sonkitapbükücü

61 takip ettiği ve 135 takip edeni var. 162 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

sonkitapbükücü okumuş bitirmiş.
Fil

Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere gelmişim gibi hissediyorum. Ve buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum. Garip bir yer. Kısa, zararsız bir rüyanın, sonra da sabah erkenden yapılan uykulu bir konuşmanın beni ölüm ve yok oluş düşüncelerine sürüklediği bir yer. Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti... Raymond Carver’ın son dönem öykülerini içeren Fil, yazarın en önemli eserlerinden biri olarak görülüyor.

Kollarını boynuma dolayıp bana sarılıyor ve başını omzuma yaslıyor. Ama mesele şu: Az önce ona söylediklerim, bütün gün ara ara düşündüklerim, şey, bir tür görünmez çizgiyi aşmışım gibi hissediyorum. Hiç gelmek zorunda kalmayacağımı sandığım bir yere... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
sonkitapbükücü okumuş bitirmiş.
Belki Sessiz

Sular varken eski sularBana kaldı bir akşamı söylemekBir dalgınlıktan geldim ben bir dalgınlıktanGittiğim kime kalırsa Çağırır evlerden uzun seslerGetirilir biri uykudaHer şey kendine gizlenir nedenGizlendiğim kime kalırsa

Sular varken eski sularBana kaldı bir akşamı söylemekBir dalgınlıktan geldim ben bir dalgınlıktanGittiğim kime kalırsa Çağırır evlerden uzun seslerGetirilir biri uykudaHer şey kendine gizlenir nedenGizlendiğim kime kalırsa

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
sonkitapbükücü okumuş bitirmiş.
Sekizinci Günah

Tomris Uyarın kaleminden birbirinden farklı sekiz öykü. İç içe geçmiş yaşamlarda sekizinci günahın sırrı çözülüyor.Yazar bilinmeyen sekizinci günaha, bilinen yedi günahın izinden ulaşmaya çalışıyor.Biraz sonra, gün bütün fazlalıklarından arınıp çağdaş tirşe rengini bulduğunda sen girdin içeri. Geniş zamanda. Bir gün boyunca usulca hazırlanan, ânı kollanan, gelip çatması beklenen yine de beklenen anda geldiği için şaşırtıcılığı büsbütün artan bir doğaçlama gibi... TADIMLIKDönüp baktığımda kapıda duruyordun hâlâ. Bir sarsıntı geçirmişçesine yerine çakılı kalmıştın. Günün önüme uzattığı kâğıt, senin şu iki kadından biriyle bir zaman bir sevgililik yaşadığını yazdırıyordu. Oysa sen kararlı adımlarla benim masama doğru geldin, izin isteyip karşıma iliştin. Ben, elimdeki dergiye dalma türünden kaçak bir ilgisizlik oyununu seçtim. Çünkü yine yanık tenliydin, beyaz keten gömleğinin üst üç düğmesi yine açıktı ve insanı Tanrının varlığına nerdeyse inandıracak kadar güzel boynuna kalın ve mat bir altın zincir takmıştın. Ötekiler de susmuşlardı: galiba artık romanlarda kalan, bu yüzden vazgeçilen, bu yüzden asla unutulmayan kemanların yükselişini, çayırların yabanıllığını, beyaz atların kişneyişini duymuştuk senin açık denizlere batmış tütün kokunda.Başını çevirip garson kızdan konyak istediğinde, boyun kaslarına, altın zincirine bir daha baktım: dişlerim kamaştı. Tehlikeyi sezdim: bir gidebilirlik duygusu veriyordun, sonuna kadar gidebilirlik. Yüzyıl öncenin bir kadın roman kahramanı, o gidebilirlik duygusu uğruna kendini bir trenin altına atabilirdi sözgelimi. (Şimdi yaşıyor olsa da atardı.) Demek bu romantizm hastalığı geçmiyor kolay kolay diye düşündüm. Hele böyle romantik-geçmişli kentlerde iyiden iyiye nüksediyor. Bari ortak bir dilimiz olmasa, konuşarak bozamasak bu ânı.

Tomris Uyarın kaleminden birbirinden farklı sekiz öykü. İç içe geçmiş yaşamlarda sekizinci günahın sırrı çözülüyor.Yazar bilinmeyen sekizinci günaha, bilinen yedi günahın izinden ulaşmaya çalışıyor.Biraz sonra, gün bütün fazlalıklarından arınıp çağda... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
sonkitapbükücü okumuş bitirmiş.
Direnç Şiirleri

Sennur Sezerin toplu şiirlerinden oluşan Direnç Şiirlerinde, şairin 6 kitabı yer alıyor. 1964te yayınlanan Gecekondu adlı kitabından 1991de çıkan Afişe kadar. Sennur Sezer, her kitabıyla yaşadığımız dönemlerin toplumsal haritasının çıkarmış bir şair. Şiirlerinde ir genç kız duyarlığı ile bir işçinin, bir emekçinin yaşama bakışı, savaşımı ve direnişini anlatırken bir kadın ve ana olmanın sıcaklığını duyuruyor. Her şiiriyle bir tanıklığı dile getiren şair, yaşadığı olayları, yaşananları, bu olaylara karışanlardan tanıdığı ya da tanımadığı -gazete haberlerinden çıkardığı- kişileri anlatırken çağını da yorumluyor. Siyasal, toplumsal, insansal bütün karmaşıklıkları, bütün haksızlıkları ile. Bu şiirleri, aydınlık bir geleceğe olan inancının yitirmeden umutlu bir sesle söylüyor. Yaşamak ve direnmek adına. Sonuç olarak Sennur Sezerin şiirlerini Türkiyeli bir işçi kadının günlüğü gibi de okuyabilirsiniz: Sesini baskılara, kıyımlara karşı yükseltmeyi bilmiş, bireysel özgürlükten toplumsal özgürlüğe, hep özgürlüğü istemiş bir işçi kadın. On beşindeyken de kırkındayken de.

Sennur Sezerin toplu şiirlerinden oluşan Direnç Şiirlerinde, şairin 6 kitabı yer alıyor. 1964te yayınlanan Gecekondu adlı kitabından 1991de çıkan Afişe kadar. Sennur Sezer, her kitabıyla yaşadığımız dönemlerin toplumsal haritasının çıkarmış bir şair.... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
sonkitapbükücü okumuş bitirmiş.
Bile İsteye

Hiç konuşmayanın yanı ölümdür
Canı sıkılanın yanı ölümdür
Karnında bir çocuk taşımak ölümdür
Kavganın öte yakası ölümdür
Bağlar, bağcıklar, bağırışlar hep ölümdür
Kendini bir kadında tanımak ölümdür
Kendini bir adamda tanımak ölümdür

Kalmaz ki bir top kumaşın biriktiği

Hiç konuşmayanın yanı ölümdür
Canı sıkılanın yanı ölümdür
Karnında bir çocuk taşımak ölümdür
Kavganın öte yakası ölümdür
Bağlar, bağcıklar, bağırışlar hep ölümdür
Kendini bir kadında tanımak ölümdür
Kendini bir adamda tanımak ölümdür

Kalmaz... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 hafta önce
sonkitapbükücü okumuş bitirmiş.
Palmiyelerin Altında Stevenson

Define Adasının ve Dr. Jekyll ve Mr. Hydeın yazarı Robert Louis Stevenson, kırk dört yıllık ömrünün son beş yılını Güney Denizlerindeki Batı Samoa Adalarında geçirdi. Orda ona Tusitala dediler: Hikayeci. İşte, Alberto Manguel, Türkçedeki ilk kurmacasında Stevensonın son günlerini ve ölümünü yeniden kuruyor. Sanat ve yaşam üzerine düşünen bir roman... TADIMLIKPalmiyelerin altında hiç kimse cezalandırılmadan dolaşamaz.Goethe, Die Wahlverwandtschaften Robert Louis Stevenson tam güneş batarken evden çıkıp sahile giden uzun patikada yürümeye başladı. Verandadan bakıldığında iki yüz metre aşağıdaki deniz, ağaçların arkasında gizlenmiş, ormanla kaplı iki vadinin uçlarının arasını dolduruyordu; berrak karanlık çökmeden önce güneşin son ışınlarının tadını çıkarabilmek için en uygun gözlem noktası, sivrisineklere ve kum sineklerine rağmen (dedi kendi kendine, cesurca) mangrov köklerinin arasıydı. Oradaki figürü hemen görmedi, çünkü gölgelerin arasında çömelmiş başka bir gölge gibiydi, ama sonra döndü ve bir an için, Stevensonı izliyormuş gibi göründü. Adam Stevensonınkine benzeyen geniş siperli bir şapka takmıştı ve her ne kadar beyaz tenli olduğu belliyse de, yüz hatları çıkarılamıyordu.Öyle hızlı batıyor ki, suyun alevleri söndürdüğünü sanırsınız, dedi Stevenson, sessizliği bozmak için.Evet, doğru, diye ayağa kalkmadan yanıtladı adam; Stevenson bu seste, Edinburghnın iyi mahallelerinde ne yazık ki ölmekte olan güçlü bir İskoç aksanı duydu sevinçle. Tanıştığımızı sanmıyorum, dedi Stevenson, elini uzatıp yabancıya doğru yürürken. Apianın beyaz nüfusu büyük değildi ve Samoanın en ünlü kişisi olan Stevenson herkesle tanıştırılmıştı. Baker, dedi adam. Ben sizin kim olduğunuzu biliyorum tabii. Ne zamandan beri adadan adaya dolaştığımı bir Tanrı bilir, ama adınız Tongaya kadar ulaşmış durumda. Bazen kendi davamı güçlendirmek için sizinle kan bağım olduğunu iddia ediyorum.Nedir davanız?Doğru Yol davası, bütün iyi insanların davası. Resmi görevim, Tanrının unuttuğu bu okyanus köşesinde bir tür misyonerlik işleri sayımı çıkarmak. Böyle şeylere dikkat ederiz. Edinburgh Misyonerlik Cemiyeti olarak.Stevenson köklerden birine oturdu ve gökyüzüne baktı. Yıldızlar çıkmıştı, deniz beyazdı.Ne zaman ayrıldınız Edinburghdan? diye sordu.Anımsayamayacağım kadar uzun bir zaman önce, dedi adam. Şehir benim için çok uzakta şimdi, neredeyse yok gibi.Benim içinse tersi geçerli, dedi Stevenson. Aradaki uzaklık, oradayken olmadığım kadar orada kılıyor beni. Uykuya dalarken soğuk ve nemli havasını burun deliklerimde hissediyorum, uyandığımdaysa baca dumanları gözlerime doluyor.Ruhu çelik gibi yapmak için iyi bir iklim bence. Burada sıcaklık kasları gevşetiyor, günahın çiçekler gibi çamurdan fışkırmasına yol açıyor. Yerden bir avuç kum alıp parmaklarının arasından süzülmesini izledi. Peki Samoada ne kadar kalmayı düşünüyorsunuz? diye sordu Stevenson, meraktan çok adamın sesini yeniden duymak istediğinden.İşim bitene kadar, dedi adam.Gecenin ilerleyen saatlerinde Vailimadaki evin büyük salonunda akşam yemeği hazırlanırken Stevenson karısına bu karşılaşmadan söz etti, dünyada başıboş gezen İskoç sayısının gereğinden fazla olduğunu söyledi karısı da. Bunun soyu soğukkanlı, dedi Stevenson neredeyse kendi kendine, sonra da atalarının bu deyimle tam olarak neyi kastettiğini merak etti.

Define Adasının ve Dr. Jekyll ve Mr. Hydeın yazarı Robert Louis Stevenson, kırk dört yıllık ömrünün son beş yılını Güney Denizlerindeki Batı Samoa Adalarında geçirdi. Orda ona Tusitala dediler: Hikayeci. İşte, Alberto Manguel, Türkçedeki ilk kurmacas... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 hafta önce
Daha Fazla Göster

sonkitapbükücü şu an ne okuyor?

Mesafenin Şiddeti

%0

Şiir Üzerine Notlar

%0

Şiirler / Sappho

%0

Felsefe Kitabı

%0

Bütün Hikayeleri [Tek Cilt]

%13
Sayfa 130.

İnsan Nasıl İnsan Oldu

%0

Favori Yazarları (13 yazar)

Favori yazarı yok.