
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: henry fielding
Mina Urgan çevirisi, Çevirenin ve Linda Bree'nin önsözleri, Nicholas Hudson'un sonsözü, Yazar ve dönem kronolojisiyle, Henry Fielding'in başyapıtı Tom Jones, 18. yüzyıl İngiliz hayatını,soyluları ve namussuzları, aşırılıkları ve erdemleriyle muazzam bir panorama halinde resmediyor.Kapısına bırakıldığı iyi kalpli asilzadenin malikânesinde büyüyenyetim Tom Jones, komşunun ulaşılma…

Yazar: james joyce
Ulysses, Joyce'un kendi anlatımıyla Nora Barnacle'ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 günü Dublin'de geçer. (Romanın asıl kahramanı bir bakıma Dublin kentidir. Her yıl 16 Haziran günü Dublin'de düzenlenen Bloomsday yani Bloom gününde, kitaptaki bölümlerde geçen yerlerin dolaşıldığı turlar düzenlenmektedir.) Konu, özünde son derece yalındır: Öğrenci Stephen Dedalus i…

Yazar: allan nevins
ABD tarihi son iki yüzyılda dünya tarihine damgasını vurmuştur. Kıtanın gerçek sahibi Kızılderililer’in yerinden edilişinden itibaren dünya hâkimiyetine uzanan bir imparatorluğun ilginç hikâyesi...Yankeeler... Kızılderililer...Zenciler...Köleler...İşçiler...Yalnızca güç ve başarı peşinde koşan fırsat avcıları...Başta Britanya’dan olmak üzere dünyanın her tarafından gelip bu bakir topraklara yerle…

Yazar: ıain banks
Fay Weldon' ın ''çağdaş İngiliz edebiyatının büyük beyaz umudu'' diyerek selamladığı İskoç yazar Iain Banks' in ilk romanı Eşekarısı Fabrikası , 1980' li yıllarda İngiltere' de yayımlanan tüm romanlar arasında en çok tartışılan kitaplarından biri oldu. Gazete ve dergilerde abartılı yergi ve övgülerle sürdürülen tartışmaların harareti dindikten ve Banks yazd…

Yazar: andré gide
Hayatın biricik anlamı olacak kadar derinden duyulan bir aşkın trajediye dönüştüğü bir romanda asıl sorgulanan, erdeme giden yolun zorluğudur. Erdeme giden yolda, insanın içinde hi&ccdil; dinmeyen bir sızı gibi varlığını daima hissettiren yalnızlıklar, bekleyişler, ayrılıklardan doğan ve tahammülü trajediler doğuran çatışmalar yaşanacaktır. Jerome bütün erdemlerini aşkıyla ayakta tutarken, Al…

Yazar: ece temelkuran
Bu kitap Ece Temelkuranın Venezüellada gördüklerini, yaşadıklarını, tanık olduklarını anlattığı bir kitap değil, turistik bir Venezüella güzellemesi hiç değil... Bu kitap, yeterince haksızlığa uğradığında, yeterince dövüldüğünde dönüp insanlığa saldıranların, bu kez insanlığa uğramanın ve dövülmenin önüne geçmeyi denemesinin öyküsüdür. Bu kitap, Latin Amerikada yaşanan bir devrim deneyiminin sorg…

Yazar: alan moore, dave gibbons
amerikan çizgi romanının dönüm noktalarından biridir. engelez çizgi roman geleneğinin piri alan moore senaryosu ve pek bilinmeyen tony danza tipli ingiliz çizer dave gibbons işbirliğinin ürünü olan watchmen, belki de tüm amerikan çizgi romanının ruhunu özetlediği için özeldir, süper kahramanlar ve sadece "kahramanlar" hakkındadır, 80'lerin nükleer savaş paronayası döneminin dorukla…

Yazar: ece temelkuran
Bu kitap Ece Temelkuranın Venezüellada gördüklerini, yaşadıklarını, tanık olduklarını anlattığı bir kitap değil, turistik bir Venezüella güzellemesi hiç değil... Bu kitap, yeterince haksızlığa uğradığında, yeterince dövüldüğünde dönüp insanlığa saldıranların, bu kez insanlığa uğramanın ve dövülmenin önüne geçmeyi denemesinin öyküsüdür. Bu kitap, Latin Amerikada yaşanan bir devrim deneyiminin sorg…

Yazar: anton çehov
Anton Çehov (1860-1904): Kırkdört yıllık ömrüne karşın, hayatın yalınlığı ve karmaşası içindeki insanlık durumlarını büyük bir duyarlılıkla işlediği oyun ve öyküleriyle, dünya edebiyatına damgasını vuran en önemli 19. yüzyıl yazarlarından biridir. Elinizdeki ciltteyse, İvanov ve Martıdan Vişne Bahçesine, Çehovun altı büyük oyunu, yazılış sırasıyla yer almakta ve bu büyük ustanın oyun yazarlığının…

Yazar: hasan ali toptaş
Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan, sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya, yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...Yazma serüvenini hayatı kelime kelime genişletmek olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş, metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek, dışarıyla içerinin, görünenle iç dünyanın, gerçeklikle rüyaların,…

Yazar: oliver sacks
Anlattığı nörolojik hikayelerle olduğu kadar, insana, nörolojiye, hastalarına ve doğaya yaklaşım biçimiyle de farklı bir bilim adamı ve yazardır Oliver Sacks. Profesör Sacksı daha önceki kitaplarında amneziden otistik zekalılara, tuhaf tiklerden çeşitli felçlere ve tuhaf bellekli insanlara dek oldukça geniş nöroloji deneyimleri ile tanışmıştık.Renkkörleri Adası ile bu kez bizi dünyanın bir ucuna,…

Yazar: julia m.h. smith
Bu kitap geleneksel anlatıları altüst ederek yaklaşık 500-1000 arası döneme tamamen yeni bir yaklaşım geliştiriyor ve Roma-sonrası dünyayı büyük bir deneyim ve algı çeşitliliğinin nitelendirdiğini öne sürüyor. Yazar bu dönemde yaşamış erkeklerin ve kadınların işlerini nasıl düzene soktuklarını açıklamak için kültürel tarihi, bölgesel araştırmaları ve toplumsal cinsiyet tarihini birleştiren yenili…

Yazar: lord byron
19. yüzyıl İngiliz devrimci-romantiklerinin öncülerinden Lord Byron (1788-1824) başyapıtı Don Juan'da, "Britanya riyakârlığı"nı, tüm Avrupa soylularını ve krallarını alabildiğine hoyratça "taşlar"; övgü düzmeye yanaşmadan, dindiği anlarda bile yanardağ sessizliğini saklı tutan, insanoğlunun çelişkilerini ortaya seren, kehanetli, yıkıcı uzun bir "yergi şiir"i söy…

Yazar: rainer maria rilke
Rainer Maria Rilke (1875-1926): 20. Yüzyılın ilk çeyreğinin hangi türde yazarsa yazsın en şair kalan yazarlarından biridir. Malte Laurids Briggenin Notlarından Genç bir Şaire Mektuplara, Rodinden Sancaktara pek çok yapıtı dilimize çevrilmiş olan Rilkenin şiir başyapıtı sayılan Duino Ağıtlarıysa toplam on yıla yayılan bir sürede (1912-1922) yazılmıştı. Can Alkor (1936); Şiirinin ve çevirisinin mük…
Yazar: edward j. erickson, muzaffer albayrak
Sarıkamış, Çanakkale, Filistin, Süveyş, Irak, Kütülammare... Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın savaştığı cephelere dair detaylı bilgiler... Dünyanın önde gelen askeri tarihçilerden Edward J. Erickson, Osmanlı’nın 1400’lerden beri elinde tuttuğu topraklar ve halklar üzerinde hâkimiyet kurmak için Türkler, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar arasında geçen mücadeleyi ilk defa yayınlanan fotoğraf…

Yazar: h. b. liddell hart
Avusturya-Macaristan ve liahdı Arşidük Franz Ferdinand'ın 28 Haziran 1914 günü Sırp milliyetçisi bir terörist tarafından Saraybosna'da suikasta uğraması, ilk başta Balkanlar'daki cadı kazanının alışıldık hadiselerinden biri gibi görülmüş ve geçmiş on yılda çıkan diğer krizler gibi diplomasiyle çözüleceği düşünülmüştü. Ne var ki böyle olmadı ve Saraybosna'da ateşlenen kurşunlar…

Yazar: f. scott fitzgerald
“Eğer kişilik, kesintisiz bir başarılı hamleler silsilesiyse, o zaman onda muhteşem bir şey vardı, yaşamın vaatlerine karşı fazlasıyla gelişkin bir duyarlılık...” Muhteşem Gatsby'de (The Great Gatsby) Fitzgerald hem Amerika'nın 1. Dünya Savaşı sonrası yaşadığı düşkırıklığını, hem de para ve mevki tutkunu bir toplumdaki ahlak çöküntüsünü çarpıcı bir biçimde yansıtmakla kalmamış; belli b…

Yazar: john fowles
İngiliz edebiyatının yaşayan belki de en büyük ustası olan John Fowles, anlatı kurmaktaki mahareti, çarpıcı üslubu ve deneyciliğiyle dikkati çeken bir yazar. Hiç abartmadan yüzyılın en iyi romanları arasında sayabileceğimiz Fransız Teğmenin Kadını'nda bu özellikler mükemmel bir bileşime ulaşıyor. Bir kere olağanüstü başarılı bir atmosfer yaratıyor yazar, Viktorya döneminde yaşamanın ne anlam…

Yazar: jack kerouac
Amerikan edebiyatının devi Jack Kerouac'tan Beat Kuşağı destanını yazan kitap: Yolda. Gökyüzü geniş, hayat kısa, hayaller sonsuzken yol özgürlüktü. Yol dostluktu, maceraydı; sonsuz olasılığın toplamı, yaşamın kaynağıydı. Yolun sonunda aşk vardı, söz vardı, ses vardı; başlangıçlar hep şen, hep heyecanlıydı. Hızla giden bir arabanın dikiz aynasına yansıyordu hayatın anlamı, öyle bir şey var…

Yazar: georges perec
Birinci mucize: Georges Perec, Fransızcanın en çok kullanılan sesli harfi olan e'yi kullanmadan bir roman yazdı: La disparition. İkinci mucize: Cemal Yardımcı, bu romanı e harfini kullanmadan Türkçeleştirdi: Kayboluş. Kayboluş, ilk yayımlandığı 1969 yılından bu yana kısıtlamanın kaçınılmaz olarak yoksullaştırdığı kuru bir anlatı olarak karşılanmadı hiç! Dil oyunları, çağrışımları, konusu…


