Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: yekta kopan
Babasını hiç tanımayan, baba ve koruyucu özlemini, usta-çırak, baba-kız, öğretmen-öğrenci ilişkisi kurduğu bir yabancıda gideren Suna; babasının yerine bir yabancıya hayranlık duyan otelci genç Çiko; oğlunu hiç görmemiş, kendi dünyasında boğulmuş bir kayıp baba, Orson Cezmi; babasını eski bir filmde, İstanbulun saklı köşelerinde kendi içsel yöntemleriyle arayan Metin; oğlunu yalanla büyüten, bütü…

Yazar: yekta kopan
Bu sözler zaten var. Sözleri benim için farklı kılan, anlamlı kılan, senin el yazınla yazılmış olmaları. Belki de bunlar senin değil, benim fikirlerim. Bir öykünün notları, asla bitmeyecek bir romanın giriş cümlesi, yetiştirmek için uykusuz geceler demlediğim bir yazının taslağı. Karalama defterinden çaldığım şu sayfaya bakarken, bunları görüyorum. Ve nasıl Borges her uyanışında kendini hatırlıyo…

Yazar: yekta kopan
'Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların. Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu.' Öyküler. Kısa öyküler. Çok kısa öyküler. Yekta Kopan, edebiyatın en değerli parçası k…

Yazar: yekta kopan
Fildişi Karası, genç yazar Yekta Kopanın ilk öykü kitabı. Yekta Kopan, Hayalet Gemi dergisi okurlarının yakından tanıdığı bir öykücü. Olaysız öyküye yönelen pek çok genç yazarın aksine, Yekta Kopan, çağdaş bir anlatım içinde, olayı dışlamadan, hatta iyice vurgulayarak, klasik öykünün izini sürüyor. İlginç konularla işlediği öyküleri, yalın, dingin ve dengeli anlatımlarıyla, ustalıkla kullanılan,…

Yazar: oktay akbal
Ey Gece Kapını Üstüme Kapat, değerli yazarımız Oktay Akbalın 13üncü öyküler kitabı oluyor. Ahmet Muhip Dranasın bir dizesini bu kitabına ad olarak seçen yazar, 1983te üç aylık hapis cezasını çektiği günlerde yazdı bu uzun öyküyü. Ey Gece Kapını Üstüme Kapat, dar bir yere kapatılmış bir insanın bunalımlarını, anımsamalarını, tedirginliklerini, iç hesaplaşmalarını, duygulanmalarını şiirli bir dille…

Yazar: oktay akbal
Gerek öykü ve romanları, gerek denemeleriyle, çağımızın en içten, en güvenilir, en soylu tanıklarından biri olduğu kuşku götürmez.TAHSİN YÜCELOktay Akbal, ortak olduğumuz, birlikte yaşadığımız yılların geçmişine sizi götürmektedir. Bugün çok az yazarın okuruna gönlünden koparak bedava hizmet sunmaktan kaçındığı bir sırada hem de.TARIK DURSUN K.Oktay Akbal, geçmişi bütün canlılığıyla bütün yaşanmı…

Yazar: oktay akbal
Bu bir özyaşamöyküsü mü? Yoksa sana yazılan uzun mu uzun bir mektup mu? Bir roman bence... Yarıda kalan öteki roman çalışmalarımdan biri değil; hayal yok, düş yok, uydurma yok; yaşlı bir adamın, ama gençmiş gibi seven bir adamın, belki de yakın bir ölüm yolcusunun sevdiğine seslenişi!.. Ben ne süslenmiş bir gemiyim, ne de mutlu yolculuklara inanıyorum. Ben yalnızca seni istiyorum. Ne kadar yaşam…

Yazar: oktay akbal
İnsan Bir Ormandır, değerli yazarımız Oktay Akbalın üçüncü romanı. Bu romanda, evlilikte mutluluğu bulamayan bir insanın dramını buluyoruz. Müthiş bir dramdır bu. Birini istemeyeceksin, ama o istemediğinle, yasalar ve çevre hayır dediği için, ilişkini sürdüreceksin. Neden? İşte bu nedenin ve daha bir sürü sorunun karşılığı verilmekte bu romanda. Muzaffer Buyrukçu Bu romanda her yanıyla insan var…

Yazar: oktay akbal
Akbal başka dünyadan gelmiş.Bu dünyada yaşıyor...Yaşayacak...Yaşadıkça da bir ömür boyu sağladığı birikimiyansıtmak için dur durak bilmeden çalışacak...Akbalın yaşı yok...Yaşamı var.İlhan SelçukYaşam gibidir Oktay Akbalın yazısı, bir şeyin akıp gittiğini duyarsınız okurken. Düşüncelerle duygular birbirinin içine girmiştir, bunlardan biri ötekinin üstüne çıkmaz, hatta çoğu zaman birbirinin yerini…

Yazar: oktay akbal
İçimizden biri sayılan sıradan insanların da rastlantılar sonucu sıra dışı aşklar yaşayabileceğini akıcı bir dille ortaya koyan Oktay Akbal, daha ilk sayfalarda romandaki kahramanları ile özdeşleştirdiği okuru öykünün içine çekip alıyor; bizi kendimizle tanış..

Yazar: oktay akbal
Önce Ekmekler Bozuldu, 1946da yayınlanan ilk kitabım. Annemin sattığı Tophanedeki evin parasıyla bastırmıştım. İki yüz liraya bin beş yüz tane. Her biri altmış kuruş. Kendim dağıtmıştım. Şehzadebaşındaki tütüncü, altmış kuruş fiyatı çok görmüştü. Kim alır bu paraya? demişti; yine de hatır için camın önüne koymuştu.Kapağını Fahir Önger çizmişti. Önce Ekmekler Bozuldu daha kalın olabilirdi, ama der…

Yazar: oktay akbal
Öyküleri, romanları denemeleri: Akbalın değişik edebî türlerde, aynı dil lezzetini, arı-duru Türkçe niteliğini taşıdığını gördüğümüzde, genç yazarların onu niçin okumaları gerektiğini de anlarız. DOĞAN HIZLANFethi Nacinin de söylediği gibi İstanbulu gerçekten tanıyan Sait Faik ve Oktay Akbaldır. SEMİH GÜMÜŞGerek öykü ve romanları, gerek denemeleriyle, çağımızın en içten, en güvenilir, en soylu t…

Yazar: oktay akbal
Akbal, yeni kitabı Tarzan Öldüde bu tür hikâyenin rakipsiz ustası ve temsilcisi iddiasını başarıyla sürdürüyor. Bir eleştirmenin deyişiyle: tekeline aldığı bir alanın tek ustası... Tarzan Öldü, Akbalın aynı düzeydeki ustalığını sürdürdüğü bir öyküler toplamı... Akbal, anıların ve duyguların insan yaşamını biçimlemedeki etkinliğini en derinden duyan yazarlardan biri. DOĞAN HIZLANTarzan Öldü hikâye…

Yazar: oktay akbal
Gözlemlerle duygular birbirine karışıyor bu kitapta, acıyla bilinç el ele dolaşıyor. Oktayın tümcelerinde yakılan ağıtların, dökülen gözyaşlarının yansımaları birbirini izliyor. Yine de Akbal diyor ki: Ne yazsam yetersiz. İlhan SelçukHer bölümü gerçekten birer öykücük niteliği taşıyan Hiroşimalar Olmasın (örneğin bir Gülemeden Gülmek, bir Saçlar Uçup Gidiyor ya da bir 646 Kâğıt Turna bölümleri ge…

Yazar: oktay akbal
Oktay Akbalın ilk öykü kitabı Önce Ekmekler Bozuldu 1946da yayımlanmıştı. Sonra Aşksız İnsanlar (1949) çıktı. 1953 yılında ilk basımı yapılan Bizans Definesi, yazarın üçüncü öykü kitabıdır. Yıllar sonra yeni basımını yaparken, değerli çizerimiz Fethi Karakaşın bu öyküler için çizdiği resimleri de kitaba aldık.

Yazar: oktay akbal
Oktay Akbalın denemelerini okumak bir yolculuk duygusu verir insana. Bir yaşam yolculuğu... Bazen bir çocuk sevincinin doruğunda geziniriz. Sonra birden, eski ve ağır bir hüznün çöktüğü terk edilmiş bir köy evinin karanlık ve kırık penceresinden içeriye bakarken buluruz kendimizi... Bazı şeylerin geri gelmeyeceği düşüncesi şakaklarımızı sıkıştırırken uyanmak isteriz, uyanık olduğumuz halde... Baz…

Yazar: oktay akbal
Gelecek kuşaklar 80 sonrasının karmaşalı olaylarını, sorunlarını, insanlarını daha iyi tanıyabilecekler. İçinde çırpındığımız umut kırıcı durumları gözler önüne sererek, umutlu yarınların yaratılmasında bu kitabın biraz payı olabilir diyorum.

Yazar: oktay akbal
Düş Ekmeğinde Oktay Akbal, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir lise öğrencisinin tuttuğu günceden parçalar sunuyor. İlkgençlik uyanışları, ilk aşklar, duygulanmalar, cinsel dürtüler, sanatsal arayışlar, dostluklar, küçük serüvenler... Bir şiir havası içinde yaşanan günler geceler...Daha önce, bu değerli yazarımızın Garipler Sokağı, Suçumuz İnsan Olmak, İnsan Bir Ormandır adlı üç romanını da yayınl…

Yazar: oktay akbal
Atlıyorum bir vapura Sirkeciden, doğru Boğaza. Öğle vapurlarında kimseler yok. Ne tanıyan, ne ilgilenen. Tek tek geziyorum Boğaz iskelelerini. Tatil günlerinde değil, herkesin çalıştığı günlerde... Bir roman yanımda, bir de küçük defter. Yetiyor. Bir süre tek başıma olmanın güzelliğini duyuyorum. Yığından kopmanın, güncel olaylardan, sonuçsuz çekişmelerden, birtakım yıkıntılardan sıyrılmanın yolu…

Yazar: oktay akbal
Son derece mahalli ve son derece bizden. Halit Fahri Ozansoy Anlatımının şiirsel öğeleriyle zenginleşen bu küçük roman, Oktay Akbal hikayeciliğinin kendi dışına taşan birkaç örneğinden biridir. Rauf Mutluay Bize son günlerini yaşayan bir fakir sokağın günlük hayatını anlatıyor. Fakat öylesine anlatıyor ki, vaktin nasıl geçtiğini bilmiyorsunuz, kendinizden geçiyor, Garipler Sokağının fakir…

Yazar: oktay akbal
Aklımdan dizeler geçiyor. Eski şarkılar. Darmadağınık anılar. Kişiler. Konuşmalar. Bir film perdesine yansıyan tanıdık yüzler. Nerden çıkıp gelirler bu canlı mı canlı hayaller? Konacak dal arayan anıları elinde tutan bir yazar Oktay Akbal. Etkisinde kaldığı bir filmin karelerinden çocukluk günlerine, hastane odalarından bir Boğaz gazinosunda sevgiliyle içilen şaraba, 1930lu, 40lı yılların İstanb…

Yazar: oktay akbal
İlkyaz geldi yine. Su yürüdü dallara. İnsanların içinde de çiçekler açar kimi zaman. Bir devrim doğar birden Düşlerdeki Lorelei elle tutulan bir varlık olur. Yanıbaşınızda, içinizde. Kendiliğinden, bunca düşlemenin doğal sonucu olarak. O özlemler, bıkkınlıklar, yaşama istekleri, bir şeyler yıkmak, değiştirmek tutkuları. İlkyaz devrimleridir bunlar. Doğaya yakın oluşumuzdan. Doğa oluşumuzdan. Bir…

Yazar: oktay akbal
Hiç de kötü bir şey değildir anımsamak. Hele güzel şeyleri anımsamak. Siz de çekilin bir pencere önüne, bakın gökyüzüne, bakın sokağa, bakın insanlara, çıkın dolaşın yollarda, caddelerde... Her şey geçip gidecek. Her şey yok olacak. Her şey yaşanmamışa dönecek... Bu tür düşünceler umutsuzluk vermemeli, yaşama sarılmamızı sağlamalı, güç vermeli, dirençli kılmalı kişiyi. Eski anılar böyledir işte,…