Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ali ayçil
"Ben o yenilgiyi sevdiğimde, içimde bir zafer şarkısı vardı. Bir bakış, simitlere, sıcak çaylara, işçi tulumlarına, dilenci ellerine yapışıp kalmış bir bakış, nereye gitsem, uzun kirpikleriyle peşim sıra gelirdi. Kimdi o bakışın sahibi? O çavdarları yeşerten ırmak; kırıkları onaran platin; budandıkça irileşen ağaç, bunaldıkça insanlara doğru kaçan haylazlık! İnsan dönüp çözülmüş bir yumruğa…

Yazar: sadık yalsızuçanlar
Yahya Efendi dergâhı mıydı, boğazı bir Âşiyandan bir de o ölüler tepesinden görebilirdiniz, ölü dememek mi gerekirdi, vitraylardan süzülen eleğimsağmayı ikindi vaktiyle zenginleştirerek mi kılmıştın, istiğraf gibi bir yalnızlık yaşamıştın, bizantinik kalıntılardan da eser kalmamıştı anlaşılan, kadim uygarlıklar çeşmeler gibi kurumuştu.Sevgiyi azaltan bir yer burası. Şiir kelimelerle yazılır diyen…

Yazar: tarık tufan
Önceden söyleyebilecek bir sözüm yok... Söylenmesi gereken ne varsa söylemeye çalıştım. Bu benim gibi biri için çok kolay değil. Bir çırpıda anlatmaya çalıştım her şeyi. Durup düşünürsem anlatmaktan vazgeçebilirdim. Bazı şeyleri, anlatmaktan ötürü de pişman olacağımın farkındayım. İnsan, duygularının apaçık bir biçimde başkalarınca bilinmesini istemez sonuçta. Bir öykü kahramanı olmanın rahatlığı…

Yazar: ibrahim tenekeci
Mutluyum çünkü galip gelmedimcana ferahlıkveren o gizemli sarnıçtanarklar açmalıyım bahçesine kalbimin.mutluyum çünkü galip gelseydimmadalyam olacaktı yüreği kangren yapanve bir gururum, kendini okşatan. ...

Yazar: ibrahim tenekeci
Niçin İbrahim Tenekecinin şiirlerini okuyoruz? Birincisi, başarılı ve benzersiz bir şair. İkincisi, samimi. Tenekeci, hem sözden taviz vermeyen, hem de ses ve müzikaliteyi önceleyen bir şair. Sürprizli Üç Köpük çıkışından sonra şiir dilini daha da geliştirdi ve işte budur diyebileceğimiz bir ses tonu yakaladı. İyi bir şairin yazdığı iyi bir nesri okuduğunuzda da bu ses tonunu duyarsınız. Elimde ş…

Yazar: gökhan özcan
Espri, bilgelik ve zerafet. Hepsi, elinizdeki Serçe Parmağı'nda! Kült kitap Hiçbişey'in yazarı geri döndü! Hem de, 21. yüzyıl koşullarında hayatta kalmayı başaranların, mutlaka okuması gereken hikayelerle! İlkokul aşkınızı yıllar sonra bulmanın ideal yöntemleri nelerdir? Issız bir gezegene düştüğünüzde nelere dikkat etmelisiniz? Çantasında insan kalbi taşıyan bir kadına nasıl davranılma…

Yazar: a. ali ural
Hayatı boyunca gündüzü gece, geceyi gündüz sanmak ne kadar korkunç! Bir bahçede otururken otların arasından aniden hışırtıyla çıkıp dişlerini gösteren bir yılandan, uyandığımızda iğneli kuyruğunu kaldırmış bir şekilde dik dik yüzümüze doğru yürüyen bir akrepten, kafes kapısının açık olduğunu farkedip, bakıcısının üstüne atlamadan önce salyalı ağzını aralayıp tırnaklarını yuvalarından çıkaran bir…

Yazar: ihsan oktay anar, ilban ertem
Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hâlâ malûm konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... Rendekâr doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makûl. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kad…
Yazar: a. ali ural
Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmediğinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; a…

Yazar: ibrahim tenekeci
SONSUZ ATLARA BİNENKomik bir tarafı var bu sırrı saklamanınKuşlar da uçar kanatlanıp içine,Cama yaslanan yanak elbet ağlamak isterVe kartlar açılınca yüzmeyi bilmeyenlerİçin söylenen şarkıYağmurdur ama diner.Büyükler vardır sonra, mürüvvet denen simyanınPeşinden giden avcı, hep gerisin geriyeBilir ki çiçeğini bir fakire verirseSoldurur onu fakir ama titrer üstüne.Ablalar vardır sonra, aynalardan…

Yazar: alper canıgüz
Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan k…

Yazar: nazan bekiroğlu
Mor Mürekkep, birbirinden bağımsız konulardan bahseden ama bütünü dikkate alındığında ortak bir ruh etrafında öbeklenen denemelerden oluşuyor. Kimi zaman bir renk, kimi zaman bir kitap veya bir şahıs, kimi zaman da edebi bir sanattan hareketle farklı zaman ve duygusal iklimlerde kaleme alınan bu denemelerde her şeyden önce kıvrak ve akıcı bir Türkçe, bilgi dağarcığınızı zorlayan ve harekete geçir…

Yazar: nazan bekiroğlu
Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı. Hiçbir şey kalmadı geriye. Bir büyük boşluk kaldı geriye. Bir de bütün bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.

Yazar: nazan bekiroğlu
Okuyanlarda tiryakilik yapan bir dil ustası. Hikayeleri, denemeleri ve araştırmaları ile kısa zamanda çok geniş bir hayran kitlesi oluşturan, okurların ellerinden bırakamadığı kitaplarıyla Nazan Bekiroğlu artık denemeleriyle de Timaşta.Mavi Lale., dünün değerlerini unutmadan, bugünün değerlerini de yadsımadan her ikisinin sentezinden oluşan bir bakış açısıyla geçmişi geleceğe taşıyan bir zihnin ü…

Yazar: a. ali ural
Ey kutsal ağrı!Saklandığın yerden çık!Yalnız kendimizi değil, çevremizi de yakıp yıkıyoruz! Biz acı duymayanlar ahalisi, akan kanımızı boş gözlerle, bir nehir gibi seyrediyor, kopan ayağımıza vitrinlerden ayakkabı beğeniyoruz.Ey kutsal ağrı! Biz böyle olsun istememiştik. Canımız yanmasın diye ektiğimiz haşhaş tarlaları üzerinde, binlerce çıngıraklı yılanın dolaştığı, ama çıt çıkmayan saraylar inş…

Yazar: nazan bekiroğlu
Bir gün Sabâ Melikesi Belkıstan, Âdemle Havvanın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdemde gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti.Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım.Ne zaman ki, kalmak için değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attı…

Yazar: tarık tufan
Gözlerini alabildiğine uzakları görebilmeli baktığında. Şehrin herbir köşesini ve her köşesinde başka bir hayata dönüşen gölgeleri farkedebilmeli. Sahici olan ne varsa ve içinde yaşamak adına bir giz taşıyan ne varsa farkedebilmelisin. Böylece zaman senin kollarında uzamalı. Bazen akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın. Kimi zaman da bir yelkovanın sırtında savaşmalısın ara sokakların içinde.Gözle…

Yazar: a. ali ural
bir günah işle ve onu öldürgeçmeden bir deniz kenarındanbir günah işle ve onu öldürtakmadan köpüklerini peşineahtapotları, denizatları ve yıldızlarıylamürekkep balıklarını kurutmadan gidişibir günah işle ve onu öldür

Yazar: ibrahim tenekeci
Dağların durduğu böyle anlarda \ Yalar yarasını içte bir geyik \ Her yerden bir şeyken dünya \ Sağa çekip ağaçları seyrettik

Yazar: sadık yalsızuçanlar
Aşıklık ne müşkil haldir.Hayır hayır. olamaz! Gerçekten daha gerçekti gördüğü.Güneş gibi apaşikar. ay gibi pırıl pırıldı...Eşiğine fırlattı bedenini.Ey yazgımın gülü! Ey alnımın ak yazısı diye bağırdı. Söyle bana hangi bağın gülüsün sen?Peri dile gelerek. seslerin en güzeliyle.Ey yüreğimin sancısı! dedi. Kesiş dağının gülü. İriskin bağının sümbülüyüm ben. Sen de söyle bana. hangi rüzigar attı sen…

Yazar: tarık tufan
Modern yaşam ölümü unutturur der Ahmet Hamdi Tanpınar. Bu söz herhalde en çok 1980 sonrası kuşak için geçerli. Sadece ölümü unuttursa iyi, tüm değerleri de yapboz haline getirdi. Popüler kültürün hızlı yayılışı ve modern yaşam tasarımları birçok hayatı ve duyarlılığı kapitalizmin çöp kutularına yuvarladı. Artık neredeyse hemen her şeyin bir bedeli ya da fiyatı vardı. Bu hızlı yaşamda kendini içl…

Yazar: nazan bekiroğlu
Padişah: Bütün varlığı ismiyle kaimdi. Her yaptığı dünyaya bir isim bırakmak içindi. İsmi kaybolunca varlığı da kayboluyordu.Yeniçeri: İsimleri bağlılıklarıyla vardı. Aşk ile bağlıydılar padişahlarına. Ateşle yaşıyor. ateşle sınanıyorlardı.Aşk: Her şey gibi o da zamana yenik düşüyor. Teslimiyet ve bağlılık gerektirdiği gibi. aşıkın da teslimiyetve bağlılık duygusunu uyandırması gerekiyordu. Aşkla…

Yazar: sezai karakoç
Bu kitabı oluşturan yazılar, Edebiyat başlıklı yazıya kadar 1974-1975 yıllarında Aylık Diriliş Dergisinde başyazı olarak, ondan sonrakiler ise 1976da Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğünde yayınlanmıştır.
