Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ferhat uludere
1001 Fıçı Bira, doğduğu ve büyüdüğü kasabadan ayrılmış olan Feryatın kasabasını ziyaret etmeye gittiğinde, ilk aşkı Şehrazat ile karşılaşması ve bu karşılaşmanın onun süregelen hayatını altüst etmesi üzerine yazılmış karanlık bir roman. Kasaba ile şehir arasında kalmış olan Feryatın Şehrazatla karşılaşması, geçmişi ve bugününü birbirine karıştırdığı gibi, kasaba ve şehir hayatını da iç içe geçiri…

Yazar: oğuz atay
Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar'ı Berna Moran, hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı olarak niteler. Moran'a göre Oğuz Atay'ın mizah gücü, duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, yapıttaki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona…

Yazar: ahmet ümit
Romanın, insan benliğine yapılan bir kazı olduğunu sıkça dile getiren Ahmet Ümit, aynı hareket noktasını Patasana'da da koruyor. Anadolu'nun güneydoğusunu da içine alan ve tarihte Mezopotamya olarak anılan bölge, yüzyıllar boyunca hem kanlı iktidar kavgalarının hüküm sürdüğü çeşitli uygarlıklara hem de coğrafî bir kesişme noktası olduğu için şiddetli savaşlara sahne oldu ve bu topraklar…

Yazar: ahmet ümit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi. "Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstan…

Yazar: charles bukowski
İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izi…

Yazar: charles bukowski
İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izi…

Yazar: charles bukowski
İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izi…

Yazar: charles bukowski
bir hafta kalıp içtim, kiranın bitmesini bekleyerek, sonra da Villagein dışında bir oda tuttum. derli toplu büyükçe bir odaydı ve çok ucuzdu, nedenini anlayamamıştım. köşede bir bar buldum, bütün gün oturup bira içtim. param hızla tükeniyordu, ama her zamanki gibi nefret ediyordum iş aramaktan. sarhoş ve aç geçirdiğim her dakikanın benim için özel bir anlamı vardı. o gece iki şişe porto şarabı al…

Yazar: charles bukowski
Yazmak, en nihayetinde, tek yol benim için ve beni bir kazığa bağlayıp yaksalar kendimi aziz addetmem. Sadece benim için tek yol olduğuna inanmış olarak ölürüm. Yapmak istediğini yapma meselesi. Benim hezimetim onların zaferi olacaktır. Hiçbir şeyi yadsımıyorum. Şu anda olabileceğimin bütünüyüm. Bu yazma muhabbetini bırakalım öyleyse. O hödükler için. Ben buraya sadece size kendinizi daha iyi his…

Yazar: charles bukowski
Bukowskinin ağzından anlatmaya çalışalım onu ve kitabını: Geçmiş yüzyıllarda yazılanlar beni pek açmadı; aşırı ciddi buldum. Birkaç istisna dışında yapaylığa çok yakın. Bu bana devam etme gücü verdi... Yazmayı sürdürüyorum. Çoğunluk underground ve pek zengin değil. Olması gerektiği gibi. Haftada bir-iki, at yarışlarına giderim. Klasik müzik (Stravinsky ve Mahler) ve birayı severim. Romantik…

Yazar: charles bukowski
Sahile götürdüm onu o gün. Yaz henüz başlamamıştı, hafta sonuydu, tenhaydı sahil. Harikuladeydi. Berduşlar paçavraları ile kuma uzanmışlardı. Bazıları taş banklara oturmuş şişeyi paylaşıyorlardı. Martılar telaşsız ve aptal uçuşlarındaydılar. Yetmişlik-seksenlik karılar kocaları öldükten sonra kendilerine kalacak evleri satıp satmamayı tartışıyorlardı. Her şeye rağmen huzur vardı havada. Denize do…

Yazar: charles bukowski
Harry bara girip oturdu. "Sulu skoç," dedi barmene. Harry'nin barlara dair bazı düşünceleri vardı. İnsanlığın ikinci en aşağılık türünden geçilmezlerdi. Birinci en aşağılık türü hipodromda bulabilirdiniz. Harry hipodromdan az önce çıkmış biri olarak bütünüyle anlamsız bir günü tamamlıyordu. Müzik dolabı suskundu ve kimse bilardo oynamıyordu en azından. Bir bara girip sarhoş oluncay…

Yazar: charles bukowski
Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürb…

Yazar: charles bukowski
Charles Bukowski 1920de Almanyada doğdu. İki yaşındayken ailesi ile birlikte Los Angelesa göç etti. Los Angeles City Collegeda okudu. Okuldan sonra ülkeyi dolaşmaya başladı. Kapıcılık, benzin istasyonunda pompacılık, bekçilik, bulaşıkçılık, fabrikalarda ve mezbahada işçilik gibi işlerde çalıştı. Yüze yakın işe girdi çıktı. 24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık…

Yazar: charles bukowski
Diğer arabalardaki insanlara baktı. Hayli mantıklı görünüyorlardı. Çok tuhaftı her şey. Bugüne kadar birlikte olduğu kadınların neredeyse hepsi ya akıl hastanesinde yatmışlardı ya da ailelerinde bir deli, hapishanede ağabeyleri, intihar etmiş bir kız kardeşleri falan vardı. Harry mıknatıs gibi çekerdi öylelerini. Okul bahçesinde bile, kaçık, garip ve uyumsuz tipler hep onu bulurdu. Onun laneti de…

Yazar: charles bukowski
Mahvolmuş hayatlar olağandır bilgeler içinde ahmaklar içinde ancak o mahvolmuş hayat bizimki olduğunda , işte o zaman farkına varırız intiharların, ayyaşların, hapishane kuşlarının, uyuşturucu müptelaları ve benzerlerinin varoluşun menekşeler kadar, gökkuşağı kasırga ve tamtakır mutfak dolabı kadar olağan bir parçası olduklarının.

Yazar: charles bukowski
Zengin olmayı düşleyen yoksul ve despot bir babanın cehenneme çevirdiği ergenlik döneminden sonra iki yıl Los Angeles Üniversitesinde gazetecilik bölümüne devam eden Charles Bukowski (Henry Chinaski) kararını verir. Babası gibi biri zengin olmak istediğine göre, o tersini isteyecektir. Aylaklığı. Ancak erken yaşta saptadığı bir hedefi vardır. Yazar olmak. Mukavva bavulunu alıp yola düştüğünde yir…

Yazar: charles bukowski
Yapıtlarında işlediği konular ve yazın stili bazı eleştirmenlerce bayağı, saldırgan ve hatta edebiyat dışı bulunan Bukowski, abartılmış erkeksi bir rol takınarak, yaşamın bütün katmanlarına sinmiş olan maço tutumla inceden inceye alay etmektedir aslında. Bukowskinin her şeye meydan okurcasına yükselttiği sesi otobiyografiktir; yoksulluk, acı ve başarısızlık karşısında çaresiz kalan, toplum tarafı…

Yazar: charles bukowski
Kadınlar, Bukowski'nin en çok okunan, üzerinde en çok konuşulan, tartışılan romanı. Hayatında önemli yer etmiş, aşık olduğu, peşlerinden koştuğu, birlikte yaşadığı kadınları anlattığı romanı. Kadınlar, Bukowski'nin kadınlarla ilişkilerini ve cinsel hayatını olabildiğince açıklıkla anlattığı en önemli romanı olarak da kabul ediliyor. Rahat ve serbest bir anlatımı tercih etmesiyle dikkati…

Yazar: charles bukowski
Pansiyon Manzumeleri, Charles Bukowskinin ilk dönem şiirlerinden kendisi tarafından yapılmış bir seçki. Pansiyon Manzumelerinde yer alan şiirlerin çoğunluğu, çok az tanınan ya da underground dergilerde yayınlanmış ve daha önce kitaplaştırılmamış. Yazmaya başladığı ilk yıllarda, beş parasız, sefalet içinde, daktilosu ve bira şişesiyle yetinerek, berbat pansiyon odalarında kalarak durmadan yazmış B…