
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kafes
Uzun zamandır okumak için kütüphanemde beklettigim bir kitaptı. Bir çok okuyan kişiler tarafından yapılan yorumlardan dolayı (finalinin havada kaldığı gibi ) okumak için elim varmamıştı bir türlü. Ancak kitaba başlayınca elimden bırakamadan gün içinde bitirdim diyebilirim. Finali de hiç de öyle havada kalacak boyutta hayal kırıklığı yaşatmadı bana. Aksine kitabın başından beri ulaşılması gereken şekilde neticelendi. Açık kalan konular yok muydu? Tabi ki de var. Mesela olayların nedeni ya da nedenleri, bilimsel mi olağanüstü kaynaklı mı bilinmezliği koca bir soru işareti. Ama yine de kitap beni korku -gerilim tarzı okuma keyfi yaşattı mı ? Evet kesinlikle keyif ve heyecanla okudum. 👍
Baskı: İsim
Yeni çıkan bir kitap ve cafcaflı kapağını görünce şöyle güzel bir komedi okuyacağım diye düşünerekten kampanyaya da rastlayınca hemen satın aldım. Ancak ne yazık ki dışının albenisi ne kadar çoksa içeriği de bir o kadar kuru gürültü denilebilir. Sanırım anlatım ve olay örgüsü oldukça sıkıcı geldi bana. Kitabın başından sonuna kadar 18 yaşındaki ana karakterin ağzından (ki kitabın yüzde sekseni sadece iç sesti diyebilirim ), anlatılmış ve kesinlikle normal, etik yaşam şartları dışında bi hayat felsefesi ile yazılmış. Aslında konu itibariyle biraz fantastik bir içeriği var ama çok daha iyi anlatılabilirdi bence. Zoraki bir okuma oldu diyebilirim.
Baskı: Aşk Fırtınası - Mutluluk - Aşkla Seven Adamlar 6
Özlem Çorapçı Aydemir 'in seri olarak yazdığı altıncı kitabı da tıpkı diğer kitaplarını okurken ki aldığım keyifle okuyup bir günde bitirdim. Tüm karakterler aşina olduğu için okurken eski tanıdıkları görmüş olmanın hissini yaşadım. Kapaktan romantik bir kitap imajı verse de aslında kitap ilk başta aile ve dostluk üzerine kurulmuş olan beraberliklerin yaşanmışlıklarını aşkla harmanlayıp akıcı bir anlatımla yazılmış beğenerek okuduğum güzel bir roman. Bu kitapta da Doruk ve İpek baş rollerdeydi ancak sanırım bir sonraki Savaş ve Rüya olacak gibi. Bu tarz kitap sevenlere tavsiye ederim. @askla.seven.adamlar kalemi abartısız ve bi o kadar da okunası 👍💟💕
Baskı: Sevdanın Türlü Yüzü
"Ensemdeki Nefes" kitabının devamı olan "Sevdanın Türlü Yüzü " nü de bir çok yerini atlayarak da olsa okumuş, bitirmiş bulunuyorum. Okuoku sitesinin harika kampanyasından tesadüfen aldığım ve ilk kez okuduğum bir kalem. Anladığım kadarıyla da daha devamı olacak bir seriye benziyor. Ancak başka bir mümkünü olmadığı sürece bir okumayacağıma eminim bu kalemi. Olaylar ilk kitabın devamı niteliğinde ama seçilen karakter ve tiplemeler kesinlikle tezat yansıtılması olaylara bakış açısından kopmalara ve inandırıcı olmamasına neden oluyor. Mesela 29 yaşındaki baş karakterlerden Belde 16 yaşındaki duyguları ve düşüncelerini yansıtıyor okura. Diğer karakterler de keza aynı. Çok sevdiğim bir yazarın okumuş olduğum bir kitabının neredeyse aynısı konuları işlemiş bu kitapta. Ancak dediğim gibi anlatım abartılmış bir romantizm ve sürekli kendini tekrar eden aynı konuyu ısıtıp ısıtıp okurun önüne sunması hiç keyifli değildi. Ben sevmedim, bitirmiş olmak için kitabı bitirdim o kadar. Şahsi fikrimdir.
Baskı: Mavera
640 sayfalık kitabı daha ilk sayfadan çok çok büyük bir merakla ve keyifle okumaya başladım. Çok sevdiğim ve beğenerek okuduğum yazarcım Nehir Erdem 'in de bizzat bu kitabımı imzalatırken de söylediği gibi bu kitabı daha önce yazdığı ve her birini yine aynı beğeni ve keyifle okuyup yuttuğum yedi kitabından oldukça farklı yazmış. Daha çok aksiyon ve psikolojik gerilimin ön planda tutan konusunun yanında, yazarın her daim hayran olduğum espri anlayışı yine takdire şayandı. Gerilimin hat safhasında bile öyle bir diyalog geçiyor ki değil tebessüm, kahkaha atası geliyor insanın. Tüm bunların yanında dostluk, güven, fedakarlık, sadakat ve tabi ki aşk konuları da öyle güzel işlenmiş ki hayran olmamak elde değil. Karakterler ise birbirinden baskın, sevimli, kötü, aile, dost ve ilgi çekiciydi. Kartal (?) ile Feray, Ömer ile Firuze, Ender ile Anna hepsi harikaydı. Kitabın konusu hakkında yorum yapmayacağım, bu tür severlere alın okuyun, kesinlikle pişman olmazsınız diyorum vesselâm. Sırada henüz yayınlanan tazecik bir ''Barut " var. İlk fırsatta okuyacağım tabi ki de.
Baskı: Uykuda Sevilen Kızlar
Farklı bir konu, farklı bir anlatım ve Japonya 'nın en iyi romancı ödülünün yanında 1968 Nobel Edebiyat Ödülünü alan bir kitap olunca, elimdeki hali hazırda okuduğum kitabı bırakıp bu kitabı (ödünç kitap olduğu için ) okumak istedim. 67 yaşında bir adamın ağzından daha çok iç dünyasını, bunun yanında sadece uyumak için gizli saklı gittiği gizemli uyuyan kızlar evinde geçirdiği duyguları farklı bir bakış açısıyla anlatan 120 sayfalık bir kitap. Sabırla her satırını okuyup sonuna gelince bekledim ki konu pik yapsın, ya da bir somut sonuca varsın. Ama yok cümleler sanki havada asılı kaldı. Nasıl desem hani bazı sanatsal resimler vardır kimine göre çok şey anlatır, kimine göre sadece renk cümbüşüdür. Hah işte bu kitap da bana göre kelime cümbüşü geldi
Baskı: Ensemdeki Nefes
Fazlaca hayalperest türde yazılmış, ekstra romantizm içeren ( yer yer fazlası yoran ) klişe olmuş bir konusuyla çok da beğenerek okumadım. Tabi ki kurgusal yazılan romanlar hayal kurularak kurgulanır ancak bu kitaptaki aşk fazlaca abartılmış olması inandırıcılıktan sapmaya neden oluyor okurken.Sayfalarca diyalogsuz birbirlerine olan aşkı betimlemeler ile anlatınca atlamadan okuyamadım doğrusu. Her daim esas oğlan zengin bir CEO Barlas , ve aşık olduğu kız da şirketin genel müdürü 24 yaşındaki Zümra. Klişe olmasına rağmen konusu kimi yerlerinde oldukça güzel ve keyifliydi. Güzel bir kampanyadan yararlanarak aldığım yazarın iki kitabından ilkini okudum, sıra ikincisi ''Sevdanın Türlü Yüzü'' nde. İkinci kitapda da sanırım Zümra İle Barlas'ın kızı Belde 'yi anlatıyor yazar.
Baskı: Yakıcı Sır
Stefan Zweig 'in okuduğum üçüncü kitabıydı. Anlatım ve akıcılığı çok iyiydi. On iki yaşındaki Edgar 'ın annesi ile ilgili yaşadığı psikolojik gerilimi konu alan ve okura farklı bir bakış açısı sunan başarılı bir eser bence de. Fırsat ve imkan buldukça Stefan Zweig okumaya devam edeceğim sanırım. Kalemini sevdim.
Baskı: İstanbul Erkeği
Kitabın kapağında her ne kadar ipler kadının elinde olduğu görsel olarak yansıtılsa da içerik olarak kadın her türlü aldatılmaya mahkumdur, erkek tek eşli yetinemez ve aldatmak doğası gereğidir düşüncesini savunan basit örneklemelerle anlatılmış şahsi fikrimce Türk Aile ve kültürel yapısının uzaktan yakından bile geçmeyen felsefesiyle bomboş bir kitap. Çoğu yerini atlayarak okudum, sırf yarım kitap bırakmama alışkanlığım nedeniyle
Baskı: Kurban
Kitabın kapağından pek belli olmasa da kitabın adı konu içeriğini tam olarak ifade ediyor. Mozaik sanatçısı Kayla, üç hafta içinde ona göre hayatının aşkı ile tanışmış ve evlenmistir. Harika bir Yıldırım nikahı misali yapılan evliliğin düğün gecesi , muhteşem koca Nick Granville , ortadan kaybolur. Aradan iki hafta geçip de tüm polis aramaları dahil merakına ve hayal kırıklığına bir yanıt alamayınca hemen her gün kontrol için gittiği kayıp eşinin evine gittiği bir akşam ışıkları açık görünce kapıyı çalar. Kapıyı açan adam ise GERÇEK Nick Granville 'dir. Yani o da bir kurbandır. Evet hikaye böyle başlıyor ve merak içinde de temposu hiç düşmeden devam ediyor. Daha çok polisiye gerilim tarzı olsa da romantizme de yer verdi yazar. Son derece zekice kurgulanmış olması bulmacanın içindeymiş hissi veriyor okurken. Eğlenceli ve keyifli bir okuması vardı.
Baskı: Paris'ten Sevgilerle
En sevdiğim Yayınevlerinden Arkadya 'nın yine çok güzel kitaplarından biri Paris'ten Sevgilerle. 474 sayfa baştan sona akıcı, keyifli, merak uyandıran olay akışlı ve en önemlisi çok eğlenceliydi. Yazar Dünya romantizm başkenti Paris 'i betimlerken karakterler ile sokaklarında geziyor, kafelerde kruvasan eşliğinde kahve içiyorsunuz adeta. Betimlemeler hiç sıkıcı ve boğucu değil aksine dozunda ve hayal edilebilir nitelikte. Baş karakter yazar olan Ruby en yakın arkadaşı Harriet 'ı ziyaret için Paris 'e gider. Harriet bir antika uzmanı ve son işi de 70 yıllık ve hiç girilmemiş bir apartman dairesindeki antika eşyaları değerlendirmektir. Ruby de ona ilk gün eşlik ederken tesadüfen bulduğu yetmiş yıllık bir mektup tomarı bulur. Hikaye de , gizem de böylece başlar. Yazarın ilk kitabını henüz okumadım ama sanırım orada da Ruby var ve yine sanırım ki o ilk kitapmış. Neyse ki ikinciden başlamak anlam bozukluğu veya akış kopukluğu yaramadı. İlk fırsatta da ilk kitabı okuyacağım. Kesinlikle tavsiye derim
Baskı: Yüreğim Şam’da Kaldı
Türkiye 'nin en sevdiğim tarihi roman (hepsi gerçek hayatların, yaşanmışlıkların kurgusu )yazarı Naşide Gökbudak Hanım 'ın en son kitabı. Öyle güzel ki, anlattığı Şam 'lı aileyi sanki görerek yaşadım. Kitabın arka kapak tanıtım yazısında küçük bir özet mevcut ve merak etmeye yetecek kadar da açıklayıcı. Habil ve Kabil benzetmesi, savaşın zorluklarından kaçmak, yerinden yurdundan olmak , ihanet, masum çocukların bir gecede büyümek zorunda kalmaları. Kitabın sonunda yazarın harika süprizi. Off çok muhteşem bir anlatım ve son derece okunası bir hikaye. Kesinlikle tavsiye ederim. Tüm kitaplarını okuduğum bir yazar ve yazdıkça okuyacağım bir yazar. Her kitabını bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey acaba bir sonraki kitabını ne zaman yazacak oluyor.
Baskı: Bir Mucize Olmalı
Keşke kapağının güzelliği içinin boşluğunu da örtebilseydi. Romantik Komedi olarak yazılmış ancak son sayfalar haricinde pek gülümseten olay akışı olmadı. Abartılı ve bana göre oldukça gereksiz espirili benzetme bir noktadan sonra bayıyor doğrusu. O kadar fazla ki ana konuyu unutup acaba ne demek istedi diye düşünürken konu dağılıyor. Yazarın ilk okuduğum kitabı, hemen yargılamak istemiyorum bir tane daha okuyacağım ve kararımı vereceğim. On üzerinden 4 versem mi bilemedim? Tabi ki bunlar kendi kriterlerime göre olan düşüncem, bana hitap etmeyen bir kitaptı maalesef.
Baskı: Menekşeler Açarken
176 sayfalık bu şirin görsele sahip kitabı okuyup bitirmiş olsam da açıkçası okuma zevkime pek hitap etmediğini de belirtmeden geçemeyeceğim. Aslında konusu güzel ama, olayları ve duyguları fazla hızlı geçişler ile yüzeysel buldum. Olaylar sanki oldu bittiye getirilmiş gibi oldu. Menekşe 'nin zoraki başlamayan evliliğinden ,kaçıp iş adamı Sarp 'a hizmetçi olarak işe başlayıp karşılaşmaları bana fazlası ile yerli Türk Filmi konseptli geldi. Yine de dediğim gibi hızlı geçişler olmasa daha bi keyifle okunabilirdi diye düşünüyorum. Ama kitabın lastikli ayracına bayıldım.
Baskı: Sen Benim Kaderimsin
En sevdiğim yazarlardan sevgili Aysegül Çicekoğlu 'nun harika bir serisi olan "Sen Benim" adlı kitaplarından birini daha okumanın mutlu keyfini yaşadım. Üstelik daha bizzat kendisinden imzalı bir kitap olunca daha ayrı bir özeldi benim için. Sevimli ve bir o kadar asi Zeynomuz var, bir de abilerinin çocukluk arkadaşı Selçuk var. Ve her daim olduğu gibi muhteşem sıcacık aile bağları, aşk, güven, fedakarlık, sabır, komedi, hüzün, komşuluk gibi bir çok güzel ilgi duyduğum konular var ki sevgili Aysegül Çicekoğlu 'nun kaleminden anlatılınca okuması bambaşka oldu. Bi de bu romanda hiç kötü karakter yoktu o dikkatimi çekti, strese girmeden okuduğum bu nadir kitabı mutlaka tavsiye ederim. Ayrıca seri olması sırayla okumayı gerektirmediğini belirterek yorumuma son veriyorum
Baskı: İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında Başlar
Oldukça farklı bir kitap diye başlamak istiyorum yorumuma. Her ne kadar pembeli bir kapak tasarımı olsa da kitabın, içerik açısından romantizm ile ilgisi yok. Aslında kitap hikaye tarzında yazılmış kişisel gelişim kitabı. İşin özü hayatı farkedip, rutin yaşam biçimini irdeleyen, anın önemini vurgulayarak gönül penceresini aralamayı, sabır ve kendine inanmanın gücünü oldukça akıcı bir üslup ile anlatan hoş bir kitap. Anlatı şekli de kaza sonucu çıkmaza giren Camille 'nin rutinolog olduğunu söyleyen Claude ile tanışması ile başlar ve akış , örneklemeler diyaloglu mini sohpet tarzı seanslar, ilginç ve komik görevleri Camille 'e vermesiyle devam eder
Baskı: Pervane
Yine harika bir Gülsen Kılıçaslan kalemi ve yine büyük keyifle okuduğum güzel bir roman. Yazarın beşinci kitabı olan Pervane diğer kitaplarına nazaran biraz daha dram yüklü olması ile birlikte yine her daim olduğu gibi kadını ön planda tutan son derece toplumsal konularla okurlarının gönlünü fethedecek. Ayşe ve Kenan 'nın hikayesini okurken yer yer hüzünlensem de , Meral 'in zorlu evlenme mücadelesi gülümseten türdendi. Anne ve babanın tek tip metazori baskıcı hayatlarını kendi evlatlarına da dayatması her zaman mutlu sonlanmayacağını , anlayış ve hoşgörü eşliğinde her bireyin söz hakkı olduğunu bilerek davranmaya teşvik edici çok güzel toplumsal mesajları ile çok severek okudum. Ayrıca bir o kadar harika kapak tasarımı ve basımıyla Nemesis Kitap ' a teşekkür ederim. Yazdığı her kitabını tereddütsüz okuyacağım yazara selam olsun.
Baskı: Bir Kalp Hırsızı
Genç yaşta yanlış bir tercih sonucu 5 yaşındaki ikiz kızları ile yaşamak zorunda olan Kacie' nin aile olabilmek için ve çocuklarına yetebilmek için verdiği mücadeleyi romantizm- komedi tadında akıcı bir anlatımla biz okurlarına sunan yazara teşekkürler.. Öyle aksiyonu bol, merak uyandıracak hızlı bir konusu olmasa da hiç sıkılmadan okunabilecek, hoş vakit geçirebileceğiniz keyifli bir kitap.
Baskı: Karanlıkla Gelen Sen
Maalesef kitabın kapağına ve adına vurularak aldığım bir kitap ve tamamen hayal kırıklığı. Daha önce de 18 yaş yazar kitapları okumuştum ancak bu vasat bile sayılamaz derece kopuk ve duygusuz özenti şeklinde yazılmaya çalışılmış bir ŞEY olmuş. Sevgili parolayayinlari her zaman beğenerek okuduğum diğer kitaplarınıza nazaran üzülerek söylüyorum bu sizin vizyonunuza hiç yakışmadı. Tabi ki emeğe saygı ama bu yazarın daha bir fırın ekmek yemesi lazım. Şahsi düşüncelerimdir.
Baskı: Küçük Hırsız
Oldukça genç bir yazar olması kitabı okumaya başlarken biraz tedirgin olarak başlamama neden olmadı değil. Daha önce kitap hakkında ki okumuş olduğum yorumlar, kitabın ergen işi olduğu yönünde olsa da bir de kendim okuyup değerlendirmek istedim. Zaten kitabın konu gereği kitap sitelerinde " gençlik edebiyatı " başlığı altında sınıflandırılması da bunu doğrular nitelikteydi. Ancak bana göre benzer gurup kitaplardan en az on adım önde bir üslup ve yaşlara göre uygun betimlemeler ile okuyucuya hayalpereslik ve mübalağa içerdiğini düşündüren bir anlatımı yoktu. Aksine konu olarak da akıcı ve mantıklı bir düzen çerçevesinde ilerleyen kitabı sevdim ben. Kendi çapında aksiyonu, romantizmi ve anne -babasız yetişen bir genç kızın bir proje ödevi ile değişen hayatını anlatan sevimli bir roman.
Baskı: Alnımın Yazısı
Yazgı serisinin ikinci kitabı ve sevgili Zeynep Sipahioglu ' nun yine anneliği duygusal bir şölen sunarak anlattığı harika bir roman. Aynasız Akın ile laz kızı Berna 'nın ailevi yaşanmışlıkları, acı, tatlı atışmaları, yıllardır gizli kalmış sırları, kaderin aslında onlar doğmadan da onları bi şekilde birbirine bağladığını bazen fazlaca dramatik , bazen de tebessümle anlatan okunası bir kitaptı. 544 sayfa oldukça çok geldi ilk kitabı elime aldığımda, ancak başlayınca elimden bırakamadan okudum keyifle bitirdim. Bana hitap eden konusu ile severek okudum . Her daim okuyabileceğim bir yazar oldun vesselâm yazarcım
Baskı: Aşk Geliyorum Demez (The McCarthys of Gansett Island #6)
Gansett Adası serisinin altıncı kitabı. Romantizm ön planda olmakla birlikte dostluk ve aile içi bağlılığı anlatan oldukça akıcı bir romandı
Baskı: Senden Sonra
2018 yılının okuduğum ilk kitabı olmakla beraber isim benzerliği olan olan kitaplardan konu açısından farklı. Geçmişte psikolojik ve fiziksel travma yaşamış olan ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala etkilerini taşıyan Debbie babasının mütevazı Kitapevini işletmektedir. Kitap iki ayrı tarihlerden kesitler halinde anlatilmakta ve aralarda kim olduğunu finale yakın öğrendiğim birine yazılan mektuplardan oluşuyor. Her ne kadar sorunları olsa da dostlar ve yeni başlangıçlar Debbie'nin kendisini bulmasına yardımcı oluyor. Debbie hem mutluluğunu hem de vicdanını rahata kavuşturabilecek mi acaba?
Baskı: Sen Olmadan Asla
Sevgili memleketlim yazarcım Yasemin Yaman 'seri şeklinde yazılmış üçüncü kitabıydı. Kalemi oldukça okunası, akıcı ve duyguları okura hissettiren cümleler ile kitabı başladığınız gibi hemen bitirebilirsiniz. İlk kitaplarda bebek olan Songül 'ün annelik kokan hikayesini yer yer göz yaşlarıyla okudum. Aile olmak ve bağlılık, sadakat, güven, dostluk gibi en sevdiğim konuları kaleme alan yazara eline, gönlüne sağlık diyorum. Sırada ailenin ilk torunu Melek 'in kara duvaklı hikayesi varmış. Merakla kitap olarak çıkmasını bekliyorum.