
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: samuel beckett
Godotyu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953te Pariste sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya ça…



Yazar: erich scheurmann
Yüzyılımızın başlarında yayımlanan Göğü Delen Adam bugün artık bir yeşil klasiği okunurken, başlığının kaynaklandığı şiirsel metafor, bir de düz anlam içermeye başlıyor; çünkü Papalagi sonunda göğü gerçekten delmeyi başardı, 'ozon deliğinin' içinden ne tür bir yelkenlinin çıkageleceğiniyse zaman gösterecek. -Ahmet Güngören / Çerçeve- Teknolojinin günlük yaşamımıza getirdiği açmazlar…


Yazar: gustave flaubert
Gönül bedenden önce giriyor erinlik çağına; oysa zevk almaktan çok sevmeye gereksinim duyuyordum, hazdan çok aşkı istiyordu canım. Şimdi o ilk yeniyetmelik zamanımdaki aşkın düşüncesi bile yok artık içimde, duyular hiçbir şey değildi, sonsuzluk dolduruyordu bir başına her şeyi; çocuklukla gençlik arasında yer alan o aşk, çocukluktan gençliğe geçiştir, öyle de çabuk geçer ki unutulur gider. Maupas…

Yazar: gustave flaubert
Gönül bedenden önce giriyor erinlik çağına; oysa zevk almaktan çok sevmeye gereksinim duyuyordum, hazdan çok aşkı istiyordu canım. Şimdi o ilk yeniyetmelik zamanımdaki aşkın düşüncesi bile yok artık içimde, duyular hiçbir şey değildi, sonsuzluk dolduruyordu bir başına her şeyi; çocuklukla gençlik arasında yer alan o aşk, çocukluktan gençliğe geçiştir, öyle de çabuk geçer ki unutulur gider. Maupas…

Yazar: gustave flaubert
Gönül bedenden önce giriyor erinlik çağına; oysa zevk almaktan çok sevmeye gereksinim duyuyordum, hazdan çok aşkı istiyordu canım. Şimdi o ilk yeniyetmelik zamanımdaki aşkın düşüncesi bile yok artık içimde, duyular hiçbir şey değildi, sonsuzluk dolduruyordu bir başına her şeyi; çocuklukla gençlik arasında yer alan o aşk, çocukluktan gençliğe geçiştir, öyle de çabuk geçer ki unutulur gider. Maupas…

Yazar: erich fromm
Bu kitap, sevme sanatı konusunda hazır bilgi isyetenleri umut kırıklığına uğratacaktır. Tersine, burada gösterilmek istenen şey sevginin, belli bir olgunluğa erişmeden, rastgele herkesin tadabileceği bir duygu olmadığıdır. Kitabın amacı okuyucuya, bütün kişiliğini yaratıcı yönde geliştirmedikçe sevme çabalarının boşa çıkacağını, komşusunu sevme yetisi, gerçek alçakgönüllülük, gözüpeklik, inanç ve…

Yazar: serol teber
Çağımızın kuşkusuz en önemli sorunu, yabancılaşmanın bilincine varmak ve bunun uzantısı olarak da bilinen belirli yöntemlerin ışığında insanı iten nedenlere karşı koymaktır.Maymunun insana dönüşümünden sonra karşılaşılan ve yüzde yüz alışılması gereken en önemli sorunlardan biri budur. Böylece insanın gelişimine karşı konan son engeller de kaldırılacak ve evrim alabildiğine hızlanacaktır. İnsan d…

Yazar: ernst peter fischer
Kitapta yer alan Sanatın Görevi, Sanatın Başlangıcı, Sanat ve Kapitalizm, Öz ve Biçim, Gerçekliğin Yitirilmesi ve Bulunması gibi bölümlerde sanatın evrimi başlangıcından günümüze kadar sergilenirken, çeşitli sanatlarla değişik toplum yapıları arasındaki ilişkiler gözden geçiriliyor ve geçmişin daha sağlıklı ve işlevsel sanat yapıtlarından verilen örneklerle gelecekte sanatların ve sanatçıların to…

Yazar: andrew ross
Teknolojiye teslim olan sanayi sonrası kapitalist kültür büyük bir bunalım yaşıyor. Bu bunalımın nedeni ise, teknolojinin kime ve neye hizmet ettiği konusunda yaşanan kaos. Birçok kişi için teknoloji, artık bolluk ve özgürlük getiren bir gelecek insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Kapitalist zihniyet çok uzun bir süredir dünyayı sonsuz bir hammadde rezervi olarak görüyor. Ve dünya kaynaklarının…

Yazar: erich fromm
Çağdaş insan için özgürlüğün anlamı nedir? İnsan neden kendi özgürlüğünü diktatörlerin eline bırakmakta ve bir robot gibi yaşamaya razı olmaktadır? Özgürlüğüne sahip çıkamayan insan, biyolojik olarak bir canlı olmasına karşın, ruhsal açıdan bir robot gibidir. Zihinsel ve coşkusal yetenekleri körelmiştir, canlı değildir artık. Yeni ve kalıcı hiçbir şey üretemez. Yaşama karşı tam bir açlık içinde o…

Yazar: kenan gürsoy
Varoluşçuluk felsefesi, farklı eğilimleriyle 20. yüzyıla damgasını vurmuş olan bir felsefe akımıdır. Bu felsefenin en önemli temsilcisi ise hiç kuşkusuz Jean Paul Sartredir. Sartre, temsil ettiği felsefi ekolün görüşleriyle uyumlu bir şekilde kendisine hareket noktası olarak insanı seçmiş, insanı yaşam tecrübelerinden şuur ve iradesinden hareketle kendi varlığını yine kendi oluşturan bir canlı ol…

Yazar: jean paul sartre
Varlık ve Hiçlik, hiç şüphesiz Jean-Paul Sartreın başyapıtıdır. Sadece Fransız felsefesi açısından değil genel olarak felsefe tarihi açısından da son büyük ontoloji denemesini temsil eder. Dolayısıyla önemini ve güncelliğini hâlâ korumaktadır ve hiç şüphesiz daha uzun yıllar korumaya devam edecektir. Çünkü, insan, ilk defa bu yapıtta, özgür olmaya mahkum edilmiştir...İyi okumalar!

Yazar: josé saramago
Yola çıkmayı hayal etmek bile, bir hedefi gözetmek, bir amaca ulaşmak, bir kavuşmayı özlemek kadar güzel, gerekli, büyüleyici ve heyecan verici olabilir........... Bilinmeyen Adanın Öyküsü hayallerin, özlemlerin, amaçların ve. kavuşmaların öyküsüdür. "(...) ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum, Bilmiyor musun ki, Kendinden dı…

Yazar: sheril kirshenbaum
Dudaklarımız Bize Ne Anlatır? Öpüşmenin Bilimi, evrimsel biyoloji, klasik tarih, psikoloji, popüler kültür ve nörobilim üzerinde durarak bu samimi hareket hakkındaki düşünce ve duygularınızı sonsuza kadar değiştirecek, hatta belki de sizi daha iyi öpüşen biri haline getirecektir. İnsanlar öpüşen tek hayvan mıdır? İyi öpüşenler aynı zamanda iyi sevgili de olur mu? Ve bu kadar pahalı ola…

Yazar: jean baudrillard
XX. yüzyılın en önemli kuramlarından biri Jean Baudrilların Simülasyon kuramıdır. Simülakrlar ve Simülasyon kitabında iletişim, sinema, medya, reklam, bilimkurgu alanlarında gerçek ve hakikat düzeneklerinin birbirleriyle nasıl yer değiştirdiği çarpıcı bir dille anlatılmaktadır. Baudrillard, radikal ve ayrıksı düşünceleriyle Batı toplumunun bugünkü düşünsel krizini derinlemesine çözümlemektedir.…





