lisbethsalander
@lisbethsalander

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Günübirlik Hayatlar
10/1016.11.2015

Baskı: Günübirlik Hayatlar

bu kitap yazarın ilk okuduğum kitabı. 😃 açıkçası çok beğendim.. öykülerin hepsi birbirinden güzel... 😊 irwin yalow çoktandır okumak istediğim bir yazardı ve okudum 😎 kitap yazarın sıkı takipçisi olanlara basit gelmiş...😘 yazarın sıkı bir takipçisi olsaydım, bende aynı kanıya varırdım.. 😡 kafa dağıtmak ve hoş bir zaman geçirmek için okunabilir. 😄

Baskı: Benim Üniversitelerim

ilk kitap çocukluğum gerçekten çok beğenmiştim... çok yavaş ilerliyordu. varvara,büyükbaba beni sinir etti :( dili akıcıydı mazlum beyhan çevirisiydi :) ikinci kitap insanlar arasında serinin ilk kitabına göre; daha sinir bozucu,daha hareketliydi.. büyükbabadan biraz daha nefret ettim :( ayakkabı dükkanındakiler ve büyükannenin kız kardeşi ve oğulları gelini beni delirtti!!! bu kadar da olmaz dedirtti!! ilk kitaptan nefret ettiğim üvey babanın maksimiçten özür dilemesi hoşuma gitti :) dil sürükleyiciydi ergin altay çevirisiydi :D ve ve serinin son kitabı... iki kitaba nazaran sakin, az sinir bozucuydu :) birinci ve ikinci kitaptan tanıdığım ve çok sevdiğim büyükannenin ölmesi beni çok üzdü maksimiçle sanki bende titredim ;( maksim gorki hayat hikayesini anlattığı bu otobiyografik üçlemesiyle; acıyı,yalnızlığı,kimsesizliği,sevgisizliği,hor görülmeyi bana iliklerime kadar hissettirmekle kalmadı yaşattı adeta..

İnsanlık Durumu
10/1005.10.2015

Baskı: İnsanlık Durumu

aslında yazardan hiç haberim yoktu. 'sınırlı' sayıda okuduğum piyasa yazarlarından ahmet ümit'in tavsiyesi üzerine okudum bu kitabı. 😄 çeviriden mi desem yoksa benden mi desem nedense gerilim yazan fransız yazarlar bana hep sıkıcı gelir. özellikle grangé.ama bu kitabı hiç sıkılmadan okudum beni hiç zorlamadı. darbe,siyaset,kan kokan bir gerilim..

Küçük Prens
10/1030.09.2015

Baskı: Küçük Prens

hangi çok satanlar listesine baksam hep bu kitabı görüyordum... her çocuk kitabı çok satanlar listesinde yer almıyor ne yazık ki... bende merak ettim. çeviri olarak cemal süreyya & tomris uyar çevirisini tercih ettim. açıkçası kitabı çok beğendim... sade & öz... çocuk kitabı olmaktan uzak... verdiği mesajlar çok güzel...

Gölgesizler
6/1023.09.2015

Baskı: Gölgesizler

okurken beni yer yer sıksa da, okurken hiçbirşey anlamasam da, karmakarışık olsa da okunmaya değer... aynalı fatma hikayesi çok ilginç :) yazarın dilini sevdim bu arada... okurken okuyucuyu boğmuyor... hasan ali toptaş'ın ne 'şişirilen' elif şafak'tan, ne de 'nobelli(!)' orhan pamuk'tan hiçbir farkı yok hatta fazlası bile var...

Ölümden Acı
10/1005.09.2015

Baskı: Ölümden Acı

bir zamanlar potresini yaptığı kontesle yıllarca aşk yaşayan ve sonra da onun kızına aşık olan bir ressamın hikayesi.. kitabı bitirdikten sonra tepetaklak olmuş hissettim kendimi.. aşkı, aşk acısını,acıyı okurken insana öyle bir hissetiriyor ki iliklerime kadar hissettim. yazarla ilk olarak lisedeyken edebiyat dersindeki okuma parçasıyla tanıştım :) demek ki okumak bugüne kısmetmiş.. kitabın anna karenina'dan, aşk-ı memnudan hiçbir eksiği yok.. onlardan daha sürükleyici...

Çocukluğum
10/1017.07.2015

Baskı: Çocukluğum

maksim babası ölünce, dedesiyle ve ninesiyle, dayılarıyla birlikte yaşamaya başlar. anne bir zaman sonra evlenir. öyle bir aile ki aile de herkes birbirine düşmandır. kitapta annesine acayip şekilde sinir oldum!!! beni maksim'in yaramazlıklarıyla güldüren,beni dışlanmışlığıyla duygulandıran bir kitap oldu.

Delice
8/1015.06.2015

Baskı: Delice

yazarın daha önce kahperengi adlı kitabını okumuştum ve çok beğenmiştim beni çok etkilemişti. kitabın çıktığını duyunca merak ettim, okunacak o kadar çok klasik kitabım dururken bu kitabı okumak istedim. ilk başlarda meryem'in kazım'a olan hal ve tavrından sinir olmuş kitabı bırakmıştım! kitapta çok argo ve cinsellikle ilgili kelimeler var :D böyle bir kitabı nasıl hazmederek okudum bilmiyorum :D normalde 'cinsellik' içeren romanları sevmiyorum. baştan başlama kararı aldım. çünkü kitap ilgi çekiciydi. meryem'e sinir olurken, bir yandan da acıyordum. hem ailesi, hem köydekilerin hiç birisi sevilmeyen, sırf ailesi zengin diye köyün delisi olarak tabir edilen kazım'a zorla verilen, sevgilisi aliço tarafından sürekli kullanılıp kandırılan bir kadın var. kazım'a istesem de kızamıyorum... çünkü o hale isteyerek ya da bilerek gelmedi. salih'e ve filiz'e, meryem'in ailesine, nurdan'a, aliço'ya, bedriye'ye ve osman efendi'ye acayip sinir oldum!!!! kitapta iki süpriz var :))) ağızım açık kaldı resmen!!! bu yerli romanlarda da son zamanlarda moda oldu 'eşcinsellik' sonuçta hayatın bir gerçeği. herkesin kendi hayatı. sonu pek hoşuma gitti kitabın başından beri nefret ettiğim meryem'e bir anda kanım kaynadı. sonuçta tüm olanlar ne meryem'in ne de kazım'ın yüzünden. bütün suç ailelerde. kitabı bir sinema filmi izler gibi izledim. ama sinir etti, ama güldürdü, ama düşündürdü. bazı yorumları okudum bir 'kahperengi' kadar güzel olmadığını yazanlar vardı. evet bir kahperengi değil, evet kahperengi gibi karakter bakımından ağır değil, evet meryem narin'in tırnağı olamaz :) önceki kitabı okuduysanız bilirsiniz narin'in mücadelesi nefes kesiciydi. meryem biraz sönük ne yazık ki. bu kitaptan dizi olsa, üç bölümde saçmalarlar aynı kahperengi'nde olduğu gibi.hem 'cinsellik' ile ilgili kelimeler, hem çok argo var. rtük kanala ceza verir. malum tahrik var ya ondan. tahrik eden sahneleri kesiyorlar. bunu daha önce duymuşsunuzdur. ama sinema filmi olsa çok güzel olur.

Baskı: Uçurtmayı Vurmasınlar

oku ve okuttur...

Memo
6/1008.05.2015

Baskı: Memo

cemo'yu okuyanlar bilir, memo'nun ilk aşkı şıh kızı senemdi. ikinci kitap senem'in ve dersim olaylarında görev almış askerin diliyle anlatılıyor. senem'in babasının şeyh sait isyanına katılmadığını, ancak iftiraya kurban gittiğini, üvey babası tarafından yaşlı şeyhlere satıldığını ve sevdiği memosundan koparıldığını öğreniyoruz bu bölüm biraz tekrar gibi dursa da ayrıntısıyla işlenmiş. senem'in memosuna kavuşması çok güzeldi. cemo'ya üzüldüm açıkçası. kocasının senem'le evlendiğini duyunca yıkıldı. memonun sorikoğlu'nu ilk kitap sonunda okumuştuk buradada tekrara düşülmüş. sürgün edilen jandarma'nın halka yaptıklarını onaylamadım açıkçası. üzüldüm... sonuçta bu yapılanlar oranın halkıyla hükümetin arasına düşmanlık tohumları ekmiş. karakol baskınlarının temel nedeni olarak bu gösteriliyor. keşke yazar cemo ile kalsaymış, memo'yu yazmasaymış... çünkü tekrarlar var. okurken yer yer sıkıldığım oldu. benim görüşüm doğu ağalık kaldırılmadıkça gelişmez.

Cemo
10/1029.04.2015

Baskı: Cemo

oku ve okuttur...başka söze gerek yok... okunmaya değer bir roman. ağalık düzeninin nasıl sorunlara yol açtığını, devleti dinlemeyen ağaların halkına nasıl zulmettiklerini, cumhuriyetimizin doğudaki sorunları çözmeye çalıştığını öğrenmek isteyen bu kitabı okusun.

Çalıkuşu
2/1024.04.2015

Baskı: Çalıkuşu

"klasik" vardır, tam anlamıyla adı gibi klasiktir, okumak için harcadığın emeğe ve zamana değer. "klasik" vardır sadece klasik diye anılır. okumak için harcadığın emeğe ve zamana acırsın. bende harcadığım emeğe ve zamana acıdım. ne yazık ki bu kitapta klasik diye anılan, boşa zaman kaybı bir kitap. Herşeye rağmen güçlü bir insan kalan bir genç kızın -İdaelist- hikayesi olabilir, dili sürükleyici olabilir, ihanetle yarım kalmış basit bir aşk hikayesi olabilir, nasıl desem bir yorumda görmüştüm ergenlere hitap edebilir. ama ben beğenmedim. o yorumu yapan her kimse doğruyu söylemiş. Beklediğim gibi çıkmadı. abartıldığı kadar da yok... kitabın arka yüzünde bahsedildiği gibi "önceleri her gittiği yerde kurtuluş savaşı'nın etkileri görülür." cümlesi sizi aldatmasın. sakın bu romanı, milli mücadele romanı sanmayın. milli mücadele soslu aşk romanı isteyen, halide edib adıvar'ın ateşten gömlek adlı romanını okuyabilir. eleştirim biraz ağır ve sert oldu :D eserin fanları bana kızmasın, ben sonuçta düşüncelerimi belirttim.

Baskı: Kolera Günlerinde Aşk

çoktandır okumak istediğim kitaptı, uzun zamandır aşk romanları okumayan birisi olarak bana iyi geldi açıkçası. aşk acısının, bir sevgiliyi bir ömür beklemenin ne kadar acı bir şey olduğunu anlattı bana. aşk acısını yaşamayan bilemez. kitapta fermina daza'ya ve babasına çok fena sinir oldum! kendisini bir ömür seven florentina'yı bırakıp, ona uygun eş olmadığı halde juvenal urbino'yu seçmesi sinirden öldürmeye yetti! dr. urbino fermina'yı aldatınca içimden "oh olsun sana!" çektim. teselliyi başka kadınlarda aradığı için florentina'ya kızamadım. sonuçta bunalımdaydı. kitap sonuna doğru daha da güzelleşti, fermina'nın hakaret dolu mektubuna bile kızamayan florentina'ya bir kez daha hayran oldum. bu kitap gerçekten de okunası...

Satranç
6/1019.03.2015

Baskı: Satranç

hasta günlerimde okuduğum, kısa ve öz kitap. ortada herkesin 'gerizekalı' diye tabir ettiği, satranç şampiyonu czentoviç, nazi döneminde toplama kampından biraz daha iyi bir yerde hapsedilmiş, satranç zehirlenmesi geçiren doktor b.. var. verdiği mesajlar bakımından okunabilir. "hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir ; özellikle dünyaya sırt çevirmiş gibi gözüken bu tür insanlar, özel malzemeleriyle kendilerine karıncalar gibi tuhaf ve gerçekten bir defaya özgü küçük bir dünya modeli inşa ederler."

Ateşten Gömlek
10/1003.03.2015

Baskı: Ateşten Gömlek

bir vatanın nelerle kurtarıldığını anlatan, milli mücadele dönemi edebiyatının en güzel örneklerinden.. oku ve okuttur...

Baskı: Genç Werther'in Acıları

okurken içimi yakan kitaplardan birisi :(

Yaban
10/1016.02.2015

Baskı: Yaban

çanakkale savaşında kolunu kaybeden, ve asker tarafından köye davet edilen yaban köyde pek hoş karşılanmaz dışlanır. milli mücadele döneminde padişah yanlısı ağanın ve imamın (!) düşman askerinin yanında yer alması, günümüzde de devam eden yobaz zihniyet sinirlerimi bozdu!

Baskı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

tek taraflı aşkı anlatan, herkesin kendinden bir parça bulabileceği enfes bir kitap...

Baskı: Bülbülün Kırk Şarkısı

Peygamber efendimiz hakkında yazılmış harika bir kitap... oku ve okuttur...

Kendi Gecesinde
10/1027.01.2015

Baskı: Kendi Gecesinde

aile içi anlaşmazlıklar, çatışmalar, ihanet, terkedişler çemberinde kalmış bir adamın kendi içinde hesaplaşmasını anlatan, duygusal şiddet kokan,günümüz hükümetini yerden yere cesurca ve korkmadan vuran enfes bir roman... eşcinsel ilişki alakalı okuduğum ikinci roman. daha önce okuduğum ayşe kulin'in 'gizli anların yolcusu' adlı eserle bu eseri kıyaslarsak bu eserde olan derinlik, duygusal şiddet, siyasi eleştiri fazla yok. romanda eşcinselliğe rastlamam benim için süpriz oldu... hayati'yi ve reyanı, özellikle yurdanur'u kınayamıyorum. hayatinin babasının hatıra defterini okuduğu bölümlerde duygulandım. hayatinin çocukluğu annesi ile babasının çatışmalarının yoğun olarak yaşandığı, annesinin babasını aldatması ve aşığına kaçması ve babasıyla başbaşa kalmasına denk geliyor. o dönemde işçine kapanan bir çocuk görüyoruz. annesini uzun süre affedemeyen bir oğlan çocuğu var.. reyan hayati'nin aksine, babasıyla anlaşamayan ve ablasının desteğiyle ayakta duran genç bir adam... yurdanur ise başından başarısız bir evlilik geçmiş, sami bey'e metres olmuş, bu ilişkinin meyvesi hayati'yi doğurmuş. zenginlik içinde ve bolluk içinde yaşarken, aşık olmuş. aşığına kaçmış. ablası aynur'un sami bey'e, kız kardeşinin ihanetini ispiyonlamasına üzülmedim elbet bir gün ortaya çıkacaktı... kitabı çok beğendim....

Kroyçer Sonat
10/1018.01.2015

Baskı: Kroyçer Sonat

evlilik, aile ilişkileri, kıskançlık, hakkında yazılmış en iyi roman... romanda verilen mesajlar şimdi ki dönemde de var ne yazık ki... aile içi çatışma, kavga,zengin olduğu için kızını yaşlı erkeklerle evlendiren aileler ve kadın cinayetleri... o dönemin tablosunu bu dönemde görmek acı... bir genç bayan olarak üzüldüm açıkçası tolstoy anna kareninadan sonra beni üzmeyi başardı :(

Bana İkimizi Anlat
7/1015.01.2015

Baskı: Bana İkimizi Anlat

hikaye güzel... karşılıksız aşk kadar acı ve insanı tüketen bir şey yok. başımdan geçtiği için canım yana yana okudum. verdiği mesajlar çok güzel.. kafamı dinlendirmek amacıyla okuduğum bir kitabın bu kadar canımı yakacağını bilemezdim. edebi yönüne gelince; ne yazık ki seçici okurlara göre basit kalan bir uslup.

Son Tanık
10/1011.01.2015

Baskı: Son Tanık

yazarın daha önce 'Romanov komplosu' adlı eserini okumuştum, açıkçası çok beğenmiştim. bu romanını da tereddüt etmeden okudum. fazla spoiler vermek istemiyorum, okumayan arkadaşlardan tepki çekiyorum. leyla adlı romandan sonra bosna hakkında en doyurucu bilgiye sahip roman diyebiliriz. gerçek hayat hikayesinden yola çıkılarak yazılmış. bölünmenin ve savaşın, insan hayatında nasıl bir felakete sebep olduğunu anlatan eşsiz bir kitap. çarpıcı bir son... Carla'nın yüzüne baktı. "biliyor musun, savaştan önce komşularımızla barış içinde yaşardık. Kimse kimseyi rahatsız etmezdi. Dini ya da etnik farklılıkların hiç önemi yoktu. Çocuklar birlikte oyun oynardı. Büyükler görüşürdü. Birlikte şarkı söyler, dans eder, düğünlere ve cenazelere birlikte giderdik. " Derin bir soluk alıp verdi. "sonra o aşağılık miloseviç nefreti körükleyerek, korku tellallığı yaparak saati yüzyıllar öncesine getirdi. Arkadaşı arkadaşa, komşuyu komşuya karşı kışkırttı. Tüm bunlar iktidarı kaybetmekten korktuğu içindi

Kıran Resimleri
10/1004.01.2015

Baskı: Kıran Resimleri

"ne toprak kavgasıdır bu, ne din, ne iman. ne alınacak var, ne verilecek. ne düşmandır, ne talan. nasıl bir çlılgınlık ki bunlar hiç mi sevmemişlerdir insanı,kuşu böceği, uçanı koşanı, suyu, toprağı, yağmuru, güneşi, otu çiçeği? sevmemişlerdir midir ki el vurur ateş salarlar? kimdir bunlar ki kimi kimin üstüne salar?" "o çarşafla gezip tırnaklarının ucunu göstermeyen, peçe takan ya da yüzlerini şemsiyelerle gizleyen kadınlar neler yapmamıştı ki tanrı'nın gözüne girmek için çarşafın karanlığına sığınmak yetecek mi sanıyorlardı? " şiddet ve kan kokan, bir o kadar da yürek sızlatan bir kitap...

ÖncekiSayfa 3 / 6Sonraki