seher28,
Rüzgarın On İki Köşesi başlıklı kitabın açıklamasını düzenledi
eski halini göster |
yeni halini göster |
değişimi göster
“Rüzgarın Oniki Köşesi”nde Rüzgarın On İki Köşesi'nde öykülerini biraraya bir araya getiriyor Ursula K. Le Guin. Rastgele bir seçimle değil. Bugünden geriye doğru bakarak, yazarlık kariyerinde önemli bulduğu ilk dönem öykülerinden yaptığı bir seçki. Ressamların seçki bu. Bu açıdan, ressamların retrospektif dedikleri türe giren bir koleksiyon. Gecikmiş ama gözü pek bir şekilde yayın dünyasına açıldıktan sonraki on yıllık dönem içinde yazdığı kısa öyküleri ile ilgili kabaca da olsa kronolojik bir etüt. koleksiyonu andırıyor. Sanatçının gelişim sürecini izleme olanağının da kitabın faydaları arasında yer alabilmesi izlemek için öyküler bu koleksiyonda aşağı yukarı yazıldıkları tarih sırasına göre dizilmişler.
Le dizilmiştir.
Le Guin’in ilk hikayesi 1962 yılında yayımlanmıştı. O zamandan bu yana on dokuz roman ve dokuz cilt kısa öykünün yanı sıra çok sayıda eleştiri, şiir ve çeviri kitabına kitabının altına imza atttı. Aralarında attı. National Book Award, beş Award Ödülü'ne, Hugo Ödülü, beş Ödülü'ne, Nebula Ödülü, Ödülü'ne, Kafka Ödülü, Ödülü'ne, Pushcart Ödülü ile Amerikan Akademisi ve Edebiyat Enstitüsü D. Vursell Ödülü, Ödülü'ne layık görüldü. Bunların yanı sıra, kısa öyküde mükemmelliğin ödüllendirildiği öyküleri için 2002 PEN/Malamud Ödülü de dahil olmak üzere pek çok Ödülü'nü aldı. Bunca ödüle değer bulunan görülen Le Guin yazmaya, anarşist ütopyalar kurmaya, kurmaya ısrarla devam ediyor.
Le Guin'in gelecek tasarımları ister karanlık ütopyalar aracılığıyla insanoğlunu ısrarla uyarmaya devam ediyor.
İster karanlık olsun gelecek tasarımları, olsun, ister iyimser, onun meselesi her durumda şimdiki zamanla, verili olan dünyayla, bu dünyanın gidişatıyla ilgili. En çıplak, en Çıplak ve acımasız halleriyle bu dünyanın gerçeklerinden beslenir Le Guin. Sıradanlaşmış, görünmezlik kazanmış, mutlaklaşmış bu gerçekleri, en başta gerçekleri ve elbette adaletsizliği teşhir eder. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin tek kendi başlarına daha güzel, daha insanca ve daha huzurlu bir dünya yaratmaya yetmeyeceğinin, ekonomik ya da bilimsel “ilerlemelerin” zorunlu olarak kültürel ya da siyasal özgürlük anlamına gelmeyeceğinin farkındalığıyla, bütün görünümleriyle farkında olan Le Guin, esas olarak iktidar mekanizmalarını, onlara iktidarlarını veren mekanizmalarını ve ideolojileri hedef alır. O mekanizmanın İktidar mekanizmasının çarkları arasında ezilen kadınlardan, çocuklardan, yabancılardan, yurtsuzlardan, mülksüzlerden yanadır tavrı. Başka dünyalara, dünyalar, başka varlıklara, varlıklar, başka yaşam formlarına dair formları hakkında hikayeler üretiyorsa eğer, bu yazmasının nedeni, başka bir dünyanın mümkün olabileceğine olan inacındandır. inancıyla alakalıdır.
“Rüzgarın Oniki Köşesi”nde öykülerini biraraya getiriyor Ursula K. Le Guin. Rastgele bir seçimle değil. Bugünden geriye doğru bakarak, yazarlık kariyerinde önemli bulduğu ilk dönem öykülerinden yaptığı bir seçki. Ressamların retrospektif dedikleri türe giren bir koleksiyon. Gecikmiş ama gözü pek bir şekilde yayın dünyasına açıldıktan sonraki on yıllık dönem içinde yazdığı kısa öyküleri ile ilgili kabaca da olsa kronolojik bir etüt. Sanatçının gelişim sürecini izleme olanağının da kitabın faydaları arasında yer alabilmesi için öyküler bu koleksiyonda aşağı yukarı yazıldıkları tarih sırasına göre dizilmişler.
Le Guin’in ilk hikayesi 1962 yılında yayımlanmıştı. O zamandan bu yana on dokuz roman ve dokuz cilt kısa öykünün yanı sıra çok sayıda eleştiri, şiir ve çeviri kitabına imza atttı. Aralarında National Book Award, beş Hugo Ödülü, beş Nebula Ödülü, Kafka Ödülü, Pushcart Ödülü ile Amerikan Akademisi ve Edebiyat Enstitüsü D. Vursell Ödülü, kısa öyküde mükemmelliğin ödüllendirildiği 2002 PEN/Malamud Ödülü de dahil olmak üzere pek çok ödüle değer bulunan Le Guin yazmaya, anarşist ütopyalar kurmaya, karanlık ütopyalar aracılığıyla insanoğlunu ısrarla uyarmaya devam ediyor.
İster karanlık olsun gelecek tasarımları, ister iyimser, onun meselesi şimdiki zamanla, verili olan dünyayla, bu dünyanın gidişatıyla ilgili. En çıplak, en acımasız halleriyle bu dünyanın gerçeklerinden beslenir Le Guin. Sıradanlaşmış, görünmezlik kazanmış, mutlaklaşmış bu gerçekleri, en başta adaletsizliği teşhir eder. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin tek başlarına daha güzel, daha insanca daha huzurlu bir dünya yaratmaya yetmeyeceğinin, ekonomik ya da bilimsel “ilerlemelerin” zorunlu olarak kültürel ya da siyasal özgürlük anlamına gelmeyeceğinin farkındalığıyla, bütün görünümleriyle iktidar mekanizmalarını, onlara iktidarlarını veren ideolojileri hedef alır. O mekanizmanın çarkları arasında ezilen kadınlardan, çocuklardan, yabancılardan, yurtsuzlardan, mülksüzlerden yanadır tavrı. Başka dünyalara, başka varlıklara, başka yaşam formlarına dair hikayeler üretiyorsa eğer, bu başka bir dünyanın mümkün olabileceğine olan inacındandır.
Rüzgarın On İki Köşesi'nde öykülerini bir araya getiriyor Ursula K. Le Guin. Rastgele bir seçimle değil. Bugünden geriye doğru bakarak, yazarlık kariyerinde önemli bulduğu ilk dönem öykülerinden yaptığı bir seçki bu. Bu açıdan, ressamların retrospektif dedikleri türe giren bir koleksiyonu andırıyor. Sanatçının gelişim sürecini izlemek için öyküler bu koleksiyonda aşağı yukarı yazıldıkları tarih sırasına göre dizilmiştir.
Le Guin’in ilk hikayesi 1962 yılında yayımlanmıştı. O zamandan bu yana on dokuz roman ve dokuz cilt kısa öykünün yanı sıra çok sayıda eleştiri, şiir ve çeviri kitabının altına imza attı. National Book Award Ödülü'ne, Hugo Ödülü'ne, Nebula Ödülü'ne, Kafka Ödülü'ne, Pushcart Ödülü ile Amerikan Akademisi ve Edebiyat Enstitüsü D. Vursell Ödülü'ne layık görüldü. Bunların yanı sıra, kısa öyküleri için 2002 PEN/Malamud Ödülü'nü aldı. Bunca ödüle değer görülen Le Guin yazmaya, anarşist ütopyalar kurmaya ısrarla devam ediyor.
Le Guin'in gelecek tasarımları ister karanlık olsun, ister iyimser, onun meselesi her durumda şimdiki zamanla, verili dünyanın gidişatıyla ilgili. Çıplak ve acımasız halleriyle bu dünyanın gerçeklerinden beslenir Le Guin. Sıradanlaşmış, görünmezlik kazanmış, mutlaklaşmış gerçekleri ve elbette adaletsizliği teşhir eder. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin kendi başlarına daha güzel, daha insanca ve daha huzurlu bir dünya yaratmaya yetmeyeceğinin, ekonomik ya da bilimsel “ilerlemelerin” zorunlu olarak kültürel ya da siyasal özgürlük anlamına gelmeyeceğinin farkında olan Le Guin, esas olarak iktidar mekanizmalarını ve ideolojileri hedef alır. İktidar mekanizmasının çarkları arasında ezilen kadınlardan, çocuklardan, yabancılardan, yurtsuzlardan, mülksüzlerden yanadır tavrı. Başka dünyalar, başka varlıklar, başka yaşam formları hakkında hikayeler yazmasının nedeni, başka bir dünyanın mümkün olabileceğine olan inancıyla alakalıdır.