pink.midwife
@pink.midwife

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Düğümlere Üfleyen Kadınlar

Amira,Maryam,Madam Lilla ve yazarımızım Tunus'ta bir otelde yollarının ve kaderlerinin kesişmesiyle başlayan ve planlamadıkları bir yolculuğa çıkarak devam eden bir hikaye. Çölü aşmak için çıktıkları yolda her kadın kendi hikayesine bir son bulmaya çıktıklarını anlıyorlar. Mitoloji,aşk,entrika... Kendinizden birşeyler bulmak isterseniz çok şey anlatılıyor bu kitapta... Anlatımda olaylar yavaş ilerliyor sıkıcı gelebilir zaman zaman fakay olay odaklı değilde anlam odaklı bakarak okursanız bence sıkılmadan sindire sindire benim gibi altını çize çize okursunuz :)) Herkese tavsiye ederim...

Baskı: Guguk Kuşu (Cormoran Strike, #1)

Robert Galbraith aslında Harry Potter serisi ile tanıdığımız J. K. Rowling in ta kendisidir. Bunu öğrendiğim zaman çok şaşırmıştım. Cormoran Strike serisinde kullanacağı mahlasıymış (takma ismi ). Kitabın adının nerden geldiğini benim gibi merak edenler için, Lula ya arkadaşları guguk kuşu adının takmasından geliyor. Lula, güzel alımlı ve zenci bir mankendir ve bir gece evinin balkonundan düşerek hayatını kaybeder. Tüm ipuçları intiharı gösterirken Lula’nın abisi kardeşinin intihar ettiğine bir türlü inanmaz. Evlatlık olan Lula’nın ölümünü Cormoran Strike ve zeki asistanı Robin araştırmaya başlar ve zamanla polislerin gözünden kaçan detayları bulmaya başlar. Lula’nın ölümü aslında kusursuz işlenen bir cinayettir ve ben bu cinayetin neden ve nasıl işlendiğini kitabın sonuna kadar şiddetle merak ettim. Katili ve sebebi bulmak için beynimi çok yordum ama okuyana kadar bulamadım. Katili öğrenince de çok şaşırdım. J. K. Rowling yada romanda kullandığı Robert Galbraith Guguk Kuşu romanı ile okurlarına bir taraftan polisiye bir gerilim sunarken diğer taraftan zihin oyunlarını içeren bir gizemin içine sürüklüyor. Polisiye, gerilim ve gizem severlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Keyifli okumalar….

Sevdalinka
5/1020.12.2015

Baskı: Sevdalinka

1992-1996 yılları arasında Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da yaşanan savaşın, iç yüzünü anlatıyor kitap bize. Sırpların boşnaklara yaptığı soykırımı. 4yaşındaki çocuktan yaşlısına kadar yapılan tecavüzler, işkenceler gözler önüne serilmiş okurken kanım dondu resmen bu kadarıda insanlık dışı dedim fakat bu olaylar yaşanmış malesef. Gazeteci Nimeta'nın yasak aşkı Stefan ve eşi Burhan arasındaki gel gitleri ve savaş sırasındaki yaşadıklarıda anlatılıyor. İlk başlarda fazla siyasi tarih anlatılması biraz sıkıcılık oluşturdu ama bunun dışında okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ve herkese tavsiye ediyorum.

Kızım Olmadan Asla
8/1020.12.2015

Baskı: Kızım Olmadan Asla

Betty amerikalı 3 çocuk annesi bir kadın ikinci eşi Mudi iranlı bir doktor ve bu eşinden mehtap isminde bir kızı var. Amerikada mutlu birliktelikleri sürerken iki haftalığına iran a eşinin ailesinin yanına tatile giderler. Olaylar bundan sonra başlıyor. İki haftalık tatil Mudi nin ailesinin yanında kalma isteği ile kalıcı hale dönüşür. Betty ve mehtap bu durumdan hoşlanmasalarda Mudinin zor kullanması karşısında kabul etmek zorunda kalırlar. İrandaki savaşı hayat şartlarının ve yaşam mücadelesininde anlatıldığı kitapta bir annenin kızı için yaptığı fedakarlıkları anlatıyor aslında ismindende anlaşıldığı gibi kızı olmadan gidemeyen bir annenin gerçek yaşam öyküsü anlatılmış bu kitapta. İranda kadınlara verilen önem ve bir amerikalının gözünden müslümanlıkta irdelenmiş üzücü ve kahredici çok sahne mevcut malesef. Okunması gereken bir kitap herkese tavsiye ederim.

Baskı: Şah Mat (Komiser Sensi ve Dr. Claps, #1)

Adından da anlaşılacağı gibi satranç hamleleriyle ilişkilendirilmiş seri cinayetler yer alıyor kitapta. İki günde meraktan ölmek üzereyken bitirdim kitabı. Katil için bir çok tahmin ve varsayımlarda bulundum. kitap boyunca hatta kitabın ortasında açıklanmasının imkansız olduğunu bildiğim halde evet katil yakalandı kurbanı buldular diye düşünüp yüreğim ağzıma geldi heyecandan ama okadar ustalıkla çevirmişki yazar, olayı tebrik ederim. Gecelemeyi bile düşündüm katili öğrenmek için ama erken kalkmam gerektiği için istemeyerekte olsa yarıda bırakıp bugün aralarda okuyarak bitirdim. Zaman zaman hadi artık kim bu diye kendi kendime söylendiğimde oldu. Sonu bence güzel bağlanmış doyurucu şekilde bütün soru işaretlerine cevap verilmiş. Güzel bir kurguydu polisiye severlere tavsiye ediyorum.

Devir
9/1020.12.2015

Baskı: Devir

1980 li yıllarda yaşananları,insanların davranışlarını ve olayları sekiz yaşlarında Ali ve Ayşe'nin gözüyle, onların ağzından anlatmış yazarımız. Ayşe memur anne babanın tek kızı. Ali'nin annesi Ayşelerin evine gündeliğe gidiyor Ali'yide yanında götürdüğü için Ayşe ile arkadaş oluyorllar. Ali ve Ayşe'nin birlikte iki hayalleri ve planları var birincisi kelebekleri meclise sokmak, ikincisi kuğuları kurtarmak. Çocukların dilinden anlatılan bu kitabı okurken kimi zaman içim acıdı anlattıklarına kimi zamanda güldüm hoşuma gitti masumca fikirleri. Acele edilmeden okunacak bir kitap bence. Tavsiye ederim.

Baskı: İkiz Bedenler (Rizzoli & Isles, #4)

Tess in kitaplarından şimdiye kadar okuduğum en heyecanlı en aksiyonlu kitaptı. Dr. Maura birgün evinin önünde varlığından haberdar olmadığı ikiz kız kardeşinin cesediyle karşılaşıyor. Kardeşi Anna nın ölümünü araştırılırken bu konuyla bağlantılı bir seri katille karşı karşıya kalıyor ve işler karışıyor. Hamile olan dedektif Rizzolinin araştırmaları sayesinde olay aydınlanıyor ve sonunda hepsini tahmin etmedikleri bir sonuca daha ulaşıyorlar. Kitap sonuna kadar bol gerilim ve adrenalin içeriyor. Gerilim severlere tavsiye ederim.

Bin Muhteşem Güneş
10/1020.12.2015

Baskı: Bin Muhteşem Güneş

Yazar bu kitaptada yaşanan savaşın insanların hayatlarını nasıl mahvettiğini anlatıyor bizlere. Evlilik dışı birlikten doğan Meryem annesi ile birlikte dışlanmış bir hayat yaşamaktadır. Babasının başka eşi ve çocukları yani Meryemin dahil olmadığı bir hayatı vardır. Haftanın bir günü erzak getirmek ve Meryemi görmek için ziyaretlerine gelirdi sadece. Meryem birgün evden kaçar ve babasının evine gider fakat babası onu kabul etmez geri döndüğünde ise annesi kendisini öldürmüştür. Tamamen yalnız başına kalan Meryem istenmedği için kurtulmak adına apar topar Babasının arkadaşı Raşitle evkendirilir. Leyla ise Raşit ve Meryemin komşusudur. Savaşta iki abisini kaybeder. Afganistanı terk etmek üzere iken ailesini tamamen kaybeden Leyla da yalnız başına kalınca oda Raşit e sığınır işte olaylarda burdan sonra başlıyor. Savaşın mağdurları herzaman kadınlar ve çocuklar oluyor ne yazıkki... kitabı okurken yer yet sinirden kuduracak yer yerde boğazınız düğümlenecek gözleriniz dolacak. Herkese tavsiye ediyorum mutlaka okunacak kitaplar arasında bence...

Baskı: İki Yeşil Susamuru: Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri

"İki yeşil susamuru: Anneleri,babaları,sevgilileri ve diğerleri yaşadığımız dünyaya,aşka,çevre sorununa alternatif çözümler arayan aydın ve farklı bir çiftin hikayesi, bir modern zamanlar romanı." (Arka kapak) Annesi babası boşanmış mimar Nilsu. Babası doktor annesi ev hanımı kardeşi cem. Nilsu nun yaşamı; boşanmış aile sendromu yaşamayla geçiyor. Anne ve babasının ayrılığını kabullenememiş babasını ve annesini başkalarıyla paylaşamamış, sırf babasının canını acıtma uğruna terk edişleri, kimseye bağlanamayışı. Teoman, babası savcı annesi edebiyat düşkünü ev hanımı ve ablası Nergis. Babasının peşinden anadoluyu arşınlamışlar. Babasının ölümünden sonra annesinin intiharı seçmesi. Teoman hayatı boyunca annesinin intiharının nedenini araştırıp duran bir mühendistir. Nilsu ve Teoman ın bir gün hayatları bir yerde kesişir ve birlikte devam eder. Kahramanlarımızın yaşamı yanında iç karışıklıklarınıda güzel dile getirmiş yazarımız . İlk defa buket uzuner kitabı okuyorum ve iyiki okumuşum dedim. İnsanın hayatında tekrar okumak için ayırdığı kitaplar olur ya benim içinde ilk defa tekrar okumak istediğim bir kitap o denli etkiledi beni. Herkese tavsiye ederim mutlaka okumalısınız.

Deliduman
10/1020.12.2015

Baskı: Deliduman

Emrah serbes in okuduğum ilk kitabı ve değer diyorum. Dili özgün ve doğaldı Hakan Günday tarzını andırdı bana açıkçası... Gelelim kitap yorumuna; Çağlar İyice, 17 yaşında ilçe belediye başkanının yiğeni 9 yaşında Çiğdem diye kız kardeşi var ve hayatı sadece kardeşinden ibaret. Benimde hayatım kardeşimden ibaret olduğu için okurken kendimle özdeştirdim Çağları, onun yerinde olsaydım bende aynı şeyleri yapardım. Olayın aslı yetenek yarışmasına katılan kardeşi Çiğdemin meşhur olma hayali ve bunun için yaptıkları ile başlıyor. Yetenek yarışması düzenlendiği sıralara denk gelen Gezi parkı olaylarının yaşamlarına yansımaları da anlatılıyor. Yaşadıkları ilçeden Gezi parkına uzanan olaylar okuyucuları bekliyor. Kimi zaman içiniz eziliyor okurken kimi zamanda bir tebessüm beliriyor yüzünüzde her duygudan biraz bulunuyordu bence. Anlatımda argo ve küfürlerde mevcut okuyacaklara ufak bir bilgi ama doğal duruyordu aslında 17 yaşındaki bir gencin gözünden hayata bakıyoruz çünkü. Ben herkese tavsiye ediyorum çok beğendim.

Trendeki Kız
5/1020.12.2015

Baskı: Trendeki Kız

Rachel, eşinden ve işinden ayrılmış alkolik bir kadın fakat ev arkadaşına işsiz olduğunu söylemediği için her sabah evden işe diye çıkıp trenle yolculuk ediyor. Eski mahallesinde tren yoluna yakın bir evdeki aileyi trendeyken takip etmeye başlar, hayalinde nasıl evliliklerinin olduğunu canlandırır ve onları kendisinin taktığı isimlerle düşünür. Eski kocasını hala unutamayan Rachel, çok sarhoş olduğu bir akşam görmeye gider fakat işler beklemediği kadar karmaşık hal alır çünkü eski mahallesine gittiği akşam trenden evini izlediği kadın kaybolur, olaya farkında olmadan dahil olur ve kitap burdan sonra başlar. Bana göre kitap oldukça sıkıcıydı ilk 100 sayfadan sonra yazılanlar anlamlı hale gelmeye başladı. 200 sayfadan sonrada olaylar hareketlendi.Kitabın 359 sayfa olduğu düşünülecek olursa 159 sayfa için 200 sayfayı okumak gereksiz gibi geldi bana, belki de ben beklentimi yüksek tuttuğum için bu şekilde düşüş yaşamışta olabilirim, bilmiyorum ama okumasaydımda olurmuş dedim

Tanrı'nın Formülü
9/1020.12.2015

Baskı: Tanrı'nın Formülü

İsrail'in ilk başbakanı David Ben Gurion, Albert Einstein ile tanışmak için ziyaretine gider. Atomla başlayan sohbet Tanrı'nın varlığıyla devam eder. Einstein Tanrı'nın formülünün peşindedir ve ölmeden önce bir el yazması bırakır. Belge İran lıların eline geçer ve şifreyi çözmesi için Kriptolog ve tarih profesörü Thomas Noronha dan yardım isterler. CİA de belgenin peşine düşünce olaylar içinden çıkılmaz bir hale dönüşür. Thomas'a bu zorlu yolculuğunda çekici iranlı kadın Ariana Pakvaran yardım eder. Kitap fizikten ve matematikten çokça bahsetmiş teoremler ve paradokslarla evrenin var oluş nedeni ve Tanrı'nın varlığı araştırılmış. Açıklamalar fiziğe ilgisi olmayanlar için biraz sıkıcı gelebilir ama anlatılanlar kitabın sonunda belgelendirilmiş. Kitap bu anlatımların dışında olayların çözülüş şekli açısından Dan Brown tarzında anlatılmış merak uyandırıyor. Kitabı okurken evrenin ve bizim yaradılış nedenimizi fizik kurallarıyla tekrar sorgulayacaksınız. Bilgi yüklü bir kitap herkese tavsiye ediyorum.

Pepuk
10/1020.12.2015

Baskı: Pepuk

Yelda, Aydın'ın Kuyucak ilçesinde üniversiteye yerleşir. Damla, Dilan, Hacer'le ev arkadaşı olur. Emre ve Eren de sınıf arkadaşlarıdır ve olaylar bu kişiler arasında bu küçük ege ilçesinde geçmektedir. Kitapta dostluk, karşılıksız aşk ve ihanet o kadar güzel anlatılmış ki sonlarda yok artık dedim ve itiraf ediyorum bir sahne var ki gözyaşlarıma engel olamadım. Velhasıl kelam övüldüğü kadar var olduğuna inandım ve herkese okuması için tavsiye ediyorum.

Adı: Aylin
4/1020.12.2015

Baskı: Adı: Aylin

Aylin Radomisli Cates 19 ocak 1995 perşembe günü evinin bahçesinde, şüpheli bir şekilde evinin temizlikçisi tarafından bulunur ve ölümündeki sır perdesi aralanamaz ve kayıtlara garip bir kaza olarak geçer. Aylin Devrimel in biyografisi olarak yazılmıştır kitap ailesi çocukluğu,gençliği, okulları, evlilikleri ve meslek hayatı anlatılıyor kitapta. Sıradaşı bir kişilik ve sıradışı bir hayat anlatılıyor... Aslında çok ilgimi çektiğini söyleyemem kitabı okurken zaman zaman sıkıldım... biyografi okumayı severlere tavsiye edebilirim.

Baskı: Hitler'in Şirret Kadınları

1. Dünya savaşı sonrası Almanya'sında doğan ve ardından, soykırıma dönüşen Nazi milliyetçiliği akımına doğrudan yada dolaylı yoldan katılan kadınların yaşadıkları ve yaptikları, belgelere ve sağ kalan kurbanların ifadelerine dayandırılarak anlatılmış... Hitler ve yandaşlarının, Yahudi düşmanliğinin ve saf Aryan ırkından oluşan bir imparatorluk kurma hayallerinin çerçevesinde, başlarda kadinlar sadece üreme aracı olarak görülurken daha sonraları; sekreterlerin, öğretmenlerin ve hemşirelerin soykırıma isteyerek ve ya zorla nasıl dahil edildiğine geniş olarak yer verilmiş... Sayıları kesin olarak bilinmeyen bu kadınlardan yola çıkarak bütün Alman kadinlarini suçlamak doğru olmaz elbette... Fakat hangi ideoloji veya beyin yikama çalismasi, annelik iç güdüsüne sahip bir kadinin masum çocuklari öldürmesine sebep olabilir ki :((( diye soruyorum kendi kendime... Kitabı okurken bir cok sahnesinde sinir oldum... Kitabin çevirisi için Ebru Sürmeli ve 'kotonkitap'ada ayrica tesekkür etmek isterim. Hic sıkmayan bir anlatıma sahipti. Yahudi soykiriminda kadınların rollerini merak edenlere ve bu döneme ilgisi olanlara mutlaka tavsiye ederim... okunulması gereken bir kitap diye düşünüyorum...

Serenad
8/1020.12.2015

Baskı: Serenad

İstanbul üniversitesinde çalısan Maya , amerikadan gelen alman asilli profesor maximilian wagner ile karsilasmasiyla hikaye baslar. Nazi almanyasindan kacan bilim adamlarinin turkiyeye geldigi donem, hitler diktatorlugunde yasananlar, struma gemisi olayi gercekci bir sekilde anlatilmis, 3 kadin 3 hikaye anlatilmaz okunur diyorum ve herkese tavsiye ediyorum...

Baskı: Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Bu tarzda bir kitap okudum bu yüzden yorumlaması biraz zor geldi bana. Kahramanımız Müzzeyen'e aşıktır ve iç sesiyle Müzeyyene duygularını, hayallerini anlatır. ona hikayeler yazar, yazdığı hikayelerle konuşur. Çevresiyle canlı yada cansız iç sesiyle konuşuyor onlara şarkı sözlerinden film sahnelerinden, Sadri Alışık'tan bahseder. Size kitaptan bir alıntıda yapmak istiyorum. "Aslında tam diye birşey yoktur. Her tam ,bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür." 58 sayfa kısa ve öz ama farklı bir anlatıma sahip bir kitap tavsiye ederim...

Satranç
9/1020.12.2015

Baskı: Satranç

Satranç, Stefan zweıg in 1942 yılında karısıyla intiharında önce yazdığı kitap. Yoksul Slav Tuna gemicisi babasının ölümünden sonra bölgenin papazı, 12 yaşındaki Mirko Czentovic i himayesine alır. Raslantı sonucu satrançla tanışır ve dünya şampiyonu olur. Bir gün gemide Hitlerin döneminde işkencelere maruz kaldığı dönemde eline geçirdiği kitapla satrancın inceliklerini öğrenen Dr. B nin karşılaşması anlatılıyor. Kısa ve öz heyecanlı bir kitap herkese tavsiye ederim...

Kumral Ada Mavi Tuna
6/1020.12.2015

Baskı: Kumral Ada Mavi Tuna

Kitap; "bütün gazateler hayatta en çok sevdiğim kadının cinayet işlediğini yazıyordu." diye başlıyor. Kitapta çözülmesi gereken bir cinayet bekliyordum ama kitap bambaşka ilerledi. Tuna terzi bir ailenin ikinci oğlu, gözleri deniz mavisi olduğu için lakabı Mavi Tuna olarak kalıyor. Kuzguncuk ta yaşıyorlar ailesi ile birlikte bir gün evlerinin yanındaki köşke sinema sanatçıları taşınıyorlar. Süreyya Mercan ve Pervin Gökay tek kızları Ada ile birlikte. Ada kumral bir kız olduğu için ve şair dayısının şiiri kumral ada dan ilhamla lakabı "kumral Ada" olarak kalıyor. Tuna ile Ada nın inanılmaz arkadaşlık bağları anlatılıyor. Ada , Tuna'nın abisi Aras ile sevgili iken Tuna nın yaşadıkları. iç savaş la birlikte kendi iç savaşını da yaşayan Tuna nın halleri... tavsiye ederim Buket Uzuner severlere... "Aşkın bin çeşit hali vardır ve hepside acı verir"...

İskender
8/1020.12.2015

Baskı: İskender

Kitap İskender'in hayatını anlatıyor diye düşündürsede bence annesi Pembe 'nin hayatını anlatıyordu. Aslında kitapta herkesin hayatı tek tek anlatılmış, her pencereden hayata bakmış yazar, acaba kafa karıştırırmı derken okudukça onlardan biri olup çıktığını sonra farkediyor insan. Pembe ve Cemile ikiz kardeşler ailenin 6tane kızdan sonra erkek çocuk niyetiyle dünyaya gelen Kader ve Yeter adında iki kız çocuğu. Pembe, kardeşi Cemile nin sevdiği Adem ile evlenerek ingiltereye yerleşir. İskender, Esma ve Yunus adında üç çocuğu olur. Töre, aşk, gurbet ve kardeşlik bağı çok gerçekçi anlatılmış kitapta. Günümüzde halen devam eden kadınlara verilen değer, kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik güzel anlatılmış. insanın okurken içi cız ediyor. Kitabın sonunda bir süprizide oluyor okurlara yazarın bence kaçırılmaması gereken bir kitap herkese tavsiye ederim...

Yıldız Tozu
5/1020.12.2015

Baskı: Yıldız Tozu

Matt ve Elle çocukluk aşkları birbirlerinin... Matt 17 yasinda, Elle 15 yasinda baslayan bir aşk inisli çikişli ve evlilikleriyle devam eden... Elle ve Matt in evliliklerinde istedikleri birbirine olan aşklarindan sonra bir bebek sahibi olmak... Elle in kan pihtilaşma sorunu oldugu icin hamilelikleri düşükle sonuçlanmiştir hep. Elle talihsiz bir kaza yaşar ve beyin ölümü gerçeklesmistir. Annesinin aci icindeki hastalik dönemine sahit oldugu icin makineler bagli olarak yasamak istemedigini vasiyet eder. Matt ise onun ölmesine izin veremez çünkü Elle hamiledir. Anlatmaya devam edersem spohiler vermek zorunda kalacağim bu yuzden susuyorum :))) anlatilanlarda herkes kendini Elle yerine koymustur ama ben kocasi Matt in yerine koydum. Aileme karşi bebegim için savasmak zorunda kalmak inanki yasadigim kaybin yaninda çok yipratici diye düşünüyorum... kitabin isminin neden "yıldız tozu" oldugunu merak etmiştim kitabi okuyunca bunun nedeninide açikliyor... Kitabin konusu klasik bir konu fakat anlatimda merak unsuru her sayfada mevcuttu ve kendini okutuyor kitap ayrica okurken kendini ve ailenide sorguluyorsun... samimi, içten ve masal tadında bir aşk hikayesi okumak istiyorsaniz tavsiye ederim herkese :))))

Sineklerin Tanrısı
8/1020.12.2015

Baskı: Sineklerin Tanrısı

Bitti... kitapla ilgili yorumumdan once bir kac alinti paylasmak istiyorum... "'Ben sizlere yiyecek verdim' dedi Jack. 'Benim avcilarim sizi canavardan koruyacak. Kim giriyor benim kabileme?" "'Ben şefim' dedi Ralph; çünkü beni sizler seçtiniz. Atesi söndürmeyecektik. Şimdiyse, yiyecek pesinden kosuyorsunuz..." "Hangisi daha iyi? Kurallar yapip anlasmak mi, yoksa ava çikip öldürmek mi?" Bir grup 7 ve 16 yas arasi çocugun bulundugu ucak bir adaya düsüyor ve cogu sag kaliyorlar. Bir araya gelip ne yapacaklarina karar vermek icin aralarinda Ralph i sef olarak seciyorlar. Ralph in ve diger cocuklarin tek amaci adadan en kisa zamanda kurtulmak, bunun icinde isaret vermek icin ates yakip duman yapmalari gerekmektedir. Jack ise kilise korosu baskanidir ve kendisinin avci oldugunu ve öncelikle karinlarini doyurmalari gerektigini ve avlanmalarini söyler. Kitap kesinlikle cocuk romani degildir. Aslinda bir hikayeden bütün dünyayi ilgilendiren evrensel konularada deginmistir perde arkasinda. Ceviriyi yapan yazarimiz Mina Urgan kitabin sonunda son söz olarak aciklamis zaten... lafin kisasi okunmasi gereken bir modern klasik diyorum ve herkese tavsiye ediyorum.

Aşk-ı Rana
4/1020.12.2015

Baskı: Aşk-ı Rana

Büyük bir beklentiyle aldigim icin mi yoksa bildik bir hikaye oldugu icin mi ben okurken hayal kirikligina uğradim üzülerek söylüyorum :( kitaba basladigim zaman ben bu konuda bir kitap mi okudum filmini mi izlemistim acaba diye düşünürken buldum kendimi. Konu tanidik olmasi bir yana anlatimdanda sıkıldım uzun zamandir bir kitabin. Belki bana hitap etmeyen bir anlatimdi bilemiyorum emege saygisizlik yapmakta istemiyorum yanlis anlasilmasin... benim hissettigim anlatima duygu katmak isterken abartilmis ve duygu kaybolmus gibi geldi, gereksiz uzatmalar vardi bana göre. Kisaca konusundan bahsedeyim. Kuzey 20li yaslarda genc bir polis memuru babasi baska bir kadinla evlendigi icin annesini ve ablasini gormeden büyüyor. birtakim kisileri ve olaylari gözlemlemek icin üniversiteye ögrenci olarak goreve baslar öte yandan Istanbulda doktor olan ablasiyla bir olay sonucu yollari kesisir ve olaylar burdan sonra farkli bir hal alir. Kitabin tanitimindaki siyaseti, cinayetin gerilimini ve askin dogalligini bulamadim. Umarim yazarin yazacagi diger kitaplari farkli olur ve okurum...

Baskı: Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları: Su

"İlk gün tanıdığım tiyatro oyuncusu Kemal neyse sinema starı Kemal Sunal da aynı adamdı... Para ve şöhreti iyi taşıyabildi..." -Gül Sunal Kemal Sunal hayrani olmayan en az bir filmini izleyip kahkahalar atmayan yoktur sanirim aramizda. Gelmis gecmis en iyi komedyenlerdendi bence kendisi. Hala filmleri ayni heyecan ve tazelikte izleniyor, hala ezbere bilinen repliklerde icten gülünebiliyor... Iste bu yetenekli insanin; aile hayati, arkadaslariyla arasi, cocuklarina nasil baba, esine nasil koca oldugu kisacasi nasil adam gibi adam oldugu karisi Gül Sunal in agzindan anlatilmis cokta guzel olmus benim gibi ozel hayatinda nasil bir yasantisi oldugunu merak edenlere gore bir kitap daha yakindan tanimak icin... Gül hanim kendiside soylemis anlattiklarinin bir zaman sirasi yok aklina ne gelirse konudan konuya zamandan zamana anlatmis birbirinden bagimsiz anilarin bir araya gelmesiyle hazirlanmis yüregine emegine saglik diyorum ve kendi adima tesekkur ediyorum.. yazmasaydi taniyamazdik... ve mutlaka istisnasiz herkese tavsiye ediyorum :))) sanki kitap okumuyorumda evlerine misafirlige gitmisim gibi oldu okurken ;))

ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki