
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Son İmparatorluk (Sissoylu #1)
Kralların Yolu ile karşılaştırıp bu daha iyi/kötü diyemem. İkisinin de gönlümdeki yerleri ayrı ayrı Tongue . Kralların Yolu acılar içinden yükselen bir köleyi anlatırken Sissoylu zaten yükselmiş ve yanındakileri de yukarı çekmeye çalışan birini anlatıyor. Hırsızlık, kandırmaca ve "büyü"nün karakterler tarafından daha uzmanca kullanımı nedeniyle Sissoylu aksiyon yaşatma(ortalığı karıştırma) açısından daha fazla imkana sahip. Ayrıca bu kitapta baş karakter diyebileceğimiz iki kişinin yanında çok ilginç ve civcivli yan karakter vardı, Kralların Yolu bu konuda doğası gereği bu kadar eli bol değildi. Ben iki kitabı karşılaştırıp bunu daha çok sevdim demesem de Sissoylu'yu daha fazla sevdiğini söyleyenleri anlayabiliyorum. Sonuç olarak puanım 10/10, okumayan çok şey kaybeder.
Baskı: Cam Kule
İlk Silverberg kitabım Cam Kule oldu. Bilim kurgunun bilimsel yönü yanında insanlığın sosyal ve ahlaki çatışmaları da kitap içinde önemli bir yer kaplıyor. Edebi dil, etkileyici anlatım ve asıl hikayenin yanında verilmek istenen mesajın işlenişi açısından oldukça başarılı. Yazarın diğer kitaplarını da bu anlatım gücünü gördükten sonra okumayı düşünüyorum. Girişi ve gelişmesi çok güzel olsa da olayların nihai sonucu gösterilmeden kitap bitiyor. Kitabın daha bilimsel tarafını oluşturan olaylar hakkında(koskoca kulenin dikilmesini sağlayan ve burada spoiler vermemek için anlatmayacağım "şey" başta olmak üzere) hiçbir şey öğrenmiyoruz, sosyal çatışmanın da sadece başlangıcını görüyoruz ve daha ne oluyor diyemeden kitap puf diye bitiyor. Böyle sonu net bağlanmamış kitapları/filmleri/oyunları vs. bitirdikten sonra genellikle hayal kırıklığına uğramış hissederim.(Çok nadir olarak gerçekten başarılı bulduklarım da oluyor.) Bu "sonunu bağlamadan okuyucunun/izleyicinin takdirine bırakma" tekniğinden pek hoşlanmıyorum anlayacağınız üzere. Cam Kule'de de maalesef aynı şeyi yaşadım. %100 objektif bakabilseydim 9 vereceğim kitaba bu nedenle 8 veriyorum. Sonu bu kadar muğlak olmasa ve bir 50-100 sayfada olayların nasıl sonuçlandığını da anlatsa benden helal bir 10'u kapardı.
Baskı: Büyücüler (The Magicians, #1)
Büyücüler, korktuğunuz gibi berbat bir kitap değil. Büyücüler, ne yazık ki şahane bir kitap da değil. Kitabı iyi değerlendirmek için ortası diyebileceğimiz bir yerden ikiye ayırmak gerekiyor. İlk yarıda Harry Potter'a benzer şekilde büyülü bir dünyaya ilk adımlarını atan bir çocuğun hikayesini ve büyümesini görüyoruz. Bu kısımları bazı okurlar sıkıcı bulabilir; ancak "sıradan" bir öğrencinin hayatından çok da farklı şeyler beklememek lazım. Baş karakterimizin başına aslında bir büyücü için bile değişik denebilecek şeyler geliyor, ben sıkıcı bulmadım. Bu bölümün en büyük sıkıntısı, beş yıllık bir sürecin çok kısa sürede anlatılmasıydı. Bazı yan karakterleri bir kere gördük, bir daha kitap boyunca neredeyse adları geçmedi. Çok büyük bir sorun değil belki; ama uzatılsaymış bu ilk kısım sadece bir kitap olabilirmiş. İkinci yarıya geçtiğimizdeyse artık okuldan mezun olmuş, hayata atılan genç büyücü adaylarını izliyoruz. Büyüyle her şeyi yapabiliyorsanız, büyücü kaynaklı şirketlerden adınıza her ay yüklü miktar para yatıyorsa ve en önemlisi hayattan ne istediğinizi bilmiyorsanız başınıza neler gelebilir sorusunun cevabı ikinci yarının başında veriliyor. Aslında "büyü" kavramını çıkarın, ailesi zengin ve umursamaz bir çocuğun yaşadıklarına yakın şeyler elde edersiniz gibi geldi bana. Tabii bu benim "zengin züppe" stereotipine olan bakış açımla alakalı bir şey de olabilir, okuyup görün. Ancak ikinci yarının başlangıcındaki bu çöküşten sonra, genç büyücülerimiz bazı büyülü olaylar yaşıyorlar ve hayatları değişiyor. Daha fazla şey söylemek ve okuma keyfinizi kaçırmak istemiyorum. Buradan sonra gelişen olaylar, kitap boyunca anlatılan bir yerle de bağlantılı, ilk yarıdaki alakasız görünen hikayelere dikkat edin derim. Büyücüler bildiğim kadarıyla üç kitaplık bir serinin başlangıcı. Eğer okursanız ve beğenirseniz, yeni çevrilen ikinci kitaba -Büyücü Kral- hemen başlayabilecek olmanız da bir artı. Sonuç olarak okumakla bir şey kaybetmeyeceksiniz; ama kazanacağınız da kesin değil. -SPOILER UYARISI - Buradan sonrasını okumak, kitapla ilgili keyif kaçırıcı bilgi görmenize neden olabilir. Kitapta geçen Fillory evreni, Narnia'dan oldukça fazla etkilenmiş. Kardeşlerin bir dolaptan geçerek büyülü dünyaya ulaşması, bir tanesinin zamanla yoldan çıkması, büyülü yaratıklar, bu dünyaya gidip gelmek için uğranan ara evren ve hatta bu Fillory'yi anlatan kitapların senaryoları Narnia serisini okuyan birine oldukça tanıdık gelecektir. Ayrıca yukarıda yazamadığım bir kötü yan da şu: Büyücülerimiz senelerce büyü eğitimi aldılar; ama iş gerçeğe bindiğinde iki üç afilli büyü yapmaktan aciz öylece kaldılar. Hatta baş karakter, kitabın sonlarına doğru azimle çalışarak çok süper über görkemli bir büyü gücüne ulaştı; ancak sonra bir anda bunların hepsini bir kenara bırakıp gitti. Bu noktalarda tutarsızlık var bence.
Baskı: Kralların Yolu (Fırtına Işığı Arşivi Serisi #1)
Çok uzun zamandır arayıp da bulamadığım fantastik eser. Anti-kahramanlardan, havalı gösterilen kötülerden sıkılan; şöyle güzel, "ideal" bir epik fantezi arayan bünyeme adeta ilaç gibi geldi. 11/10, okumayan çok şey kaybeder. Umarım seriye devam ederler ve en kısa sürede ikinci kitabı çevirirler.
Baskı: Gece Nöbeti
Arka kapak yazısından, kitabın orasına burasına iliştirilmiş "Harry Potter'dan şöyle iyi, Rusya'nın bilmemnesi, müthiş şahane" gibi çok abartılı iltifatlardan ve ilginçtir ki kitabın adından dolayı ön yargıyla yaklaşıyordum kitaba. Bu nedenle beklentilerim sıradan bir şehir fantastiği okuyacağım yönündeydi. Okuyup bitirdikten sonra bunun kesinlikle değiştiğini söyleyebilirim, iyi ki okumuşum diyorum. Bir kere kitabın arka kapakla pek alakası yok. Öyle laylay bir öykü ve çatılara tırmanıp insan avlayan vampirler, kanalizasyonda yaratık peşinde koşan insanlar beklemeyin. Yazarın evreninde işler bu noktaları çoktan geçmiş, iyilik ve kötülük savaşmaktan sıkılıp bir antlaşmaya varmış. Bu da her şeyi değiştiriyor. Nasıl değiştiriyor derseniz işte size ufak iki örnek: Avcılık izni alıp izin verilen insanların kanını içen vampirler var. İyiliğin güçleri bu elemanlara dokunamıyor bile, çünkü yaptıkları şey antlaşmaya göre "yasal" Zaten dokunsalar tekrar savaş çıkacak, kıyamet kopacak deyim yerindeyse. İyi bir büyücü önüne gelen hastaya şifa dağıtamıyor, çünkü yaptığı her iyilik kötü birilerine bir başka kötülük yapma hakkı verecek. Konu böyle hassas olunca işin içine felsefe ve iyi/kötü ayrımı girmese olmazdı. Kitabın derin bir felsefi alt yapısı var, baş karakter iyiyi ve kötüyü sorgularken ben de kendimi bu sorulara bir yanıt bulmak için kara kara düşünürken yakaladım birçok yerde. Baş karakterimiz Anton da kendini bu anlaşmanın ve daha büyük oyuncuların arasında buluyor, kendi doğrularını arıyor ve kendince en iyi şeyi yapmaya çalışıyor. Kendisiyle bağlantı kurmakta zorlanmadım şahsen, tutarlı ve etrafındaki olayları anladıkça gelişen bir karakter olmuş. Kitapta üç öykü var. Zamanda kısa atlamalar yaparak temelde aynı karakterlerin başından geçenleri anlatmış yazar. Üç öykü boyunca bir şeyler görüyoruz, başta bunları birbirine bağlayamasak da en sonda çoğu şey açığa çıkıyor. Biraz alengirli ve gizemli bir sonla bitiyor kitap. Tabii serinin ilk kitabı olduğu için bu tür bir son görmek şaşırtıcı değil. Sevenlerin yaptığı ısrarlı önerilere dayanamayıp aldığıma kesinlikle pişman değilim. (Merhaba İhsan abi, Hazal :P ) İlk fırsatta ikinci kitap Gündüz Nöbeti'ni de okumak istiyorum. Okuyacağım kitap biraz beni düşündürsün, karakterlerin aptalca iyi ya da delice kötü olduğu kitaplardan sıkıldım diyenler kaçırmasın.
Baskı: Vahşi Kartlar
GRRM'yi kapakta görünce Buz ve Ateşin Şarkısı tarzında bir kitap beklemeyin. Biraz süper kahramanlı, biraz politikalı bir alternatif tarihsel bilim kurgu diyebilirim bu kitap için kısaca. İkinci Dünya Savaşı sonrası - 80'lerin başı arasında Amerika'da geçiyor. Bu tarihsel dönemlerin özelliklerini bilir ve buna göre okursanız kitaptan alacağınız verim iki katına çıkar. O dönemin politik ve siyasi durumu, düşünce tarzları çok iyi anlatılmış. Bilmediğim de bayağı bir şey öğrendim kitaptan. Anlatım tarzları yazardan yazara değiştiği için kitap içindeki bazı kısımları daha fazla sevmeniz normal. Çoğu bölümün arasında yakın ilişki yok; tarihte sıçramalar yaparak ilerliyor gibiyiz ancak eski karakterleri yeni bölümlerde görebiliyoruz. Çoğu karakterin hikayesi tamamlanmamış henüz, devam kitapları için yeni karakterler mi yarattılar bilmiyorum ama eski karakterleri de bir sonuca bağlamışlardır umarım. Bazı çok ilginç güçlere sahip adamlar vardı, onlar öylece unutulmamalı bence. Başarılı bir ortak roman çalışması olmuş, 9/10 veriyorum.