Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: serdar özkan
50'yi aşkın ülkede 44 dilde okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın kaleminden... Kalbinizin içinde mucizevî bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Kalbinizin içindeki odalarda Kayıp Gülünüzü, Ölümsüzleri, Ruhu ve Sevgi'yi aramaya? Hazırsanız, keyifli okumalar. Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Çin'e dünyanın dört bir yanında okurların büyük beğenisini kazanan…

Yazar: serdar özkan
Genç Türk Romancı Serdar Özkan'ın ilk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40'tan fazla ülkede basıldı. Kanada'dan Japonya'ya, Brezilya'dan Endonezya'ya, dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı. Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupér…

Yazar: nazan bekiroğlu
Nasıl herkese duyuruyum da sesimi diyeyim: Bu anlattığınız ben değilim. ben bu anlattığınız değilim. Yusufu ben nasıl yerim? Ben Yusufu nasıl yerim? Sözünün bu kısmına gelince kurt. nemli gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülmeye başladı. Gri tüylerle kaplı göğsü. ön ayakları ıslandı. Bir ah çekti derinden derine. Islak burnu daha ıslandı. Ve devam etti:Ben şimdi adımı nasıl temize çıkarayım. alnı…

Yazar: nazan bekiroğlu
Bir gün Sabâ Melikesi Belkıstan, Âdemle Havvanın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdemde gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti.Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım.Ne zaman ki, kalmak için değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attı…

Yazar: nazan bekiroğlu
Padişah: Bütün varlığı ismiyle kaimdi. Her yaptığı dünyaya bir isim bırakmak içindi. İsmi kaybolunca varlığı da kayboluyordu.Yeniçeri: İsimleri bağlılıklarıyla vardı. Aşk ile bağlıydılar padişahlarına. Ateşle yaşıyor. ateşle sınanıyorlardı.Aşk: Her şey gibi o da zamana yenik düşüyor. Teslimiyet ve bağlılık gerektirdiği gibi. aşıkın da teslimiyetve bağlılık duygusunu uyandırması gerekiyordu. Aşkla…

Yazar: nazan bekiroğlu
Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı döneminde başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü... Trabzon'dan ve Tebriz'den doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Setta…

Yazar: cemil meriç
Meriçin aynı kaynaktan fışkırdılar dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriçin bütün çabasına her zaman yön vermiştir: Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği. Bu Ülke, Meriçin sürekli etra…

Yazar: cemil meriç
Cemil Meriçin, 21. yüzyıla taşacağı anlaşılan batılılaşma-çağdaşlaşma-uygarlık tartışmalarına çok yıllar öncesinden katkı sağlayan, ufuk açan denemeleri, makaleleri... İki yol var insanlık için: Kendi kendini imha veya gerçekten insanlaşmak. İnsanlık tek merkeze yönelen bir tür; öteki türler gibi dağılıcı değil. Bu biricik düşünen türün sonu, çözülüş olamaz. Mekan ve zamanı aşacak insan.

Yazar: senai demirci
Sözün güzelini söylemek için Kardeşimin hatırını onun yokluğunda da korumak için Emaneti ehline vermek, kardeşimin hatasını (emanetini) başkalarına taşıtmamak içinTercihimi kınayıcı, yargılayıcı, yakıcı olandan değil, ıslah edici, onarıcı, yapıcı olandan yana kullanmak için İkiyüzlü/ikisözlü olmamak içinHayatıma parça tesirli fiskos bombası fırlatmamak için Gıybetin y/aktığı dudaklarda artık çiçe…

Yazar: nuriye akman
Perijan, önce bir tarikata girmiş ve bunun gereği örtünerek şeyhinin yolunda yaşamaya başlamıştır. Dini değil, ticari kaygıların egemen olduğunu fark ettiğinde ise, tarikattan ayrılmış, başını da açmıştır. Mahsun, anne babasını hiç tanımamış, yalnız yaşayan genç bir adamdır. Belli belirsiz hatırladığı çocukluğunu Hizbullahın ölüm evlerinde geçirmesi nedeniyle sürekli karabasanlar görmektedir. Uzu…

Yazar: sâmiha ayverdi
Yazarın deyişiyle: Bu kitap ne bir hikayedir ne masal ne roman...Zamanı, mekanı, vakaları, şahısları, isimleri, hatta vakalarının seyri, sırası ve detaylarının yüzde doksanı ile otantik ve yaşanmış bir devrin, gerçek ve yaşanmış hayat tablosudur.

Yazar: rasim özdenören
Kendimi, kendi benimin dolayımından geçerek hayatı ve ölümü ve insanın hayatla ölüm arasında yer alan çeşitli ve veçhelerini, korkusunu, zaafını, yalnızlığı, suçunu ve cezasını, kibrini, rüyasını, tövbeyi, aşkı ve saadeti ve savaşı... kısacası onun hayatında yer alan çeşitli görüntülerini - anlamaya teşebbüs eden bu kitaptaki yazıların, her defasında hedefe teğet geçtiğini farkındayım. Hangi bağl…

Yazar: rasim özdenören
Varlığın sesini dinleyenlerin, neler konuştuğuna kulak kesilenlerin, kuşların dilini, içerdeki benin dilini öğrenenlerin hayata verdiği en doğrudan karşılıktır aşk. Bu karşılıkla insan ben, sen ve o arasındaki ayrıştırıcı grameri aşarak birlik deneyiminde karar kılar. Aşk ve aşkınlık kelimeleri arasında yalnızca bir ses benzerliği yok elbette. Anlam ilişkisi var bu ikisi arasında. Aşk gündelik ha…

Yazar: tuna kiremitçi
Kahramanımız Memet Olcay adında bir gitaristtir. Başarısız bir evliliğin ardından, yalnız bir hayatın içinde bulmuştur kendini. Haftanın bir günü görüştüğü kızı, karısı, karısının yeni kocası ve öğrencileri vardır hayatında. Bir de aynı apartmanda oturduğu iki arkadaşı: Ayşe ile Orhan. Onların da evliliği bir dönüm noktasına gelmiştir. Bu İşte Bir Yalnızlık Var, işte tam bu noktada başlıyor. Bir…

Yazar: tuna kiremitçi
Git Kendini Çok Sevdirmeden, edebiyata şiirle başlamış bir yazarın, Tuna Kiremitçinin ilk romanı. Bir kazada oğlunu yitirdikten sonra annesinin Eskişehirdeki evine sığınan Arda Akadın öyküsünü anlatıyor. Ardanın ana ocağında genç kızlık yıllarına geri dönüşü ve ilk aşk kahramanı olan erkeğin yirmi üç yıl sonra yeniden ortaya çıkışı... Sevmek ve gitmek üzerine ince düşünülmüş bir roman.

Yazar: ahmet ümit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi. "Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstan…

Yazar: sibel eraslan
''Niçin böylesin sen?'' ''Çünkü insanım...'' ''Bu direnci nereden alıyorsun?'' ''İçimdeki saklı kitaptan ve ruhumun gezindiği yerlerden...'' Fişler, kayıtlar, tutulmuş notlar, yuvarlak içine alınmış ''T'' harfiyle damgalanmış, kabarık dosyalara istif edilmiş hayatlar... Oysa hepsinin bir ismi vardı…

Yazar: mustafa kutlu
Anadolunun ücra bir kasabasında bir eski otobüs. Otobüsü dolduran her kesimden insanlar. Civardaki tren istasyonuna yapılan bir yolculuk. Mavi Kuş bir yol hikâyesi. Ellili yılların Türkiyesinden sinematografik bir kesit. Kitap tek bir metinden oluşan bir uzun hikâyedir.

Yazar: mustafa kutlu
Kutlunun tür olarak ilk uzun hikâyesi. Eser aslında annesini kaybeden bir çocuğun babası ile yaşadığı uzun, çalkantılı, dokunaklı bir macerayı dile getiriyor. Adalet duygusuna sürekli vurgu yapılan hikâyede anlatım esaslı bir üslup kullanılmıştır. Baba daha düzeli bir hayat kurmasını özlediği oğlunu büyük şehre gönderir, lakin kader genç adamı tıpkı babasının yürüdüğü yolun başına getirip bırakır.

Yazar: mustafa kutlu
Türk edebiyatı ve sinemasında göç olgusu işlenirken, taşradan büyük şehre gelip orada savrulan, talihsizce batağa ve çukura sürüklenen bilhassa genç kızlarımızın hikayesi çoka anlatılmıştır. Kapıları Açmak bu çerçevede tam bir ters hikaye dir. Eserin kahramanı Zehra olmaz denilen şeyi oldurmak üzere, büyük şehir batağından kaçıp evine, baba ocağına döner. Orada yeni ve temiz bir hayat kurmak için…

Yazar: mustafa kutlu
Onlar çekişedursun, parkın uyanık güvercinleri hiç çekinmeden önlerine kadar gelmiş, dökülen susamlara dalmışlardı. Çocuklar fazlalık olan parçayı güvercinlere doğradı. Önlerinde bir güvercin bahçesi oluştu. Biri çekinerek ayaklarına dolanan kuşlardan birini okşadı. Hayret, kaçmıyor. Bir daha okşadı, bir daha, çok hoşuna gitti bu. Hayatında ilk kez bir güvercin okşuyordu. Onu gören öteki de gü…

Yazar: iskender pala
Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına... Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem... Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi... Siruş başlıklı murassa hançerin kabza…

Yazar: iskender pala
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Palanın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor. İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı…
