Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…

Yazar: hakan günday
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tara…
Yazar: chris wiegand
Güzel kadınlar. Nazik adamlar. Varoluşçu kaygılar. Paris kafelerindeki siyah beyaz figürler. Sigara dumanı. Çokçası. Fransız sineması günümüz izleyicilerine sıkça tekrarlanan klişeleri anımsatırken Yeni Dalga dönemi kendi karakteristik imajını sunar. Champs Elysées'de dolaşıp New York Herald Tribune satan Jean Seberg. Paris sokaklaırnda çalıntı bir daktiloyla koşuşturan genç Jean-Pierre Lé…


Yazar: chris wiegand
Güzel kadınlar. Nazik adamlar. Varoluşçu kaygılar. Paris kafelerindeki siyah beyaz figürler. Sigara dumanı. Çokçası. Fransız sineması günümüz izleyicilerine sıkça tekrarlanan klişeleri anımsatırken Yeni Dalga dönemi kendi karakteristik imajını sunar. Champs Elysées'de dolaşıp New York Herald Tribune satan Jean Seberg. Paris sokaklaırnda çalıntı bir daktiloyla koşuşturan genç Jean-Pierre Lé…

Yazar: nüzhet şenbay
Öyle güzel konuşanlar var ki, bildikleri konu üzerinde düşüncelerini, duygularını düzgün tümceler kurup etkili sözcükler bularak söyler, dinleyenleri hayran bırakırlar.Nüzhet ŞenbayBu kitap hem günlük konuşmalar, hem de çeşitli konferanslarda dilin doğru ve etkili kullanıma yönelik örnek alıştırmalar içeren bir el kitabıdır.

Yazar: can gürzap
Yıllarını tiyatroya, Türkçenin doğru ve güzel konuşulmasına adayan Can Gürzapın bu kitabı, konuşma sorunlarından beden anlatımına, nefes ve ses çalışmalarından fonetiğe, diksiyondan topluluk önünde konuşma yöntemlerine kadar geniş bir yelpazenin içinde, konuşmanın inceliklerini sunuyor okurlara. Söz Söyleme ve Diksiyon, oyunculuğu meslek olarak seçmiş kişiler, dilimizi doğru ve güzel konuşmak ist…

Yazar: bertolt brecht
Entelektüellerin eleştirisi, dogmatizmin sorgulanması... Akıl ve akılcılık, entelektüeller ve entelektüalizm. Bütün bunlar pekala emekle ve toplumla karşı karşı gelebiliyor. Evrensel bir tema: Uygarlığın doğuşundan bugünlere değin uzanan bir insanlık sorunu. Bürokrasi, uzmanlar ve sosyalist ülkelerde sınıflaşma problemine Brechtin değinmeleri.

Yazar: savaş dinçel
GELEN ADAM: (Yanına gelir, kulağına fısıldar gibi) Yapabilirsin. ADAM: (Bir rüyadan uyanmış gibi) Ha?... Ne?... GA: Yapabilirsin diyorum. A: Neyi yapabilirim? GA: İşte bak bir kere hayal etmişsin. Hayal ettiğine göre de yapabilirsin demektir. Artık kimse kızamaz sana. (Birden ADAMın etrafında dans etmeye başlar) Yaşasın... (Kahkahalar atar) Kurtulduk... A: Dursana be... Noluyorsun öyle?... Deli m…

Yazar: turgut uyar
İkinci Yeni hareketinin Edip Cansever ve Cemal Süreya ile birlikte önde gelen şairlerinden Turgut Uyar, çok uzun bir aradan sonra ilk kez bütün şiirleri içeren bir kitapla okurlarının karşısında. Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir ve Dün Yok mu kitaplarının yanı sıra dergilerde kalan son şiirleri ve önceki baskı…

Yazar: özdemir asaf
Özdemir Asafın şairdeki ikinci kişi problemini, ikinci kişi ile kendi arasındaki bağıntıları çeşitli yönlerden derinleştirdiği, yaşayışını dolduran davranışları soyutlaştırarak bir düşünce planına yükselttiği, bunu yaparken de, 1950 şiirinin ortak biçim anlayışından ayrı, özel bir dil kullandığı görülür; çelişmeli, oyunlu bir mantık düzeninde mısra sayısını çok kere en aza indirdiği de olur.Behç…

Yazar: samuel beckett
Godotyu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953te Pariste sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti. Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya ça…

Yazar: gerard herzhaft
Önceleri bir kaynak tür olarak kabul gören blues, artık bağımsız ve özellikli bir müzikal ifade biçimi olarak dünyanın dört bir tarafında ilgi görüyor. Kökenlerindeki başkaldırı ve hüznün yenilikçi bir müzikal form olarak yeniden doğuşu, yaratıcılıklarını bu alanda sivrilten birçok öncünün varlığıyla mümkün olabilmiştir. Bugün blues adı altında toplanan müziklerin evrensel niteliği, her türlü kay…

Yazar: giles oakley
Bireyin ve dolayısıyla toplumun kendini ifade etme biçimlerinden biri olarak müzik, belki de en doğrudan etkiye sahip olan sanat dalıdır. Giles Oakleynin Blues Tarihi-Şeytanın Müziği adlı çalışması da kendini ifade etme biçimi olarak müziğin en ilginç öykülerinden birini anlatıyor. Amerikada en büyük öteki grubu olarak algılanan siyah kölelerin arasında doğan blues zamanla, ötekinin ötekiliğini d…

Yazar: aziz nesin
Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşamazı önce radyo oyunu olarak yazdı. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirdi. Israrlar üzerine senaryosunu yazdı; çoğu tiyatrocudan olduğu gibi, bu kez de filmciden telif hakkını alamadı. Bir haftalık gazetede çizgi romanı yayımlandı. Ardından televizyon senaryosunu yazdı. okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu anda bu roman ol…

Yazar: ken kesey
Jack Nicholson'un başrol oynadığı ve büyük bir başarı kazanan filme konu olan roman, otoritelerin sağır ve dilsiz olduğunu düşündükleri, yarı Amerikalı yarı Kızılderili şef Bromden'in akıl hastanesindeki yaşamını konu alıyor. Büyük Hemşire tarafından yönetilen bu insanların dünyasına günün birinde kumarbaz McMurphy'nin de katılmasıyla olayların günlük akışı değişir. McMurphy bu ins…




