Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: maksim gorki
İşçi mahallesinde sıradan bir gün daha başlıyordu. Fabrikanın düdüğü her sabah olduğu gibi yine mahallenin dumanlı havasını keskin bir çığlıkla yaladı. Kasları ritmini bulamamış, gözlerinden uyku akan yüzler, küçük karanlık evlerden sokağa yayılmaya başladılar...İşçi ve köylülerin Çarlık rejimine karşı yürüttükleri mücadelenin öyküsü.Maksim Gorkinin en önemli eseri olanAnada Çarlık Rusyasında uya…

Yazar: muhammed hamidullah
Bu eser, adından da anlaşılacağı üzere, Hz. Peygamber (s.a.s.)in İslâmı tebliği gayesiyle komşu devlet başkanlarına gönderdiği mektupların, son zamanlarda ortaya çıkarılmış orijinal nüshalarını konu edinmektedir. Prof. Muhammed Hamidullah, keşfedilen bu orijinal nüshaların tavsiflerinin yanı sıra, bunların sahte olup olmadıklarını da tartışarak, konuya açıklık kazandırmaya çalışmaktadır. Müellifî…

Yazar: muhammed hamidullah
Hz. Peygamberin hayatına ilişkin dünyada pek çok dilde, yazarları ister dost ister düşman olsun, binlerce kitap vardır. Bunların hepsi, kendi dinlerini rakip olmasına bağlı olarak onu sevmeseler bile, Hz Muhammed in çok büyük bir insan olduğu konusunda hemfikirlerdir. Kasıtlı olarak onu yanlış tanıtan ve anlatanlar -ki sayıları hiç de az değildir-aslında dolaylı olarak ona saygı göstermektedirler…

Yazar: ismet özel
Bu kitapta şairin kırk yaşına kadar yazıp yayınladığı Geceleyin Bir Koşu (1966), Evet, İsyan (1969), Cinayetler Kitabı (1975), Cellâdıma Gülümserken (1984) adlı kitaplarında ve bazı dergilerde yer alan şiirlerin tümü bulunmaktadır.

Yazar: ibrahim ö. kaboğlu
Yasama organı artık genel iradenin oluşumunu tekelinde tutmamaktadır. Avrupa devletlerinde yürütme, yasama inisiyatifine ve gündemine büyük ölçüde hâkimdir. Parlamento, yasaları oylama ve değiştirme iktidarını korumaktadır. Anayasa Mahkemesi ise belli yasama hükümlerini yürürlükten kaldırabilir; yasanın anlamını açıklığa kavuşturabilir; uygulama tarzlarını belirleyebilir, etkisini sınırlayabilir…

Yazar: oğuz atay
Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve oyun oynuyormuş gibi ilgilenme yolunu seçiyor. Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman.

Yazar: veysel bozkurt
Sosyolojik persperktif Sosyolojik düşüncenin gelişimi ve sosyoloji teorileri Sosyolojik araştırma yöntemi Kültür Toplumsallaşma Toplum ve toplumsa etkileşim Toplumsal gruplar ve formel örgütler Toplumsal sapma ve suç Toplumsal tabakalaşma Siyaset Din Aile Eğitim Ekonomik yaşam Toplumsal değişme ve küreselleşme

Yazar: miguel de cervantes saavedra
15. Yüzyıl İspanyasında sosyal hayatta önemli bir yeri olan şövalyeliği anlatıyor. Mança ilinin küçük bir köyünde, soylu bir bey yaşıyordu. Bir rivayete göre adı Kesada, diğer bir rivayete göre de Alanso idi. Pek zengin sayılmazdı ama babasından kalan miras -har vurup harman savurmadığı takdirde- ömrünün sonuna kadar yeterdi. Gösterişi ve lüks yaşamayı sevmedi...MEBin tavsiye ettiği 100 Temel…


Yazar: turgut uyar
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım


Yazar: attila ilhan
''Ne kadınlar sevdim zaten yoktular'' diye anlattı ''sevgili''nin hayatta somut bir karşılığı olmadığını Attilâ İlhan. Şimdi de ''Kimi sevsem sensin/hayret'' diyor. Yaşadığımız hayat karmaşıklaştıkça ''mümkünsüz'' hale gelen aşklarımızı mısralara döküyor, mısralarını, ruhumuzu hafif bir meltem gibi saran, bizi derinle…



Yazar: attila ilhan
''Ne kadınlar sevdim zaten yoktular'' diye anlattı ''sevgili''nin hayatta somut bir karşılığı olmadığını Attilâ İlhan. Şimdi de ''Kimi sevsem sensin/hayret'' diyor. Yaşadığımız hayat karmaşıklaştıkça ''mümkünsüz'' hale gelen aşklarımızı mısralara döküyor, mısralarını, ruhumuzu hafif bir meltem gibi saran, bizi derinle…

Yazar: haruki murakami
Japon edebiyatının aykırı çocuğu Haruki MURAKAMİ, Zemberekkuşunun Güncesi adlı, kendisine dünya edebiyatında önemli bir yer açan romanıyla Türkçede. Onu İmkânsızın Şarkısıyla tanıyan okurları yine keyifli edebiyat dakikaları bekliyor. MURAKAMİ bu kez çağdaş politikanın anlamsızlığından, İkinci Dünya Savaşında Japonların saldırganlığından ve aşkın gelip geçiciliğinden söz ediyor. Tokyonun bir banl…

Yazar: attila ilhan
Yağmur Kaçağı Attila İlhanın inadına yazdığı şiirleri kapsıyor. Aşk şiirleri yazdığı için eleştirildiğinden inadına aşkı, yolculuk şiirleri sanatçının toplumsal uğraştan kaçması olarak yorumlandığından inadına uzun yolculukları, limanları, farklı kentleri, kent insanlarını, fahişeleri, bıçkın denizcileri yazmış şair. Onun yarattığı engin imge okyanusunun çalkantılı sularında yelken açacak; her mı…

Yazar: robert musil
"Ben niteliksiz adamım, sadece kimse bunun farkında değil. Bütün iyi, biçimsel duygulara sahibim, nasıl davranacağımı elbette biliyorum, ama içsel özdeşleşme yok." (1928) Musil-Tereke, Dosya II 4, s. 120 Franz Kafka, James Joyce ve Hermann Broch ile birlikte yirminci yüzyıl romanının büyük ustaları arasında yer alan Avusturyalı yazar Robert Musil (1880-1942), 1921 yılından başlaya…

Yazar: marcel proust
... tıpkı Japonların, suyla dolu porselen bir kaseye akıttıkları silikkağıt parçalarının, suya girer girmez şekillenerek, renklenerek belirginlik kazandığı, somut, şüpheye yer bırakmayan birer çiçek, ev, insan olduğu oyunlarındaki gibi, hem bizim bahçedeki, hem M. Swannın bahçesindeki bütün çiçekler, Vivonne nehrinin nilüferleri, köyün iyi yürekli sakinleri, onların küçük evleri, kilise, bütün Co…

Yazar: marcel proust
Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını farketmeyişimizdir.1919da Goncourt ö…




