Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: emily bronte
Romantizm akımının önemli eserlerinden olan Uğultulu Tepeler, birbirine aşık olan, ama zaman içinde farklı yerlere sürüklenen iki insanın çocuklarının da birbirlerine aşık olmaları ile iyice sarpa saran bir/birçok aşk öyküsünü konu alıyor...Uğultulu Tepeler, yazarın hayatı boyunca yazdığı tek kitap olmasının yanı sıra bir kadının edebiyat dünyasında varlığını ispat etmesi açısından oldukça dikkat…

Yazar: charlotte bronte
Charlotte Bronte''nin kendi hayatından yola çıkarak yazdığı bu roman, hem yazarın en önemli kitaplarından biri hem de çağının gerçeklerini en iyi anlatan yapıtlardan biri olma özelliğini taşıyor. Lucy Snowe, genç yaşta ailesini yitirince vatanı İngiltere''yi terk eder ve kıta Avrupası''ndaki Villette kentinde bir yatılı kız okulunda öğretmenlik yapmaya başlar. Lucy b…

Yazar: john buchan
İlk defa 1916 yılında basılan Yeşil Kaftan, John Buchan'ın Richard Hannay karakterine hayat verdiği beş romanın ikincisidir. Birinci Dünya Savaşı döneminde geçen iki Hannay romanından biri olan kitap, Otuz Dokuz Basamak ile birlikte yazarın en bilinen eserlerindendir. Birinci Dünya Savaşı casusu Richard Hannay, Müslüman dünyasında patlak vermek üzere olan bir ayaklanmayı araştırması için…

Yazar: william s. burroughs
Junky, William S. Burroughs'un ilk eseri. Altıkırkbeş Yayın'ın Türkçe'ye kazandırdığı eserin çevirisinde kitaba önemli tarihsel bir giriş de yazan Oliver Harris'in edit ettiği 50. Yıl Özel Baskısı baz alındı. Ek olarak Burroughs'un kitabın orijinal halinde yer verdiği lakin bu baskıya dek kitaba eklenmeyen "çıkartılmış" bölümler ile birlikte; Burroughs'…

Yazar: robert olen butler
Cehennem’den canlı yayınla karşınızdayız! Bugünün en önemli gündem başlığı, Şeytan’la yaptığımız röportaj… Sakın bizden ayrılmayın!.. Hatcher McCord kendini Cehennem’de bulmuş bir spikerdir ve neden böyle kötü bir sonla karşılaştığını çözmeye çalışmaktadır. Humphrey Bogart, William Shakespeare, papalar, yazarlar ve Amerikan başkanları gibi çeşit çeşit karakterlerle dolu çevresi de aynı dertten…

Yazar: jaume cabre
Adria'nın derin bir suçluluk duygusuyla yaşadığı ömrü zihninin parça parça ölümüyle son bulurken, uzun zaman önce yitirdiği sevgilisine yazmaya başladığı mektup, bir günah çıkarmaya dönüşür ve bu kişisel itirafı Avrupa uygarlığının bir itirafına doğru yol alır. Roman boyu karşımıza çıkan nesneler, eserler, Avrupa'da yaratılmış bütün güzellikler ile bütün bu güzelliklerin üzerine düşen k…

Yazar: ernest callenbach
Hayal kurmak küçümseniyor!Oysa kendi geleceğimizi kazanabilmek için önce hayal kurmalı, bize dayatılan hayatları sevmiyorsak, kendimizi ifade edecek hayatları hayal etmeyi becermeliyiz. Zira, hayat hakkında çok kafa yoran ünlü sakallının dediği gibi İnsan önüne sorun olarak koyduğu şeyleri çözer.Bu kez bir ekolojik ütopya sunuyoruz sizlere... Yayımlandığında çok tartışılan, sık sık basılan ve hem…

Yazar: elias canetti
Elias Canetti İnsanın Taşrası adıyla yayımladığı notlar için şöyle diyor: Notlar insanın içinden geldiği gibi kaleme alınan, birbiriyle çelişen yazılardır. Kimi zaman dayanılmaz bir gerilimden, ama çoğu kez de aşırı bir hafife almaktan kaynaklanan esintileri içerir... İnsan çok yönü, binlerce yönü bulunan bir varlıktır -en büyük şansı ve mutluluk kaynağı da budur; ve insan ancak belli bir süre sa…

Yazar: truman capote
20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli eserlerinden Soğukkanlılıkla’da Truman Capote, Kansas’ta cezaevinden yeni çıkan iki kişinin orta sınıf bir Amerikan ailesinin tüm fertlerini öldürmesiyle başlayan sürecin izini sürer. O gün için yalnızca küçük bir gazete haberi olan ancak sonrasında tarihe "nedensiz" işlenmiş en vahşi cinayetlerden biri olarak geçen Clutter davasının ayrıntı…

Yazar: charles bukowski
Charles Bukowski, edebiyat dünyasına esas girişini şiirle yapmış, bu nedenle şiirlerini düzyazılarından ayrı bir yere koyuyor ve daha çok önemsiyor. Parantez Yayınlarından Türkçede yeni çıkan kitabı Bir Tek Ben miyim Böyle Yaşayan? Bukowski'nin son şiirlerinden oluşuyor. 24 yaşındayken ilk kısa öyküleri yayınlanan Bukowski, bir yıllık yazarlık deneyiminden sonra, yazdıklarının çoğunun ede…

Yazar: charles bukowski
ve aşk iki kez geldiğinde ve iki kez yalan söylediğinde bir daha asla sevmemeye karar verdik, böylesi adilaneydi, bize ve aşkın kendisine. ne merhamet dileniriz ne de mucize; yaşayacağız, öleceğiz, sinek öldüreceğiz, boks maçlarına ve hipodromlara gideceğiz, hayatımızı sırf talih ve yetenekle sürdüreceğiz.

Yazar: charles bukowski
Kadınlar, Bukowski'nin en çok okunan, üzerinde en çok konuşulan, tartışılan romanı. Hayatında önemli yer etmiş, aşık olduğu, peşlerinden koştuğu, birlikte yaşadığı kadınları anlattığı romanı. Kadınlar, Bukowski'nin kadınlarla ilişkilerini ve cinsel hayatını olabildiğince açıklıkla anlattığı en önemli romanı olarak da kabul ediliyor. Rahat ve serbest bir anlatımı tercih etmesiyle dikkati…

Yazar: charles bukowski
Charles Bukowski'nin ölümünden sonra bulunmuş, daha önce hiç yayınlanmamış öyküleri ilk kez Türkçe'de. "İzahı güç. Aşk kötü bir sözcük fakat sözün tam anlamıyla, âşıktık. Bir kadınla sevişmeden onu gerçekten tanımanın mümkün olmadığından hiç kuşkum yok. Ve ne kadar çok sevişirseniz birbirinizi o kadar iyi tanırsınız. Ve iş görmeye devam ediyorsa, bunun adı aşktır. İş görmez oldu…

Yazar: charles bukowski
Harry bara girip oturdu. "Sulu skoç," dedi barmene. Harry'nin barlara dair bazı düşünceleri vardı. İnsanlığın ikinci en aşağılık türünden geçilmezlerdi. Birinci en aşağılık türü hipodromda bulabilirdiniz. Harry hipodromdan az önce çıkmış biri olarak bütünüyle anlamsız bir günü tamamlıyordu. Müzik dolabı suskundu ve kimse bilardo oynamıyordu en azından. Bir bara girip sarhoş oluncay…

Yazar: charles bukowski
İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izi…

Yazar: kolektif
Bukowski, 60'lar ve 70'lerin başında kendi gibi teksir makinesi kullanan şairleri tanımlamak için "Meat şairleri" diye bir terim uydurdu Meat şairleri için hiçbir şey kutsal değildi. Şiir her şeyden oluşurdu: düzüşmek, küfür, uyuşturucu, ırk ve hapishane, hepsi aynıydı. Bukowski önderliğindeki Meat şairlerinin amacı, şiir dilini gevşetmek idi. İçerik biçimden önce geliyordu. B…

Yazar: jean-françois duval
Bu nesne, Amerikan yeraltı edebiyatıyla ilgili tam bir karşılaştırmalı edebiyat ziyafeti. İki ayrı ekol olarak ele alınabilecek ama Amerikan yeraltı edebiyatı çatısında bir araya gelen bu iki tür, Bukowski ve Beat Edebiyatı arasındaki aynılıklar ve ayrılıklar üzerine kurulu kısa ve lezzetli bir metin. Beat'lerden Punk'a, Punk'tan Bukowski'ye Amerika'nın yeraltına açıl…

Yazar: william beckford
William Beckford, Vathekin trajik öyküsünü, 1782 yılında, üç gün üç gecede, Fransızca yazmıştır. Aslında karmaşık bir öykü değildir bu. Vathekin, inancını değiştirmesi koşulunu yerine getirerek, kan dökerek, günahlar işleyerek girdiği Yeraltı Ateşi sarayı debdebe ve tılsım bakımından alabildiğine zengindir, ancak aynı zamanda cehennemdir de. Bu tür bir öykü olan Doktor Faustus ve onun çıkış nokta…

Yazar: samuel beckett
Murphy, bir Beckett anti-kahramanı. Belli bir eğitimden geçmiş. İrlandalı. Yalnız, edilgen ve tekbenci. Bir işte çalışmıyor. Tek mutluluğu sallanan bir koltuğa kendini çırılçıplak bağlamak, iç dünyasına çekilip orada yolculuklara çıkmak...Celia, Murphyye âşık. Fahişe. Bedensel bir aşkla sevilen ve dış dünyaya ait olduğu için Murphynin reddetmek istediği bir kadın...Murphy, peşini bırakmayan dış d…

Yazar: thomas bernhard
Ungenach, Thomas Bernhard’ın Avusturya’nın suçlu belleğine ilişkin saptamalarını başlatan kitabıdır; anlatının tümü “aidiyet travması” çevresinde gelişir. Ülke dışında yaşayan Avusturyalı bir akademisyen, büyük bir mirasın vârisi, bu mirası akrabalarına “bölüştürerek” ondan bir an önce kurtulmak ister. Genç adam miras meselesini halletmek için memlekete dönüp de geçmişle yüz yüze gelince, geçm…



