Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: didem madak
Şair Didem Madak son kitabı Pulbiber Mahallesi ile Metiste. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanan Madakın Grapon Kâğıtları ve Ahlar Ağacı isimli iki kitabı var: Her ikisi de çok sevilmişti, Pulbiber de en az onlar kadar sevilecek...

Yazar: mustafa balbay
4 yıl 9 ay tutuklu kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Mustafa Balbay'ın hapiste yazdığı son kitap, kendisiyle yaptığı uzun söyleşiden oluşuyor. Balbay bu kitabında 80 ülkeye yaptığı gezilerin anılarına 33 yıllık gazetecilik birikimini katarak Türkiye'nin tarihine, bugününe, geleceğine ilişkin düşüncelerini paylaşıyor. Kitapta ülke sorunlarını dile getiren gazeteci Balbay'dan ülk…

Yazar: mustafa balbay
Elinizde tuttuğunuz kitap sizinle aynı gökyüzünü paylaşan Mustafa Balbay’ın yaşam, gazetecilik, hukuk ve siyaset üzerine yazılarından oluşuyor. Silivri Hapisanesi’nde tek başına ayrı bir hücrede tutulan Balbay’ın, yaşam sevincine, üretme tutkusuna, mücadele kararlılığına, daha yaşanılası bir Türkiye ve dünya arayışına siz de ortak olduğunuzu düşüneceksiniz. Balbay, Silivri Toplama Kampı-Zul…

Yazar: ece temelkuran
Ben, yeryüzü kayıtları tutan biriyim. Hakikat işçisi deyin, yazı gündelikçisi deyin; hükmü bir gün süren gazete kağıtlarına yazılar yazıyorum. Benden önce gelmiş, benden sonra gelecek olan benzerlerim gibi, insanlığın daha adaletli ve vicdanlı olabileceğini hatırlatıyorum. Ben, dünyaya bakan biriyim. Dünyaya bakmak işini meslek olarak yapmaya başladığımda, dünya ve Türkiye, daha önce geçmediği bi…

Yazar: ece temelkuran
Oxford, Paris, Beyrut üçgeninde bir aşk ve savaş romanı! Her kitabıyla gündemi değiştiren Ece Temelkuran'dan güçlü bir ilk roman! Hep bir iç savaştır aşk! Bir neden arar kendine... Muz sesleri. Onu Ağustosta muz tarlalarına götürecektim. Muz seslerini dinleyecekti. Nasıl sevineceğini, hayret edeceğini düşündükçe... Ece Temelkuran, kalplerin yağmalandığı yerden anlatıyor hikâyesini; Ortadoğ…

Yazar: sabahattin ali
Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali'yi yakından tanımamızı sağlıyor. "Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bu…

Yazar: ıngeborg bachmann
Ingeborg Bachmannın başyapıtı Malina, her şeyin iç dünyaların yoğunluğunda yaşandığı, mutlak aşkın ve birey olma savaşımının romanı. Bachmannın sarsıcı bir saptamayla ortaya koyduğu gibi: Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar... TADIMLI…

Yazar: hasan ali toptaş
“İnceldiğinde, çeşitli sebeplerle delindiği de olur uykunun. Ne bileyim, bazen zihnimizdeki sivri uçlu bir hatıra deler onu; bazen henüz hazmedemediğimiz bir sözün acısı, bazen kolu bacağı aklımızın dışında kalan bir düşünce yahut bir duygu, bazen de etrafımızda olup biten, bizim fark edemediğimiz meçhul bir şey deler. İşte o vakit delinen yerden içerisi görünmez ama dışarısı görünür. Hakikat ora…

Yazar: hasan ali toptaş
İnsan, ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın, ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor çünkü. Hazırım, dediği anda bile içinde ele geçiremediği bir nokta kalıyor sürekli; ayrılığa alıştıramayacağı, sızlanışlarını durduramayacağı bir nokta kalıyor. Acıyı yüklenip çoğaltacak bir nokta...Sonsuzluğa Noktayı bir kara romana çeviren, kendine özgü dehşetini yaratan…

Yazar: o. henry
O. Henry, dünyanın farklı yerlerinde, çok farklı kültürel ve toplumsal koşullarında yaşayan okurlar tarafından aynı beğeniyle, aynı keyifle okunan ender yazarlardan biridir. Bu özelliği, öykülerini anlattığı kahramanların yalnızca yetenek ve hayal ürünleri olmayıp büyük olasılıkla yazarlığa adım attığı hapishanede tanıdığı gerçek kişilerden esinlenmiş olmasından kaynaklanır. Kişilerde bu gerçekli…

Yazar: stefan zweig
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi yaratıcı bireylerin o benzersiz anlarını anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnı…

Yazar: stefan zweig
Hem düşsel hem de tarihsel karakterler üstüne yorumlarıyla tanıdığımız Stefan Zweigı derin karakter incelemelerine yönelten, psikolojiye ve Freudun öğretisine duyduğu ilgidir. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren Yıldızın Parladığı Anlar, Fransız Devriminde bir politikacının portresi niteliğindeki Joseph Fouchéyle birlikte Amerigo da Zweigın nesnellikten çok sezgiye dayanan yaşamöykülerinin…

Yazar: franz kafka
Çok sevgili baba, geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun. Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana karşı duyduğum bu korku yüzünden, kısmen de bu korkuyu gerekçelendirmek üzere, konuşurken toparlayabileceğimden çok daha fazla ayrıntı gerektiği için...Franz Kafka, 1919da dinlenmek üzere gittiği Schelesende Julie Wohryzek adında bir k…

Yazar: barış bıçakçı
Bu berbat şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara yıkıntısı olması saçma ya da gülünç mü? Değil! İnsana özgü bir yavaşlığı, sakarlığı hatırlatan tek şey bu yıkıntı çünkü. Şehirde otomobiller, yollar ve binalar, sonunda bütün sıcaklıkların evrenin ölgün sıcaklığıyla aynı olacağı bir geleceğe doğru son hızla gidiyor, uzanıyor, yükseliyor. Ama aralarında banka m…

Yazar: barış bıçakçı
Bu berbat şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara yıkıntısı olması saçma ya da gülünç mü? Değil! İnsana özgü bir yavaşlığı, sakarlığı hatırlatan tek şey bu yıkıntı çünkü. Şehirde otomobiller, yollar ve binalar, sonunda bütün sıcaklıkların evrenin ölgün sıcaklığıyla aynı olacağı bir geleceğe doğru son hızla gidiyor, uzanıyor, yükseliyor. Ama aralarında banka m…

Yazar: anthony burgess
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum... Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. Uqueer as as clockwork orange. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına g…

Yazar: anthony burgess
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum... Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. Uqueer as as clockwork orange. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına g…

Yazar: ece temelkuran
Avuç içine saklanacak kadar küçük bir şey olsa aşk...Keşke, saklayıp her yere götürebilsen. Gönülçelen hiçbirşey kalmasın üzerinde. Bırak onu, bırak kendi evinde.Kimse kimsede o kadar yol alamaz.Sakın bilmediğini söyleme, bilmezden gelme: Biri en fazla magmasını geçer diğerinin. Sıra çekirdeğegelince...Her aşk, çamur gibi bir eriyiğe dönüşür; yol,insanın çekirdeğine varınca.




