
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: nazan bekiroğlu
Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı. Hiçbir şey kalmadı geriye. Bir büyük boşluk kaldı geriye. Bir de bütün bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.

Yazar: nazan bekiroğlu
Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı. Hiçbir şey kalmadı geriye. Bir büyük boşluk kaldı geriye. Bir de bütün bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.

Yazar: nazan bekiroğlu
Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı. Hiçbir şey kalmadı geriye. Bir büyük boşluk kaldı geriye. Bir de bütün bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.

Yazar: antoine de saint-exupéry
Birkaç öge; yel, kum, su, toprak, yıldızlar; birkaç insan: Guillaumet, Mermoz, Prevot, yüzbaşı Bonfous, yaşlı tutsak Bark; bir araç: henüz emekleme evresinde bulunan uçakalar; bir de olguları ve nesneleri özünden kavrar gibi görünen, yalın, duru bir dil. İnsanların Dünyasında bu ögeler aracılığıyla, Antoine de Saint-Exupery, dünyamızı ve çağımızı sorgular; bu ögeler aracalığıyla insan için insanı…

Yazar: antoine de saint-exupéry
Birkaç öge; yel, kum, su, toprak, yıldızlar; birkaç insan: Guillaumet, Mermoz, Prevot, yüzbaşı Bonfous, yaşlı tutsak Bark; bir araç: henüz emekleme evresinde bulunan uçakalar; bir de olguları ve nesneleri özünden kavrar gibi görünen, yalın, duru bir dil. İnsanların Dünyasında bu ögeler aracılığıyla, Antoine de Saint-Exupery, dünyamızı ve çağımızı sorgular; bu ögeler aracalığıyla insan için insanı…

Yazar: nazan bekiroğlu
Okuyanlarda tiryakilik yapan bir dil ustası. Hikayeleri, denemeleri ve araştırmaları ile kısa zamanda çok geniş bir hayran kitlesi oluşturan, okurların ellerinden bırakamadığı kitaplarıyla Nazan Bekiroğlu artık denemeleriyle de Timaşta.Mavi Lale., dünün değerlerini unutmadan, bugünün değerlerini de yadsımadan her ikisinin sentezinden oluşan bir bakış açısıyla geçmişi geleceğe taşıyan bir zihnin ü…

Yazar: hüseyin nihal atsız
''Ruh Adam'', Türk edebiyatında pek alışılmamış çeşitte bir romandır. Müellifin tarihi romanlarını okumuş olanlar, tarihi bir roman gibi başlayan bu eserin öyle olmadığını görecek, sayfalar ilerledikçe kendilerini aşırı bir sembolizmin içinde bulacaklardır. Bir tarih çeşnisinin de yer aldığı roman, yaşamanın gayesini yalnızca askerlikte bulan bir subayın hayatıdır. '&#…
9/10
Yazar: nazan bekiroğlu
Okuyanlarda tiryakilik yapan bir dil ustası. Hikayeleri, denemeleri ve araştırmaları ile kısa zamanda çok geniş bir hayran kitlesi oluşturan, okurların ellerinden bırakamadığı kitaplarıyla Nazan Bekiroğlu artık denemeleriyle de Timaşta.Mavi Lale., dünün değerlerini unutmadan, bugünün değerlerini de yadsımadan her ikisinin sentezinden oluşan bir bakış açısıyla geçmişi geleceğe taşıyan bir zihnin ü…

Yazar: ömer seyfettin
Türk öykücülüğünün en önemli yazarlarının öykülerinden yapılan seçmelerle hazırlanan Seçme Öyküler dizisinin yeni kitabı Ömer Seyfettinden. Çocukların ve gençlerin, önemli yazarlarımızın en güzel öyküleriyle buluşmasını sağlayan kitapların her biri uzmanlarca hazırlanıyor ve yazarları tanıtan özel metinlerle sunuluyor. Ömer Seyfettin, hiç unutamadığımız, unutamayacağımız herkese göre değişecek o…

Yazar: çiğdem tüzün
İnşaat mühendisi olmak istiyordum, onun için İTÜ’yü tercih ettim. İTÜ’lü olmak benim bütün hayatımın gidişatını belirledi. 1957 yılında sınıf arkadaşım, yakın dostum ve eniştem Sadi Gülçelik’le birlikte Enka’yı kurdum. Enka’yı bir dünya şirketi yapmak için çok çalıştım ve muvaffak oldum.

Yazar: halid ziya uşaklıgil
Batılı anlamda Türk romanının başlangıcı sayılan ve Tanpınar'ın Türkiye'de nesli adına konuşan ilk eser diye tanımladığı Mai ve Siyah, dönemin basın, edebiyat ve şiir hayatına ilişkin gözlemleriyle de ayrı bir öneme sahiptir.

Yazar: nazan bekiroğlu
Taşın boyanmasıydı âdet olan, sıra boyamalara geldi. Yontucunun, kullandığı boyalara güveni sonsuzdu. Asırlarca dayanacaklarını, solmayacaklarını, bambaşka renklere dönüşmeyeceklerini biliyordu. Kimi bir deniz kabuğunun, kimi bir çömlek parçasının içinde karıştırdı renkleri. İstese, sonsuz sayıda renk elde edebilirdi. İstemedi. Kimi iç açıcı, kimi kasvet verici, ama hepsi de canlı ve kalıcı renkl…

Yazar: jostein gaarder
Astronotlar üzerinde yaşam olan başka bir gezegen keşfetse, herkes müthiş şaşırır, ama kendi gezegenlerinin varlığı hiç de şaşrıtmıyor onları.Jostein Gaarder, Sofinin Dünyasından önce kaleme aldığı iskambil Kağıtalarının Esrarında insanın kendine ve dünyaya bakışını soruguluyor. İskambil kağıtlarının kişiletirildiği gerçek ve hayalin iç içe işlendiği kitapta, dünyaya kendini kaptıranlarla görünen…
5/10
Yazar: nazan bekiroğlu
Taşın boyanmasıydı âdet olan, sıra boyamalara geldi. Yontucunun, kullandığı boyalara güveni sonsuzdu. Asırlarca dayanacaklarını, solmayacaklarını, bambaşka renklere dönüşmeyeceklerini biliyordu. Kimi bir deniz kabuğunun, kimi bir çömlek parçasının içinde karıştırdı renkleri. İstese, sonsuz sayıda renk elde edebilirdi. İstemedi. Kimi iç açıcı, kimi kasvet verici, ama hepsi de canlı ve kalıcı renkl…

Yazar: ömer hayyam
Ömer Hayyam, Rubailer’i ile İran’ın Nişabur kentinden dünyaya haykıran yürekli bir şair, bir bilim adamı, bir filozoftur. Gücü, bir yanıyla akılcılığından gelirken bir yanıyla da söz söylemedeki edebi gücünden gelmektedir. Kendi içinde bağımsız birer şiir olan dörtlükler, dönemin göreceli baskı ve taassup ortamında aşktan, şaraptan ve özgürlükten söz eder. Eleştiri oklarını iktidar sahiplerine, a…

Yazar: ömer hayyam
Ömer Hayyam, Rubailer’i ile İran’ın Nişabur kentinden dünyaya haykıran yürekli bir şair, bir bilim adamı, bir filozoftur. Gücü, bir yanıyla akılcılığından gelirken bir yanıyla da söz söylemedeki edebi gücünden gelmektedir. Kendi içinde bağımsız birer şiir olan dörtlükler, dönemin göreceli baskı ve taassup ortamında aşktan, şaraptan ve özgürlükten söz eder. Eleştiri oklarını iktidar sahiplerine, a…

Yazar: ömer hayyam
Ömer Hayyam, Rubailer’i ile İran’ın Nişabur kentinden dünyaya haykıran yürekli bir şair, bir bilim adamı, bir filozoftur. Gücü, bir yanıyla akılcılığından gelirken bir yanıyla da söz söylemedeki edebi gücünden gelmektedir. Kendi içinde bağımsız birer şiir olan dörtlükler, dönemin göreceli baskı ve taassup ortamında aşktan, şaraptan ve özgürlükten söz eder. Eleştiri oklarını iktidar sahiplerine, a…

Yazar: nazan bekiroğlu
Taşın boyanmasıydı âdet olan, sıra boyamalara geldi. Yontucunun, kullandığı boyalara güveni sonsuzdu. Asırlarca dayanacaklarını, solmayacaklarını, bambaşka renklere dönüşmeyeceklerini biliyordu. Kimi bir deniz kabuğunun, kimi bir çömlek parçasının içinde karıştırdı renkleri. İstese, sonsuz sayıda renk elde edebilirdi. İstemedi. Kimi iç açıcı, kimi kasvet verici, ama hepsi de canlı ve kalıcı renkl…

Yazar: joanne kathleen rowling
Siradan bir çocuk gibi yasarken, kendini büyücülük dünyasinin içinde bulan Harry Potterin maceralarinin ilk bölümü, dünya yayincilik tarihinde en kisa sürede en çok satan kitap unvanina sahip Harry Potter ve Felsefe Tasi, Ülkü Tamerin çevirisiyle, Türkiyede.J. K. Rowlingin Harry Potter ve Felsefe Tasi adli kitabi, Yapi Kredi Yayinlarindan çikti.Harry Potter siradan bir çocuk oldugunu sanirken, bi…
9/10
Yazar: michael punke
Yıl 1823 ve Rocky Dağı Kürk Şirketi avcıları vahşi bir hudut hayatı yaşıyorlar. Bir yandan kunduz tuzakları kurarken bir yandan da topraklarını ele geçirmeye çalışan beyaz adamlarla savaşan yerli kabileler ve aman vermez doğa ile her gün mücadele hâlindeler. Bu şirketin en iyi adamlarından biri olan Hugh Glass, deneyimli bir hudut adamı ve uzman bir iz sürücü. Fakat bir gözcülük görevi sırasında…
Yazar: uğur aktaş
İstanbul denince akla gelen ilk ağaç kuşkusuz erguvandır. Özellikle Boğaz'ın güneyindeki yamaçlarda oldukça sık rastlanan erguvan, aynı zamanda Bizans hanedanlığının da resmi ağacı gibidir; zira hanedana doğan her bebek "erguvanlar içine doğdu" diyerek karşılanır. Diğer ağaçlarla kıyaslandığında erguvanın en önemli özelliği, tıpkı dişbudakta olduğu gibi yapraklanmadan önce çiçeklen…

Yazar: sabahattin ali
Konyadan çıkıp Beyşehire giden yolun başlangıcındaki dik yokuşu tırmanmaya başlayınca, herkes yanındaki ile veya çaprazlama ta öbür baştaki biriyle lafa koyuldu; birkaç kişi yalnız cıgara içip dumanını savuruyordu. Birbiri arkasına dizili tahta sıralarda oturmayıp yarım lira eksiğine en arkada yere çömelen ve kamyonun şiddetle sarsılan bu kısmında ikide birde, başlamak üzere olan uykularından fır…
