yakamoz92, 3 adet değerlendirme yapmış.  (1/1)
« geri  ileri »
Atatürk'ün T.B.M.M. Açık ve Gizli Oturumlarındaki T.B.M.M. Konuşmaları
Atatürk'ün T.B.M.M. Açık ve Gizli Oturumlarındaki T.B.M.M. Konuşmaları

10

M.Kemal'in Ankara Meclisi'ndeki konuşmalarında konjonktürel olarak değişken, kendi beyânlarıyla tezadlı, vaadlerini gerçekleştiremeyen hâkim-i mutlâk darbeci kitlenin oluşumundaki fahrî-subayın zaman zaman terleyen, tehdit eden ve edilen karakterin çok taraflı siyâsetinin hatırât yazımıyla mevcûd nizâma paralellik uydurma gayretinden uzak, güncel vukuâta karşın şedid tehditkâr ve imha yahud bertaraf bırakma emirlerinin meclis kürsüsünde mezkûreleri. Bizzat "Zat-ı Şahane(Padişah) ve sadaret makamınca zahirî eylemde Karadeniz havalisinde Pontuscu ve Ermeni komitelerinin düçar etttiği asayişsizliği gidermek üzere tavzifi üzere Anadolu'ya geçişinden, kongre faaliyetlerinden sonra, İ'tilâf Devletleri'yle müzâkere edilen sulh görüşmeleri sebebiyle istirahate çektirilen, sadaretete çağırılan emre itaât etmeyen ve Ferit Paşa hükûmetince takibâta alınan, Meclis'in Ankara'da kurulmasının -İstanbul'la ikiliğe yolaçacağı tenkidine karşı- gerekliliğini yeni sadrazam Ali Rıza Paşa'yla mektûblaşmalarında yazan, neticede ikiliğe sebeb olan, Hâlife-Padişah'ını kuvvet iktiran edene değin tekrim eden, "'mâlûm Fetva'yı' Padişah'ın ağzından duysam dahi İngiliz zoruyla olduğunutefehhüm ederim" diyerek umumî durumu özetleyen, Hâlife'ye tam sadakatin önündeki engeli elim istanbul işgalinin düçar ettiği esareti ve padişahı zor durumda bırakmama gayretiyle serd eden , Ankara'ya karşı Millî Mücâdele esnasına Padişah'a irticaî itaât için başlatılan Düzce, Konya, Bolu, Koçgiri, Gerede, Hendek, Adapazarı, Afyon, Tokat Kuvva-yı İnzibatiye nâmı altında isyanları, yanlış tefehhüm zihniyetinin M.Kemal ifâdesinde Halife ve Padişah'a Ankara'nın düşman olduğunu zanneden gafiller güruhuyla süregelen savaşlar sonrası Ordu içerisinde hâkimiyet sağlayan -kademe kademe Hey'et-i Temsiliye ve sonrasında bağımsız hükûmet olarak müesseseleşen hey'et-i icraiyenin artık Padişah'a bağlılığını ifâde zorunluluğu da kalmamış, İstanbul'u tanımama ve Londra konferasında Batı'ya kendi istiklâlini tanıtma gayretinde devaran edegelmiş, Vahideddin'i 'Hain' olarak tavsif etmiş, Milletin üzerinde iki müstebid kuvvetten dev vurmuş, aslî olan yapı için kabûl edilemez çıban-başı bir cunta olduğunu icraî faâliyete başladığından beri izhar etmiştir, zati. Diğer taraftan aktüel olarak kahraman ve hain ilân edilen bedbahtlardan kuvva-i seyyare ordu kumandanlarından Yunan'ı 1 senedir kıyıda tutan, zaman zaman Aznavur kuvvetleriyle çarpışan, iç-isyanlara gönderilen Efe'lerin, hasseten Çerkes Ethem Bey'in ve çete ordusunun hukukundan taviz vermeyip muntazam orduya rağm olmama gayretiyle Refet Paşa'ya düşmanlığı ve Yunan'la teşrik-i mesaiisine (?) giden vetire. İnönü'nün Altıntaş hezimetiyle kahır çeken vatan topraklarının. Bursa'yı işgal ettiren kumandanı Bekir Sâmi'yi Divan-ı Harb'e vermek isteyen Meclis'in, çekilme emrini verdiğini söyleyen M.Kemal'e Canik Me'busu Nafiz B.'in -Şu halde siz de Mesulsünüz! diye bağırışı. Bursa hezimet ve öfkesine M.Kemal'in tavsiyesi: "Bu Sayfayı kökünden kopartın." "Garba Harb İlân etmek" için muavenet arayışında her hareketlerinden haberdâr ettikleri Rus kucağına sarılan, güney hudutları için İskenderiye'nin güneyinden Musul-Kerkük-Süleymaniye'yi vatan kabûl eden, Suriye ve Irak devlet reis, mümessil ve halkının Hâlife'yle tekrar bir olmak, Türkiye'ye bağlanmak isteğiyle mandaterlerini defv için silâh ve me'kulâtî yardım talebleri, sonuc: -Batum'u da Rus'a ikram edip- Hüsranla karşılanan, gaye edindikleri Misâk-ı Millî'den hudud tavizini kabûl etmeyen Meclis'e karşı 'Düşman gibi' Misâk-ı Millî'de açık ve teammülü farklı esâsât var gibi gösterip, aleyhinde zıt hareket etmediğini isbatlama gayreti. Değerlendirme yerine bayağı notlarla bezeli olsa da içinde çok acı ve dört gün öncesine tezad teşkil eden -Meclis'in tahkik ettiği, ordumuzun yürüyerek (maâlesef erzel) kaçışından dört gün sonra ordumuzu "Dünya'daki En Muntazam ordu, en son teşkilât olarak tanımlanması gibi- garabetlerin de bulunduğu ve Nutuk'u kendinden tekzib eden ve Ankara'nın, M.Kemal'in siyâsî devinim ve kazanım içinde değişik etvar ve nazariyeleri. Vekilleri aşağılayış ve hakeret, hainliğinden subjektif iftiralarla bahs edip muhalefetlerini ve yalanlarını açığa ihtiyarî yahud gayr-ı ihtiyarî çıkartacak sualler irad eden insanları ıkma' eden bir M.Kemal, ve Matbuat ve İstihbarât Reisi'nden sansürler, bir örnek vermek gerekirse: -muhtemelen İzmir'e Doğru gazetesinden bahs ile- M.Kemal: "Hükûmet bu gazeteyi İstiklâl mahkemesine vermiştir, yarın muhakemesi olacaktır." Bir de hükümrânlığına 'don'la örnek vermek gerek: "Meselâ yarın Ankara ahalisi öğleye kadar bana on bin don ve gömlek verecek desem, bu benim emrim olacak ve icra onulacaktır. Onun için eğer he şeyde kanun, kitap ve satırlarının medlulüne mutabakatı arzu ediyor isek yapacak hiç bir şey yoktur."

Düşünme Sanatı
Düşünme Sanatı

10

100 küsür sayfa genişliğinde felsefik yahud düşünce oluşumları ve kuramlarının tenkidi ve tahliliyle birlikte, örgüsel olarak düşünce yapısının nasıl oluşturulması, istidrakı ve değerlendirilmesi, başkasına sunulmasında gereklilikler ve niteliklerini hûlaseten esâs kaidelerine rabt ile izâh eden ve geçmişte umûmileşmiş süregelen veyâ tekamül ederek farklılaşmş olan idea ve ideolojilerin kitâbta tabiî düşünce san'atının izahâtına dahil olanları da olumlu-olumsuz bağlamda değerlendirmeye tabi' tutarak zengin bir öğrenim birikimi ve kavrayış zekâsının öz-sunumundan ibaret. Sayfa genişliğiyle basit görünse de konulara değinim ve konular üzerinde söz sahibi olan geçmiş zevâtın birikiminin tahliliyle her sahifesinde zengin bir neşirdi.

Ermeni Mezalimi
Ermeni Mezalimi

7

İktidar riyasetinde uzun zamandır Orman ve Su işleri bakanlığını yürüten Veysel Eroğlu'nun matbû kitâbı. Görevinde bulunduğu hükûmetin, müesses nizâmın hâkimlerince ekâlliyetlere taviz ve hatta millî-ulusal çıkar ve değerlerden taksirât verdiği zan veyâ şübhesine karşın 1995 yılından günümüze belki cevâb teşkil edebilecek fikriyâttaki eseri. Her ne kadar müteverrih titizliğiyle kesin belirtili bir biçimde iktibas yerleri ayrılmasa da, Kaynaktan yazım başlangıcı hangi satırdan itibaren olduğu kafa karıştırsa da, bibliyografası esâs kaynaklara dayanık olmakla birlikte kitâbın hacmi itibariyle, geniş biçimde kullanılmamış. Buna rağmen hem Veysel Eroğlu'nun bölgeden şahsî müşahedelerinin yer aldığı, hem bizi yöneten kimselerin tarih ve millet şuurunu açıklayan, Ermeni iddiaları karşısında zulme ma'ruz kalan İslâm milletinin tezlerine vesikâ teşkil eden eserlerden yararlandığı için, bu mes'eleye bizim cebhemizden yaklaşanlar için başlangıç olmak üzere yeterli bir eser. İtirazları yanlış izah etmiş olmam zannıyla, kurgusu itibariyle, olayların başlangıcındaki İttihat ve Terakki hükûmetinin tavrından itibaren, nüfûs istatistikleri ve dönemin komiteci-isyancı donanımlı Ermeni kuvvetlerine, Haçlı insanîyardım hey'etleriyle, İşgal kuvvetleriyle teşrik-i mesailerine, katliâmlarına dair fotoğraf ve gazete haberleriyle de zenginleştirilmesi ve son Ermeniler'in üzerimizdeki siyâsetlerine dair propangandalarını sergilemesi ve izahı, eseri daha da değerli kılmış.

« geri  ileri »