lisbethsalander
@lisbethsalander

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Kroyçer Sonat
10/1018.01.2015

Baskı: Kroyçer Sonat

evlilik, aile ilişkileri, kıskançlık, hakkında yazılmış en iyi roman... romanda verilen mesajlar şimdi ki dönemde de var ne yazık ki... aile içi çatışma, kavga,zengin olduğu için kızını yaşlı erkeklerle evlendiren aileler ve kadın cinayetleri... o dönemin tablosunu bu dönemde görmek acı... bir genç bayan olarak üzüldüm açıkçası tolstoy anna kareninadan sonra beni üzmeyi başardı :(

Bana İkimizi Anlat
7/1015.01.2015

Baskı: Bana İkimizi Anlat

hikaye güzel... karşılıksız aşk kadar acı ve insanı tüketen bir şey yok. başımdan geçtiği için canım yana yana okudum. verdiği mesajlar çok güzel.. kafamı dinlendirmek amacıyla okuduğum bir kitabın bu kadar canımı yakacağını bilemezdim. edebi yönüne gelince; ne yazık ki seçici okurlara göre basit kalan bir uslup.

Son Tanık
10/1011.01.2015

Baskı: Son Tanık

yazarın daha önce 'Romanov komplosu' adlı eserini okumuştum, açıkçası çok beğenmiştim. bu romanını da tereddüt etmeden okudum. fazla spoiler vermek istemiyorum, okumayan arkadaşlardan tepki çekiyorum. leyla adlı romandan sonra bosna hakkında en doyurucu bilgiye sahip roman diyebiliriz. gerçek hayat hikayesinden yola çıkılarak yazılmış. bölünmenin ve savaşın, insan hayatında nasıl bir felakete sebep olduğunu anlatan eşsiz bir kitap. çarpıcı bir son... Carla'nın yüzüne baktı. "biliyor musun, savaştan önce komşularımızla barış içinde yaşardık. Kimse kimseyi rahatsız etmezdi. Dini ya da etnik farklılıkların hiç önemi yoktu. Çocuklar birlikte oyun oynardı. Büyükler görüşürdü. Birlikte şarkı söyler, dans eder, düğünlere ve cenazelere birlikte giderdik. " Derin bir soluk alıp verdi. "sonra o aşağılık miloseviç nefreti körükleyerek, korku tellallığı yaparak saati yüzyıllar öncesine getirdi. Arkadaşı arkadaşa, komşuyu komşuya karşı kışkırttı. Tüm bunlar iktidarı kaybetmekten korktuğu içindi

Kıran Resimleri
10/1004.01.2015

Baskı: Kıran Resimleri

"ne toprak kavgasıdır bu, ne din, ne iman. ne alınacak var, ne verilecek. ne düşmandır, ne talan. nasıl bir çlılgınlık ki bunlar hiç mi sevmemişlerdir insanı,kuşu böceği, uçanı koşanı, suyu, toprağı, yağmuru, güneşi, otu çiçeği? sevmemişlerdir midir ki el vurur ateş salarlar? kimdir bunlar ki kimi kimin üstüne salar?" "o çarşafla gezip tırnaklarının ucunu göstermeyen, peçe takan ya da yüzlerini şemsiyelerle gizleyen kadınlar neler yapmamıştı ki tanrı'nın gözüne girmek için çarşafın karanlığına sığınmak yetecek mi sanıyorlardı? " şiddet ve kan kokan, bir o kadar da yürek sızlatan bir kitap...

Soğuktan Gelen Casus
7/1001.01.2015

Baskı: Soğuktan Gelen Casus

kitap hakkında spoiler vermek istemiyorum... kitabı olay olarak, tema olarak,dil bakımından değerlendiricem. kitap olay bakımından gayet çok iyi.. teması çok güzel.. dil bakımından sürükleyici... ama sonu ne yazık ki berbat...

Piraye
10/1018.12.2014

Baskı: Piraye

Aslında bu kitap pirayenin dramı değil sadece... doğu da kız çocuğu doğurduğu için ve hatta çocuk doğuramadığı için gözden düşen ve kocasını başka kadınlarla paylaşmak zorunda kalan kadınların dramı..

Toprak Ana
10/1011.12.2014

Baskı: Toprak Ana

okurken beni yer yer duygulandıran, savaşın ocakları nasıl söndürdüğünü anlatan güzel bir kitap...

Abim Deniz
10/1007.12.2014

Baskı: Abim Deniz

muhteşem.... tadı damağımda kalan nadir eserlerden... okuyun ve okuttun...

Kuyucaklı Yusuf
7/1029.11.2014

Baskı: Kuyucaklı Yusuf

Ne zaman Sabahattin Ali okusam, açıkçası geriliyorum. sıkıyor beni. bazende diyorum keşke yazar devamını yazsaydı aklımda soru işaretleri bırakarak bitti.

Pembe ve Yusuf
10/1014.11.2014

Baskı: Pembe ve Yusuf

iki kızdan sonra erkek çocuk bekleyen servet, üçüncüsünün de kız doğunca çıldırır.. yetmezmiş gibi babasının öldüğü gün doğan kızına keder ismini koyar. babasına erkek torun verememenin acısı içindedir servet. kızlarını iteklemeye başlar... kızlarını zoraki olarak okula gönderir. dördüncüsü de kız olursa karısını kuma getirmekle tehdit eder. nihayet dördüncü de oğlan çocuğunu bulur. kızlarına talipler çıkmaya başlar. en büyüğü dururken, nefret ettiği, yok saydığı kızını atarcasına verir kızını. yarın bir gün çocuklarını alıp eve dönemesin diye hükümet nikahı kıymasını şart koşar salih Efendi'ye. ( burada sinir oldum!) keder evin küçümen gelinidir artık... kocası İsmail'den, çekmediği kalmaz kederin. üst üste oğlan doğurduğu için eltileri tarafından çekilememektedir. en büyük abla gülistan evlenip İstanbul'a gelin gider. İstanbul İsmail için umut kapısı olur, bacanak Ahmet'in yardımıyla ev alır bunu keder haricinde kimse bilmemektedir. salih efendi vefat eder. İsmail ise, öküz öldü ortaklık bitti mantığıyla payına düşeni alıp İstanbul'a yerleşir. Keder'in esaret hayatı bir nebze olsun azalmaya başlar. İsmail yeni eve yeni bebek ister. keder uzun zaman sonra hamile kalır ve kız çocuğu dünyaya getirir. adını pembe koyarlar. pembeden sonra Yusuf doğar. Nusret ile Nevzat'tan daha çok sever son doğan çocuklarını keder. bu arada servet vefat eder. keder babasının cenazesine gitmek ister. ancak İsmail'in engeliyle karşılaşır. ( burada İsmail'e hak verdim. kendisini kız çocuk olduğu için iteklediği, hor gördüğü yetmezmiş gibi evden atar gibi kendisini kocaya veren babasına ağlayan Keder'e kızdım) yıllar geçer ve pembe ile Yusuf büyür. pembeye babası yaşında, çocuklu, zengin adam talip olur. İsmail gözü kapalı verir kızını. pembe önce razı gibi davranıp, sevdiği mustafa' ya kaçar. ancak pembeyi acı bir sürpriz beklemektedir. çocuğunu alıp babaevine geri döner pembe. babası ve ağabeyleri karar vermişlerdir sonu bellidir: ölüm.... çoktandır töre hakkında roman okumamıştım, kız çocuklarına değer vermeyen, oğlan çocuklarını başının tacı yapan, kız doğuran eşlerinin başına kuma getiren bireyleri işlemiş canan tan. ıssız erkekler korosu adlı kitabındaki Yusuf'un yaşam öyküsüymüş bu kitap. çok beğendim.

Handan
8/1007.11.2014

Baskı: Handan

gizli anların yolcusu, bora, dönüş adlı kitapları okuduysanız eğer İlhami'nin ortağı aynı zamanda da gizli ilişki yaşadığı Handan'ı tanırsınız. ben başka bir karakteri anlatıyor zannetmiştim ama ne yazık ki değil. ayşe kulin şimdi de Handan'ın ağızından anlatıyor olayları. bir de halide edip Adıvar'ın ölümsüz eseri Handanın hayaleti sayesinde kitaptaki handan geçmişiyle hesaplaşıyor. aralarında ufak tefek benzeşmeler var. Handan'ı okudunuzsa bu benzerlik gözünüze çarpar. gizli anların yolcusu ve Bora'nın kitabı adlı kitaplarında Handan'dan pek hoşlanmamıştım ama geçmişini okuyunca biraz biraz hak vermeye başladım. ilk gençlik aşkı Nedim'e olan kızgınlığından gidip kendinden yaşça büyük hocası haşimle beraber olup hamile kalan ve evlenen, sonrasında dış gebelik yüzünden mahvolan bir de yetmezmiş gibi kocası tarafından terkedilen genç handan... evlilikten kaçan, evli erkeklerle gününü gün eden, sonunda da ilhami ile aşk yaşayan orta yaşlı handan.. ilhami konusunda hüsranlar yaşayan handan,bora olayından sonra apar topar kardeşinin yanına gider. kardeşi hastadır. Nedim'in öldüğünü öğrenir ve perişan olur. kayhan çocuklarını özellikle defneyi emanet eder ve kısa zaman sonra ölür. kardeş acısı, eski sevgili acısı yaşayan ve hayatında ilk defa annelik duygusu yaşayan handanı görürüz. ve handan derya ile karşılaşır, deryanın olanları kabullenmesine sevindim. derya annesinin öldüğünü söyler handan sarsılır. annesinin ikinci eşi David'inde yanlarında yaşadığını öğrenince, aklına ilhami ile aşk yaşadığı gelir. ( burada güldüm) ve tamamen artık geçmişinden sıyrılır .handan'ın hayaletiyle vedalaşır. gezi olaylarından bahsetmesi, ve en önemlisi başımızdakinleri eleştirmesi hoşuma gitti açıkçası. kitap 10 puanlık kitap aslında.. ama ben 1 puanını kırdım. bir konu fazla uzadı mı bir de aynı şeyler tekrar etti mi insan ister istemez sıkılıyor. bir ayşe kulin fanı olarak yeni karakterler ve yeni konular bekliyorum. 1 puanını da halide edip Adıvar'ın handanı ile benzerlikler taşıdığı için kırdım. bunun dışında güzel.

Sevgilim İstanbul
10/1002.11.2014

Baskı: Sevgilim İstanbul

mari ile kemal... birbirlerini ölürcesine seven iki aşık...nişanlanacakları zaman bir haber duyulur... yunanlılar Atatürk'ün evini bombalamıştır. bunu duyanlar rumlara ait ne varsa hepsini yağmalamaya başlar.. bu dehşet günlerinden mari ve babası da paylarını alacaktır. mari babasıyla birlikte atinaya göçerler. mari kendini eski günlerini yad ederek avutmaya çalışır. kemal ise mariden farksızdır. adeta hayattan kopmuştur yaşayan bir ölüdür artık. zaman gelir ve mari başkasıyla evlenmek zorunda kalır.. kemal ise ileri ki zamanlarda hastalanıp ölür. mari'nin kızı akasya dedesinden kalan evin ve dükkanın kirasının geçikmesinden rahatsız olmaya başlar, ama gerçeklerden haberi yoktur. ilerleyen zamanlarda abisi vasil'in dükkanı batırdığını ve istanbuldaki evi ve dükkanı sattığını öğrenecek dehşete düşecektir. buna rağmen iki oğlunu da alıp istanbula gider. ev ve dükkan kemal'in yeğeni mehmet'e satılmıştır. hayatımda böyle ağır ve acıklı bir aşk hikayesi okumamıştım. beni eşekten düşmüş karpuza benzetti hikaye... 6-7 eylül olayları aslında utanç...

Handan
10/1027.10.2014

Baskı: Handan

eski Türkçe zorlasa da okunmaya değer :)

Aldatmak
4/1014.10.2014

Baskı: Aldatmak

hayatının yolunda gitmesinden ve mutlu ailesinden, daha doğrusu hayatın monotonluğundan sıkılan bir kadının öyküsü... kitapta çok ağır cinsellik var. okurken bazı yerlerde iğrendim. ve böyle kötü bir romanı paulo coelho gibi bir yazara yakıştıramadım. çünkü paulo coelhonun tarzı değil... roman bana yapmacık geldi açıkçası. keşke macera yazmaya devam etseydi.

Kırmızı Pazartesi
8/1012.10.2014

Baskı: Kırmızı Pazartesi

herkesin bildiği halde pek engellemeye çalışmadığı bir namus (!) cinayetinin öyküsü... aslında Santiago nasar bence masum. zifaf gecesi bakire çıkmayan Angela damat tarafından babaevine geri gönderilir. ikiz kardeşleri angelaya kendisini kimin kirlettiğini sorar, Angela ise santiagonun adını verir. ikiz kardeşler namuslarını temizlemek için santiagoyu öldürüp kirlenen namuslarını temizlemeye karar verirler. ikiz kardeşler santiagoyu öldüreceklerini herkese duyururlar. duyanlar buna rağmen hiç bir şey yapmaz. beni sinirlendiren şey katillerin serbest kalması. hakimi kolayca ikna etmeleri ayrı bir sinir bozucu... bir insan ne kadar kötü olursa olsun, böyle vahşice bir ölüme terkedilmez! bu marquezle ilk tanışmam oldu :)

Öfke
10/1001.10.2014

Baskı: Öfke

Yahudi bir ailenin tek evladı olan marcus zaman geçtikçe babası ile sorunlar yaşamaya başlar.. baba oğlunu kaybetmekten korkmaktadır. marcus daha fazla dayanamaz ve evinden iyice uzakta olan üniversiteye gitmeye başlar.. yurttaki arkadaşı ile anlaşmazlık yaşar ve başka birinin yanına taşınır. olvia isimli kızdan hoşlanır. ikinci yerindeki arkadaşı evelyn olviaya hakaret edince, yurttan ayrılıp başka yurda geçer. bu dekanın dikkatini çeker. dekana bilgi vermek zorunda kalır. ve rahatsızlanır. ameliyat geçirir. olvia ile hastanede ilişki yaşar. daha sonra annesi ziyarete gelir. olvia ise geçmişte sorunlar yaşamış, ebebeynleri ayrılmış, hatta intihar etmeye kalkmış bir kızdır. annesi olviadan ayrılmasını ister. marcus kabul eder. okula döndüğünde, marcus tuhaf şeyler olduğunu farkeder. odası dağıtılmış, çöplüğe döndürülmüştür. marcus bunu yapanın olvia olduğunu düşünür. olvia ortalarda yoktur. onun okuldan ayrılığını öğrenir. dekanın davetine uyup, dekana giden marcus dekandan hoş olmayan hatta iftira dolu suçlamalarla karşılaşır. olvia hamiledir ve marcus ile annesinin konuştuklarını duyup sinir geçirdiğini duyar. marcus masum olduğunu anlatmaya çalışır ama başarılı olamaz. okulda olaylar patlak verir. kahramanımız okuldan atılır ve savaşa katılır ve ölür. dekanın araştırıp soruşturmadan marcus'a yüklenmesi hoşuma gitmedi. kitap dil olarak sade ama sert bir anlatış tarzı var. okurken sanki olayların içindeymişsiniz gibi hissettiriyor insana.. kitapta toplum kurallarının insana nasıl baskı uyguladığının çok güzel bir kanıtı.

Delifişek (Zeze, #3)
9/1025.09.2014

Baskı: Delifişek (Zeze, #3)

zezenin okulu bırakmasına, hiç bir yerde iş tutturamamasına üzüldüm açıkçası. aşkı tekrar bulmasına ve babasına verdiği söze rağmen aşkından vazgeçmemesine çok ama çok sevindim... zeze serseri de olsa, mutlu olmayı hakkeden bir çocuk.. ablasının zezeye zarar vermesi beni yeterince sinir etmeye yetti.. kitabı eleştirmem gerekirse; bu kısa ve öz kitap ne yazık ki beklediğim gibi çıkmadı... ben zezenin öz ailesine geri dönmesini bekledim.. çünkü ikinci kitapta ablası gloria kaza geçirmişti o ne oldu merak ediyorum.. sonunu beğenmedim..

Baskı: Güneşi Uyandıralım (Zeze, #2)

zezé bu kitapta evlatlık verildiği ailenin yanında yaşamaktadır. aile ise zezéye karşı mesafelidir. zezé üvey ailesinden görmediği ilgiyi ve sevgiyi, kalbine yerleşen cururu kurbağası adamdan, film aktörü mauriceden, pederden görür. kurbağa adam, zezenin kalbinden giderken, sanki benim kalbimden gitmiş gibi gözlerim doldu. bu kitapta zezenin aşkı bulmasına sevindim ama kısa oldu... mauricenin vedası içimi burktu... kitabın son kısmında tanımazlıktan gelmesi :( önceki kitabına nazaran, biraz sıkıcıydı :D akıcı olmasına akıcı ama, okurken insanı sıktığı bir gerçek...

Baskı: Şeker Portakalı (Zeze, #1)

işsiz kalan bir babanın, evin kirasını ödeyebilmek için çalışmak zorunda kalan bir annenin en küçük oğullarından biridir zeze... kitabı okurken yer yer duygulandım... yoksulluk, yokluk, ilk okul günleri bana çocukluğumu hatırlattı :( kardeşlerinin zezeyi ezmesine sinir oldum! jandiradan nefret ettim! müstehcen şarkı söylediği için babasından dayak yediği bölümü okurken burnumun direği sızladı... çocuk aklıyla öldürmeye karar verdiği, sonradan dost olduğu, hatta babası olmasını istediği Portekizlinin ölüm haberini aldığı bölümde gözyaşlarımı tutamadım! artık babasını sevmemesini haklı buldum... sonuçta o çocuğu dünyaya getirdiysen bakmak zorundasın! kitabın neden sakıncalı olduğunu anlamış değilim... tamam içinde biraz argo kelimeler var yok değil.. ama argo kelimelerin, hatta müstehcen kelimelerin küçük çocuklarımızın ağızına düştüğü bir devirde yaşıyoruz... babasına isyan edebilir... çocukken yaşadığı bir şeyi kolay kolay unutamıyor insan... yasaklanma olacaksa eğer, affedersiniz seks kokan iğrenç mi iğrenç kitaplara yasaklanma olmalı...

Baskı: Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru

İki günden beri elimde... okurken midem bulandı! Özel hayata müdahale, yalan yanlış haberlerle halkı kandırma, namuslu insanlara iftira atma yalan yanlış yapılan haberlerin insanlara nasıl zarar verdiğini anlatan kısa ve öz kitap...

Baskı: Benden Selam Söyle Anadolu'ya

kitabı okurken hem sinir oldum hem üzüldüm! savaşın yıllarca iç içe yaşamış iki halkı birbirine kırdırdığına şahit oldum! bunun öncesinde; ticaretin reaya ait olduğu için türklerin ürün konusunda verdiği emeklerinin karşılığını alamadığını, rumların öyle bir sorunu olmadığı için zenginleşip toprak aldıklarını, türklerin ve rumların çeteler kurup birbirlerini katlettiklerini, 1. dünya savaşında cephede, bazı hastalıkların görüldüğünü askerden kaçanların asıldığını ittihak ve terraki, jön türklerin halkı Hristiyan halka karşı kışkırttığını, Yunanlıların büyük devletler tarafından acımasızca kullanıldığını öğrendim. yunanlılar işgal edince, birinci dünya savaşında Osmanlı cephesinde savaşmış rumların yunan ordusuna katılıp bize karşı savaşmaları hoşuma gitmedi. Türklere karşı hakaret var yok değil, Mustafa Kemal Atatürk'e k'kemal' diye bahsedimesi hoşuma gitmedi. stepan'nın hikayesi, annesinin çocuğunu susturmak için boğması orada ağlamamak için kendimi zor tuttum :(

ÖncekiSayfa 4 / 8Sonraki