
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: miguel de cervantes saavedra
Romanın öz babası Miguel de Cervantes Saveedra, kendisini izleyen tüm romancıların yapıtlarının üvey babası konumuna düşüreceğini -çünkü Don Quijote' den şu yada bu biçimde etkilenmemiş tek yazar yoktur- [...] Okuruna seslenirken bilebilir miydi?

Yazar: orhan veli kanık
Garip? akımıyla Türk şiirine yepyeni bir soluk getiren, Türk şiirinin zincirkıranı, Orhan Veli, Bütün Şiirleri ile Yapı Kredi Yayınları?nda.Bütün Şiirleri, Orhan Veli?nin Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi ve Karşı adlı şiir kitaplarındaki şiirlerin yanı sıra, kitaplarına girmeyen ve sağlığında yayımlamadığı şiirlerinden oluşuyor. Daha önce birçok kez basılan Bütün Şiirleri, geçtiğimiz gü…

Yazar: haldun taner
Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu'da, Behçet Necatigil'in deyişiyle, "Olayları rintçe bir bakışla gülünç taraflarından alan, kıvrak, sürprizli, esprili bir üsluba aktaran" Haldun Taner'in unutulmaz öykülerinden dokuzu var: Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu, Kantar Kâtibi Ali Rıza Efendi, Konçinalar, Ablam, Atatürk Galatasaray'da, Fraulein Haubold'un Kedisi, Eczane…

Yazar: turan dursun
Kulleteyn, İki kulle (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz (tahir) sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun temiz di artık. Pislik lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsai pis olan d…
10/10
Yazar: turan dursun
Kulleteyn, İki kulle (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz (tahir) sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun temiz di artık. Pislik lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama madem ki Şeriat temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsai pis olan d…

Yazar: hasan ali toptaş
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, tıpkı Kafka gibi sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar... Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştüre...
10/10
Yazar: hasan ali toptaş
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, tıpkı Kafka gibi sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar... Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştüre...

Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Bütün diğer romanlardan sonra yazmak istediğim bir itiraf roman vardı...Bu romana bütün yüreğimi vereceğim, kanımı akıtacağım. Sürgün yıllarımda, yatağıma yatmış, iç çözümlemeler yaparken, hüznün altında ezildiğim anlarda bu kararı verdim...Bu roman benim için öyle değerli ki, benimle öyle bir bütünleşmiş ki... Onu başyapıtım yapmak istiyorum...(Fyodor Dostoyevskinin kardeşine yazdığı mektuplarda…
9/10
Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Bütün diğer romanlardan sonra yazmak istediğim bir itiraf roman vardı...Bu romana bütün yüreğimi vereceğim, kanımı akıtacağım. Sürgün yıllarımda, yatağıma yatmış, iç çözümlemeler yaparken, hüznün altında ezildiğim anlarda bu kararı verdim...Bu roman benim için öyle değerli ki, benimle öyle bir bütünleşmiş ki... Onu başyapıtım yapmak istiyorum...(Fyodor Dostoyevskinin kardeşine yazdığı mektuplarda…

Yazar: lyonel trouillot
Saatin tam olarak kaç olduğunu kimse bilemiyordu. Saatler çakışmıyordu. Aynı yönde ilerlemiyordu. Bir saat Ufaklığın çetesinin göstericileri ikiye bölüp, kalabalığa yandan saldırmasını gösteriyordu. Not defteri ve ses kayıt cihazı olan gazetecinin pusudaki saatiyse, neredeyse saniyesine varıncaya kadar ilk kan damlalarını, sağ tarafta beklenmedik bir şekilde açılan yaraları, yaylım ateşlerini, ra…
8/10
Yazar: lyonel trouillot
Saatin tam olarak kaç olduğunu kimse bilemiyordu. Saatler çakışmıyordu. Aynı yönde ilerlemiyordu. Bir saat Ufaklığın çetesinin göstericileri ikiye bölüp, kalabalığa yandan saldırmasını gösteriyordu. Not defteri ve ses kayıt cihazı olan gazetecinin pusudaki saatiyse, neredeyse saniyesine varıncaya kadar ilk kan damlalarını, sağ tarafta beklenmedik bir şekilde açılan yaraları, yaylım ateşlerini, ra…

Yazar: cengiz aytmatov
Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri, yani bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş,…
9/10
Yazar: cengiz aytmatov
Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri, yani bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansıtmış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş,…

Yazar: ırvin d. yalom
Öz-farkındalık büyük bir armağan, hayat kadar değerli bir hazinedir. Bizi insan yapan şeydir. Ama bedeli de çok ağırdır - ölümlülük yarası. Varoluşumuz, büyüyüp gelişeceğimiz ve kaçınılmaz bir şekilde ölüp yok olacağımız bilgisiyle gölgelenir.Ölümlülük düşüncesi tarihin başından beri peşimizi bırakmaz. Dört bin yıl önce Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidunun ölümü üzerine yukarıda alıntılad…
10/10Kitap o kadar sade bir dille o kadar güzel anlattı ki ölüm anksiyetesini, çokça aynı tedavi yöntemlerinden bahsetse de akıcılığını asla kaybetmedi. Terapist vb bir meslek dalında değilim. Buna rağmen terapistlere yönelik olan sayfalara bile rahatça hakim olabildim. En azından bu konularda bilgisi ol

Yazar: ırvin d. yalom
Öz-farkındalık büyük bir armağan, hayat kadar değerli bir hazinedir. Bizi insan yapan şeydir. Ama bedeli de çok ağırdır - ölümlülük yarası. Varoluşumuz, büyüyüp gelişeceğimiz ve kaçınılmaz bir şekilde ölüp yok olacağımız bilgisiyle gölgelenir.Ölümlülük düşüncesi tarihin başından beri peşimizi bırakmaz. Dört bin yıl önce Babil kahramanı Gılgamış, arkadaşı Enkidunun ölümü üzerine yukarıda alıntılad…

Yazar: erlend loe
"Merak uyandıran, huzursuz eden, duygu yüklü bir metin; yazar için yeni bir sanatsal başarı." -Stein Roll, Adresseavisen- "Loe'nun Naif. Süper'den bu yana yazdığı en iyi kitap." -Sindre Hovdenak, VG- "Uzun zamandır yayımlanan en komik kitap." -Michael Nilsen, Politiken- Babam öldü. Dün bir geyik avladım. Ne diyebilirim. Ya o ya ben, birimiz canı…
8/10Yazarın alaycı diline bayıldım! İnsanların başarı hevesleri, toplumun dayattığı düzen ile ilgili yorumları ancak bu kadar eğlenceli anlatılabilir. Ancak bir bisikletten düşmenin insanın tüm yaşam algısını değiştirmesi fikri bana çok mantıklı gelmedi. Ayrıca takas ekonomisi daha cezbedici, daha yoğun

Yazar: erlend loe
"Merak uyandıran, huzursuz eden, duygu yüklü bir metin; yazar için yeni bir sanatsal başarı." -Stein Roll, Adresseavisen- "Loe'nun Naif. Süper'den bu yana yazdığı en iyi kitap." -Sindre Hovdenak, VG- "Uzun zamandır yayımlanan en komik kitap." -Michael Nilsen, Politiken- Babam öldü. Dün bir geyik avladım. Ne diyebilirim. Ya o ya ben, birimiz canı…

Yazar: yaşar kemal
Kuşlar da Gitti, İstanbul’un çürüyen, kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Kuşların bir zamanlar mekân tuttuğu İstanbul’da çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve sinagogların kapılarında “azat buzat beni cennet kapısında gözet” diyerek satarlar. Ancak çocuklar satamadıkları kuşları yemek zorunda kalırlar. “Sağlam bir kitap, yoğun bir insan sevgisi ve…

Yazar: yaşar kemal
Kuşlar da Gitti, İstanbul’un çürüyen, kirlenen yüzünün ve insanlığın da şehirle birlikte yok oluşunun romanıdır. Kuşların bir zamanlar mekân tuttuğu İstanbul’da çocuklar onları yakalayarak cami, kilise ve sinagogların kapılarında “azat buzat beni cennet kapısında gözet” diyerek satarlar. Ancak çocuklar satamadıkları kuşları yemek zorunda kalırlar. “Sağlam bir kitap, yoğun bir insan sevgisi ve…
8/10
Yazar: andré gide
Hayatın biricik anlamı olacak kadar derinden duyulan bir aşkın trajediye dönüştüğü bir romanda asıl sorgulanan, erdeme giden yolun zorluğudur. Erdeme giden yolda, insanın içinde hi&ccdil; dinmeyen bir sızı gibi varlığını daima hissettiren yalnızlıklar, bekleyişler, ayrılıklardan doğan ve tahammülü trajediler doğuran çatışmalar yaşanacaktır. Jerome bütün erdemlerini aşkıyla ayakta tutarken, Al…

Yazar: georges perec
Georges Perecten, acı, umut ve doğruluğa dair bir roman... İnsanlardan nefret ettiğin anlamına gelmez bu, ne diye onlardan nefret edesin ki? Ne diye kendinden nefret edesin ki? Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar âleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o din…