Bu serinin ikinci kitabı olup daha merakla başladım okumaya. Fakat ben bazı karakterleri çözemedim hala bu kitapta da. bir de bu seride beni en çok rahatsız eden nokta aralarda karakterlerin geleceğine yönelik açık ipuçları-spoiler-vermesi oldu e hal böyle olunca heyecanı kaçıyor. Bu kitapta da görüldüğü kadarıyla cinsellik yine ön planda olmak üzere karakterlerin yaşadıklarını betimlemelerine ağırlık vererek anlatmış. Açıkçası ben ilk kitabı daha etkileyici buldum, bu sanki biraz aceleye gelmiş, olay örgüsü de üç ana karaktere ağırlık verilmiş Can Duru Deniz çerçevesinde asıl karakterleri bir noktadayken diğerleri de bir şekilde onarin tablosunda bir renk gibi yansıtılır kanımca öyle hissettim. Yine de serinin son kitabını merak ediyorum.
Açıkçası başlangıçta popüler etkisi nedeniyle önyargılı başladım ama okudukça kişisel gelişim ağırlıklı felsefi var oluşu sorgulamalara kapı açan akıcın dilde yazılmış bir metin gördüm tek eleştirim bana kalırsa cinselliği bu kadar gözümüze sokmadan alt metinde geçebilirsiniz fakat bu şekilde de ana karakterlerden Can Manay'ı belki gereğince yansıtabilir miydi ruhsal yapısı açısından bilemiyorum ama günlük yaşamın akışı içinde ara ara sorgulamalara iten aklınızı köşesinde olan sorgulamalar bence hayat vermiş asıl kitaba, ben tavsiye ederim.
Bu yazarın okuduğum ilk eseri ancak hayran kaldım betimlemelerine, Akdeniz insanlarının yaşayışına toplumsal yapısına değinerek detaylandırlmış özellikle Adriyen ve Mihail'in dostlukları çerçevesinde maceralarına tanık oluyoruz. Bu yazarı takip listeme aldım:)
Clarissa adında bir kadının savaş yıllarında yaşadıklarının, dönemin toplumsal gerçeklikerine ışık tutarak etkileyici biçimde anlatımın içeren bir kitap.
İkinci şanslara inanırım her zaman:) hoş bir kitaptı güzel vakit geçirdim okurken:)
Bu kitap hakkında düşündükçe gözlerim doluyor, moralim bozuluyor. Çok zor okudum elim gitmedi bir türlü devam etmek için çaba sarf ettim her seferinde, sevmediğim için değil kesinlikle kitabı çok sevdim, karakteri içtenlikle sevdim, acısında ortak oldum okurken empati kurmaktan alamadım kendimi, düşünün küçük bir çocuk savaşın ortasında sahipsiz, dış görünüşü nedeniyle dışlanmış, toplumun dışına itilmiş. Bu savaş sürecinde yaşadıklarını anlatırken gözünde canlandırmak çok zor olmadı, malum şartlarda çok da uzaklara bakmaya gerek yok, neyse bu karakter bir nevi yazarın yansıması olmuş ancak kendisi rahatsızlık duysa da, okurken her sayfada üzüldüm onunla acı çektikçe, sonunu korkarak devam ettim. Ama bu kıymetli kitabı bu kadar beklettiğim için kendime kızdım pişman oldum, mutlaka okuyun.
İlk kez okuduğum, ancak Behçat Ç. sebebiyle aşina olduğum bir yazardı. Kısa hikayelerden oluşan özellikle erkek karakter üzerinden anlatım yapılması dikkat çekiciydi, oldukça etkileyiciydi hikayeleri tanıdık, toplumun içinden, hayatın kıyısından parçalarla oluşturulmuş. Yazarın anlatım dili de akıcı, ben yolda işe gidip gelirken okudum bu kitabı genellikle belki hakkını verememiş olabilirim bu nedenle biraz bölük bir okuma oldu benim için. Ama kitabı çok sevdim, yazarın diğer kitaplarıını da araştırmayı okumayı düşünüyorum. Tavsiye derim, hikayeler oldukça etkileyiciydi.