
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: pınar öğünç
Semizotu salatasının içine düşen sinek, seninkilerin bildiği Şermin, soğuk ama girince alışılan deniz, her yerde kesilince çabuk gelen elektrik, TOKİ'den evler, son otobüsler, migreni tutanlar, zona olanlar… Köprüsü görünmeyen trafik, nar ekşisi, dut kurusu… Falan filan ve filankes işte. Pınar Öğünç, hayatın mânâsızlığı içine mutluluk sahneleri koyma gayretlerini... Nefes alır gibi işlenen k…
7/10
Yazar: aylin balboa
O ağacın altında uzanmaya devam ettim. Yıldızlar aslında nedir size söyleyeyim: Yıldızlar, acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. Bilim adamları sürekli yenilerini keşfettiklerini söylüyorlar. Bunda şaşılacak bir şey yok. Yukarısı bir gün dümdüz olacak. Şehir içinde dünya turu, kalbin içinde kapı zili, aklın içinde sergüzeştler... Kutu gibi evler, ebesini…
8/10Yazar: şafak altun
Cumhuriyet'in "ilk"lerini gerçekleştirenler, başarılarını cesaretle sürdürdükleri mücadeleyle elde etti. Yazar, bu dönemde ekonomik krizlere rağmen ayakta durmayı ve gelişen şartlara ayak uydurmayı başaran kişi ve kurumların mücadelesini bizimle paylaşıyor. Türk ekonomi tarihinin sayfaları arasında unutulmuş, bir kısmı kayıt altına dâhi alınmamış kurumların yarattığı ilkleri gün ış…


Yazar: deniz arslan
Nurhayat, bir ona bakıyor, bir elindeki çiçeklere, bir de etrafına. Sonra hiçbir şey demeden, nasıl geldiyse öyle, dimdik yürüyüp gidiyor. Fuat felaket eşiğinde olduğunu hissediyor hissetmesine de, neye yarar? Güç bela çöküyor Saffet Bakkal’ın önündeki kaldırıma ve Nurhayat’ın gürül gürül akıp gidişini seyrediyor. Çok sonra cin toniğe bandırdığı özdeyişlerinden birini o ilk karşılaşmanın hatrına…
7/10
Yazar: didem madak
Güçlü bir el silkeledi beni sonraSanırım tanrının eliydi,Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan,Çok şey görmüşüm gibi,Ve çok şey geçmiş gibi başımdanAh dedim sonra,Ah!İç ses, diye söylendim.Gel!Ahlar ağacından sen de biraz meyve topla.


Yazar: birgül oğuz
Çünkü onlar ‘annelerini erken, babalarını ölümlerine yakın seviyor. Onlar en çok bunu biliyor. Babalarsa sevilmeye gelmiyor. Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor. Buna önce yas, sonra yasa deniyor. Böyle oluyor: Çocuk tüfeği eline alıyor. Namlunun ucunda: okunaksız bir baba. Sonra korkunç şeyler oluyor. Kırık cıncık ve leke. Saçma ve kül. Ve bir de bakmışsın, baba gökte soluk bir ambl…
6/10
Yazar: ercan kesal
“‘Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünya’da yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız. (...) Galeano’dan ilham alırsam; birlikte kurtulmak için ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim için yaz…
8/10
Yazar: emrah serbes
"Üzülme baba," dedim, "alt tarafı bir ev, alt tarafı beton parçası ya. Çalışır ederiz, yine alırız. Ben de çalışırım bundan sonra, söz, alırız bir ev daha." "Ona üzülmüyorum ki ben," dedi babam. "Her ay evin taksitini ödedik de ne oldu. Bak, uçup gitti elimizden balon gibi. Keşke seni ağlatmasaydık çocukken. Keşke sana o akülü arabayı alsaydık." Güzel olmak…
9/10
Yazar: onur gökşen
ARKA KAPAK: "Çocuktuk biz. Başka türlüydü herşey. Eğlenmek istiyorduk; eğleniyorduk. Bir mutfağı mesela, yakmak istiyorduk; yakıyorduk. Azar işitmek istiyorduk; büyük olan bize kızsın... Kızıyordu babamız. Sonra hemen seviyordu. Seviyorduk. Yaramazlıklarımızın sonuçlarını bilmek tereddüte yol açmıyordu. Yaşamı ıskalamıyorduk. Güzeldik. Çocuktuk işte. Anlasanıza... Yedi Kere Sekiz? Onur G…
8/10
Yazar: onur gökşen
Sanal dünyanın, özellikle Ekşi Sözlükün en beğenilen yazarlarından olan, izleyici kitlesi her geçen gün artan Onur Gökşen; geniş hayran kitlesini, öykülerindeki sıcaklığa ve tanıdıklığa borçlu. 80lerde ve 90larda çocukluğunu, gençliğini yaşamış herkesi sıcacık, komik ve nostalji dolu öyküleriyle geçmişe götürüyor, o günleri tüm güzelliğiyle tekrar yaşatıyor. Kadıköy'e hiç gitmemiş, 80'…
8/10
Yazar: murat gülsoy
Hiç kimse kaybolmak istemiyor bu karanlık denizde, ama bu deniz son, hatta tek hakikat. Geminin sulara gömülmesinden önceki anların tasavvuru her zihnin kaçınılmaz meşguliyetidir. Sonucu belli bir meşguliyettir bu, bir gün bitecektir. Ama edebiyatta ölüme giden yolu, ölüm ânını ve ölümün kendisini düşünen karakterler ölümsüzlüğün ta kendisidir. Murat Gülsoy Nisyan'da bunu yapıyor, ölümü…
7/10
Yazar: barış bıçakçı
Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark etti. “Günler damlıyor ama aynı kaba değil,” dedi. Gökyüzüne baktı: Boştu. Hiç bulut yoktu, aslında hiçbir şey yoktu. Çağımızın çıplak güneşi her şeyi yok etmişti, enginliği, bulutları ve kuşları… Maviyi bile yok etmişti, sonra da sırasıyla diğer renkleri, bazı sesleri, kelimeleri ve anlamları. İnsan bu yoklukta yeni bir şey söyleyemez,…
8/10
Yazar: mümin sekman
Başarı, mutluluk, huzur beyinden gelir. İnsanın karakteri, kararları, kaderi kafasında şekillenir. Bazıları baştan kazanırken, bazıları 'kafadan' kaybeder Beyin vücudun % 2'si olsa da, geri kalan % 98'i yönetiyor. Önemli bir iş yaptığından başımızın üstünde yeri var Aklın makinesi olan beyin herkese 'bedava' veriliyor Çoğumuz onu nasıl çalıştırmak gerektiğini…


Yazar: alper beşe
Genç kuşak öykücülerimizin dikkat çekici isimlerinden Alper Beşe, yeni kitabı Gecikmeli ile okurlarının karşısında. Alper Beşe, kent insanının öyküsünü yazıyor; hayatında her şeyin yolunda olduğunu düşündüğü sırada hayal kırıklığına uğrayan, en yakın çevresini bile ne kadar az tanıdığını fark ettiğinde şaşırıp ortada kalan insanın öyküsünü, bizim öykümüzü... Ev içleri, iş ortamları ve öykü kişile…
6/10
Yazar: metin üstündağ
Mizah edebiyatımızın karamsar romantiği metin üstündağdan yürek hoplatan, beyin zıplatan 47 yeni hikaye.
6/10
Yazar: melisa kesmez
Melisa Kesmez, çok sevilen ve kısa sürede başarıya ulaşan Atları Bağlayın, Geceyi Burada Geçireceğiz'in ardından Bazen Bahar ile yeniden okur karşısında. Arzuları, korkuları, sevinçleri, kırgınlıkları, umutları; yazları, kışları ve baharlarıyla bir çocuk, bir kadın, bir kuşak, Kesmez'in üslubunu korurken derinleşen incelikli anlatısıyla sesine kavuşuyor. Ağır anneanne yorganlarının,…
8/10
Yazar: john fante
Los Angeles Yolu'nda Fante, ünlü kahramanı Arturo Bandini'nin maceralarını anlatmaya devam ediyor. Yazar olmak isteyen bir gencin bir balık fabrikasında yaşadıkları hayata bakışını nasıl etkiler... "Her sabah bu duyguyla kalkıyordum yataktan. Şimdi kendime bir iş bulmam lazım, lanet olsun. Kahvaltı ediyor, kolumun altına bir kitap yerleştirip ceplerime kalem doldurduktan sonra…
8/10
Yazar: alper canıgüz
Dünyanın, şahsına karşı kurulmuş bir komplo olduğuna inanan, genç ve avare metin yazarı Musa… Onun, hayatın her alanına derin ve samimi bir merakla yaklaşan,temiz kalpli ev arkadaşı Şaban… Diğer tarafta, gaddar bir kedi tarafından yönetilen, birbirinden tuhaf çalışanlarıyla bir reklam ajansı: Menekşe gözlü sanat yönetmeni Sanem, esmer ve seksi sekreterler Mehtap ile Sevilay, durmaksızın ağlayan y…
8/10
Yazar: aziz nesin
Muhasebeci, Baha Bey'in sıkılganlığından bir şey söylemek isteyip bir türlü söyleyemediğini anlamıştı.Yirmi yılı aşkın zamandır, bu kurumda çalışan Baha Bey, arkadaşlarıyla arasında mesafe bulundurmasını bilir, ağır başlı bir adamdır.Örneğin, onu bu güne dek, bir kez bile müstehcen bir hikaye anlattığı duyulmamıştır.Memur arkadaşlarının anlattıkları müstehcen hikayelere de duymamazlıktan gel…
8/10
Yazar: ercan kesal
Bu akşam da bilmem ne düğün salonundayım. Yemekli davet var. Her zamanki gibi çelengimizi önceden gönderdik, uygun saatte de yerimizi aldık… İçerisi çok kalabalık. İstanbul'da en çok sayıda kendilerinin olduğunu iddia eden bilmem nerelilerin dayanışma gecesi yapılıyor. Uzun masalara karşılıklı oturmuş, yemek yiyen, konuşan, öpüşen orta yaş ve üzerinde erkekler doldurmuş ortalığı. Kalın bıyık…
8/10

