
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Siyah Kadife
Kitap fuarında büyük uğraşlar sonucu kitabı alabilmemin akabinde, hemen o akşam başladım kitabıma. Araya fuar ve imza günleri de girince (sevgili Rita'cığımla tanıştımm, görüştüm daha ne olsunn^^ ) ve kitabı acele acele okuyup bitirmek istemediğim için de, ancak son noktayı koyabildim. İlk olarak bu kitap bir başkaydı diyerek başlamak istiyorum yorumuma. Çünkü gerçekten ama gerçekten bir başkaydı, önceki kitaplarındaki gibi eğlenceli replikleriyle oldukça hareketli geçen kurgularıyla tanıyordum Rita'yı. Bu kitapta ise repliklerden, eğlenceden çok; duygu tahlilleri, betimlemeler, karakterlerin iç dünyaları vardı ve okuması oldukça hoştu. Büyük entrikalar, ani olaylar, bol boll replik yoktu ama öyle samimi ve içe işleyen cümleler vardı ki, okurken kendimi hem Marcus'un hem Emily'nin yerine koyabildim. Onlarla birlikte korktum, kıskandım, kızdım ve aşık oldum... Kitabı kısaca özet geçebilmeyi çok isterdim ama ben anlatmaya başlayınca kitabı tamamen anlatıyorumm cidden! O yüzden beni çok etkileyen birkaç sahneyi yazacağım sadece. İlk olarak balkonda yıldızlı gece sahnesi vardı kii beni benden aldı. Çokkk güzeldi çokkk. Marcus ve utangaçlık birbirine zıt iki kelimeyken o sahnede öyle bir uyum sağlamışlardı ki, tekrar tekrar okudum. Yine boğulma sahnesi ve itiraf kısmı, siz ne hoş ne naif anlatımdınız. İçime içime işlediniz okurken. Marcus' un kendine bile itiraf edemediği ama okuyanların taa bağrında hissettiği o şefkat, kıskançlık ve sahiplik duygularını okumak ise enn keyifli kısımlarından biriydi. Son sahnelerde mutluluk gözyaşları döktüğüm de doğrudur. Evet ben Romantik kitaplarda bile ağlayabiliyorummm! =D Sonuç olarak tek diyebileceğim, Rita Hunter'ın kalemini seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz eminim. Okuyun okutun ve tekrar tekrar okuyun. Dip not: Mührü ben yaptırdım diye demiyorum ama çok zevkli hatunumdur vesselam! Tam da sevgili yazarımı yansıtan bir tasarım oldu, kitabının ilk imza gününde çattt çatttt bastı çok da güzel oldu imzalarımız^^
Baskı: Karmakarışık (Tangled, #1)
İlk defa şimdiki zamanla yazılmış üstelik bir erkek kahraman ağzıyla yazılmış bir kitaba aşık oluyorum. Tamam kabul ediyorum daha dogrusu Drew Evans'a aşık oldum 🙈😂 kitap su gibi akıp gidiyor ve aşırı derecede komedi. Kahkahalarla güldüğüm bir dolu sahne var. Drew tam bir şebek yine de cok tatlı bir şebek oldugu dogrudur. Her şeyi batirmasina rağmen yılmadı ve tüm tatlılığıyla ve dürüstlüğüyle! (Aşırı dürüst iç seslere sahip😂) sonunda mutlu sona ulasmasını bildi. Yastığına sarılıp ağlayan ve grip! oldugunu iddia eden bir adama hayran oldum... Nasıl olunmaz kii Drew bu onu anlatmaya kelimelerim yetersiz. Okuyun ve bu tatlı, şebek, ukala, zeki, çalışkan, umursamaz, çapkın, sersiri ama bir o kadar da tutkulu, içi dışı bir bla bla blaaa😂 adama aşık olun... cidden bu adam bütün bildiğimiz kitap karakterlerinden oldukça farklı ve dohdoğal. Bu türü sevenlere cok cok cok siddetle oneriyorum. Okuması cok keyifliydi^^ Serinin diğer kitabını merakla beklemekteyim😍
Baskı: Senin İçin (Kowalski Family, #2)
Keşke Beth bu kadar bekletmeseydi hem Kevin'ı hem de biz okuyucuları. Hoş bir çıtır çerez romandı. Okuması keyifliydi ama daha fazla ve daha çabuk bir mutluuu son bekledim. Kevin bunu hakediyordu...
Baskı: Skandal Aşıklar (The Penwich School for Virtuous Girls #2)
Kitap sahaneydi kurgusu karakterleri her şeyi cok hoş tam tadında bir historical romance idi. Evie ve Spencer a bayıldığım da dogrudur. Ancakkkk veee ancakkk malesefkiiii çeviri faciaydi! Buradan editleyen ceviren ya da son okumasini yapan şahsı muhrereme bir şey sormak istiyorum. "Genç kadın" kelimesiyle alıp veremediginiz nedir beee insafsızlar! Bir paragrafta aynı kelimeyi en fazla nasıl kullanirim'ın rekor denemesini mi yaptınız cidden anlayamiyorum. Elinde kitabin dosyasi olan biri varsa bir tarama yapsın cidden rekor sayida "genc kadin" kelimesi var. Kitap genc kadın kusuyor resmen 😂 Sinirlerim bozuldu duruma gülüyorum sadece. Guzelim kitabi genc kadın kelimesiyle öldürmüsler. Ve şunu da belirtmek istiyorum. Bazı bölümlerde hicbir sorun yokken bazı bölümler "genc kadın" doluydu. Nedense farklı kişiler bölüm bölüm cevirmis gibi bir his olusturdu. Çünkü aynı kisi bu kadar alakasiz ceviriler yapamaz. Bir bölüm sahaneyken diğer bölümün sadece genc kadindan ibaret olmasını anlayamıyorum anlayamayacagim da. Ve son olarak "Maskülen" ne abicimm yaa🙈😂
Baskı: Kendini Aşka Bırak (The Derrings #2)
Kurgusu ve karakterleri hoştu. Akıcıydı bir solukta bitti. Ama bir Düğün Gecesi veya Aşkın Günahı değildi benim için. Yan karakterlerde bir eksiklik ve boşluk vardı. Kitabın sonu da oldu bittiye geldi. Daha güzel ayrıntılı bir mutlu son bekliyordum kendi adıma. Yine de hoştu. Tavsiye ederim ama dedigim gibi o eksiklik hissi baştan sona devam ediyor. Şunu da demeden gecmeyeyim, her ne kadar yan karakterlerde ve olaylarda bir eksiklik olsa da ikilimiz arasındaki duygusal bağlar tutkular cok güzel kaleme alınmıştı. Heath'in kendini Portia'dan uzak tutmaya çalışması ve o anlarda yaşadıgı duygu karmasalarini okumak cok keyifliydi. ^^
Baskı: Aşk Affetmez (The Rules of Scoundrels, #3)
Ilk iki kitabı saymazsam bence yeni bir seri gibi. Bu kitaba bayıldım. Simdi son kitap gizemli Chase'i okumak icin sabirsizlaniyorum. Yazar beni fena bozdu kabul ediyorum^^
Baskı: Aşkın Müziği (Stage Dive #1)
Hangi degerlendirmeyi yapsam bilemiyorum. Okudum hostu. Yeni kitaplarini da merak ediyorum. Çıkınca okuyacağım ama hafif ergenizm kokan hareketler olmasa daha iyiydi sanki. Yine de güzeldi. Çıtır çerez okuyup gecilecek bir kitap. :)
Baskı: Aşkın Günahı (Penwich Erdemli Kızlar Okulu #1)
Sevdim cok tatli bir historical romancetı. Fallon yuvasını buldu. Bakalım serinin diger kahramanları aradıklarını bulabilekler mi? Evie macera istiyordu, Marguerite ise önemli biri olmak. Yeni kitabımız Evie'nin maceraları. Merakla beklenmekte.
Baskı: Şeytani Arzular (Maiden Lane, #1)
Elizabeth Hoyt'un bundan önceki 2 serisini gecen hafta arka arkaya okuyup bitirip büyük bir boşluğa düşünce en sonunda bu seriye de başladım. Evet kitap tam anlamiyla beni Hoyt yazdi. Ben onun zihninden kaleminden dökülen satirlarim diyordu. Lazarus' a gizliden gizliye gönül meyletmeyen okur yoktur diye düşünüyorum. Bana göre bu kitap bir geçiş bir seriye ön hazırlık kitabı gibi bir şeydi. Karakterlerin tam oturdugunu soyleyemeyecegim. Lazarus' a hayran olsam da bu kadar yüzeysel gecilmesi biraz hayal kirikligina ugratti beni. Rahatsiz oldugu "malum sorunu"nun neden kaynaklandığını nasıl ortaya çıktığını hic ogrenemedik mesela. Bundan bahseden veya merak eden de pek yoktu sanırım. Bayan Dews ise tam bir faciaydı. Başrol karaktere bu kadar uyuz oldugum bir hist. Daha hatirlamiyorum. Ruhsuz duygusuz ve bencildi bana göre. Kardesi hastayken Lazarus' un yanına gelip yardim isteyecegini umdugum anda yaptığı hareket ise beni benden etti @_@ Yediveren bile ondan daha üst konumda gözümde. Lazarus' cuğuma yazık olduuu ahhh ahhh... Her neyse kitabın konusu oldukça iyiydi. Kurgu kaliteliydi ve kendini okutuyordu. Dedigim gibi serinin diger kitaplarina hazirlik gibiydi ki suan resmen Silence, Winter, St.John ve Asa'nın kitaplarinin çıkmasını deli gibi bekliyorum ve merak ediyorum. St. Giles hayaletine dair de feci teorilerim var. Hatta hayaletler bile olabilirler o.O Silence'in gerzekus kocasinin da bir an önce olmesini diliyorum. Mickey sana ve bize gercek aşkı ogretecek Silence merak etmeee dostum :P Son olarak Hoyt'un bolum baslarina koydugu kısa hikayeden soz etmek istiyorum. Kral kilitli yürek ve Meg cok sekerdi kiiiii.... serinin diger kitaplarini ve de kisa oykulerini bussssbuyukkkkk bir merakla bekliuorum oyhh...
Baskı: Seni Kalbime Yazdım (Legend of the Four Soldiers, #3)