
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: ayşe kulin
“Kayboldum! Zeytin ağaçlarının arasında kıvrılarak akarken karşıma aniden üçe ayrılan bir çatal çıktı. Toprak yollar doğuya, batıya ve güneye doğru uzanıyordu. Civarda ne bir tabela vardı ne bir işaret, ne de gidip adres sorabileceğim ev veya insan! Bir köpek bile yoktu görünürde. Sadece sonbahar rüzgârının dallarda hışırdayan sesi! Hangi yöne sapmam gerektiğini bilmiyordum, yolların her birini h…

Yazar: markus zusak
Liesel Meminger, Münih'in varoşlarında yaşayan yoksul Hubermann ailesinin yanına evlatlık olarak verilir. 1933 yılında Almanların yüzde 90'ı Adolf Hitler'i gözlerini kırpmadan desteklerken, Liesel'in üvey babası Hans Hubermann kalan yüzde on içindeydi. Üstelik, evlerinin bodrumunda bir Yahudi saklamak zorunda kaldılar. Erkek kardeşi gözlerinin önünde ölen küçük kız Liesel k…
10/10edebiyat ve sinema sayesinde yahudilere ağladığımız kadar hiçbir millete ağlamadık..öyle bir kitaptı işte..

Yazar: markus zusak
Liesel Meminger, Münih'in varoşlarında yaşayan yoksul Hubermann ailesinin yanına evlatlık olarak verilir. 1933 yılında Almanların yüzde 90'ı Adolf Hitler'i gözlerini kırpmadan desteklerken, Liesel'in üvey babası Hans Hubermann kalan yüzde on içindeydi. Üstelik, evlerinin bodrumunda bir Yahudi saklamak zorunda kaldılar. Erkek kardeşi gözlerinin önünde ölen küçük kız Liesel k…

Yazar: markus zusak
Liesel Meminger, Münih'in varoşlarında yaşayan yoksul Hubermann ailesinin yanına evlatlık olarak verilir. 1933 yılında Almanların yüzde 90'ı Adolf Hitler'i gözlerini kırpmadan desteklerken, Liesel'in üvey babası Hans Hubermann kalan yüzde on içindeydi. Üstelik, evlerinin bodrumunda bir Yahudi saklamak zorunda kaldılar. Erkek kardeşi gözlerinin önünde ölen küçük kız Liesel k…

Yazar: markus zusak
Liesel Meminger, Münih'in varoşlarında yaşayan yoksul Hubermann ailesinin yanına evlatlık olarak verilir. 1933 yılında Almanların yüzde 90'ı Adolf Hitler'i gözlerini kırpmadan desteklerken, Liesel'in üvey babası Hans Hubermann kalan yüzde on içindeydi. Üstelik, evlerinin bodrumunda bir Yahudi saklamak zorunda kaldılar. Erkek kardeşi gözlerinin önünde ölen küçük kız Liesel k…

Yazar: ismet özel
1988 yılında Waldo Sen Neden Burada Değilsin? diye sormuştum. Bu sorunun patentine benim sahip olmadığım cümle âlemin malûmudur. Soruyu ilk olarak 1846 yılında bir transcendentealist & anarchist Amerikalı, diğer bir trancendentalist; ama hiç de anarchist olmayan Amerikalıya sormuştu. Kendisine soru sorulan Ralph Waldo Emersonun, soruyu soran Henry David Thoreau hakkında söyledikleri arasında…

Yazar: ismet özel
Dönüm noktası... Bu söz size hoş gelmedi mi? Bir dönüm noktasında bulunmaktan rahatsızlık mı duydunuz? Öyleyse bu kitabı elinizden derhal bırakın ve bir daha elinize almayın. Çünkü bu kitap varlık sebebini her şeye rağmen dönüşümün gerçekleşebileceği hususunu faş etme inadında buluyor.

Yazar: ismet özel
Modern yaşama biçimi küfr ile iman arasına çizgi çekmeyi bilen hiçbir müslümanı yozlaştıramaz. Yozlaşanlar modern yaşama biçimiyle karşılaşmadan önce de böyle bir çizgiyi hayatlarında önemli saymamış olanlardır

Yazar: ismet özel
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!
10/10
Yazar: ismet özel
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!

Yazar: stefan zweig, yahya kurtkaya, nihal dağlı
New York'tan Buenos Aires'e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'e, ücreti karşılığında, bir parti satranç oynamayı teklif eder. İkisinin oyununu izleyen Avusturyalı bir göçmen, Dr. B., oyun sırasında kendini tutamayıp onlara karışınca şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine. Gestapo tarafından bir otel oda…

Yazar: markus zusak
Liesel Meminger, Münih'in varoşlarında yaşayan yoksul Hubermann ailesinin yanına evlatlık olarak verilir. 1933 yılında Almanların yüzde 90'ı Adolf Hitler'i gözlerini kırpmadan desteklerken, Liesel'in üvey babası Hans Hubermann kalan yüzde on içindeydi. Üstelik, evlerinin bodrumunda bir Yahudi saklamak zorunda kaldılar. Erkek kardeşi gözlerinin önünde ölen küçük kız Liesel k…

Yazar: mario mazzanti
Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps’in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır,…

Yazar: tess gerritsen
Bambaşka hayatlara ait Claire, Will ve Teddy adında üç masum çocuğun yolları bir anda, hiç beklenmedik bir trajediyle kesişir. Önce aileleri, ardından koruyucu aileleri katledilen bu çocuklar için artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Peki, onları bir araya getiren bu sarsıcı olaylar bir rastlantı mı yoksa birbirleriyle bağlantılı gerçeklerin önemli bir halkası mıdır? Jane Rizzoli ile Maura I…

Yazar: ece temelkuran
Oxford, Paris, Beyrut üçgeninde bir aşk ve savaş romanı! Her kitabıyla gündemi değiştiren Ece Temelkuran'dan güçlü bir ilk roman! Hep bir iç savaştır aşk! Bir neden arar kendine... Muz sesleri. Onu Ağustosta muz tarlalarına götürecektim. Muz seslerini dinleyecekti. Nasıl sevineceğini, hayret edeceğini düşündükçe... Ece Temelkuran, kalplerin yağmalandığı yerden anlatıyor hikâyesini; Ortadoğ…

Yazar: franz kafka
Kafka Milena'yı 1919 sonbaharında Prag'da tanıdı. Ortak dost ve tanıdıkların bir araya geldiği bir kafede gerçekleşen tanışmada Milena,' Kafkaya öykülerini Çekçeye çevirmek istediğini açıkladı. Bu da, büyük bir tutkuyu içeren bir ilişkinin, bu kitaptaki mektupları borçlu olduğumuz bir sevgi ilişkisinin başlangıcı oldu. Kâmuran Şipal'in çevirisiyle sunulan Milena'ya Mektup…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: ayfer tunç
''Hayat, kayaç katmanları gibi parçalarına ayrılan değersiz bir kütledir.'' Türkçe edebiyatın sözünü sakınmayan kalemi Ayfer Tunç, yazarlık hayatının 25. yılında sarsıcı bir romanla karşımızda. Hayatı ''yolcu'' olarak yaşamak isterken baba mirası otelin işletmecisi, ailesinin ''reisi'' olmak zorunda kalan Mürşit, her geçen gün tamahkâr…
7/10