
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: carlo levi
Italo Calvino ile Jean-Paul Sartreın Önsözleriyle Carlo Levinin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemalde gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan, dönüşen, farkl…

Yazar: carlo levi
Italo Calvino ile Jean-Paul Sartreın Önsözleriyle Carlo Levinin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemalde gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan, dönüşen, farkl…

Yazar: carlo levi
Italo Calvino ile Jean-Paul Sartreın Önsözleriyle Carlo Levinin bu kitabını ilk okuduğumda çarpılmıştım. Italo Calvino da söylüyor ya, bence de doğru. İnsanları, hayvanları, bitkileri öylesine büyük bir aşkla tasvir ediyordu ki, sanki zamanın ötesinde bir şeyden, bir büyük hakikatten, bir büyük aşktan söz ediyordu. Bunu bir tek Yaşar Kemalde gördüm ben: Kimyası yavaş yavaş bozulan, dönüşen, farkl…

Yazar: mehmet fırat pürselim
"Bir ev ne zaman ölür? Yıkılınca mı, temellerinden sökülünce mi? Bir evin kalbi neresinde atar? Odalarında mı, duvarlarında mı? Bir ev neden içinde yaşayanların mutlulukları gibi acılarına da ortak olur? İnsanlar taşınıp gittikleri halde, ev neden her şeyi hatırlamaya devam eder? Pencerelerine yansıyan görüntüler, koridorlarında yankılanan sesler neden silinip gitmez? Sahi, bir ev ne za…
8/10
Yazar: mehmet fırat pürselim
"Bir ev ne zaman ölür? Yıkılınca mı, temellerinden sökülünce mi? Bir evin kalbi neresinde atar? Odalarında mı, duvarlarında mı? Bir ev neden içinde yaşayanların mutlulukları gibi acılarına da ortak olur? İnsanlar taşınıp gittikleri halde, ev neden her şeyi hatırlamaya devam eder? Pencerelerine yansıyan görüntüler, koridorlarında yankılanan sesler neden silinip gitmez? Sahi, bir ev ne za…

Yazar: mehmet fırat pürselim
"Bir ev ne zaman ölür? Yıkılınca mı, temellerinden sökülünce mi? Bir evin kalbi neresinde atar? Odalarında mı, duvarlarında mı? Bir ev neden içinde yaşayanların mutlulukları gibi acılarına da ortak olur? İnsanlar taşınıp gittikleri halde, ev neden her şeyi hatırlamaya devam eder? Pencerelerine yansıyan görüntüler, koridorlarında yankılanan sesler neden silinip gitmez? Sahi, bir ev ne za…

Yazar: mehmet fırat pürselim
"Bir ev ne zaman ölür? Yıkılınca mı, temellerinden sökülünce mi? Bir evin kalbi neresinde atar? Odalarında mı, duvarlarında mı? Bir ev neden içinde yaşayanların mutlulukları gibi acılarına da ortak olur? İnsanlar taşınıp gittikleri halde, ev neden her şeyi hatırlamaya devam eder? Pencerelerine yansıyan görüntüler, koridorlarında yankılanan sesler neden silinip gitmez? Sahi, bir ev ne za…

Yazar: mehmet fırat pürselim
"Bir ev ne zaman ölür? Yıkılınca mı, temellerinden sökülünce mi? Bir evin kalbi neresinde atar? Odalarında mı, duvarlarında mı? Bir ev neden içinde yaşayanların mutlulukları gibi acılarına da ortak olur? İnsanlar taşınıp gittikleri halde, ev neden her şeyi hatırlamaya devam eder? Pencerelerine yansıyan görüntüler, koridorlarında yankılanan sesler neden silinip gitmez? Sahi, bir ev ne za…

Yazar: tayfun pirselimoğlu
Gelecekteyiz, sıkıyönetim koşullarının hüküm sürdüğü İstanbulda...Bir kuleden şehri gözetlemekle görevli T. Karanın, işiyle evi arasında sıkışmış, sıradan tedirginliklerle örülü yalnız yaşamı, aldığı bir emirle ağır ama kararlı bir değişime uğramaya başlar. Yeni görevi, hiç kimsenin görmediği bir film çekmiş olan Ferit Gözü izlemektir. T. Kara, göreve başladıktan sonra ortadan kaybolan bu garip y…
8/10
Yazar: tayfun pirselimoğlu
Gelecekteyiz, sıkıyönetim koşullarının hüküm sürdüğü İstanbulda...Bir kuleden şehri gözetlemekle görevli T. Karanın, işiyle evi arasında sıkışmış, sıradan tedirginliklerle örülü yalnız yaşamı, aldığı bir emirle ağır ama kararlı bir değişime uğramaya başlar. Yeni görevi, hiç kimsenin görmediği bir film çekmiş olan Ferit Gözü izlemektir. T. Kara, göreve başladıktan sonra ortadan kaybolan bu garip y…

Yazar: tayfun pirselimoğlu
Gelecekteyiz, sıkıyönetim koşullarının hüküm sürdüğü İstanbulda...Bir kuleden şehri gözetlemekle görevli T. Karanın, işiyle evi arasında sıkışmış, sıradan tedirginliklerle örülü yalnız yaşamı, aldığı bir emirle ağır ama kararlı bir değişime uğramaya başlar. Yeni görevi, hiç kimsenin görmediği bir film çekmiş olan Ferit Gözü izlemektir. T. Kara, göreve başladıktan sonra ortadan kaybolan bu garip y…

Yazar: tayfun pirselimoğlu
Gelecekteyiz, sıkıyönetim koşullarının hüküm sürdüğü İstanbulda...Bir kuleden şehri gözetlemekle görevli T. Karanın, işiyle evi arasında sıkışmış, sıradan tedirginliklerle örülü yalnız yaşamı, aldığı bir emirle ağır ama kararlı bir değişime uğramaya başlar. Yeni görevi, hiç kimsenin görmediği bir film çekmiş olan Ferit Gözü izlemektir. T. Kara, göreve başladıktan sonra ortadan kaybolan bu garip y…

Yazar: haruki murakami, kat menschik
Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum… Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim…
8/10
Yazar: haruki murakami, kat menschik
Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum… Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim…

Yazar: haruki murakami, kat menschik
Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum… Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim…

Yazar: haruki murakami, kat menschik
Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum… Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim…

Yazar: tayfun pirselimoğlu
Gelecekteyiz, sıkıyönetim koşullarının hüküm sürdüğü İstanbulda...Bir kuleden şehri gözetlemekle görevli T. Karanın, işiyle evi arasında sıkışmış, sıradan tedirginliklerle örülü yalnız yaşamı, aldığı bir emirle ağır ama kararlı bir değişime uğramaya başlar. Yeni görevi, hiç kimsenin görmediği bir film çekmiş olan Ferit Gözü izlemektir. T. Kara, göreve başladıktan sonra ortadan kaybolan bu garip y…

Yazar: orhan pamuk
İlk aşk deneyimi bütün bir hayatı belirler mi? Yoksa kaderimizi çizen yalnızca tarihin ve efsanelerin gücü müdür? Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan yeni romanı Kırmızı Saçlı Kadın'da bizi otuz yıl önce İstanbul yakınlarındaki bir kasabada liseli bir gencin yaşadığı sarsıcı bir aşk hikâyesiyle, büyük bir insani suçun peşinden sürüklüyor. (Tanıtım Bülteninden)

Yazar: selçuk altun
Bizans resmi tarihine göre yaşlı imparator XI. Konstantinos, başkent surlarında Osmanlı kuvvetlerine kılıç sallarken öldü. Bazı tarihçilere göre o, Türklerin elinden son anda kurtulan bir Ceneviz gemisiyle kaçmıştı. Konstantinopolis (İstanbul) düştükten sonra imparatorun cesedi bulunamadı. İstanbul'un fethinden 555 yıl sonra, üç gizemli adam Galata'ya yaşayan bir akademisyene ulaştı. O…

Yazar: hakan günday
Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor. Söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.İnsanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor.Ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor. Bireyin yalnızlığı,…

Yazar: hakan günday
Beyaz gövdeli zenci köpeklerimiz var. Adları da var. Ama onlar birer heykel. Çağırınca gelmiyorlar artık. Cennetin kapısını bekliyorlar. Karla karışık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! Öyle bir cennet ki, paslı demirin bile ak sakalı var. Bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş. Havası havlamayı bırakmış, ısırıyor. Beyaz ağzı etimizle dolu. Bu yüzden sessiz bir ayaz var…

Yazar: haruki murakami, kat menschik
Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum… Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim…
