
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Kır Çiçeği Tepesi
Kır Çiçeği Tepesi / Kımberley Freeman Öncelikle yayınevine, başarılarından ve çıkardığı kitabı ile beni her türlü mutlu ettiği için TEŞEKKÜRLERİMİ iletiyorum… Ve bu kitabı okumama vesile olan Kitap Dünyası sayfasına... Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları,okuma aşkıma AŞK katarak geri dönüş yaptı demek en doğru tabir olsa gerek… Yazarın ülkemizde çıkan ilk kitabı ve eminim ki ARKADYA bu yazara devam edecektir. Zira bu yazar kaçmaz Hikaye 1989 yılında Sidney de başlıyor ve Glasgow da devam ediyor. Emma bale de kendini küçük yaşta kanıtlıyor ve önemli müzikallerde baş balerin olarak görev alıyor. Hayatı bale den ibaret olan Emma,erkek arkadaşını bile bu yüzden kaybediyor. Bir anda,küçük bir kaza yüzünden dizini parçalıyor ve Emma, bale hayatına veda ediyor.. Ailesinin yanına döndüğünde hayatı altüst olmuş durumdadır. Çünkü yapmayı bildiği tek şey baledir. Avustralya’ya döndüğünde, yıllar önce ölen büyükannesi Beattie’nin vasiyetindeki sürpriz ile karşılaşır. Tazmanya da ki evini Emma’ya bırakan Beattie oradaki eşyaları toplamasını ve gerekli görürse satmasını istemiştir. Şimdi Emma’nın yapması gereken Tazmanya’ya gitmek ve büyükannesinin hatıralarını kutulamaktır. Glasgow 1929 ve Beattie, Evli olan Henry’den hamile kalan Beattie’i ailesi evinden kovar ve Henry ile Londra’ya kaçarlar. Zamanla değişen Henry için varsa yoksa kızı Lucy dir. Aralarında ki uçurum Beattie’i zor kararlar almaya zorlar ve kızı Lucy’i de alıp Henry den kaçar. Gittiği kasabada Kır Çiçeği Tepesi malikanesinde işe başlayan Beattie kızı ile mutlu olmaya kararlıdır. Ve hayatlarına dahil olan Charlie unutulmayacaklarımdansın bunu bilmelisin…. Hikayenin hangi kısımlarını daha çok sevdiğime karar veremedim ve bu yüzden hem 1929 hemde 1989 yıllarından sonrası geçen her an benim için çok değerliydi. İki hayat ve ikisi de Kır Çiçeği Tepesinde son buluyor. Tavsiye listemin altını üstüne getirdi demek en doğrusu TAVSİYEMDİR…. Arka kapak: En güzel ifade eden cümle.... "Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt."
Baskı: Şans Bilekliği
Şans Bilekliği / Cathy Lamb Yazarı ikinci kez hayatıma dahil etmekten mutluluk duyarak, bu kitabını da Kitaplığıma kaldırmış bulunmaktayım. .. Kitabın ilk giriş kısmı öyle bir başlıyor ki ne olduğunu anlayamıyorsunuz ve kendinizi, kalın ve minnacık harflerle yazılmış olmasına rağmen kitabın 100.sayfasinda buluyorsunuz. ... Yazarı ilk okuduğum RÜZGARLA GELEN kitabında tanıdım ve tanımaktan gurur duydum. Yazdığı satırlarda herşeyi okumak mümkün. Bir an eğlencenin dibine vururuyor ve ilerleyen sayfalarda hayatın gerçek dramıyla öyle bir dağılıyorsunuz ki bunu ancak okuyarak, içinize sindire sindire hissediyorsunuz... Kural bu kitabında da değişmemiş.... 1980 yılının Temmuz ayında başlıyor her şey. .. (Yazar bu kısmı öyle bir anlatmış ki soluksuz okumanız garanti) Stevie henüz on yaşında ve kızkardeşi Sunshine ile şizofreni olan annesi Helen'in kullandığı arabada bilinmeze doğru savrularak ilerliyor ve annesini durdurmak için mücadele etmeye devam ediyor. (tüylerimin diken diken olduğu doğrudur). Araba en son köprü de durduğunda Stevie başlarına gelecekleri anlamıştır . Şimdi kızkardeşi ile birlikte karanlık sulara atılmanın korkusu ile annesine adeta yalvarmaya başlar. Aradan gecen yıllarda Stevie geçmişi unutmak için kendini yemek yemeğe vurur. Kalp krizi geçirir ve geçmişine elinden geldiğince sünger çeker ve geçirdiği mideye kelepçe ameliyatları ile üzerinden yetmiş kiloluk bir ağırlık atar. Şimdi dümdüz bir karnı, dönüp tekrar bakılası bir vücudu vardır. Ama bunların hiç biri geçmişini, Sunshine 'yi unutturamaz.... Stevie bir avukatlık ofisinde avukat yardımcısı olarak çalışmakta. En son aldıkları davada Stevie'yi duygusal anlamda zor günler beklemektedir. Ve inanın bende onun kadar zor zamanlar geçirdim diye bilirim. Ne demek istediğim kitapta saklı, okurken bana hak vereceksiniz garanti edebilirim.... Tüm bunlar geçmişinden gelen sorunlar yüzünden belki ama insan kendini Stevinin yerine koyunca "ben dayanamazdim" demekten de kendini alamıyor. Geçmişinde ailesi geleceğinde yine ailesi Stevie’nin kendini sevme ve sevdirme çabalarını okurken yine yeniden hak vereceksiniz… Kızkardeşi, Annesi ve o köprünün üstünde yaşanılanları ve incecik bir kız olduğunda, kendine alışma dönemini okurken bilmediklerinizle satırların arasında kaybolacaksınız bu da garanti… Unutmadan... Beni etkileyen kitabın bir diğer yanı, Helen'in yani Stevie'nin annesinin olduğu bölümlerdi. Ve kitabın sonu... Ben bu yazarın sonlarını okumayı, ara ara akmaması için mücadele verdiğiniz gözyaşlarınızı serbest bırakmak için son sayfaları dört gözle bekliyorsunuz. Stevie’nin çıktığı küçük bir yolculuk bunun tek sebebi.... Ve RÜZGARLA GELEN kitabında olduğu gibi. Bu kitabı da TAVSiYEMDiR....
Baskı: Anılarımla Yatak Odasında
Anılarımla Yatak Odasında / Sandra Brown Kirsten iki yıl önce uçak gösterileri yapan eşini bir gösteri sırasında kaybeder. Aradan geçen zaman içerisinde eşinin hayatını anlattığı bir kitap yazar ve bu kitap sinemaya aktarılır. Kendi içine kapanık ve bakıldığında mutsuzmuş gibi görünen Kirsten, eşi ile olan geçmişinde sırlar saklıdır ve bunları kimseye anlatamaz. Filmde eşini oynayacak olan Ryan,beyaz perdenin en haşarı,serseri ve bencil oyuncusundan başkası değildir. Ryan rolünün hakkını verebilmek için Kirsten ile aynı evi paylaşmalı ve ölen eşin yerine kendini koymalıdır ama bunun için önce Kirsteni ikna etmesi gerekmektedir. Aynı evde yaşamak Kirsten için zor olsa da Ryan için hiçte zor değildir ne de olsa güzel Kirsten ile yaşayacaktır. Ama aynı evin içine girdiklerinde her ikisini de rahatsız eden durumlar meydana çıkar. En önemli rahatsızlıkta Ryanın hissettiği duygular ve bu duygulara şiddetle karşı çıkan Kirste’nin mücadelesidir. Ve anlatılmamış,ne kitabın satırlarına ne de filme uyarlanmış gizli sırlar her ikisini de esir almıştır. Ryan için bu sırları Kirsten’den öğrenmek ve ona olan duygularına karşılık almak için çaba göstermek filmi çekmekten daha zor olmaya başlamıştır… Kitabın beklide en rahatsızlık verici kısmı burada başlıyor. Bu konuya o kadar çok değinilmiş ki yarısından fazlasında ölen eş ve ölen eşi anlamak, anlatılmakla geçiyor.. Yazarı sevenlerin ( ben gibi ) gözü kapalı alacağı ve kitaplığın en kıymetli yerine koya bileceği bir kitap. Bu yüzden tavsiye kısmını es geçiyor ve SANDRA BROW’larınıza hür iradenizle eklemenizi TAVSİYE ediyorum…
Baskı: Opal (Lux #3)
Opal / Jennıfer L. Armentrout Lux serisinin üçüncü kitabınıda okudum çok şükür. Tabi sonunun öyle biteceğini bilseydim seri tamamlandıktan sonra bir kez daha el atardım o apayrı bir mesele. Neyse ki fuardan serinin dördüncü kitabı KÖKEN’ni aldım. Almıştım almasına ama aldığım duyumlara göre (biz buna spoiler diyoruz) onun sonu da pek içler acısı bitiyormuş… Şimdi ki tek temennim serinin bir an önce tamamlanmasından yana zira kalp dayanmaz beklemeye…. İlk kitap OBSİDİYEN de tescilli öküzümüz Deamon,lisanslı adını ONİKS de Katy ‘e devretmişti ve OPAL de gözümüz aydın ki ikisi de lakabın hakkını verdiler…. Ama yinede yazarın bu serisini seviyorum Arkadaş ! hayal alemine fantastik dünyaya hakkını vererek sürüklüyor okuyucuyu… Bu kitapta Deamonun kardeşi Dawson SD ve Daidalos’ın hapsinden salıveriliyor. Ama Dawson için mücadele bitmiş değildir ve ellerinde bulunan kız arkadaşı Beth’i kurtarmak için çılgınca şeyler yapmak üzeredir… Deamon buna izin vermez ve bir önceki kitapta düşmanı olan Blake ile plan yaparlar. Ya yakalanacaklar ve Daidalosun kucağına düşecekler yada Dawson’ı tek başına gönderecekler. Ama Blake’in elinde bu işi birlikte yapmak için başka bir koz vardır ve bunu sonuna kadar kullanmakta kararlıdır. ALLAH’ım inanın sonunda yaşadığım şoku,sözmelerimi,yazara kindarlğımı anlatmak anlatmak ve yine anlatmak istiyorum….. Bu yüzden lafı fazla uzatmadan okuyun efenim diyorum sadece… Tavsiyemdir…
Baskı: Aşka Adanmış Bir Gün (MacKinnon’s Rangers #3)
Aşka Adanmış Bir Gün / Pamela Clare Yazar ile tanışmam birkaç yıl öncesine dayanıyor. İlk kitabını okuduğumda çok pişman olmuştum. Pişmandım çünkü seri tamamlanmadan başlamak her bir kitaba inanılmaz haksızlık gibi gelmişti… Ve pişmanlığımı aradan geçen yıllarda daha çok hissettim, zira kaplumbağa bile yayınevinden daha çok yol gitti diye bilirim. İşte benim pişmanlığımın nedeni de tamamen bu… Bekledim Arkadaş ! çok uzun zaman bekledim serinin üçüncü kitabını okuya bilmek için…. Birinci kitap TESLİMİYET yorumumu Nisan 2011 yılında, kitap çıktıktan birkaç hafta sonra yazdığımı hatırlıyorum, İkinci kitap GÜNAHKAR yorumum da Şubat 2012 de yazıldı. Ve aradan geçen yaklaşık iki yılda üçüncü yorum ile karşınızdayım…. ^^ biliyorum biliyorum, sabır taşı olsa çatlamıştı ama inanın bende çatlamak üzereydim…. MacKinnon kardeşler 1755 yılında Albany de işlemedikleri bir cinayet yüzünden kendilerini zindanda bulurlar… Lord hazretleri William Wentwort’un oyununa gelen MacKinnon kardeşler ya idam edilecek yada kendilerinden istenilene boyun eğeceklerdir. Aralarında yapılan anlaşma ile artık resmi olmasa da Willim’ın askerleridir. Hangisinin daha zor olduğuna karar vermek zordur. İskoçyalı olup – ki kanlarının son damlasına kadar İskoç kanı taşımaktadırlar- İngilizler için savaşçı askerler yetiştirmek ve savaşa katılmak mı yoksa işlemedikleri bir suç yüzünden idam edilmek mi? Iain MacKinnon verilmesi en zor kararı verir savaş bitene kadar kızıldereliler ve abenakilerle birlikte korkulan bir birlik kurarlar ve Elizabeth Kalesinin askerleri olurlar… Teslimiyet’ten… Bu birliğin başına Iain MacKinnon getirilir. Iain MacKinnon üç yıl gibi bir süre komutan olarak görev alır. Bir gün kalesine dönerken saldırıya uğramış bir kadına denk gelir..ya onu kurtaracaktır yada kardeşlerini ve adamlarını tehlikeye atacaktır... kurtardığı bu kadın hatırı sayılır bir Lord’un kızı Annie den başkası değildir. Lord hazretleri William Wentwort’un da göz koyduğu bu kadın gönlünü Iain’a kaptırınca yaşanılan bazı ! olaylardan sonra Iain ile evlenir. Bu evlilikten sonra Iain komutanlığı yüz başı olan kardeşi Morgan’a devreder ve William anlaşması iptal edilir. Günahkar’dan… Ian MacKinnon kardeşler takımı savaşçı liderliğini kardeşi Morgan MacKinnon'a bırakır. Ancak Morgan Fransızlara esir düşer ve ağır yaralanır. Elizabeth Kalesi Morganın öldüğünü düşünür. Ama güzeller güzeli Fransız Amelie’nin yardımı ile esaretten ağır yaralı bir şekilde kurtulur. Ne yazıkki William Wentwort’un gözünde Morgan artık bir vatan hainidir. Komutanlık görevi elinden alınır ve Abany den sürgün edilir. Iain ile birlikte kurdukları çiftlikte yaşamaya başlarlar…. Aşka Adanmış Bir Gün’den… Connorn MacKinnon kardeşi Morgan dan sonra savaşçı birliğinin başına komutan olarak getirilir. Artık savaş bitmek üzeredir ve MacKinnon ağabeyleri ile birlikte yaşamanın hayalini kurmaktadır. Lord hazretleri William Wentwort’un yeğeni Sarah kızıldereliler tarafından kaçırıldığı haberini aldığında en güvendiği adamını onu kurtarması için görevlendirir. Ve bu Connon dan başkası değildir. Connon için Sarah, hayatında en nefret ettiği adamın yeğeni olmasından başka bir şey olmadığını düşünür. Ta ki Sarah’ı görene kadar. Sarah bir Kızıldereli reisi ile zorla evlendirilmek üzeredir. Connon ‘un buna engel olması için yaptığı anlaşma akıllara zarar ve bir o kadar da imkansız dır. Kızıldereli ile yaptığı anlaşmanın şartı,ikili arasında ki mücadeleyi kim kazanırsa Sarah onunla evlenecektir. William Wentwort’un buna vereceği tepkiyi düşünmek bile beni sadistçe mutlu etmeye yetti de arttı bile Sarah’ı Eizabeth kalesine götürdüğünde evlilik aralarında sır olarak kalsa da aslında Sarah’ın dayısı Williamın yanına gelmesinin başka bir amacı vardır. Londra dan akıllara zarar dedikodu yüzünden sürgün yiyen Sarah, olası damat adaylarını Connon yüzünden geri çevirmek istemektedir. William aralarında ki evliliği öğrendiğinde nasıl tepki verecek ! Savaş daha ne kadar sürecek ! Ve daha nice sorular sorduğum kitabın içinde her şey son sayfalarında cevap buldu… Konu böylelikle başlar… Bu seriyi çok sevdim, her bir karakteri, Kızıldereliler ve Abenakiler, Joseph, Teğmen Cooke, üç kitaptaki bayan karakterler; Annie, Amelia ve Sarah. Hatta tüm bu karmaşaya acılara ve İskoç olamanın duygusunu savaşçı kardeşlerin elinden alan William Wentwort’u bile çok sevdim. Hatta daha inanılmazı her kitabın sonunda onun için daha çok üzüldüm. Çok isterdim yazar ona da bir kitap yazsın diye. Bazı okurlar yazmayı düşündüğünü söylüyor ama kendinden duymadan inanasım gelmiyor açıkcası Dilerim ki, yayınevi bu yazarı heba etmezde bizde kitap budur demenin keyfini yaşarız… Sizleri tanımak güzeldi, Iain, Morgan ve Connon MacKinon İskoç kardeşleri…. ŞİDDETLE TAVSİYEMDİR…..
Baskı: Adı Aşk Olmalı
Adı Aşk Olmalı / Rachel Gibson Bu yazar için kötü söz söyletmem ! mutlaka arada nazar boncukları oluyordur ama olsun,adı üstünde nazar boncuğu onlar… Ve ben özlediğim yazarımla ADI AŞK OLMALI ile hasret gidermiş bulunmaktayım. Sımsıcacık eğlenceli ve bir o kadar da sürükleyici okunası bir kitaptı. Tam tamına bir günde bitti,gerisini siz düşünün artık J Yazarın genelde seri kitapları mevcut ve bende kendisini Chinooks Hokey serisi ile tanımıştım ve ardından da devamı geldi. Şuan kitaplığımda en fazla kitabı bulunan yazar unvanını da ayrıca taşıyor,belirtmeden geçemeyeceğim. Bence günümüz kitaplarına hakkını vererek yazan yazarlardan bir tanesi… Eğlenmek mi istiyorsun? Ve içinde biraz polisiye az biraz da macera mı olsun? Kap bir tane Rachel Gibson tüm isteklerin yerine gelsin… SİHİR GİBİ ^^ Joe Shanahan birkaç yıl önce izini sürdüğü uyuştırucu çetesi ile girdiği çatışmada bacağından yaralanır ve polislik mesleğine bir müddet ara verir. Geri döndüğünde birimi değişmiş ve kendini kaçakçılarla ilgili birimde bulur. Şimdi zaman işinde iyi olduğunu ispatlama zamanıdır. Yeni görevi, ünlü birinin evinden çalınan tablonun hırsızını bulmaktır. Şüpheliler ise kasabanın tek galerisinin sahibi Gabrielle ve Kevin dan başkası değildir... Bir haftadır takip ettiği Gabrielle Breedlove ilk şüphelisi olsa da takibe devam etmesi gerekmektedir. Ta ki Gabrielle onu fark edip ruhsatsız silahını Joe’ye doğrultana kadar. Gabrielle kendisini bir anda Joe’nin gizli muhbiri olarak bulduğunda ve bir de yalancıktan sevgilisi olduğunda ne yapacağını bilemez. Ortağı Kevin’e kurduğu bu tuzaktan rahatsızlık duysa da suçlunun o olamdığını mutlaka ispatlayacaktır… Hesaba katmadığı yalancıktan sevgili olduğu Joe’e karşı olan duygularıdır ve bu duyguların karşılıksız olmamasının gerçeğidir. Olaylar bu şekilde başlar…. Ben en en en yüzeysel şekliyle anlattım diye bilirim,sayfaların içinde daha neler neler var J mesela, Joe’nin tam bir maço olduğu,sanattan anlamadığı ve Gabrielle’nin tüm o meditasyon,yogo ve ruhsal olarak rahatlatan her türlü aktiviteye olan düşmanlığı :D İşte bu kısımları okumak eğlenceyi kahkaha ile birleştiriyor ve keyifli anlar yaşatıyor... Yazarı tavsiye ederim, bu kitabını ise şiddetle tavsiye ederim. Ama benim gibi bir günde bitirmeyin,sonra çok üzülürsünüz J TAVSİYEMDİR…
Baskı: İkinci Şanslar Durağı
Krıstan Hıggıns / İkinci Şanslar Durağı İkinci Şanslar Durağı Yazarın okuduğum ikinci kitabı olan İkinci Şanslar Durağı adına yaraşır konusu ve yazarın kaleminin hafifliği ile okundu ve bitti... Okuduğum ilk kitabı GEÇ GELEN MUTLULUK kitabı ile zaten yazarın yolunu uzun bir süre beklemiş ve nihai sona ermiş bulunmaktayım... Hangisini daha çok sevdim yarışına girmeyeceğim ama hangisin de daha çok eğlendim ve hangisinde daha çok duygusala bağladım rahatlıkla söyleye bilirim :) Şayet, eğlenmek kahkalarla gülmek ve arada ki dialogları okurken gözünüzden yaş gelecek anlar yaşamak istiyorsanız GEÇ GELEN MUTLULUK şiddetle tavsiye edilir. Ki uzun bir süre tavsiye listemin ilk sıralarındaki yerini korumayı başaran nadir kitaplardandır. Ve hem eğlenmek,arada duygulanmak, bir babanın eşini kaybedip kızını tek başına büyütmek zorunda kalmasına şahit olmak ve buları yaşarken geçirdiği panik ataklarda yardım eli uzatmak isteğine karşı koyamayacağınız anları yaşamak istiyorsanız İKİNCİ ŞANSLAR DURAĞI'nı tavsiye ederim.... Şimdiden söyleyebilirim ki bu kitapta tavsiye listemde uzun bir süre kalacak kitaplardan biri olma şerefine nail olmuştur... ^nede olsa herkesin ikinci bir şansı vardır.... Yazarın yurt dışında yayınlanan çok fazla tek kitabı var ve bu da onu zaten beklenen yazar olarak kılıyor. Ama yayın evinin hızını düşünürsek ha seri beklemişiz ha yazarın kitaplarını beklemişiz pek bir farkı yok... Zaten sevilen yazarları çıkarmakta neden zorluk yaşarlar bilmem :/ Gel gelelim kitabın konusuna... Posey, yani Cordelia lise yıllarını dış görünüşü yüzünden zor zamanlar olarak hatırlıyor.. Çelimsiz vücudu yüzünden erkek çocuğu görüntüsünden 33 yaşına gelmiş olmasına rağmen kurtulamaz. Lise de tüm hayalini kurduğu ve ona aşık olmaktan vazgeçmediği Liam Murphy kalbinde hala yara olarak kalır. Aradan geçen yıllardan sonra karşısına çıkan bay ayaklı karizma Posey'in denggesini yeniden bozar. O yıllarda Liam ona karşı ne kadar kayıtsızsa aradan geçen zaman bu durumu değiştirmemiştir. Ve bu kez Liam kasabaya kızı ile dönmüştür. Kendine yeni bir hayat kurmak üzere olan Liam yaşadığı zor zamanları unutmak ve kızını korumak için elinden geleni yapmak için mücadele veriri. Ne de olsa kendisi de lisa yıllarında neler yaşandığını biliyor ve o zamanın Motorcu kötü çocuk unvanını hala koruyordur.... ^Ne diyoruz biz bu duruma ! Kişi kendinden bilir işi :D Posey, Liam için hala aynı duyguları hissetse de ikinci bir şans için kendinde o cesareti bulamaz. Ve Liam da bunun için pek yardımcı olmaz. Ama arada yaşanmışlıklar ve zorluklar ikisini bir araya getirmek için kadere boyun eğmek zorunda kalırlar. Posey'in canına minnet gerçi , ne de olsa konu kalbi ve Motorcu çocuktur... _________________________________________________________________ Arka Kapak : İkinci şanslar durağından yalnızca bir defa geçebilirsiniz Çünkü bazen hayalini kurduğumuz sevgi, bırakıp gittiğimiz yerde kalakalmıştır. Kimimiz ilk seferde istediğimizi elde edemeyip hayata küsmeyi, üzülmeyi tercih ederken, kimimiz pes etmeyip mutluluk için kendimize ikinci bir şans veririz. Ve o mutluluk bazen bakmayı hiç düşünmediğimiz, geçmişimizin tatlı anılarından birinde saklıdır. Küçük, şirin bir kasaba Cordelianın şikayet etmeye hakkı yok; mükemmel bir ailesi, çok sevdiği bir işi, hatta bir erkek arkadaşı bile var, ya da öyle denilebilir. Ancak ilk aşkların asla unutulamadığı gerçeği, ilk aşkı Liam çıkıp geldiğinde suratına tokat gibi çarpacaktır. Cordelia ve Liam geçen onca senenin ardından, birbirlerini unuttuklarını düşünürken; kaderin onlara oynayacağı tatlı sürprizden habersizdiler. _________________________________________________________________________________ ^Nereye gidersen git, kalbini de yanında götür.... Severek okuduğum bir kitaptı, ve her ay kitabını çıkarsalar alır ve okurum. Bu kadar net söyleye bilirim.. Yazarın Koridor yayınlarından çıkan GEÇ GELEN MUTLULUK kitabı da unutulmazlarımdan....
Baskı: Sağdan Birinci Mezar (Charley Davidson, #1)
Darynda Jones / Sağdan Birinci Mezar Kim demiş bayan dan Sherlock olmaz diye ! Şayet her an yanınızda ölü bedenlerini terk edip katillerini bulmak için her daim dibinizden ayrılmayan ve size yardım eden ruh yada ruhlar varsa Lisanslı dedektif olmak için fazla seçeneğiniz yoktur…. ___ Aslında herkesin sağ omzunda, olan biten her şeyden haberdar eden birileri olsa ne iyi olur Charley Davidson namı değer ölüm meleği cinayetleri araştırıp, katilleri bulmak konusunda zorluk yaşamaz zira kurbanlar katillerini bulana kadar Charley’nin peşini bırakmaz. Verdikleri ipucu sayesinde her şey kolay kolay sonuca ulaşır… Zaten asıl sorunda burada! Cinayetleri araştırmak yada sonuca ulaştırmak çok basit dille anlatılmış. Kitabın içinde bu konular ikinci sırada. Daha çok ağır basan birinci konu, Charley’in nasıl doğduğu,nasıl ölüm meleği olduğu ve her gece rüyalarına giren,geçmişinden hatta doğduğu günden hatırladığı şeytan Reyes Farrow'dur…. ___ Adam şeytan diye geçiyor kitapta ama insan “herkesin bir adet tescilli şeytanı olsun yanında” demekten kendini alamıyor….. Charley ve Reyes yıllar önce karşılaşıyor, bu karşılaşma yüz yüze görüştükleri son an olsada her gece rüyalarına giren ve Charley’e “Hollandalı” diye hitap eden tek bir kişi olduğu için şeytanla Reyes’in aynı kişi olduğunu anlamak Ölüm Meleğimizi zor bir duruma sokuyor.. Şimdi önemli olan geçmişinden gelen Reyes Farrow'un nerede olduğunu ve neden sadece geceleri geldiğini bulmak. Ah tabi birde şeytan ve melek bir araya gelince ortaya nasıl bir şey çıkacak bunu da ikinci kitapta öğreneceğiz… ___Aslında sorusuna cevap arayacağınız bir çok konu var. 1. Reyes gerçekten şeytan mı? 2. Neden Charley doğduğu gün onun yanındaydı_ 3. Reyes’in uyanması neden Charley için kötü olacak? Ve sorular uzar gider…. Kitabı tavsiye ederim ama öyle ahım şahım bir polisiye beklemeyin. Kitabın Charley ve Reyes’li kısımları ilginizi daha çok çekiyor ve kitabı bayan karakterimizin kendin anlatımıyla okumak daha eğlenceli hale geliyor… __Seri 6 kitaplık bir seri ve ülkemizde yayınlanan henüz iki kitabı var; 1. Sağdan Birinci Mezar 2. Soldan İkinci Mezar Şeytanınız bol olsun okurlar Rüya Kız....
Baskı: Vampir Akademisi (Vampir Akademisi, #1)
Vampir Akademisi / Rachelle Mead Önce sipariş verip kargom elime ulaştığımda kendime inanamadım. Vampir kitabı sipariş etmekle kalmadım birde okumak için heyecan duydum. __kendime inanamadım ^^ Madem sipariş verdim okuyayım bari diyerek okunacaklar arasında ilk sıralara aldım ve bir sabah işe geç kalmak üzereyken kitaplığımdan şansa bir kitap çekip aldım. Eee madem aldık on altı saat boş boş durmaktansa okuyalım bari dedim,ve on altı saatte bitti kitap… __evet evet bende kendime inanamadım ^^ Ergen kitabıdır diye ( sanırım bu yüzden emin değilim ) serinin iilk kitabını sipariş etmiştim ve kitabın son sayfasını kapattığımda, “aklım neredeydi de ben devamını sipariş etmedim” diye oturdum düşündüm. __boşuna beklemeyin cevap bulamadım^^ Kitabı sevdim, o kadar da ergen vari bir konusu olmadığına,aksine alıp götüren o anı hayal gücünü zorlamadan okuttuguna şahit oldum. Kitabın konusunu anlatmayacağım zira arka kapak tamamen spoilersiz açıklamış zaten. __az biraz karakterleride anlataydılar iyiydi, karşılaştığımızda çenemizi toplamaya fırsatımız olurdu ^^ Fantastik sevenlerin seveceği bir kitap,özellikle vampirleri seviyorsanız tam size göre. Öyle abartılı abartılı şişlerce kan içen vampirlerden değiller söyleyeyim. Yani en azından ilk kitap değil __TAVSİYMDİR okuyun bence
Baskı: Vedaya Zaman Yok (No Time for Goodbye, #1)
Veda’ ya Zaman Yok // Lınwood Barclay Ben polisiye insanı değildim aslında,ama karşıma öyle kitaplar çıktı ki elimde değil sürüleni veriyorum ister istemez. Ah birde içerisinde dramda saklı kalmışsa keyifli anlar yaşatıyor bana… __ Sonra gel de okuma Rüya Kız <3 Üzülerek söylemeliyim ki yazarın kalemini, olayları bağlayışını ve sürpriz sonuçlarını çok sevdim.. Üzülerek söylüyorum çünkü yazarın yayın hakları Artemis yayınlarına ait. Artık başka kitaplarını okumak hangi bahara nasip olur bilinmez. Kitabı en ilginç yapan kısım da hikayeyi Cynthia’nın kocasının iç sesinden okumak. Sanki onunla tanışmış ve bize Cynthia’nın başından geçen olayları tarafsız anlatımı ile objektif olmaya çalışmış :P arada isyan bayrağını da çekmedi değil…. __ Ben ömrümde bu kadar ağlak bir karakter daha okumadım desem yeridir. Alışkın değilim ondan garipsedim :D Cynthia bir gece öncesinde babası ile tartıştığında günlük limitini doldurduğunu düşünür ve kendini uykunun kollarına bırakır. Sabah kalktığında uyuya kalıp okula geç kaldığını düşünür çünkü evde hiç kimse yoktur.. Abisi Todd’a okula giderken haber vermemiş,annesi işe giderken kahvaltı masasını hazırlamamış ve babası yine iş nedeni ile çıktığı yolculuğa kızgın bile olsa veda etmediği için kızgındır… Ve her şey okul dönüşü eve geldiğinde başlar… Ailesinden hala ses seda yoktur. Bir gece,sadece bir gecede tüm ailesi VEDAYA ZAMAN BULMADAN Cynthia’yı geride bırakıp gitmiştir… (İtiraf etmeliyim ki bu kısımları okurken çok ama çok kızdım :/ geride on dört yaşında kızı bırakana kadar Todd’u bıraksaydılar ya :/ ) __ Zaman tükürdüğünü yalama zamanı :D Aradan geçen yirmi beş yıl da Cynthia ailesinin başına gelenleri düşünmekten,onları aramaktan vazgeçmemiştir. Ne öldüklerine dair bir haber ne de yaşadıklarına dair bir işaret bulabilmiştir. __ Bir ara buhar olup uçtular dedim,o derece J Cynthia ‘yı rahatsız eden olaylarda artık vazgeçmeye karar verdiğinde başlar. Her gün kızını okula bırakırken rastladığı kahverengi araba, alışveriş merkezinde Todd’a benzettiği yabancı bir adam ve evlerinde buldukları,babasının şapkası… Hepsinin üst üste gelmesinin dışında cinayetlerde başlar. Önce teyzesi ardından ailesini bulmak için tuttuğu dedektif öldürülmüştür.. Tüm bunlar ailesinin VEDA’ya ZAMAN YOK diye düşünüp ortadan kaybolması ile başlar…. Polisye macera ve dram sevenlere tavsiye ederim. Çok sevgili Goodreads’ın bu kitaba ve diğer kitaplarına puanlaması harika. Harika olmasına harika da keşke bizlerde arada böyle güzel ve keyifli kitapları sık sık okuma şansı yakaya bilsek. Orjinal Kapak (bizimki daha güzel (: ) Bu kitabı okumanızda ki en önemli etken seri olmaması. Tek tadımlık, anlık keyif veren ve devamını düşünmeyeceğimiz bir kitap… __ Demem o ki okuyun TAVSİYEM’dir…. Sevgilerle Rüya Kız
Baskı: Evimdeki Yabancı (Sons of Scandal #1)
Evimdeki Yabancı / Gayle Callen Uzun uzun ara vererek okuduğum historicaller malum,tat vermediği için baya baya mesafe koyuyorum araya… Normalde iki üç kitap sonrasında mutlaka tarihi aşk romanı okurdum ama bu aralar kendime istediğim kitabı bulamadım. İstisna olarak birkaç tane var son aylarım damgasını vuran. Ve Evimdeki Yabancı da bunlardan bir tanesi… Hem iyi yönde hem de kötü yönde de demeden geçemeyeceğim Yazar ile ilk tanışmamız,kaynaştık aslında. Arada lisanını çözemediğim ve bazı yerlerde kendini “Oh ! Hayır” ile tekrarlayıp dursa da bu yazarı… __ Denize düşen yılana sarılır misali benim ki aslında,hiç yoktan iyidir Grace annesinin kumarda kaybettiği tüm varlığı artık elinde tutmasının bir anlamı olmadığını anlar ve abisi Edward’a haber vermek için kente gider. Evine ! girdiğinde yolunda gitmeyen şeyler hisseder ama o kadar yorgundur ki üstünde durmaz. Tam uykuya dalacağı sırada kapının açıldığını duyar ve Edward’ı karşılamaya çıkar. Ama karşısında hiç tanımadığı bir adamla karşılaşır. Evindeki bu Yabancı yeni ev sahibidir. Evet evet annesi kumarda bu evi de kaybetmiştir ve yeni ev sahibi Daniel Throckmorten dan başkası değildir. Üstelik babasından kalma yadiğar Viyola da Danielin elindedir. Bu Viyola’yı geri almak için aralarında birkaç haftalık anlaşma yaparlar, bu anlaşma şartlarına göre ; Edward, Grace’i baştan çıkartıp metresi yaparsa o evde Grace ile birlikte oturacaktır. Garec bu haftalar içerisinde Daniel’e karşı kazanırda cazibesine kapılmazsa Viyola’yı geri alacaktır. Konu böyle başlıyor. Birbirlerine karşı olan çekimlere mücadele vermeleri, Daniel in her türlü çabası ve Grace’in karşı koymasını okumak keyifliydi… Kitap okurken biraz yoruyor insanı. Bu da “yazarın kalemini sevdim” dediğimiz bu tabiri bu yazar için kullanamayacağım ne yazık ki. Bunca zamandır Historical okurum bir kez bile cemiyette bulunan, balolarda boy gösteren Dük’lere Kont’lara ve nicelerine SÜRÜ ! dendiğine şahit olmadım. Çok kaba bir tabir geldi bana ve her dört cümlenin birinin içinde bulunduğunu da düşünürsek OH HAYIR yani Bazı kısımların dışında keyif aldım,zamanında çok daha güzellerini de okumuştuk ama zaman, historicallerin kıymetlendiği zaman olduğu için bundan daha iyisini bulamazsınız efendim Tavsiyemdir….
Baskı: Dublin Caddesi (On Dublin Street, #1)
Dublin Caddesi / Samantha Young Şuan LAL olmuş durumdayım desem ! Kahkahalarla kendime gülüyorum desem ! ve Ne yazacağımı bilmiyorum desem ! Neden mi? Çünkü ben,çok çok çok uzun zamandır çok çok çok sevdiğim bir kitaba yorum yazmadığımdan ne yazacağımı bilemez durumdayım… Kısa keseceğim ve OKUMAYIN ARKADAŞ BU KİTABI ! demek,Braden Carmichael ile tanışmayın demek geliyor içimden… İskoç farkı diyoruz biz buna siz ne derseniz deyi verin Okura Not: TAVSİYE ETMEDİM ONA GÖRE :))))
Baskı: Yanlış Yatak
Yanlış Yatak / Katee Robert Kısacık bir hikaye, boş ve azıcık zamnınızı doldura bileceğiniz sevimli bir hikaye. Elle çalıştığı galerinin sahibinin hayatının erkeği olduğunu,daha doğrusu annesinin kendisi için seçeceği türde bir erkek olduğunu düşünür. Ve bir gece onu gafil avlamak için haice bir plan yapar ve Nathan yani patronunun evine gider. Yatak odasından içeri girer ve daha fazla düşünüp pişman olmadan yatağa giriverir. Yanında yatan kişinin Nathan olmadığını öğrenmesi fazla uzun sürmez ama iş işten geçmiştir bir kere. Üstüne birde yanlış yatakta yatanın kim olduğunu öğrendiğinde işler biraz daha karışacaktır…. Konu bu şekilde başlar ve başladığı gibi son hızda da biter…. Keyifli bir kitaptı ama öyle uzun uzun sayfalar beklemeyin. Çerezlik diye adlandırdıklarımızdan olur kendisi
Baskı: Bekle Beni
DONNA FLETCHER / Bekle Beni Yani kendime ne desem bilmiyorum,sen git peşpeşe güzel kitapları oku sonra böyle duvara tosla ! keşke okumasaydım dediğim kitaplardan bir tanesi. Aslında başında anlamam gerekirdi ama boş anıma denk geldi demekle avutuyorum kendimi…. Uzun uzun yorum yazarak kenime ikinci bir işkence yaşatmaya gerek yok sanırım. Zaten konunun hangi birini anlatsam karar vermekte ayrıca zor Şahsi fikrim uzak durun bu kitaptan ! historicallerden soğursunuz demesi benden…
Baskı: Anlatmak İçin Yaşa (Detective D. D. Warren, #4)
ANLATMAK İÇİN YAŞA / Lisa Gardner Bu kitabın neresinden başlayacağımı inanın bilmiyorum… son okuduğum kitap bu ve ben bu kitabın ardından hangisine başlamam gerektiğini de bilmiyorum… neden bu kadar beklettiğimi hadi beklettim ne diye hemen okuyup bitirdiğimi de bilmiyorum… kısaca bir çok şeyi unutturdu bana… - Anlatmak için yazmaya çalışacağım bende…. Danielle yirmi beş yıl önce babasının ailesini gözleri önünde katletmesinden sonra kurtulan sadece kendisi olmuştur. Şimdi tek bir hedefi olmuştur,sadece ve sadece ANLATMAK İÇİN YAŞA’tacaktır… Aradan geçen yıllara rağmen tam hatırlayamadığını düşündüğü o geceyi aklına getirmek istemez, yılın 360 gününü unutmaya çalışarak geri kalan 5 gün,yani yıl dönümlerinde de hatırlamaya çalışarak geçirir. Sorunlu çocukluk yaşayan yaşları 4-12 arasında değişen ve saldırgan olan çocukları eğitmekle görevli hemşire olan Danielle, bu çocukları mutlu çocukluk yaşatmakta kararlıdır.. - Biz nereden bilebiliriz ki,baş belası olmak için montunu giymek istemeyen bir çocuğun aslında fermuarını çekerken çıkardığı sesin kulaklarını kanattığını…. Ama işler umduğu gibi gitmiyor ve çalıştığı hastaneden bakılması için verilen iki çocuğun kaldığı aileler babalarının saçtığı dehşet yüzünden tek tek öldürülüyor. Bu katliamlar kendi yaşadığı trajedi ile benzerlik yaşasada dedektif D. D ‘yi kurcalayan bir çok hata vardır. Gerçekte babaların yaşadığı cinnet anı mı yoksa böyle görünmesi için yapılan planlı bir cinayetmi.. - Annesini öldürmek isteyen Evan, oğlunu bırakmak istemeyen Victoria ve bu hastane ile arasında ki bağ…. - Kendini minik kedi yerine koyan Lucy ve öldürülen Lucy, bu hasteneye gelmeden önce yaşadıklarını unutmaya çalışırken yaşadıkları…. Bu kitabı okurken her türlü duyguyu yaşıyor ve onlar için bir şeyler yapmak istiyorsunuz. Polisiye okurken kendinizi gerilimin içinde buluyor,aile içi dramla devam ediyorsunuz. Siz olsanız ne yapardınız? Ben bu soruya cevap bulamadım,sizde bulmak için çok düşünmeyin… Okunması gereken mükemmel ötesi bir kitaptı… kesinlikle ısrarla TAVSİYE EDERİM…. - Bu Danielle’nin hikayesi ve bunca yıldır Anlatmak İçin Yaşa’dı….
Baskı: Mükemmel Koca (Quincy & Rainie, #1)
Lisa Gardner / Mükemmel Koca Ve böylelikle ilk Lisa kitabımı okumuş bulunmaktayım güzel bir başlangıç oldu benim için. Zira ne zamandır bu yazarla tanışmak için zorlu bir mücadele vermekteyim ve doğru bir karar verdiğime emn oldum diye bilirim. Yazarın kalemine değinmeme gerek yoktur sanırım çünkü nihayetinde kendisi ile en son tanışan benim…. - Çok büyük bir kayıp benim için Tess küçük yaşta ailesinden gördüğü şiddete dayanamayarak Jim Beckett ile evlenir. Yıllardır görmediği sevgiyi polis olan kocasından göreceğine inanan Tess, gerçeklerle yüzleştiğinde başının nasıl bir belaya girdiğini anlar. Üstüne birde minik kızı dünyaya geldiğinde Jim’e birilerinin dur demesi gerekmektedir. Kasabada işlenen cinayetlerinin kocasının işlediğine emin olsa da her bir kanıtları yıllarca biriktirir ve FBI ile kocasını yakalattırır. Şimdi kocası için tek bir şart vardır ! yarım kalan işini,karısı Tess’i öldürmek. Hapisten kaçan Jim Tess’in peşine düşer ve Tess’in yapması gereken Mükemmel Kosacı ile mücadele edecek konuma gelmektir. Ve bunun için ona J.T Dillon dan başkası yardım edemez. Tek sorun tüm savunma haraketlerini Tess’e öğretmek için ikna edilmesidir…. - Hikaye asıl şimdi başlıyor sıkı durun ! Kitabın sonuna kadar aksiyon hiç dinmiyor yazara hayran kalıyor ama biliyorum ki diğer kitaplarını okumadığım için hayranlık nedir bilmiyorum… Sonrasında okuduğum kitapla hayranlık nedir öğreneceğim haberim yok daha - Peşin hüküm vermek de bana kapak oldu böylelikle Polisye gerilim sevenler okuyun ve bu yazarı okutun! TAVSYEMDİR….
Baskı: Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler; Ve Yalnızca Diğer Yarımız O Sesi Duyar
Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler / Jan-Philipp Sendker Bir gün sabaha karşı babasını karısında gördüğünde Julia,bunun onu son görüşü olduğunu düşünmemişti. Aradan geçen dört yıl sonrasında babasına ait bir mektup bulur. Bu mektubu Mi-Mi adlı bir kadından gelmektedir. Julianın yapması gereken babasına ne olduğu ve şuanda nerede oldugunu öğrenmektir. Mektubun geldiği adrese gitmek için uzun ve yorucu bir yolculuk yapsada gizli kalan her şeyi ortaya çıkarmaya kararlıdır. Ama karşılaşacağı Mi-Mi ve Tin Vin’in hikayesi yıllardır neden babasının hep hüzünlü olduğunun açıklayacaktır… Babasının doğduğu ve hikayenin başladığı kasabaya gider ve U Ba adında bir adamla karşılaşır. U Ba hikayeyi anlatmaya başladığında gerçekler yavaş yavaş kendisini etkilemeye başlayacak ve tanıdığı babasının aslında hiç tanımadığına şahit olacaktır. Tin Vin’i annesinin uğursuz olduğunu düşünüp terk ettiğinde ve günlerce bir ağacın altında gözlerini kaybettiğini öğrendiğinde hikayenin başladığını sanar ama asıl hikaye,görmeyen gözleri ile sakat olan ve her yere beraber gittiği Mi-Mi’ye aşık olduğunda başlayacağını öğrenir.. …………………………… Daha uzun bir şekilde anlata bilirim, bu kitabın üzerine okuduğum 8 kitap daha olmasına rağmen hala satırların arasında ki ilişkiyi hatırlıyor ve bu ikilinin aşklarına imrenerek bakıyorum… Ne oldu da bu ikili ayrıldı? Ne oldu da Tin Vin görmeye başladı? U Ba bu kadar deri bir hikayeyei satır atlamadan nasıl bu kadar şey biliyordu? Ve daha da önemlisi aradan geçen kırk yılda Tin Vin ve Mi-Mi ye ne oldu? Tavsiye edebileceğim sevdiğim kitaplardan biri oldu diye bilirim bu kitap için ve kesinlikle TAVSİYE EDERİM…..
Baskı: Peri Masalı
Sophıe Page / Peri Masalı Bu tarz kitapları okumaktan çok filmlerini izlemişsinizdir mutlaka. En azından ben bu konu ağırlıklı üç tane izlemişimdir. Özellikle ilk iki filmi gençlik ! yıllarında izlemiş ve çok sevmiştim… - Biri “başkanın kızı diğeri de Prens ve Ben Keyifli bir kitaptı ama itiraf etmeliyim ki bu tarz konu ile ilk görsel ekranlarda karşılaştığım için okurken aklım hep o sahnelere gitti. Ve ben tercihimi ilk kez TV ekranından yana kullanacağım Okuma tercihi size kalmış,okumazsanız aklınızın kalacak bir kitap değil bu yüzden fazla takılmayın okuyamadım diye….