
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.
Güncelleme: PulpFiction

Yazar: emma goldman
Sayfa: 34/138
Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…
Ben de almayı düşünüyorum onu. :)
Güncelleme: PulpFiction

Yazar: emma goldman
Sayfa: 34/138
Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…
Nasıl gidiyor ? :)

Yazar: pınar selek
Bir kaçışın hikâyesi ve 12 Eylül'ün ardından gelen şarkılar... Kimliklerinin peşine düşmüş dört genç: Devrime olan inancını asla yitirmeyen ve bu uğurda sevdiklerini terk etmeyi göze alan Elif, hayatının anlamı müziği Fransa'da keşfeden Hasan, küçük bir mahallede masallarla kurduğu dünyasından ve annesiyle yaşadığı evden uzaklaşıp hayata tutunmaya çalışan Sema ve ailesine bakmak için us…

Yazar: kolektif
Üç aylık düşünce dergisi Cogito'nun 65-66. sayısının konusu "Cinsel Yönelimler ve Queer Kuram". Cogito'nun bu sayısı heteroseksüel hegemonyanın buyruklarını reddeden ve sadece gay ve lezbiyen kimliklerle sınırlandırılamayacak olan queer pratiklere ve queer kurama dair metinlerden oluşuyor. Queer kurama dair metinlerde queer öznelliği, queer kuram çalışmaları, homofobi, queer…

Yazar: marguerite duras
Ölüm Hastalığı, 1982 tarihini taşıyan bir Duras metni: Sevdiğini öldürecek gibi olma duygusunu, onu kendinize, yalnız kendinize saklama, bütün yasalara rağmen, bütün ahlaki baskılara rağmen onu alma, kaçırma isteğini duydunuz mu? Hiç bu isteği duydunuz mu? der.Hiçbir zaman, dersiniz.

Yazar: emile ajar, romain gary
1975'te Fransa'nın en prestijli edebiyat ödüllerinden Goncourt Ödülü'ne layık görülen Onca Yoksulluk Varken, bir hayat kadınının oğlu olan Arap bir çocuğun, fahişe çocuklarına bakan Yahudi Madam Rosa'yla birlikte geçen hayatını anlatır. Ve aynı ödülü 1956'da Cennetin Kökleri kitabıyla kazanmış olan Romain Gary'nin, daha sonra açıkladığı üzere, "Yalnızca kendim o…

Yazar: oliver sacks
Bir kaza, bir darbe, bir hastalık: Beyninizde meydana gelen fiziksel bir değişim davranışlarınıza, hayatınıza yansır. Bir başka olursunuz, öykünüz değişir... Nöroloji uzmanı Oliver Sacks, bu türden yedi vakayı, yedi insanî öyküyü aktarıyor kitabında. Ameliyat yapmadığı zamanlarda Tourette sendromundan kaynaklanmış tikleriyle boğuşan bir cerrah; bir kaza sonucu renkkörü olup siyah-beyaz resimlerin…

Yazar: neval el seddavi
Dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir kadın sıfır noktasında kıskıvrak bekliyor. Umutsuz, çaresiz, ölümle yaşam arasındaki sınırda. Neval El Seddavi, ölüm hücresinde Mısırlı fahişe Firdevs’le konuşuyor, Firdevs’in anlattığı yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Bu dünyada kadın olmanın, hele bir “fahişe” olmanın ne anlama gelebileceğini okuyoruz bu yaşam öyküsünde. Sıfır noktası neresidir?

Yazar: matei calinescu
Yaklaşık son yüz elli yıldır, “modern”, “modernlik” ve daha yakın zamanlarda “modernizm” gibi terimler, buna bağlı bir dizi fikirle birlikte sanatsal ya da edebi bağlamlarda keskinliği gitgide artan bir tarihsel görececilik anlamı vermek üzere kullanıldı. İkinci Dünya Savaşı’ndan ve özellikle 1950’lerden sonra postmodern çağ kavramı, aralarında Arnold Toynbee gibi bir tarih ve kültür felsefecis…

Yazar: emma goldman
Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla Kızıl Emma: Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir baha…

Yazar: judith butler
1990da yayımlandığında feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açan, queer kuramın öncü metinlerinden sayılan Cinsiyet Belası nihayet Türkçede. Judith Butlerın cinsiyetin ne ölçüde doğal olduğunu sorgulayarak cinsiyetin performatif yapısına dair kışkırtıcı savını ilk kez ortaya koyduğu bu metin, birbiriyle bağlantılı pek çok tartışmayı birden barındırıyor: Feminist düşünce v…

Yazar: matei calinescu
Yaklaşık son yüz elli yıldır, “modern”, “modernlik” ve daha yakın zamanlarda “modernizm” gibi terimler, buna bağlı bir dizi fikirle birlikte sanatsal ya da edebi bağlamlarda keskinliği gitgide artan bir tarihsel görececilik anlamı vermek üzere kullanıldı. İkinci Dünya Savaşı’ndan ve özellikle 1950’lerden sonra postmodern çağ kavramı, aralarında Arnold Toynbee gibi bir tarih ve kültür felsefecis…
Yazar: besim f. dellaloğlu
e Aydınlanma'nın imkânlarını buluyorum. Ve bunun Türkiye modernliğinin entelektüel temellerini oluşturabileceğini iddia ediyorum. Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın birer çığır olmaktan çok birer ethos (tavır) olduğunu düşünüyorum. Kant'tan yola çıkarak. Bunlardan birer "imkân" olarak söz etmemin nedeni de budur zaten. Eğer "imkân"dan, mümkün olandan söz ediyorsak zat…
Yazar: besim f. dellaloğlu
e Aydınlanma'nın imkânlarını buluyorum. Ve bunun Türkiye modernliğinin entelektüel temellerini oluşturabileceğini iddia ediyorum. Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın birer çığır olmaktan çok birer ethos (tavır) olduğunu düşünüyorum. Kant'tan yola çıkarak. Bunlardan birer "imkân" olarak söz etmemin nedeni de budur zaten. Eğer "imkân"dan, mümkün olandan söz ediyorsak zat…
Yazar: besim f. dellaloğlu
e Aydınlanma'nın imkânlarını buluyorum. Ve bunun Türkiye modernliğinin entelektüel temellerini oluşturabileceğini iddia ediyorum. Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın birer çığır olmaktan çok birer ethos (tavır) olduğunu düşünüyorum. Kant'tan yola çıkarak. Bunlardan birer "imkân" olarak söz etmemin nedeni de budur zaten. Eğer "imkân"dan, mümkün olandan söz ediyorsak zat…

Yazar: georg büchner
19. yüzyıl başlarında yaşamış, çok genç, 24 yaşında ölmüş olan Georg Büchner, dünya tiyatro tarihinde önemli yer tutan üç oyunu ile (Diğer ikisi: Woyzeck ve Leonce ile Lena) 20. yüzyılı belirleyen birçok düşünce ve tiyatro akımına öncülük etmiş, çağdaş tiyatronun gelişmesinde etkili olmuş bir yazardır. Danton Ölümü, bütün toplumları etkilemiş Fransız Devrimi'ni konu alan, devrimin başkahr…

Yazar: georg büchner
19. yüzyıl başlarında yaşamış, çok genç, 24 yaşında ölmüş olan Georg Büchner, dünya tiyatro tarihinde önemli yer tutan üç oyunu ile (Diğer ikisi: Woyzeck ve Leonce ile Lena) 20. yüzyılı belirleyen birçok düşünce ve tiyatro akımına öncülük etmiş, çağdaş tiyatronun gelişmesinde etkili olmuş bir yazardır. Danton Ölümü, bütün toplumları etkilemiş Fransız Devrimi'ni konu alan, devrimin başkahr…
Yazar: besim f. dellaloğlu
e Aydınlanma'nın imkânlarını buluyorum. Ve bunun Türkiye modernliğinin entelektüel temellerini oluşturabileceğini iddia ediyorum. Rönesans, Reform ve Aydınlanmanın birer çığır olmaktan çok birer ethos (tavır) olduğunu düşünüyorum. Kant'tan yola çıkarak. Bunlardan birer "imkân" olarak söz etmemin nedeni de budur zaten. Eğer "imkân"dan, mümkün olandan söz ediyorsak zat…





