Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: sinan akyüz
Okudukça yazılanların gerçekten yaşanmış olduğunu tekrar tekrar düşünmekten, hüzün ve öfkenin sınırlarında gidip gelmekten ve Bunlar gerçek olmamalı! demekten kendinizi alamayacaksınız. Yaşadığım gerçekler beni sevdiğim erkeğin peşinden sürükledi.Peşinde sürüklendiğim sevgim ise bana ihanet etti. Birçok evli kadına ihanet ettiği gibi. İçimdeki o güzelim neşeli kız çocuğu genç bir kadına dönüşemed…

Yazar: marc levy
İşten eve yorgun döndüğünüz bir gün, banyo dolabınızın içinde bir kadın bulsanız ne yapardınız? Hele bu kadını sizden başka kimse görüp sesini duyamıyorsa? Genç ve güzel bir doktor olan Lauren, bir trafik kazası sonucu bitkisel yaşama girer ve çalıştığı hastaneye getirilir. Laurenin bedeni hastanenin yoğun bakım odasında yatarken ruhu özgürce dolaşmaya başlar. Laurenin ruhunun en önce gittiği yer…

Yazar: wilhelm reich
Hitlercilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra, kalkmış onları asıyorsun. Milyonları öldürmelerinden önce nerdeydin peki, o zaman ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi? --- Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. Şöyle bir kendine b…

Yazar: hermann hesse
"Harry kendi içinde bir 'insan' bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir 'kurt' bulur içinde, içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın, yin…

Yazar: ıvan aleksandroviç gonçarov, ivan gonçarov
... Oblomovların hiçbiri kendilerine telkin edilen yaşam ilkelerini özümseyememişlerdir, bunları pratik sonuçlarını alacak kadar uygulayamamışlar; sözün eyleme dönüşmesi, ilkenin ruhun iç gereksinimleriyle kaynaşarak bu gereksinimlerin içinde eriyip yok olması ve böylece insanı harekete geçiren biricik güce dönüşmesi çizgisine ulaşamamışlardır... Onlar için düşlerin gerçeklerden, genel ilkelerin…

Yazar: orhan pamuk
Biri tarihçi, biri devrimci, biri de zengin olmayı aklına koymuş üç torun babaannelerini ziyaret eder, dedelerinin yetmiş yıl önce sürgün edildiğinde yaptırdığı evde bir hafta kalırlar. Babaannenin anıları yavaş yavaş aralanırken dedenin Doğu’yla Batı arasındaki uçurumu kapatacağını sandığı ansiklopediyi yazışı hatırlanır. Kuşaklar arasında köprüler kurulurken, duvarların ötesinde de başkaları va…

Yazar: henri charriere
İşlemediği bir cinayetten, müebbet kürek cezasına çarptırıldığı sıra, Henri Charrièrein özgürlük mücadelesinin bir ifadesi olarak doğdu Kelebek. Çok genç yaşında tutkunu olduğu idealleri ve gelecek arzusu onu insanca bir felsefe ve üstün bir uygarlıkla tanıştırdı: Modern sistemin kokuşmuş yolları yerine Kızılderililerin, cüzzamlıların, okuma yazma bilmeyen yoksul balıkçıların gerçek uygarlığıyl…

Yazar: ipek ongun
Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisinin beşinci ve son kitabında İpek Ongun hayatla yüz yüze gelen gençleri anlatıyor. Üniversitenin son yılında Serra ve arkadaşları günümüzün zor koşullarıyla baş etmeye çalışırken, onlara yine Doğanay Hoca sohbetleri yardımcı oluyor.Soru soran kişinin, düşünen insan; düşünen kişininse gerçek anlamda özgür insan olduğunu; hayatını ve kişiliğini sorgulayarak amacın…

Yazar: giovanni scognamillo
Bir salon, bir perde, bir film, bu filmi temin edenler, sunanlar ve bunu izleyenler: sinema budur ve sakın onu televizyon ile, video ile karıştırmaya, karşılaştırmaya kalkmayın, büyüyü bozmuş olursunuz. Sinema, çünkü, her şeye rağmen ve her şeyi ile bir büyüdür, Lanterna magicanın, Büyülü Fenerin devamıdır, en evrimleşmiş son şeklidir. Giovanni Scognamillo

Yazar: atillâ dorsay
Türkanı çevreleyen o engin sevgi ummanına bir katre sevgi de benden düşüyor. İşte bu kitap, baştan sona bu sevginin etkisiyle yazıldı. Ve umuyorum ki bu kitabı okuyanlar, sonuç olarak bu sevgiyi, benim ve de seyircisinin ona karşı yıllardır süregelen sevgimizi, paylaşırlar.

Yazar: giovanni grazzini
Sinemaya Rossellininin yanında ve bir senarist olarak atılan, önce yeni-gerçekçiliği benimseyip daha sonra imgeler ve fantezilerle dolu bir anlatım tarzını kendine daha yakın bulan ve anıların sinemacısı diye de bilinen İtalyan film yönetmeni Fellini, Corriere della Seranın sinema eleştirmeni Giovanni Grazzinin ustaca yönlendirdiği bu söyleşi kitabında, çocukluğundan Mastroianniyle dostluğuna, çı…

Yazar: kevin j. hayes
Kamera arkasına geçen herkes, bir insan yüzü çekebilir. Bense oyunculuğa düşkünüm, kameranın oyuncudan rol çalmasını istemem. Hem kamera çalışırken düşünmeye fazla zamanınız yoktur. Doğallık, komedinin en büyük şartıdır. Ben realizme kayıtsız şartsız inanıyorum. Komedi gerçek ve hayata uygun olmalıdır. Gerçek şeyler insanlara, grotesk kurgulardan çok daha fazla hitap eder. İşte bu yüzden, benim k…

Yazar: birgül ayman güler
Yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Bu beşiğin uyuturken büyüttüğü bebek, burjuva liberal demokrasidir. 12 Eylül gibi bir rejimin, Dünya Bankası gibi bir örgütün, şimdilerde Avrupa Birliği gibi bir düveli muazzama gücünün yerellik politikası gütmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Piyasa sistemlerinde yerel yönetimlerin demokrasiyle ilişkisi elbette vardır; ama hangi demokrasiyle? Yerel yöneti…

Yazar: birgül ayman güler
Yeni sağ ideoloji, 1980den bu yana bıkıp usanmadan her türlü toplumsal sorunun çözümünün, devletin reformdan geçirilmesinde olduğunu söylüyor. Özelleştirme, yerelleştirme, serbestleşme, projecilik, rekabet, performans, şeffaflık, yönetişim ve her türden ama yalnızca liberal içerikli özgürlükler, hem insanın hem doğanın tükenişine karşı tek kaçış yolu olarak gösteriliyor. Böylece liberalizm insanl…

Yazar: fikret şenses
İnsanlık, muazzam bir zenginlikle korkunç bir yoksulluğun olağanüstü kutuplaştığı bir zamanı yaşıyor. Çarpıcı açlık ve düşkünlük manzaralarına, sadece yoksulluğun gitgide derinleştiği ve kitleselleştiği azgelişmiş ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de rastlanıyor. Buna karşılık yoksulluk konusu, neoliberal küreselleşme söyleminin baskısı altında, hayli uzun bir süre kayıtsızlıkla karşılandı. Anc…

Yazar: ayşe buğra
Tek parti döneminin hayırseverlik anlayışı; yardımı hak eden ve etmeyen yoksullar ayrımı... İkinci Dünya Savaşı sonrasında sosyal politikanın kurumlaşması... 1980 sonrası: Sosyal refah rejiminin çözülüşü; Fakir Fukara Fonu, Yeşil Kart... AKP döneminin muhafazakâr liberalizmi ve hayırseverliğin dönüşü...Ayşe Buğra bu kitapta, Türkiyedeki sosyal politika tarihinin ve tartışmalarının eleştirel bir a…

Yazar: karl polanyi
İlk kez 1944te vahşi kapitalizmin kalesi Amerikada yayımlanan Büyük Dönüşüm şu cümleyle başlar: Ondokuzuncu yüzyıl uygarlığı çöktü. Karl Polanyinin çöktüğünü ilan ettiği ondokuzuncu yüzyıl uygarlığının can damarı ve temel biçimlendiricisi, kendi kurallarına göre işleyen piyasaydı; emek, toprak ve parayı metalar haline getiren ve insan toplumlarını uluslararası düzeyde eşi görülmemiş bir kurumsal…

Yazar: zadie smith
Elinizdeki romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith, kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere'de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi. Öyle ki dünyaca ünlü Guardian gazetesinin bu yıl ilk defa verdiği ödülü kazandığında da, jüride bulunan ünlü romancı Julian Barnes, düşünce…

Yazar: sunay akın
İşte Sunay Akının beklenen kitabı... Kız Kulesini, batan gemileri, Kızılderilileri, bayrakları, İstanbulu, zürafaları yazarken, kıyıya, köşeye itilmiş, kırılmış, unutulmuş oyuncakların da izini sürdü. Bir edebiyat dalgıcı gibi, anı denizinin en derin köşelerindeki oyuncakları okurlar için günışığına çıkardı. Andersenin İstanbul yolunda karşılaştığı kız çocuğunun elindeki oyuncaktan, Nâzım Hikmet…

Yazar: naşide gökbudak
Sürükleyici anlatımı ve gerçek yaşam hikayesiyle elden bırakılması çok zor, tadına doyulmaz bir eser. Nazan Şoray Hadiseler çok iyi tarzda birbirine bağlanmış, kopukluklar hiç yok. Hayal unsurları gerçeklerle o denli birleştirilmiş ki, ayırd etmek imkansız. Sıdıkanın başından geçenler, belli bir sıra ile okuyanın merakını uyandıracak şekilde sıralanmış. Bu hali ile akıcalık ve debir bir hüviyet k…

Yazar: naşide gökbudak
Albay başını önüne eğmiş düşünüyordu, aniden atıldı. Çok üzgünüm Mihail! Kızını kaybettiğin için cidden üzgünüm. Ne olur ölüm haberini evdekilere duyurmadan birazcık daha düşün! Bunu Anastasianın kurtuluşu için kullanabiliriz. Mihail şaşkın ve öfkeliydi. Neler söylüyorsun Albay? Ben çocuğumu kaybettim, anlamıyor musun? Başka hiçbir şey düşünecek durumda değilim! Anlıyorum Mihail, Perinanın ruhu i…


