ilky

1 takip ettiği ve 1 takip edeni var. 0 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu


Henüz bir mesaj gelmemiş.

Son Haberler

ilky okumuş bitirmiş.
Aganta Burina Burinata

Balıkçılar, sünger avcıları, dalgıçlar, gemiciler... Halikarnas Balıkçısının hikâye ve romanlarıyla gelen bu tipler, sadece edebiyata ilk kez geldikleri için ilginç değillerdir. Balıkçı, denize bağlı olarak, güzelliği, özgürlüğü, başkaldırıyı, insanoğlunun geçmişteki ve gelecekteki arayışlarını, kayıplarını, bunalımlarını, korkularını, ışığı kırar gibi kendiliğinden alabildiğine etkin bir anlatımla ortaya koyarak, çağdaş insancıl bakışla eski uygarlıklar arasındaki bağları göstermiştir.

Balıkçılar, sünger avcıları, dalgıçlar, gemiciler... Halikarnas Balıkçısının hikâye ve romanlarıyla gelen bu tipler, sadece edebiyata ilk kez geldikleri için ilginç değillerdir. Balıkçı, denize bağlı olarak, güzelliği, özgürlüğü, başkaldırıyı, insano... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 2 ay önce
ilky okumuş bitirmiş.
İstanbul Hatırası

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...

Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi.

"Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...

İstanbul'a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alman hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
(Tanıtım Bülteninden)

Türkçe
590 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, 2010
ISBN : 9789752897458

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...

Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban,... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 3 ay önce
ilky okumuş bitirmiş.
Anayurt Oteli

"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat.
Gecikmeli Ankara treniyle gelen -adını bile bilmediğimiz- kadın, otelde bir gece kalır ve Zebercet'in de, Anayurt Oteli'nin de sessiz akıp giden günlerinin içeriği değişir.
Küçük ayrıntıların tekdüze şaşmazlığında nerdeyse takıntılarla sürüklenen bir yaşamın öfkesi de, çaresizliği de büyük oluyor.
Türk edebiyatının unutulmaz bir tipi ve unutulmaz bir mekanı.

"Ne ölü, ne sağ" bir yaşamın kahramanı Zebercet. Gözünü ilk açtığı ve yaşadığı Anayurt Oteli'yle aynı kaderi paylaşıyor: Birbirine benzeyen geçici ilişkilerle geçen günler, yalnız ve tek başına sürüklenen bir hayat.
Gecikmeli Ankara t... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 3 ay önce
ilky okumuş bitirmiş.
Adı: Aylin

Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi. Bir katille boğuşmamıştı. Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı. Çorapları bile kaçmamıştı. Kaptıkaçtı tipi arabası, parke taşı döşeli dümdüz avluda, aklın alamayacağı bir nedenle kayarak, dört parmak yüksekliğindeki seti atlamış, meyil aşağı inmiş, ön tekerlekleri yolda, arka tekerlekleri duvara takılı durmuştu. Aylin, arabanın altına çaprazlamasına girmiş, sırtüstü yatıyordu. Üstünde abiye bir gri döpiyes, yakasında yarım ay biçiminde bir elmas broş, parmağında tek taş yüzük vardı. Otopsi raporuna göre, iki gün önce, Salı gecesi ölmüştü. Türkiyenin tartışmasız en ünlü kitaplarından biri Adı: Aylin, prenseslikten Amerikan ordusuna uzanan baş döndürücü bir hayatın romanı...

Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü, evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından, kendi arabasının altında ölü bulundu. Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu. Bir hırsızın saldırısına uğramı... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 3 ay önce
ilky okumuş bitirmiş.
Melekler ve Şeytanlar (Robert Langdon, #1)

İsviçredeki Nükleer Araştırma Merkezinin (CERN) başarılı fizikçilerinden Leonardo Vetra cinayete kurban gitmiştir. Vetranın tek gözü oyulmuş ve göğsü Illuminati sembolüyle dağlanmıştır. Ancak CERNin tek kaybı Vetra değildir. Ünlü fizikçinin son derece tehlikeli buluşu Karşı maddede çalınmıştır. Cinayeti büyük bir özenle gizleyen CERNin direktörü, Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdonu İsviçreye çağırır. Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminatinin böyle bir cinayete karışmış olduğunu öğrenince çok şaşırır. Galileo zamanından beri Katolik Kilisesinin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten Illuminatinin böyle bir cinayeti işlemiş olması imkansızdır. Üstelik Illuminati, yüz yıllardır faaliyet göstermemektedir. Dr. Vetranın kızı Vittoria korkunç gerçekle birlikte, vakumlu bir kutunun içinde saklanan ölümcül dozdaki karşı maddenin de çalışmış olduğunu gördüğünde şok geçirir. Karşı madde, pilleri altı saat içinde şarz edilmezse patlayacaktır. Yeni papa seçimi başlamak üzereyken İsviçreli muhafızlar karşı madde kutusunun Vatikan Kentinde yerin altına gizlendiğini öğrenirler. Bu arada kente de işler oldukça karışmış durumdadır. Dört papa adayı esrarengiz bir şekilde kaybolmuştur. Bu büyük olay Vittoria ve Langdonun da Vatikana girmelerini engeller. Ancak Vittoria ve Langdon en üst düzey yetkiliye ulaşmayı başarırlar. Karşı madde için yapılan toplantı esnasında kardinalleri rehin alan terörist telefon eder ve Illuminatinin buluşma yerlerini gösteren gizemli işaretlerden söz eder. Vittoria ve Langdon, Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa, Illuminatinin 400 yıllık izini sürerek cinayetleri önlemeye çalışacaklardır. Tarihte Illuminati Harvard Üniversitesi Kütüphane Kataloğunun 1790lı kayıtlarına bakıldığında ülkede Illuminati paniği estiği görülür; yüzlerce yayınlanmış eserde adı geçen birçok grubun -Masonlar, İtalyan Carborari, İspanyol Alumbrados ve kökleri antik Ortadoğudaki Haşhaşinlere dek uzanan- global bir komplo içinde oldukları iddia edilmektedir.İlk Illuminati, ‘Mükemmeliyetçilik Örgütü adını taşıyordu. Adam Weishauptun 1 Mayıs 1776da Bavyerada, Baron von Knigge ve diğerlerinin yardımıyla kurduğu dernek pek uzun ömürlü olmamış, 1784 yılında dağıtılmış ve yüzyılın sonunda tamamen ortadan kalkmıştı.Illuminati bir Mason derneği değildi ve herhangi bir yetkili Mason tarafından da kurulmamıştı. Fakat dernek üyeleri Mason söylemlerini ve ritüellerini benimsemişlerdi. Bir süre sonra Hür Masonlar Derneğinden bir grup önemli kişi Illuminati örgütüne katıldı. Hür Masonlar, Illuminatinin doğru yoldan saptığı konusunda çeşitli kaynaklardan ihbarlar almışlar, ayrıca Hür Masonlara düşman olanlar da Illuminati ile Hür Masonların aynı örgüt olduğunu söyleyerek ortaya atılan suçlamaları desteklemişlerdir.Esinlenmiş zihinIngolstadt Üniversitesinde Kilise Yasaları Profesörü olan Adam Weishaupt, ahlak ve erdemin yaygınlaşmasını sağlayacak, kötülüklerin ilerlemesine karşı koyacak ve felsefi tartışmalar yapacak bir konseyin yardımıyla yeni bir düzen kurma fikrine inanmıştı. Bu düşünceler kapsamında oluşan Mükemmeliyetçilik Düzeni adı kısa bir süre sonra Esinlenmiş Zihin anlamına gelen Illuminatiye dönüştürüldü. Weishauptun alçakgönüllü ve hoş görülü olduğu söylenemez; hırsı her zaman sağduyusuna üstün gelmiştir. İdealleri, kaba bir dünyaya göre fazla rafinedir. Kendi fikirlerini geniş kitlelere kabul ettirebilmek için Hür Masonların desteğine ihtiyaç duymuştur. Illuminizme fazla yardımları dokunmadığı halde Hür Masonların da bu örgüte dahil olduğuna inanılır.Kendi çıkarları için her türlü yola başvuran Weishaupt, bu niteliğiyle ilerleme olanakları bulmayı başarmıştır. Adam Weishaupt, eski bir Cizvit olmasına rağmen 1777de Hür Masonlar locasına kabul edildi. Kabul edildiği locanın İhtiyat locası olması da oldukça ironiktir. Weishauptun, Baron von Knigge ile nasıl tanıştığı bilinmiyor. Baron, Kuzey Almanya asillerinden biridir. 1773de üyeliğe kabul edilmeden önce Hür Masonlara fazla ilgi göstermez. Fakat o günlerde Almanyadaki asillerin fazlasıyla hileli yollardan Masonlarla ilişkileri olduğu bilinmektedir. Weishauptun, Illuminizmin yayılması için 1780de Marki de Costanzoyu görevlendirip kuzeye göndermesi, Kniggein bu örgüte ilgi duyduğunu göstermektedir. Plan kendisine açıklanınca Knigge de büyük bir heyecana kapılır; 1781de Bavyeraya davet edildikten sonra Weishauptun tüm doktrinlerini kabul etmiştir. Knigge, sadece tüm dereceleri başarıyla aşmakla kalmamış Almanyada adı duyulmuş bir Mason olan John J.C. Bodeun yardımcılığına yaverini getirmiştir. Önceleri çok popüler olan bu düzen söylendiğine göre Almanyadaki birçok iyi ve kötü adamın ilgisini çekmiştir. İki binden fazla üyesi olan örgüt Fransa, Belçika, Hollanda, Danimarka, İsveç, Polonya, Macaristan ve İtalyaya yayılır. Aşırı dindar ve aydın olan Kniggenin Hıristiyanlığa karşı olan hiçbir düzenle uzaktan yakından ilgisi olamaz. Fakat Cizvitlerin, Baruel ve Robinsonun, Illuminatinin gizli ajanları olduğuna dair suçlayıcı saldırıları büyük etki yaratmıştır. Illuminati çok gizli bir örgüttür. Hatta üyeler isimlerini bile değiştirmişlerdir. Herkesin bir kod adı vardır. Örneğin Weishaupt; Spartakus, Knigge; Philo kod adıyla anılmaktadır. Merkezleri olan Ingolstade Elentis, Avusturya, Mısır vs. ve tarihler kısa kriptolarla verilmiştir.

İsviçredeki Nükleer Araştırma Merkezinin (CERN) başarılı fizikçilerinden Leonardo Vetra cinayete kurban gitmiştir. Vetranın tek gözü oyulmuş ve göğsü Illuminati sembolüyle dağlanmıştır. Ancak CERNin tek kaybı Vetra değildir. Ünlü fizikçinin son derec... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 4 ay önce
ilky okumuş bitirmiş.
Zorba

Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi.

Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, elden kayıp giden zamanın ve insanın temel yanılgılarının bir kez daha gözden geçirilmesidir bu roman. Zorba aracılığıyla Kazancakis özyaşamının yenilgiler ve soru işaretleriyle dolu bir bilançosunu çıkarır. Bu bağlamda ele alınınca, bu roman, Zorba ile yazarın yaşam öykülerinin çizili sınırları arasında sonsuz atkı ve çözgülerle sokunmuş büyülü bir kumaştır, denebilir; baştan sona sürekli bir arayışı, sonu gelmez çabaları yansıtan bir kanaviçedir; insanı arayışın serüvenidir... Korkmamayı, yaşamı sevmeyi ve ayakta durabilmeyi bana o öğretmişti, diyor yazar. Gerçekten de Zorba, bir yaşam kılavuzudur. Özgür ufukların ve özgür insanların simgesidir. Bugün Nikos Kazancakis'in mezar taşında yazılı olanlar, doğrudan Zorba'nın ağzından dökülmüş yazgı sözcüklerini andırıyor: Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.

Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis'in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi.

Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgi... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 yıl, 4 ay önce
Daha Fazla Göster

ilky şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi

%0

Işığın Oğlu (Ramses #1)

%0

Kütüphanesinden Seçmeler

Arsen Lüpen-Kibar Hırsız
Kavim
Bin Muhteşem Güneş
Ye Dua Et Sev
Mürebbiye
Ateş Gecesi
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Mişon'un Definesi
Cingöz'ün Esrarı - 1
Esrarlı Köşk
Taaşşuk-u Talat ve Fitnat
Cimri
Martı Jonathan Livingston
Gül Yetiştiren Adam
Sahibini Arayan Mektuplar
Genç Werther'in Acıları
Dönüşüm
Felatun Bey ile Rakım Efendi
Patasana
Arsen Lüpen - Oyuk İğne
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Aşk Köpekliktir
Olasılıksız
İntibah
Germinal
Zehra
Kar Kokusu
Tutunamayanlar
Arsen Lüpen Herlock Sholmese Karşı
Bir Bilim Adamının Romanı
Kağıthane Faciası
Araba Sevdası
Uçurtma Avcısı
Tiyatro Baskını
Bit Palas

Favori Yazarları (0 yazar)

Favori yazarı yok.

Çözdüğü Testler (0 tane)

ilky, quiz çözmemiş.

Liste Oyları (0 liste)

ilky, liste oylamamış.

Takip Ettikleri (1 kişi)

tüm takip ettikleri

Takip Edenler (1 kişi)

tüm takip edenler

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

ilky, hiç bir gruba katılmamış.

Okuma Güncesi (tümü)

İntibah
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Robin Hood
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Işığın Oğlu (Ramses #1)
Okuyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
Okuyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Bir Bilim Adamının Romanı
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Sineklerin Tanrısı
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz