
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: aziz nesin
Aziz Nesinin kitapları 32 ülkede yayınlandı ve oyunları da 8 ülkede sahnelendi, TVde gösterildi ve radyolarda oynanadı. Bugüne dek Romanyada dört kitabı çevrildi ve adlı oyunu sahnelendi.Resimde, Aziz Nesinin Romenceye çevrilen kitaplar görülmektedir.
8/10
Yazar: murat gülsoy
Murat Gülsoy, yeni romanı Sevgilinin Geciken Ölümünde, Prousttan beri modern edebiyatın temel sorunlarından biri olan zamansallığı konu ediniyor. Roman, bu düşünce çevresinde aşkın insanla ve ölümle ilişkisini sorguluyor. İroni, oyun duygusu, anlatının o en eski koşulu; izlenebilirlik, yazarın bu romanında da öne çıkıyor. Gülsoy yanıtların değil, soruların yazarı olmayı seçenlerdendir; bizi kendi…
8/10
Yazar: evelio rosero
"Bunak erkek ve kadınlardan bahsediyorum," dedi rahip yardımcısı çabucak. "Yersiz yurtsuz, yorgun insanlardan. Gün boyu Bogotá'nın dört bir yanında amaçsızca dolanan tiplerden. Dehlizlerde uyuyanlardan. Peder Almida'nın mesajlarını dinlemek istemiyorlar. Yine de ara sıra onlara bütün bu mesajları okuyorum. Sadece öğle yemeği yemek istiyorlar, hepsi bu. Ve uyumak. Hiçbir ş…
7/10
Yazar: cem akaş
Gitmeyecekler İçin Urbino, düşsel bir yolculuğun irkiltici bir izdüşümü.Urbinonun karanlık sokaklarında birbirine benzeyen iki gölge dolaşıyor. Bu iki gölge şehrin yazgısını değiştirirken, günümüz Türk edebiyatının gözde kalemlerinden Cem Akaş da dille usta işi bir oyun kuruyor.
6/10
Yazar: mahir ünsal eriş
Radyonun sesi duyulmaz, bağ evinin ışığı görünmez olunca ara ara duyulan kesik inlemeler geldi kulaklarına. Fikret korktu. Bok vardı gecenin bu saatinde bu saçmasapan şeylere kalkışacak, hem de iki şişe büyüğü gözünün yaşına bakmadan bitirmişken. Sesi Hilmi de fark etti. "Hocam, bu hayvan inlemesi mi, birileri iş mi tutuyor yoksa bağlık arasını bulmuş da?" diye sordu. Hocam diyerek ikis…
7/10
Yazar: lev nikolayeviç tolstoy
Biraz düşünelim: Ne yapıyoruz, ne yapmamız lazım? Mesela bu sefihlerden biri kız kardeşime veya kızıma yanaşmış. Ben onun ne mal olduğunu bildiğim için bir tarafa çekerek: Arkadaş, diyorum, ben senin ne çapkın bir adam olduğunu, gecelerini kimlerle beraber geçirdiğini bilirim. ************ Kroyçer Sonat, büyük ümitlerle kurulan, fakat maddî ihtiyaçları karşılanırken manevi yönü ihmal edi…
8/10
Yazar: stefan zweig
Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemekted…
6/10
Yazar: hakan bıçakcı
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani? Böyle bir hastalık var mı?Uyurgezerliğin bir türü mü bu? Yamyamlığın bir türü mü ya da?Yoksa ben mi icat ettim? Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke,"İyi de doktor bey, ben yalnız yaşıyorum," diye.Söyleyememiştim. Tutmuştum kendimi. Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında: Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam,…
6/10
Yazar: fyodor mihailoviç dostoyevski
Ruhsal çözümleme, ünlü Rus yazarı Dosteyevskiin hemen hemen tüm yapıtlarının ana eksenini oluşturur. Başkasının Karısı, Dosteyevskinin Kıskançlık üzerine kurduğu ve onun, ruhsal çözümlemenin ustası olduğunu kanıtlayan uzun öykülerinden biridir. Dostoyevski, kitabın ikinci uzun öyküsü olan Dürüst Hırsızda ise bir terziyle bir hırsızın insani dramını aktarıyor.


Yazar: murat özyaşar
Ayna Çarpması adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü’nü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Murat Özyaşar’dan ikinci yeni bir kitap: Sarı Kahkaha. “Cümlelerin anlamları yoktur, anlamların cümleleri var. Her anlamın bir cümlesi olmadığı için de hikâyeler var…” Ayna Çarpması adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü’nü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Murat Özyaşar’dan ikinci yeni bir kit…
7/10
Yazar: murat gülsoy
Camdan bir kutunun içinde kısılı kalmış gibiydi. Başının üzerini yokladı, orada da camdan bir tavan vardı belli ki. Görünmeyen duvarı yumrukluyor, bağırarak yardım istiyordu. Ama kutu sımsıkı kapalı olduğu için sesini duyuramıyordu sanki. Birden başının üzerinde bir ağırlık hissetti, elini kaldırdı, tavan hareket ediyordu. Yavaş yavaş bir piston gibi aşağı iniyordu. Önce direnmeye çalıştı ama gör…
7/10
Yazar: mevsim yenice
Böyle ya da burada bir yerde olmalı okyanus sesi. Yer yarıldı da içine mi girdi durağan yolcu? Tekme tokatlı şehir rehberinde açık artırmayla tilkiler aç mı kalsın? Muz ve kovboylar Yalandan Kim Ölmüş Limited Şirketi’nin mi? Manasız mı görünüyor yukarıda yazılanlar? Bu kitabı, bu ilk kitabı açtığınızda o kadar manasız görünmeyebilir. Mevsim Yenice, olgun bir ilk kitapla okuyucunun karşısına çıkıy…
6/10
Yazar: melike uzun
Kürar: i. Felç olma hali, curare; hareket edememe ama hissetme, refleks gösterememe. ii. Güney Amerika'da avcıların oklarına sürdükleri felç edici zehirli bitki. iii. Kızılderililerin kullandığı zehirli ok atan boru. iv. Kasların asetilkolin reseptörlerinin bloke olması.Sesler, söylenceler, günah ve sevap. İnsandan insanlara doğru kötülüğün kokusu, nedir mutluluk? Bu dünyaya kan taşıyan kedi…
8/10
Yazar: berna durmaz
Berna Durmaz, özellikle kasaba ve kenar mahallelerden insanları, onların konuşma diline yakın bir anlatımla, kendi özgün dilini de oluşturarak yazan bir öykücü. Yoksul kadınlarla çocukları, emeğiyle geçinen, tüm ezilmişliğine karşın neşesini yitirmeyen halktan insanları güçlü gözlemlerle anlatıyor. Bir Fasit Daire'de on üç yeni öykü var. Durmaz, bir Roman mahallesinde olup bitenleri ele aldı…


Yazar: kolektif
OT DERGİ YAZARLARINDAN AŞK, İHANET, MACERA, GERİLİM, SÜRPRİZ, KAHKAHA DOLU ÖYKÜLER! Kitapta yer alan isimler şöyle: Afşin Kum, Ali Atay, Ali Lidar, Angutyus, Aslı Tohumcu, Birol Tezcan, Doğu Yücel, Elif Türkölmez, Ercan Kesal, Erdem Aksakal, Hakan Bıçakcı, Hatice Meryem, İlhami Algör, Kaan Çaydamlı, Kemal Varol, Kurtcebe Turgul, Kutub Şimşek, Menderes Samancılar, Metin Kaçan, Mur…
7/10
Yazar: kaan sekban
“Hayallere koşarken ödenen bedelleri arka fonuna alan bu eşsiz (!) eser, aynı zamanda iş hayatını gözlerinde aşırı büyüten ve bir an önce o topuklu ayakkabıları, takım elbiseleri giymek için şafak sayar gibi gün sayan; gerçekte kendilerini bekleyen maceralardan bihaber; işletme, kariyer ve ekonomi kulüplerinin gediklisi olmuş üniversite gençliği için de bir başucu kitabı niteliğinde.” Sahneler…
6/10
Yazar: cem akaş
Y kromozomunun yeryüzünden silinmiş olduğu, artık yalnızca kadınların yaşadığı bir dünya. Geçmişin siyasetinden, ekonomisinden, toplum yapısından, kültürel birikiminden, ilişki biçimlerinden nefret edilen bir dünya bu, çünkü hepsi erkek yapımı. Artık yeni kurallar var, çünkü eski insanlar yok. Constantine, böyle bir dünyaya doğan bir erkek çocuk. Nasıl olduğu bilinmiyor. Onu kapılarının önünde…
7/10
Yazar: bahri vardarlılar
"Bahri Vardarlılar sinemacıları kıskandıracak bir hünerle sahneleri birbirine bağlayarak, vermek istediği zaman sıçramalarını yavaş yavaş hissettirerek okuru büyük finale hazılrıyor." -Neslihan Önderoğlu- Hikaye devam ediyor! İlk kitabı İki Ciltlik Metro Bileti'yle kendinden söz ettiren Bahri Vardarlılar, birbirinden farklı uzamlarda gerçekleşen öyküleriyle, yine okuruyla bi…
8/10
Yazar: ezgi polat
Ona baktığım zaman kendi kurallarının dışına hiçbir zaman çıkmamış huysuz bir adam görüyorum. Hepimizde bulunan o geçirgen, biçim değiştiren şeffaf zar, onun çevresinde zamanla katılaşmış, koyulaşmış gibi. On yıldır ne tutkuyla birini sevdiğini gördüm ne de yeni bir arkadaşı olduğunu. Acaba bu da bir sevme biçimi mi? Bir tür yaşamak mı? Genç öykücülerimizden Ezgi Polat, ilk kitabı Susulacak Ne…
7/10
Yazar: charles bukowski
Bukowskinin ağzından anlatmaya çalışalım onu ve kitabını: Geçmiş yüzyıllarda yazılanlar beni pek açmadı; aşırı ciddi buldum. Birkaç istisna dışında yapaylığa çok yakın. Bu bana devam etme gücü verdi... Yazmayı sürdürüyorum. Çoğunluk underground ve pek zengin değil. Olması gerektiği gibi. Haftada bir-iki, at yarışlarına giderim. Klasik müzik (Stravinsky ve Mahler) ve birayı severim. Romantik…
7/10
Yazar: alpay erdem
Yere düşen ekmeği yerden hızla alıp telaşla üç kere öpüp alınlarına koyan o çocuklar nereye kayboldular? Güzeldi o çocuklar. İnsan o çocuklardan hep olsun istiyor. Ekmek öpen çocuk görmek istiyor. Çünkü ekmek öpen çocuk hala bir şeylere inanmamızı sağlıyor. Bizim buna ihtiyacımız var. Geri dönsün o çocuklar. Bizim buna çok ihtiyacımız var.
7/10
