
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ali şeriati
Bugün İslam dünyasında şiddetlenen bu yalancı savaş Ali Şiası’yla Muhammedî Sünnîliğin savaşı değildir. Bu savaş, “Safevî Şiası”nın “Emevî Sünnîliği” ile savaşı olup Safevîler’in Osmanlılar’la savaşının ve bu iki düşman devletin siyasette dini kullanmalarının yansımasıdır. İkincisi, İslam ülkelerinin her yanında yeni yeni canlandırılan ve düzenli programlarla, düzenli işleyen bütçe, hesap, kitap…

Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…
8/10
Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…

Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…

Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…

Yazar: ali lidar
"Birini ya da bir şeyi sevmek, değer vermek, onu her şeyiyle sevmek demektir çoğu zaman. Ne olduğunu, ne olacağını, sınırlarını bilip, hatalarıyla, eksiklikleriyle, yanlışlarıyla ve sebep olduğu üzüntülerle kabul etmek demektir. Hiç kıvırmasak mı? Kıvırmadan söyleyelim evet, gerçekten sevmek bir tür çaresizliktir. Bir şeyi gerçekten çok seviyorsan başka çaren yoktur da ondan seviyorsundur.&q…

Yazar: ali ayçil
Bu gün Sakineyle iki defa göz göze geldim.Dünyanın en güzel iki ülkesine sahip olduğumu da, karanlık bir han odasından başka bir yer olmadığımı da bu gün anladım.Gözlerine mil çekilmiş bir tek gün, gözlerine sürmeler çekilmiş yılların öcünü fazlasıyla aldı benden.Bir yol nereye gider? diye sordu kendine.İnsan ancak adresi olmayan bir yolcuyu uğurladığında yolların bilinmezliğini keşfediyordu.Gide…


Yazar: ali ayçil
Bu gün Sakineyle iki defa göz göze geldim.Dünyanın en güzel iki ülkesine sahip olduğumu da, karanlık bir han odasından başka bir yer olmadığımı da bu gün anladım.Gözlerine mil çekilmiş bir tek gün, gözlerine sürmeler çekilmiş yılların öcünü fazlasıyla aldı benden.Bir yol nereye gider? diye sordu kendine.İnsan ancak adresi olmayan bir yolcuyu uğurladığında yolların bilinmezliğini keşfediyordu.Gide…

Yazar: ali ayçil
Bu gün Sakineyle iki defa göz göze geldim.Dünyanın en güzel iki ülkesine sahip olduğumu da, karanlık bir han odasından başka bir yer olmadığımı da bu gün anladım.Gözlerine mil çekilmiş bir tek gün, gözlerine sürmeler çekilmiş yılların öcünü fazlasıyla aldı benden.Bir yol nereye gider? diye sordu kendine.İnsan ancak adresi olmayan bir yolcuyu uğurladığında yolların bilinmezliğini keşfediyordu.Gide…

Yazar: ali ayçil
Bu gün Sakineyle iki defa göz göze geldim.Dünyanın en güzel iki ülkesine sahip olduğumu da, karanlık bir han odasından başka bir yer olmadığımı da bu gün anladım.Gözlerine mil çekilmiş bir tek gün, gözlerine sürmeler çekilmiş yılların öcünü fazlasıyla aldı benden.Bir yol nereye gider? diye sordu kendine.İnsan ancak adresi olmayan bir yolcuyu uğurladığında yolların bilinmezliğini keşfediyordu.Gide…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…
7/10
Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: cahit zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu'nun Hikayeleri, özellikle İns anlatısı, edebiatımızda kendine özgü, özgün bir çizgidir. Sanatsal olgunun, anlatı türünde bu denli yoğun öne çıktığı nadirdir. Bu tatla okunabilen eser sayısı da sınırlıdır. Şiirin hemen yanıbaşında yer alan öyküleri, şiiri gibi imge yüklüdür. Bu bakımdan Zarifoğlu öyküsü de, şiiri gibi güç anlaşılır. Okundukça intibak edilen ve sevilen bir tarz…

Yazar: farabi
Fârâbiye göre İslâmın çeşitli anlaşılması biçimleri, seviyeleri mevcuttur. Bu seviyelerden biri, üzerinde hiçbir zihnî, aklî işlemde bulunmadan, gelenekçilerin savundukları biçimde harfi harfine almak ve anlamaktır. Bu, sıradan insanın, Platonun sözleriyle gözüyle görmediği eliyle tutmadığı şeyleri anlamakta güçlüğü olan insanın, duygularında akla, sezgiye yükselmemiş, yükselemeyecek olan insanın…

Yazar: farabi
Fârâbiye göre İslâmın çeşitli anlaşılması biçimleri, seviyeleri mevcuttur. Bu seviyelerden biri, üzerinde hiçbir zihnî, aklî işlemde bulunmadan, gelenekçilerin savundukları biçimde harfi harfine almak ve anlamaktır. Bu, sıradan insanın, Platonun sözleriyle gözüyle görmediği eliyle tutmadığı şeyleri anlamakta güçlüğü olan insanın, duygularında akla, sezgiye yükselmemiş, yükselemeyecek olan insanın…

Yazar: ali ayçil
Bu gün Sakineyle iki defa göz göze geldim.Dünyanın en güzel iki ülkesine sahip olduğumu da, karanlık bir han odasından başka bir yer olmadığımı da bu gün anladım.Gözlerine mil çekilmiş bir tek gün, gözlerine sürmeler çekilmiş yılların öcünü fazlasıyla aldı benden.Bir yol nereye gider? diye sordu kendine.İnsan ancak adresi olmayan bir yolcuyu uğurladığında yolların bilinmezliğini keşfediyordu.Gide…
