgili yazarım biliyorum imkansız ama ayda bir kitap çıkarsanız da bizi bu güzel kitaplarınızla ihya etseniz diyorum :) :) :)Emeği geçen herkese çok teşşekkürler
Baskı: İyi Kız
Kitabın, çok satanlar listesinden düşmediğini görünce bir de üstelik kampanyalı satışına da denk gelince almamak olmaz diye düşündüm. Genellikle yazarların ilk romanlarını okurken biraz tedirgin olsam da bu kitap beklentimi hiç de karşılıksız bırakmadı. Gayet akıcı ve enteresan konusuyla okuyucuyu adeta bağlıyor kendine. Anlatım şekli ki üç ayrı baş karakterin dilinden anlatılıyor, olaylara farklı açılardan bakarak okumayı sağlıyor. Kitabın ilk üçte birini okuyunca her ne kadar sonunun nasıl beklenmedik bir son olacağını tahmin etsem de dediğim gibi kurgu çok iyi olduğundan kitabı bırakamıyorsunuz. İlk bakışta basit bir kaçırılma olayı gibi gözükse de olaylar ve akış okuru bambaşka sonuçlara götürüyor. Zevkle ve merakla okunacak bir roman diyebilirim.
Baskı: Öp Beni
İlk defa okuduğum bir yazarın her zamanki gibi kitabın kapağına, adına ve arka kapak yazısına vurulup da aldığım bir kitaptı. Kitabın konusu liseli arkadaşların arasında geçiyor, biraz fantastik biraz da polisiye ve tabi ki biraz da komik. Böyle bakıldığında her ne kadar kitapta geçen yaşam tarzı asla bizim Türk aile yapısına uymasa da ve her ne kadar genç edebiyatına hitap etse de tipik ergen kitabı denilen etiketi yapıştırmamak gerekiyor bence. Çünkü kitap gerek anlatım dili, gerek karakterleri ve konu gereği yaşanılan olayları okurken sıkılmıyorsunuz, yer yer gülümseyip merak içinde kaptırıyorsunuz kitabın akışına kendinizi. Farklı , çerezlik veya değişiklik olsun diye okunabilecek hoş vakit geçirtebilen okunabilir bir kitap.
Baskı: Bana Bir Masal Anlatsana
700 sayfalık bir kitap ilk başta insanın gözünü korkutuyor doğrusu. Ancak okumaya başlayınca akıyor sayfalar. İlk defa okuduğum bir yazar Müjde Aklanoğlu, anlatım dili son derece şairane cümleler ve betimlemelerle süslenmiş hatta yer yer Kendimi Al Yazmalım adlı filmin bazı bölümlerinde vardı hani, Türkan Şoray ve Kadir İnanır sadece iç sesleriyle konuşuyorlardı, hah işte kitabın bir çok yerinde kendimi tıpkı o filmde gibi hissettim. Üç çocukluk arkadaşının zamanla büyümelerini ve birbirlerine olan duyguların ve bağlılığın nasıl farklı boyutlara geldiğini ve neticelendiğini anlatan bana göre iki kitap olacak kapasitede güzel bir roman olmuş. Roman olmuş diyorum çünkü yaşanmış birebir gerçek bir hikayeden isimler değiştirilerek yazılmış. Tabi kitabın , gerçek yaşanmışlıklar içerdiğini bilerek okumak okuyucuyu daha bir etkisi altına alıyor .
Baskı: Evrene Fısıldanan Dilek
Öncelikle kitabın adına ve kapağına aldanıp romantik komedi olduğunu düşünmeyin. Kesinlikle romantik komedi veya fantastik bir kitap değil çünkü. Daha çok kaderin karşımıza neleri çıkaracağı belli olmadığını, bazen kaderimizi isteklerimizin çizdiğini ve bunun yanında da köpek sevgisini ,sadakatini anlatan gayet hızlı okunabilen bir anlatımla yazılmış güzel vakit geçirten bir roman. Öyle güzel ve sevecen anlatılmış ki kitaptaki köpek, olsa da sevsem diyebilirsiniz okurken. Hoş bir kitap, okunabilir.
Baskı: Sahil Bulvarı (Cedar Cove Serisi 7)
Cedar Cove serisinin 7. kitabı kitabı olan Sahil Bulvarı'nı yine içimde uzun süredir görmediğim tanıdıklarıma kavuşmanın verdiği bir mutluluk ve huzurla okudum. Romandaki karakterler ve ustaca eklenen yeni karakterler okuyucuyu sarıp adeta Cedar Cove Kasabasına taşıyor. Yer yer kitapta önceki kitaplarda geçen olayların kısa özetleri var ve bu da unuttuğunuz bölümleri sıkmadan hatırlatan güzel kısa bölümlerden oluşuyor. Debbie Macomber'in romanlarının bir özelliği de seri şeklinde yazılmış olsa bile kitaplarını sırasıyla okumak zorunda olmamanız. Her kitabında mutlaka küçük hatırlatmalarla yeni hayatları ele aldığından ve her kitabının başında ana karakterlerinin kısa tanıtılmasından okura ''aman bu seri ilk kitaptan başlamak lazım'' dedirtmiyor yani... Debbie Macomber hayranlarına duyurulur, hatta tüm bu tr aile bağları ile ilgili roma okumayı sevenlere :) :)
Baskı: Töre
Bir günde başlayıp bitirdiğim kitap konusu gereği hızlı okunabilen ve sıkmayan bir kitap oldu benim için. Yalnız olaylar arası geçişler öylesine hızlı ve yüzeyseldi ki anlatılmak istenen olayın veya konunun tam olarak hissedemeden hemen başka bir sürece geçiyorsunuz. E tabi bu da biraz okurun okuma hevesini biraz havada bırakıyor doğrusu. Kitap konu olarak aşireti, berdeli ve töreleri içerse de anlatım bana göre biraz daha derinleştirerek olmuş olsaydı tadından geçilmezdi diye düşünüyorum. Berdel gereği evlenmek zorunda kalan Selim ve Masal'ın aşka dönüşen mutlu evliliğini ve yaşantısını konu alan kitap meraklılarına tavsiye edilir.
Baskı: Eve Dönüş
Zoraki de olsa nihayet kitabı okumayı başardım. Oysa kitabın adı ve kapağı son derece cazip gelmişti satın alırken. Üzülerek söylüyorum ki sırf bitirmiş olmak için ve asla yarım kitap bırakmama prensibim olduğu için bitirdim. Oysa ki konusu aslında çok da hoş bir hikaye okuyacağıma dair umutlandırmıştı başta. Ancak anlatım dili öyle sıkıcı ve duygudan o kadar yoksundu ki okurken yordu resmen. Ailesinden miras kalan çiftliği ve barındırdığı hayvanları bir türlü satıp da nişanlısı ile evlenmeyi istemeden ertelemek zorunda kalan Case'nin bir kaç aylık çiftlik hayatını anlatıyor roman. Ama dediğim gibi ya yazar ya da çeviri bozukluğu bilemedim , ancak tatsız tuzsuz bir çorbanın verdiği lezzet neyse bu kitapta hissettiğim o yani..
Baskı: Son İlmek
Kitabın kapağı, adı ve kokusu her ne kadar cazip gözükse de maalesef içerdğiği hikaye , daha doğrusu anlatım dilini pek sevemedim. Sürekli kendini tekrar eden cümleler ve aynı olay örgüsü etrafında tekrarlanan kurgusuyla kitabın yarısından sonra monotonluğa, dolaysıyla da sıkıcılığa neden oldu bende. Yer yer atlayarak okumak zorunda hissettim kendimi. Tabi ki yine de elinizde daha iyi bir kitap yoksa okuyabilirsiniz demek isterim.
Baskı: Erken Rüya Zamanlar
Ayrılığın acısını ve sızısını nasıl hissettirebileceğini bildiği gibi kavuşmanın, vuslatın ve mutluluğun hazzını yaşatmayı da bir o kadar iyi biliyor sevgili Fatma Erdek. Yazarın okuduğum dördüncü kitabıydı Erken Rüya Zamanlar, ve daha önce okumuş olduğum yorumlarda da belirtildiği gibi Yeşilçam tadında duygusal yoğunluğun tavan yaptığı güzel bir roman. Tavsiyeye bilmem gerek var mı? :) :)
Baskı: Viagra Günlükleri
Kitabın adına bakıp ilk bakışta aykırı bir kitap olduğunu düşünebilirsiniz, ancak kitabın adı ile içeriği hiç de öyle aykırı veya uç noktalarda yazılmış bir roman değil diyebilirim. Bildiğimiz romantik - komedi tarzı yazılmış güncel roman tarzını yazar 65 yaş ve üstü versiyonu olarak kurgulamış ve okura sunmuş. 65 aşındaki köşe yazarı çalıştığı gazetede Viagra Günlükleri adlı köşesinde yaşlıların hayata ve ilişkilere dair röportaj ve yaşanmışlıklar ile ilgili yazılarını yazarken , yazdıklarının bir anda büyük hayran kitlesi oluşturması ve ünlü olmasını anlatıyor. Bu arada köşesinde yazdıklarının çoğunu da çoğu zaman kendi yaşadıklarından derleyip yazdığını belirmek lazım. Tabi ki kitapta konusu geçen 65 yaşındaki bayan köşe yazarının sanal ortamdan tanışıp görüştüğü 70 yaşında iş adamının flörtöz ilişkilerinin günümüz Türkiye'si ile uzaktan yakından bir benzerliği olamaz. Ama yine okuru sıkmayan hoş vakit geçirilebilecek sıradan bir roman.
Baskı: Şifacı
Yayınevi Arkadya olunca ve her zamanki gibi kitabın adı ve kapağı da albenili olunca düşünmeden alırım kitaplarını. Bu kitabı da yine aynı heveslerle aldım ve okudum. Evet kitap güzeldi fakat nedense yayın evinin okumuş olduğum bir çok kitabından gerek konusu gerek de anlatımı oldukça farklıydı. Hikaye İstanbul ile Venedik arasında tarihte yaşanmış bir çok olayın da yansıdığı ilginç ve merak uyandırıcı konuları içeriyor. Kitapta açıkçası biraz Osmanlı'yı türlü entrikalar çeviren millet olarak biraz yansıtıyor gibi geldi. Tabi bununla beraber Mimar Sinan'ın muhteşem eserlerinden övgüyle bahsetmekle beraber, Venedik'li ünlü mimar Palladimo'ya da ilham verdiğine dair ibareler var romanda. En önemli konuları olan kara ölüm dedikleri vebaya karşı verilen uğraşlar, yaşanan trajedilerle beraber aslen Venedik'li olup sonradan Nur Banu Sultan adını alan o dönemlerdeki padişahın annesi Cecillia 'ın kızı hekimlik eğitimi almış Feyra Adalet'in kaçak bir yolcu olarak gemiyle gittiği Venedik'te veba hastalığı için verdiği mücadele anlatılıyor. Tavsiye konusuna gelince tarihi roman sevenlere tabi ki tavsiye edilir.
Baskı: Aşkın Kokusunu Aldım (Sancaktarlar Serisi #4)
Ah Meral Kır, bir kere daha kalemine ve yüreğine hayran kaldım. Müthiş bir başarı bir romanın içinde aşk, romantik komedi, gizem, cinayet, polisiye ve aile bağları( tabi ki ) gibi tek başına bile olay yaratacak konuları uyum içinde harmanlamak ve kurgulamak. Hem de okuyucuya bu saydığım konu başlıkları ile ilgili ayrı ayrı heyecan verecek şekilde anlatıp kelimelere dökmek taktire şayan değil de nedir. ? Sancaktar ailesine Barış Dağlı ve Serra Sancaktarı'ın harika hikayesiyle devam ettik bu kitapta. Ayrıca bir sonraki kitabın da Mehmet Sancaktar ve Özlem ? ile ilgili olacağının da tüyosunu aldık. Dizi sözleşmesi imzalandı bu serinin. Umarım seyretmesi de okuması kadar zevkli olur..