lorrysossue
@lorrysossue

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Ermiş
6/1024.07.2020

Baskı: Ermiş

Deneme tarzını seviyorum, bu kitap da denemeye yakın bir tarzda yazılmış. Bazı başlıkları pek anlamlandıramadım ama şu başlıklardaki yazılar hoşuma gitti: Evliliğe Dair Adalete Dair Yasalara Dair Duaya Dair Bence okunmalı.

Baskı: Boynu Bükük Öldüler

Sanki tüm olaya ben de tanık olmuşum gibi. Aşırı acıklı bir hikaye. Neresinden tutup ne desem bilemiyorum, kitabı da hep bu duygu durumunda okudum. Yılmaz Güney çok başarılı bir eser çıkarmış. Ellerine sağlık.

Albaya Mektup Yok
8/1015.07.2020

Baskı: Albaya Mektup Yok

''Kötü bir durumun en kötü yanı bize yalan söyletmesidir.''

Yeni Dünya
8/1010.07.2020

Baskı: Yeni Dünya

''Sürekli tutukluluk tehdidi ve baskılar nedeniyle yurtdışına kaçmaya karar verdi. Kendisine yardım eden Ali Ertekin tarafından öldürüldü.'' Kitabın başındaki yazarı tanıtan metinde bu ifadeyi okumak sonrasında biraz araştırmak insanı büyük bir yeis içinde bırakıyor. Vatanın menfaati(!) için öldürülen ve asla pişman olmadığını söyleyen katilinin toplam sadece 4 yıl ceza alıp 1 sene yattıktan sonra AF ile serbest bırakıldığı büyük şair ve yazar Sabahattin Ali; huzur içinde yat. Şiirlerini ve hikayelerini her zaman saygıyla, kucak dolusu sevgiyle okuyacağız.

Dava
9/1003.07.2020

Baskı: Dava

K., bir hukuk devletinde yaşıyordu, her yerde barış ve huzur vardı, tüm yasalar yürürlükteydi, kimdi bu durumda evini basma cürreti gösteren? Şu an böyle düşünmeyen bir insan var mı? Tamam her ne kadar dünya hukuk endeksinde birkaç kabile ülkesiyle aynı sıraları paylaşsak da insanın güvenme güdüsüyle birlikte bu durum bizde de böyledir. İsviçre'de geçen bu olay ki İsviçre hukuku bizim hukuk sistemimizin mihenk taşlarındandır. Medeni hukuk (Civil law) onlardan uyarlanmıştır. Kitapta da hukukun ne olduğu, devletlerinin bir hukuku olmadığını, buna ben de inanıyorum, bir de kişilere bağıl keyfe hizmet eden bir hukukun olduğunu anlatıyor. Böylece Kafka, hem normal hukuka hem de anormal hukuk ifadesini kullanacağım anormal hukuka olan eleştirilerini dile getirmiş. Bunun yanında hakimlere, adliye memurlarına ve avukata olan gözlemlerini bize aktarmıştır. Kitabın sonunun bu şekilde bitmesini beklemiyordum ama kişinin zaten yargısal anlamda idamı demek o kişinin fizyolojik anlamda hayatını etkilemeyecek mi sanıyordum ? Bugün bizde de hiçbir kanıt yokken yargılanan, yargısı yıllarca süren, işin sonunda hep kaybeden tarafta kalan milyonlarca insanımız var. Bu durumun dikkatinde olmayanlar sözümona rahat mısınız? İçimizden bir Kafka çıkıp dile getirmedikçe üç maymunu oynamak zor gelmiyor mu? Yoksa siz de hapishane rahibinin anlattığı hikayedeki kapı bekçilerinden misiniz? Asla sorgulama. Asla sorgulama. Asla sorgulama. Belirtmekte fayda var ki o hikayede de yapılan çıkarımlarda aciziyetin kimde olduğuna karar verilemediği bu durumdan da yine mağdur olanın zarar gördüğü, bekçi her ne pozisyonda olursa olsun kah haklı kah haksız olarak görülse de bu düzene isyan etmeyerek çarkın bir zinciri olduğu söylenmiştir. Bir gün gizli davaların mağduru olmadan etrafımızın farkına varmamız dileğiyle.

Baskı: Örneklerle Kolay Ekonomi

Çok çarpıcı, güzel başlıklara sahip saf bir dille ekonominin anlatımı yapılmış. Hiç bilmediğim, farkında olmadığım kavramları öğrendim. ''Ekonomide ilk ders kıtlıktır. Buna göre ihtiyaçları karşılamakta kullanılan her şey kıttır. Siyasetteki ilk ders ise ekonomideki ilk dersin dikkate alınmamasıdır.'' ''Siyaset, secilen amaç ve feda edilen amaçlar konusunda toplumu ikna etmeye çalışır.'' ''Bize bir şey olmaz'' sözü, genellikle kriz dönemlerinde siyasetçiler tarafından sıklıkla dile getirilen bir söylemdir. Bu söylemin ilk başta bir zararı yoktur, hatta insanların krizden etkilenerek harcamalarını kısmamalarını sağlamak açısından bir yararı bile olabilir. Ne var ki söylem birden fazla tekrar edildiğinde söyleyeni de etkisi altına almak gibi bir tehlike yaratır. Bir süre sonra bunu söyleyen siyasetçi de buna inanmaya ve alması gereken önlemleri ihmal etmeye başlar. İşte o zaman tehlike kapıyı çalar.''

Çocukluğum
8/1028.06.2020

Baskı: Çocukluğum

Kitap gerçekten oldukça değerli ve güzel. Rus kültürünü çok iyi gözlemleme şansı yakalıyoruz okurken. Türk kültürüyle benzerliklerini bilmeme rağmen detaylara bu kadar hakim değildim. Sadece etnik olarak değil, dini olarak da birtakım benzerlikler mevcut. Ayrıca kitaptan bir Şeker Portakalı havası da almadım değil. Kitapta hoşuma giden alıntıları paylaşacağım: - ''Herkesin gözlerinin içine bak; sana bir köğek saldırdığında onun da gözlerinin içine bak, hemen duracaktır....'' - ''Bu da soru mu yani... Bilinmedik işlerdir bunlar, kimin suçlu olduğunu bilemezsin: Kaçan mıdır suçlu, yoksa yakalayan mı? Bunu biz bilemeyiz...'' - Kötü emre uymamış, Başkasının vicdanının arkasına sığınmamış! - ''Hayır, dostum, öyle değil... Kendin uydurdun bunu...'' -''Bunu unutayım deme! Kadınlara her zaman acı, yürekten sev onları, eğlence için değil. Bunu senin iyiliğin için söylüyorum!'' -''Öyle, işte! Kendin için çalış, başkalarına bakma! Her zaman sakin, ağırbaşlı ol, dik kafalılık etme! Herkesi dinle, kendin için en iyi olanını yap...'' - Hayatımız yalnızca şununla ilginçtir: İçinde hayvansal birçok katman varsa da, bu katmanlar arasında gene de aydınlık, sağlıklı, yaratıcı bir şeyler; geleceğin iyi, yaşamımızın aydınlık, sarsılmaz olacağı umutlarını yeşerten insancıl bir şeyler yetişmektedir.

Gençlerle Başbaşa
8/1021.06.2020

Baskı: Gençlerle Başbaşa

Merhum hocamızı rahmetle ve hayır ile anıyorum. Tavsiyeleri altın değerinde, hayat tecrübeleri ve ilmini mezara götürmek yerine biz gençlere 1949 senesinden beri hediye eden bir büyük adam. -Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil. Ve bütün ruhi ve bedeni kuvvetinle kendini işe ver. -Devamlı ve ittiratlı (avının peşinde koşar gibi) çalış. Ve her gün aynı saatlerde behemal (mutlaka) çalışmaya otur. - Çok düşün. Ve bil ki, çalışmak mutlaka hareket etmek veya okumak, yazmak demek değildir. Düşünen bir insan, maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyordur.

Ateş Adası
10/1016.06.2020

Baskı: Ateş Adası

Macera üstüne macera. Bu kitap bir korsan kitabı.

Denemeler
10/1016.06.2020

Baskı: Denemeler

Bu kitabı ben ve fosforlu kalemim birlikte okuduk. İnsana hayatı boyunca yarar denemeler içeriyor.

Baskı: Felsefenin Temel Disiplinleri

Üniversitede verilen derslerden derlenmesi sanki bir vize sınavına girecekmişim gibi hissettirdi. Sık sık yinelemeler, eş anlamlı sözcüklerin aynı cümlede kullanılması, felsefenin özünü öğrenmek için gereksiz bir bedel olduğunu düşünüyorum. Kitap bir şey kattı mı bana? Evet. Zorladı mı bunu yaparken? Çok.

Baskı: Osmanlı'da Devlet, Hukuk, Adâlet

Ölümünün ardından birçok yerde anma törenleri düzenlenen İnalcık için Cumhurbaşkanı talimatı ile özel bir kabir yapıldı. Geleneksel Osmanlı kabirleri tarzında düzenlenen İnalcık'ın "ulema kabri" 22 Temmuz 2017'de tamamlandı. Mermerden yapılan kabrin yazma ve motifleri altın varak ile süslendi. Yazarın 99 yaşında vefatından sonra defni bile anlatıyor her şeyi. Muhteşem bir tarihi bilgi donanımına sahip rahmetli Halil Bey. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Chicago Üniversitesi, Londra Üniversitesi, Macaristan Liyakat Nişanı... En son geçen sene 2.sınıfta aldığım Türk Hukuk Tarihi dersinden sonra bu tarz bir kitabı merak edip Kronik Kitap yayınlarından tedarik ettim. Makalelerin toplanılmasıyla oluşturulmuş eserde yer yer Halil İnalcık'ın görüşlerini de öğreniyoruz. 255 sayfalık kitabın 70'ten fazla sayfası Osmanlıca dilinde basılmış, bunların bazıları arşivdeki belgelerin kopyaları olduğu gibi bazıları safii Osmanlıca kitap için yazılmış. Keske Osmanlıca biraz bilseydim diye düşündüm. Öğrendiğim zaman da şimdilik okuyamadığım yerlerin üstünden mutlaka geçeceğim. Kitabın konusuna gelince Osmanlı'da adalet fikrinin tezatlarını çok net anlayabiliriz. İmparatorluğa adalet dağıtmakla görevli padişah ki dağıtmazsa sonunun yıkım olduğunu Kutadgu Bilig'den ve eski İran-Türk devletlerinin eserlerinden şu anektodla açıklandığı: ''Memleket tutmak için çok asker ve ordu lazımdır, askeri beslemek için de çok mal ve servete ihtiyaç vardır. Hazinenin bu malı elde etmesi için halkın zengin olması gerekmektedir. Halkın zengin olması için de doğru kanunlar konulmalıdır. Bunlardan biri ihmal edilirse dördü de kalır. Dördü birden ihmal edilirse beylik çözülmeğe yüz tutar.'' Tezatlık konuları ise başta adaletin başı olacak padişahın kardeş katli, sipahilerin reayanın boynuna çökmesi, kadıların naiblik satması gibi konulardır. Padişahın ise bunlara {yolsuzluk, kanun tanımamazlık, darbe} karşı tutumu şu birkaç örnekle anlaşılabilir. Bayezid, yolsuzluklarında dolayı bütün kadıları toplatmış ve hepsini bir eve koyup yakmaya karar vermiş. Beylerin öbür yolsuzluklarını önlemek için şu önemli kanun konmuştur: ''Her mücrimin cerimesi vilayet kadısı katında isbat olunmadan tutup siyaset etmek (ceza vermek) şer'a ve kanuna muhaliftir.'' Bir yandan da Masumluk Karinesi'nin eskiden beri var olduğunu göstermektedir bu durum. Devlet kavramına da küçük bir düşüncemi yazarak yorumumu bitiriyorum. Osmanlı Kanun-i Esasi'si ''Devletin dini din-i İslamdır'' derken, öbür taraftan bürokratlar Fransız kanunlarını tercüme edip uygulamakta, bunu din ve devlet selameti için yaptıklarını ileri sürmektedirler. ''Türk yöneticiler, kamu otoritesi ve bu otoritenin mutlak bağımsızlığı konularında çok duyarlı idiler ve kamu yönetimi daima kendi devlet ve hukuk anlayışları doğrultusunda örgütleme hakkına sahip oldukları kanısını taşıyorlardı.'' Yani seküler devlet anlayışının uygulanması çok öteden beri Türk ve İran-Hint(Türk soylu) devletleri için önemliydi.

Baskı: Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Şu virüs günlerinde biz de kendimizi mecburen kitap okumaya verdik. Şu cümle belki bugünlerde okuduğum için bana daha çok etki etti: ''Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.'' Kitap geçtiği zamanın ve şartların elini tutmuş sonra da adeta tuttuğu eli bizim elimize tutuşturmuş gibi. Eserin içerisinde ne yok ki ? Aşkın her türlüsü : görücü usülü olanı, yasak olanı, evlada karşı olanı; akrabalık, iş hayatı, devlet bürokrasisi, ülke içi ve ülke dışı sosyakültürel görünümü. Ayrıca kitabın dilinden de çok etkilendim. Bazı yerlerde hiç bilmediğim hislerimin yazılı olarak karşımda görmenin şaşkınlığını yaşadım. Yazarın okuduğum ilk kitabı kesinlikle de son olmayacak. ...Modern hayat ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emreder! ...Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu. Fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde... Fakat daima ödersiniz...

Şeytan ve Şair
1/1016.05.2020

Baskı: Şeytan ve Şair

Bu kitaba 2016 yılında başlayıp 100'lü sayfalarında sıkılıp bırakmıştım. Bir şans daha vermeye karar verdim ve bu sefer tamamını okudum. Kitabın konusu dogmaların yıkılması ile ilgili ki bu dogmalar İngiltere'nin her zaman övünç kaynağı olan şair oyun yazarı Shakespeare... Spoiler içeren yorumum ******* Bir konu bu kadar mı kötü işlenir bu kadar mı mantık hatası olur? Resmen 600 sayfalık bir Akasya Durağı senaryosu okudum. Adamla kızı katilden öyle bir kaçıyolar ki katil de öyle bir kovalıyor ki ben kitabın başında tilt oldum. En tehlikeli yerlerde çok saçma betimlemeler, alakasız bir şekilde, kişilerin davranışıyla kişiliğinin tam tersi olması ve kitaptaki tüm olay örgüsünün sade 3-5 sayfa civarında anlatılmaya çalışıldığı bir kitaptı. Okuduğum için kesinlikle pişmanım. Yine de kitapta geçen Shakespeare dizeleri ve oyunları hatrına bir yıldız veriyorum.

Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)

Ne kadar Big Brother var bu dünyada ? Aklıma en başta geçen günlerde araştırdığım için Türkmenistan devlet başkanı Saparmurat Türkmenbaşı geldi. Örnekler çoğaltılabilir. Asıl sorun şu: Örnekler çoğaltılabilir demek kolay örnekler azaltılabilir mi? Sanmıyorum. Dünya var oldukça Big Brotherlar da var olacaktır. O yüzden bu kitapları okuyup herkese okutmalıyız, George Orwell'in senaryosu nispeten iyi bile sayılabilir. Demokrasilerin cumhuriyetinde yaşama ümidiyle..

Antabus
6/1009.05.2020

Baskı: Antabus

Maaleseflerin ülkesi Türkiye. Bu kitapta yazılanlar maalesef hiç de yalan değil keşke yalan olsaydı. Kah azını kah fazlasını yaşayan o kadar çok aile var ki... Yazarın dili ile ayrıca çarpıcı olmuş, okuduğum için mutlu okuduğum için üzgün hissediyorum. "Dünyada her şey kadının eseridir" M.K.Atatürk

Ay Işığı Sokağı
6/1008.05.2020

Baskı: Ay Işığı Sokağı

Kitapta beni en çok etkileyen hikaye : Leman Gölü Kıyısındaki Olay oldu. Savaşın en kolay tanımlarından biri yapılıyor. Sizi hiç bilmediğiniz bir ülkede hiç bilmediğiniz bir cephede bilmediğiniz bir amaç uğruna çarpıştıran meta.

Kırmızı Pazartesi
8/1007.05.2020

Baskı: Kırmızı Pazartesi

Kitaptaki cinayet ve çözülemeyen sırrın yanında beni en çok etkileyen şeylerden biri genç yargıcın ve valinin tavrının tasviri oldu. O kadar başarılıydı ki bu tasvirler ayrı bir kitap bile olabilirmiş.

Baskı: Dalkavuklar Gecesi, Z Vitamini

Z vitamini sanki bugün yazılmış gibi. Tarih yoksa rakamların ilüzyonu mudur sadece? Değişmeyen tarih midir siyaset midir? Berkeley'in dediği gibi ''Var olan algılanmış olandır.'' Biz tarihi dün de bugün de aynı algılıyorsak, tarih değişmiş midir yoksa hiç değişmemiş midir? Tüm ademoğlu aynı günü yaşayıp kağıdın sağ üst köşesine farklı rakamları yazıyor benim düşünceme göre.

Demir Ökçe
10/1001.05.2020

Baskı: Demir Ökçe

Sınıfların ve kastların olduğu her sistemin kendi çöküşünün tohumlarını içinde taşıdığını anlatan, sizi gerçekten düşünmeye iten, emeğin ve birliğin düşünce akımlarını anlatan bir kitap bu kitap. Bu gibi yüksek onurlu düşünce akımlarından bağımsız olarak yazar küçük bir kesit de olsa aşkı anlatırken o duyguyu hissetmemek mümkün değil. ...Daha sonraları bana ''Seni ilk gördüğümde çok beğenmiştim ve neden bu kadar çok beğendiğim şeyi izlemekten yoksun kalsın ki gözlerim'' demişti. ...Düşüncelerim, sürekli kuzey kutbunu gösteren pusula gibi ona doğru yöneliyordu.

Baskı: Arapların Gözünden Haçlı Seferleri

Gerçekten harika bir kitap, en etkileyici yanı ise kitapta geçen olayların günümüzdeki yansımasını; tarih tekkerrürünü düşündürtüyor. İnsan okuyunca barış döneminin değerini, siyasi ve kişisel ihtirasların kötü sonuçlarını daha iyi anlıyor. Ayrıca benim için de farklı olarak savaş kahramanı olma arzusu neferlendi nedendir bilmiyorum :) Zengi, Selahattin , Nureddin ne büyük komutanlarmış. ...O, Emevilerin gururlu şehrinin ırzına geçmeye değil, onu baştan çıkarmaya gelmişti....

Baskı: 5 (Beatrice Kaspary, #1)

Beatrice Kaspary, gıcık bir karakter. Hep kötülüğünü istedim ne anne olmayı hak ediyor ne de polis olmayı. Ursula Poznanski bazen fazla kasan bir yazar bu kitabında da oldukça kasmış maalesef.

Baskı: The Picture of Dorian Gray

She laughed. 'Oh, men are much more interesting when they're dangerous.'

Baskı: Fedailerin Kalesi Alamut

Gerçekten süper ötesi harika bir kitap. Tarihin tozlu medeniyetini bugün bile değişmeyen kalıcı zihniyetiyle görüyoruz

ÖncekiSayfa 2 / 4Sonraki