sevginurkasku

0 takip ettiği ve 0 takip edeni var. 6 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu


Henüz bir mesaj gelmemiş.

Son Haberler

sevginurkasku bir kitabın resmini değiştirdi.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 8 ay önce
sevginurkasku okumak istiyor.
Körlük

Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken birdenbire körleşir. Tedavi için başvurduğu doktora da körlük bulaşır. Adamın yaşadığı körlük bir salgın hastalık gibidir ve bütün kente yayılmaktadır. Öldürücü değildir ancak tüm ahlaki değerleri yok etmeyi başarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Ayakta kalabilenler ancak güçlü olanlardır. Koca kentte, körlükten kurtulan tek kişi, göz doktorunun karısıdır. Portekiz edebiyatının en önemli yazarlarından olan Jose Saramago, bu çarpıcı romanında körlük olgusunu bir metafor olarak kullanmış, basit imgelere, sıradan sözcük oyunlarına başvurmadan, yoğun bir anlatımla, anlatıcının ve kahramanların konuşmalarını ortaklaşa bir monologa dönüştürerek, kurgunun evrenselleşebilmesi açısından kişilere ad vermeksizin liberal demokrasinin insanları sürüklediği sağlıksız ortamı olağanüstü bir ustalıkla yaratmıştır.

Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken birdenbire körleşir. Tedavi için başvurduğu doktora da körlük bulaşır. Adamın yaşadığı körlük bir salgın hastalık gibidir ve bütün kente yayılmaktadır. Öldürücü değildir ancak tüm ahla... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 9 ay önce
sevginurkasku okumak istiyor.
Don Kişot

Yeni Çağ’ın gerçek anlamad ilk ''best-seller''ı, ince, parıltılı bir espri anlayışının en büyük jonglörü Don Kişot’un okurlarla buluşmasının üzerinden en çok dile çevrilen, en çok okunan, en çok gönderme yapılan, en çok yankı uyandıran romanı olmasının yanısıra devrinin en renkli tablosunu çıkaran eser olma konusunda da rakipsizdir. Üstelik Cervantes, İspanya’nın sosyal, ekonomik, dini, siyasi ve edebi portresini resmederken okuru eğlendirmeyi bir an olsun unutmaz.

Yeni Çağ’ın gerçek anlamad ilk ''best-seller''ı, ince, parıltılı bir espri anlayışının en büyük jonglörü Don Kişot’un okurlarla buluşmasının üzerinden en çok dile çevrilen, en çok okunan, en çok gönderme yapılan, en çok yankı uyan... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 9 ay önce
sevginurkasku okumak istiyor.
Ulysses

James (Augustine Aloysius) Joyce, 2 Şubat 1882 günü İrlanda'nın başkenti Dublin'de doğdu. 1904'te İrlanda'dan ayrılan Joyce, yaşamının geri kalan bölümünü Trieste, Paris ve Zürich'te geçirdi; 13 Ocak 1941'de Züricht'e öldü. On kardeşin en büyüğü olan Joyce, altı yaşındayken gönderildiği yatılı bir Cizvit okulunda 1891'e kadar okudu; birkaç ay bir Hıristiyan Kardeşler okuluna gitmesinin dışında, iki yıl boyunca annesinin yardımıyla kendini eğitti. 1893'te Dublin'deki Cizvit okuluna ücretsiz olarak kabul edildi. Daha sonra yine Dublin'deki University College'a girdi. Cizvit rahiplerinin ders verdiği bu okulda dil öğrenimi gördü. Kitap okumaya ve okul dışı etkinliklere büyük zaman ayırdı, hayran olduğu Henrik Ibsen'in oyunlarını aslından okuyabilmek için Dan-Norveç dilini öğrendi. 18 yaşındayken, Ibsen'in Biz Ölüler Uyanınca oyunu üzerine yazdığı denemenin Londra'da çıkan bir dergide yayımlanmasının getirdiği erken başarı, ona yazar olma yolunu açtı. Kitap eleştirileri ve şiirler yazarak başladığı yazı yaşamını, daha sonra, yaşamındaki birtakım olayları kaynak alarak yazdığı ilk romanı Stephen Hero  ile sürdürdü. Bu kitabı sonradan A Portrait of the Artist as a Young Man adıyla yeniden yazdı. (1916'da ABD ve İngiltere baskıları art arda yayımlanan bu roman, Murat Belge tarafından Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adıyla Türkçeye çevrilmiştir.) Bu arada 1914'te Dubliners (Dublinliler, Murat Belge) adıyla yayımlanacak olan öykülerini, tek oyunu olan Exiles'ı (Sürgünler, Selçuk Yönel) ve şiirlerin (Bütün Şiirler, Osman Çakmakçı) yazmayı da sürdürüyordu. Joyce, Ulysses'ı ilk kez, 1906 yılında Roma'da bir bankada çalışırken Dubliners'a eklenecek bir öykü olarak düşünmüştü. Bu öyküyü hiçbir zaman yazmadı; bunun yerine 1914'te roman olarak yazmayı tasarladı, aynı yıl içinde de kitabı yazmaya başladı. Ulysses, Mart 1918'de ABD'de çıkan Little Review dergisinde dizi biçiminde yayımlanmaya başladı; Joyce bir yandan yazarken bir yandan da yazdıklarında değişiklikler ve düzeltiler yapmayı sürdürüyordu. Roman, dergide yayını sürerken, 1920'de yasaklandı ve kitap olarak ancak 1922'de Joyce'un yaş günü olan 2 Şubatta Paris'te Shakespeare and Co. kitabevinin sahibesi Sylvia Beach'in çabalarıyla yayımlanabildi. Joyce ertesi yıl, son romanı olan Finnegans Wake'e başladı. Bu roman 1939'da yayımlandı. Joyce 1941'de öldüğünde, Finnegans Wake'in ilgi görmemesi yüzünden düşkırıklığı içindeydi. Oysa bugün, bu kitap hem Joyce'un hem de 20. yüzyıl edebiyatının başyapıtlarından biri kabul edilmektedir. Joyce, 1904'te Nora Barnacle adında bir genç kadınla tanışmıştı. (Nora Barnacle ile 1931'de, evliliğe karşı olmasına rağmen, kızının ısrarları üzerine evlendi.) Ulysses, Joyce'un kendi anlatımıyla Nora Barnacle'ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 günü Dublin'de geçer. (Romanın asıl kahramanı bir bakıma Dublin kentidir. Her yıl 16 Haziran günü Dublin'de düzenlenen Bloomsday yani Bloomgününde, kitaptaki bölümlerde geçen yerlerin dolaşıldığı turlar düzenlenmektedir.) Konu, özünde son derece yalındır: Öğrenci Stephen Dedalus ile serbest çalışan Yahudi asıllı bir reklam toplayıcısı olan Leopold Bloom'un karşılaş(tırıl)maları. Ancak asıl anlatılan, bu iki kişinin bireysel kimliklerini aşan daha büyük bir gerçeğin parçası olduklarıdır: Stephen sanatsal doğanın, Bloom ise bilimsel doğanın temsilcileridir. Öte yandan, bu iki dışlanmış kişilik, hem Joyce hem de birbirleri için de özel bir öneme sahiptirler: Stephen, Joyce'un gençliğinin, Bloom ise olgunluğunun yansımalarıdır; Bloom, Stephen'ın, deyim yerindeyse, manevi babasıdır vb. Ama kitabın edebiyat açısından asıl önemi, çatısının Homeros'un destanı Odysseia ile simgesel koşutluğundan ve Joyce'un kullandığı değişik teknik ve biçemlerden, özellikle de 18. ve son bölümde Bloom'un karısı Molly'nin düşüncelerinin yansıtıldığı bilinç akışından gelir. Ulysses, yılar boyunca, kimine birkaç kez olmak üzere, Fransızca, Almanca, İtalyanca gibi belli başlı dillere, bu arada Çince gibi uzak dillere de çevrildi; üzerine onlarca kitap yazıldı. Türk okuru ise, şimdiye kadar ancak, içlerinde özellikle Doğu ve Uzakdoğu gizemciliği ve Geştalt terapisi üzerine çeviri vb. etkinliklerinden tanıdığımız Nevzat Erkmen'in de bulunduğu, bir iki çevirmenin, deyim yerindeyse cüret ettiği deneme niteliğindeki parça çevirileriyle yetinmek zorunda kalmıştı. Kitabın tam ve tekmil çeviri serüveni, 1991'de Yapı Kredi Yayınları Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisinin kurulmasıyla başladı. Ulysses, danışma kurulunun dizide yayımlanmak için ilk seçtiği kitaplar arasındaydı. Yarışmaya gönderilen deneme çevirilerinden Nevzat Erkmen'in çevirisi yayımlanmak için uygun bulundu ve Nevzat Erkmen yoğun bir şekilde çalışmaya başladı (1992). Dört yıl süren zorlu bir uğraştan sonra, geçtiğimiz aylarda biten çeviri, Enis Batur'un da redaksiyonundan geçtikten sonra yayımlanmaya hazır duruma geldi. Kitap, Enis Batur'un Joyce'un Kulesi başlıklı Ön-Sözü ve 1992'de Bir Ulysses, 1984'te Bir Başka Ulysses başlıklı Arka-Sözü ile sunuluyor. Böylece, Nevzat Erkmen'in kitabı yazdığı Çevirmenin Sözünde söylediği gibi: Joyce'un ulusesi nihayet Türkçede... TADIMLIK Yetmiş beş numaranın bodrum penceresinin rezesinden çıkık kanadından sakınarak yolun güneşli tarafına geçti. Güneş, Saint George kilisesinin çan kulesine yaklaşmaktaydı. Bugün hava sıcak olacak herhalde. Özellikle bu siyah elbisenin içinde iyice pişerim. Siyah iletkendir, ışığı yansıtır (ışın kırılması mıydı?). Ama o yazlık elbiseyle gidilmez. Piknik değil ki bu. Güzelim ılık havada yürürken gözkapakları ağır ağır kapanıyordu sıkça. Boland'ın ekmek kamyoneti, tepsi tepsi rızkımızı taşımakta ama Molly bayat ekmeği sever, kafaları kızartılmış kıtır kıtır sıcak. İnsanı gençleştiriyor. Doğuda bir yerlerde: Sabah erken: Şafak sökmekte. Güneşin önünden seyahat etsen, bir gün çalarsın ondan. Bunu hep sürdürürsen, bir gün bile yaşlanmazsın teorik olarak. Bir kumsalda yürüsen, yabancı bir ülkede, kentin kapısına gelsen, muhafız orada, hem de yaşlı bir asker, bizim koca Tweedy gibi posbıyıklı, yaslanmış uzun bir çeşit mızrağına. Tentelerin gölgelediği sokaklarda dolaşıyorum. Her yanımda sarıklı insanlar. Loş i dile getirir. Belli bir anda, koşullar, bir başka deyişle tarih, yayımcının simgelediği, parasal gereklikler, toplumsal görevler, bu eksik olan sonu anlatırlar ve her türlü baskıdan sıyrılarak özgürleşmiş sanatçı bitmemişi başka yerde sürdürür. Yapıtın sonsuzluğu, böylesi bir görüşte, aklın sonsuzluğudur ancak. Akıl, yapıtların sonsuzluğu ve tarihsel devinim içinde gerçekleşmek yerine bir tek yapıtta bütünlenmek ister. Ama Valéry hiçbir zaman bir kahraman olmamıştır. Herşeyden söz etmekten, herşey üstüne yazmaktan hoşlanmıştır: Böylece, dünyanın dağınık bütünlüğü onu, kibarca vazgeçmiş olduğu, yapıtın ayrılmaz bütünlüğünün kesinliğinden uzaklaştırıyordu. Vb. düşüncelerin, konuların çeşitliliği arkasına gizleniyordu. Bununla birlikte, yapıt --sanat yapıtı, yazınsal yapıt ne bitmiş ne bitmemiştir: Vardır. Söylediği yalnızca ve yalnızca budur: Var olduğudur ve başka hiçbir şey değil. Bunun dışında o hiçbir şey değildir. Ona daha fazlasını söyletmek isteyen hiçbir şey bulamaz, onun hiçbir şey söylemedelen bir özerklik güneşi. Halinden memnun gülümsemesini uzattı. Yavdi işidir garanti: Kuzeybatıdan yükselen özerklik güneşi..

James (Augustine Aloysius) Joyce, 2 Şubat 1882 günü İrlanda'nın başkenti Dublin'de doğdu. 1904'te İrlanda'dan ayrılan Joyce, yaşamının geri kalan bölümünü Trieste, Paris ve Zürich'te geçirdi; 13 Ocak 1941'de Züricht'... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 9 ay önce
sevginurkasku okumak istiyor.
Toplum Sözleşmesi

...Ortak gücünün bütünüyle her ortağın kişiliğini ve varsıllıklarını savunan ve koruyan ve o güç sayesinde, her bir kişinin herkesle bütünleşirken yine de yalnızca kendi kendisine itaat ettiği ve daha önce olduğu kadar özgür kaldığı bir ortaklık biçimi bulmak. Toplum Sözleşmesinin çözümünü sunduğu temel problem işte budur....İnsanın toplum sözleşmesiyle yitirdiği şey, doğal özgürlüğü ve onu çeken ve erişebileceği her şey üzerindeki sınırsız bir haktır; kazandığı şey, sivil özgürlük ve sahip olduğu her şeyin iyeliğidir. Bu karşılıklar konusunda hayata düşmemek için, bireyin sahip olduğu güçlerinden başkaca sınırları olmayan doğal özgürlüğü, genel istenç aracılığıyla sınırlanmış olan sivil özgürlükten; ve gücün sonucu ya da ilk işgalcinin hakkı olan edinimi de, ancak olumlu bir kimlikte temellenebilen iyelikten özenle ayrıştırmak gerekir....Temel antlaşma, doğal etişliği yok etmek yerine, tam tersine, ahlaki ve meşru bir eşitliği doğanın insanlar arasında fizik eşitsizlik olarak getirmiş olabileceği şeye ikame eder ve de insanlar, güçte ya da zihinsel yeteneklerde eşit olamazken, hepsi de uzlaşma ve hukuk aracılığıyla eşit hale gelirler.

******

İlk kez 1762de yayınlanan Toplum Sözleşmesi, siyasal tüze ve devlet öğretileri kuramcıları galerisinde Rousseauyu hiç sarsılmayacak bir yere oturttu. Dünyada en çok alıntı ve gönderme yapılan yapıtlardan biridir. Rousseau, ayrıca toplumcu (sosyalist) düşüncenin yolunu da ilk açanlar arasında yer alır (İyeliğin Kötülükleri: Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine Söylev).Toplum Sözleşmesi, siyasal ve toplumsal konuları işlemesine karşın, Rousseaunun kendine özgü anlatım biçemi sayesinde keyifle okunan, kolay anlaşılan, okuyucusuna her zaman için verecek çok şeyi olan bir yapıt. Kendi kendini yaratan ve öldüren bu parlak ökenin ilginç yaşamının olabildiğince geniş bir öyküsü ile öteki yapıtlarıyla ilgili bilgileri, kitabın başında bulacaksınız.

************

Jean-Jacques Rousseau (1712-1778): Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylevden Emilee, İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağından İtiraflara, insanlık tarihinde çığır açan Aydınlanma düşüncesinin en önemli Romantik düşünür-yazarıdır. Toplum Sözleşmesiyse (1762) yayımlandığı günden bugüne toplumların birarada yaşayışlarına ilişkin en temel düşünce yapıtlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir. Vedat Günyol (1911-2004); Kültür tarihimizin Tercüme Bürosu ruhunu, sonraki dönemlerde yayıncısı olduğu Yeni Ufuklar dergisi ve Çan Yayınlarıyla sürdüren en önemli üyelerinden biridir. Rabelaisden Rousseauya T. Moredan M. Gandhiye uzanan yalnız ve birlikte çevirilerinin yanısıra, kendi denemeleri de yirmiyi aşkın kitapta toplanmıştır.

************

...Hükümet kurma işi asla bir sözleşme işi değil, bir yasa işidir;yürütme gücünü ellerinde tutanlar da halkın efendileri değil, onun görevlileridir; halk istediği zaman onları işbaşına getirir, istediğinde işten uzaklaştırır; onların işi sözleşme yapmak değil, boyun eğmektir; Devletin kendilerine yüklediği görevi kabul etmekle de yalnız yurttaşlık ödevlerini yerine getirmiş olurlar; hiçbir biçimde koşullar üzerinde tartışmaya hakları yoktur.

******

...Ortak gücünün bütünüyle her ortağın kişiliğini ve varsıllıklarını savunan ve koruyan ve o güç sayesinde, her bir kişinin herkesle bütünleşirken yine de yalnızca kendi kendisine itaat ettiği ve daha önce olduğu kadar özgür kaldığı bir ortaklık biçi... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 9 ay önce
sevginurkasku okumak istiyor.
Germinal

Doğal (Natüralist) Edebiyatın en usta yazarı olan Emile Zola 1840-1902 yılları arasında yaşadı. İnsan iradesinin önemsizliğini, yaşamı asıl belirleyenin doğa ve toplumsal çevre olduğunu savunan Zola, tüm yapıtlarında bu görüşünü kanıtlamaya çalıştı. Kitle hareketlerini ve kitlenin ruhsal durumlarını, ele aldığı çeşit çeşit tiplerle aktaran Zola, 1885te yazdığı Germinalde yeraltından kömür çıkaran işçilerin zorlu yaşamını olağanüstü bir başarıyla anlatıyor

************

Germinal: Ter, kan, açlık ve gözyaşıyla yoğrulmuş insanların evrensel çilesini destansı boyutlara ulaştıran bir edebiyat doruğu...
Germinal: İnsanı öfkelendirecek kadar güzel bir kavga romanı...
Germinal: Okumuş olmakla kıvanç duyulacak bir başyapıt...


******

Doğal (Natüralist) Edebiyatın en usta yazarı olan Emile Zola 1840-1902 yılları arasında yaşadı. İnsan iradesinin önemsizliğini, yaşamı asıl belirleyenin doğa ve toplumsal çevre olduğunu savunan Zola, tüm yapıtlarında bu görüşünü kanıtlamaya çalıştı. ... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 3 yıl, 9 ay önce
Daha Fazla Göster

sevginurkasku şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

sevginurkasku şu anda kitap okumuyor.

Kütüphanesinden Seçmeler

Kütüphanede kitap bulunamadı.

Favori Yazarları (0 yazar)

Favori yazarı yok.

Çözdüğü Testler (10 tane)

tüm quiz cevapları

Liste Oyları (0 liste)

sevginurkasku, liste oylamamış.

Takip Ettikleri (0 kişi)

sevginurkasku kimseyi takibe almamış.

Takip Edenler (0 kişi)

sevginurkasku'yu kimse takip etmiyor.

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

sevginurkasku, hiç bir gruba katılmamış.

Okuma Güncesi (tümü)

Siddhartha
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Fangirl
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Knulp
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Da Vinci Şifresi (Robert Langdon, #2)
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Defter
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz