Kuyucaklı Yusuf (düzenle)

(düzenle)

8.2

En Son Değerlendirmeler

1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

hayatımda bu kitap kadar güzel bir kitap okumadım...abartmıyorum kişiden kişiye değişir tabi ama beni 2 ay etkisi altına aldı namussuz.

8 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

çok acıklı ve romantizim içeren aş konulu roman. ayrıca çok sürükleyici bırakamıyorsun bile:)

9 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Tüm kitap okumayı severler tarafından çok çok sevilen, beğenilen yazarın okuduğum ikinci kitabı. İlk çok merak ederek " Kürk Mantolu Madonna" 'yı okumuştum . Bu kitabı da hediye olarak gelen bir kitap. Ancak zevkler ve renkler tartışılmaz ki sanırım bir daha okumayı düşünmüyorum. Anlatım dili bana göre ağır ve detaylı betimlemeler içerdiği için beni sarmadı. Edebiyat , evet ama yok ben sevemedim maalesef. Kitabın konusu dram ile başladı dram ile sonlandı. Olay akışı da yine hüzün ve acı içerdiğinden keyifle okudum diyemeyecegim. Sanırım ben mutsuzluk içeren kitapları sevmiyorum.

11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

"... Bir kere daha donup geriye baktiktan ve omrunun en korkunc senelerinin gectigi bu kasabaya yumrugunu uzatip tehdit eder gibi salladiktan sonra, atini ileriye, daglara dogru surdu ... "
Ah Yusuf, ah oksuz, bicare, saf, durust, sevgiye hasret, dibine kadar seven Yusuf... Acik soylemem gerekir ise, "Kurk Mantolu Kadin" dan cok daha fazla sevdim ben Ali"nin bu romanini .. Iliklerimde hissettim Yusuf"u, Muazzez"in beyaz teninde ask ile parlayan gozlerini ve sessiz, kaderine boyun egen babasi Salahattin Bey"i.
Sabahattin Ali"yi, yasadiklarini ve ona yasatilanlari hic unutmamaliz, O da yitip giden degerlerimizden...Mutlaka gelecek nesillere okutulmali..

1 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Sonu beni ağlatan kitaplardan..Bu kadar güzel mi anlatılır evlatlık alınan Yusuf'un hayatı..Tek solukta okunacak bir kitap..Dili sade , sıkmayan , boğmayan bir kitap..Sabahattin Ali okuyalım..

1 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Karakterler çok güzel işlenmiş.
Resmen o anda, o ilçede yaşıyorsunuz.
Kitap kendini okutturuyor, elden bırakmak mümkün olmuyor.
Kesinlikle okumalısınız.
Tavsiye ederim.

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

çok beğendim.güzel bir hikaye.

2 yıl, 3 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Sabahattin Ali'nin ilk ve tek okuduğum eseri, gerçekten de harika ve sürükleyici bir kitap. Romanın baş kahramanı Yusuf'un başına gelmeyen kalmıyor. Sabahattin Ali sürükleyiciliğin yanında romanında gerçekliğe de çok önem vermiş, betimlemelerle okurları boğmadan olay betimlemesi yaparak bunu başarmış. Tavsiye ederim.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

İnsanı içine alan sürükleyen bir yapısı var

2 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kanaatimce, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden birisi olan Kuyucaklı Yusuf, "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." cümlesiyle başlamaktadır. Sebahattin Ali'nin romantik edebiyat tarzında yazdığı bu roman, 20. yüzyıl başında Edremit'te Yusuf ile Muazzez'in aşkı etrafında gelişmektedir. Bir Anadolu kasabasında eşraf ve bürokrasinin kurduğu adaletsiz düzene romanda geniş yer verilmiş ve bu düzen eleştirilmiştir. Kitap şu şekilde özetlenebilir: 1903 yılında Aydın'ın Kuyucak İlçesinde bir karı kocanın öldürülmesi olayını soruşturmaya giden Nazilli kaymakamı Salahattin Bey, anne babası gözleri önünde katledilmiş olan dokuz yaşındaki oğlu Yusuf'u, evlatlık olarak alıp evine götürür. Salahattin Bey, kendisinden on beş yaş küçük Şahinde Hanım ile evlidir. Hem yaş farkı, hem de mizaç bakımından uyuşmazlık yaşadığı eşiyle zor yürüttüğü ilişkisi, Yusuf'u eve getirmesiyle daha da bozulur. Şahinde, kocasının eve getirdiği bu köylü çocuğunu benimsemez. Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte, karı koca arasındaki huzursuzluğun içinde büyür. Kaymakam, Yusuf'u eve getirişinden bir yıl sonra Edremit'e atanır; Yusuf evdeki karı-koca kavgalarının getirdiği huzursuzluğa rağmen Edremit'te mutlu bir çocukluk geçirir. On dokuz yaşına gelen Yusuf, bir bayram günü kaymakamın kızı Muazzez'e kasaba eşrafından Hilmi Beyin oğlu Şakir'in sataşması üzerine onunla kavga eder. Bu olay sonucu kasabanın en zengini olan fabrikatör Hilmi Bey'in gücü ile karşı karşıya gelir. Şakir bayramyerindeki olaydan bir süre önce Kübra adında bir genç kıza tecavüz etmiştir. Şakir, babası ve Hacı Ethem Bey'in tertibi ile Kübra ve annesini de kullanarak suçu Yusuf'a yüklemeye çalışır. Ancak Kübra'nın itirafı sonucu plan başarısız olur; Yusuf tarafından korunan Kübra ve annesi kaymakamın zeytinliğinde çalışmaya başlar; bu durum Şakir'in Yusuf'a kinini arttırır. İlk defa bir genç kıza gösterdiği ilgi ters karşılanan Şakir, Yusuf'la kavgasından sonra Muazzez'le evlenmek ister. Babası Hilmi Bey, evliliğe kaymakamı ikna etmek için yeni bir plan yapar. Selahattin Bey'i hileli bir kumar oyununa dahil ederek borçlandırır. İmzalattığı senetler karşılığında Muazzez'i oğlu Şakir'e ister. Şahinde Hanım kızını Şakir ile evlendirme düşüncesini sevinçle karşılar ama Selahattin Bey işi sürüncemede bırakır. Kübra'ya Şakir'in tecavüz ettiğini öğrenince borcu ödeyip kızını Şakir'le evlenmekten kurtarmanın yollarını arar. Yusuf, esnaf arkadaşı Ali'den para alarak borcu kapatır ve karşılığında Muazzez'i onunla evlendirmeyi düşünür Muazzez ise Yusuf'u sevdiği için Ali ile evlenmeye yanaşmaz. Yusuf Ali'ye Muazzez'in onunla evlenmek istemediğini söyleyemeyip zeytinliğe kapanır. Evlilik hazırlıklarına başlayan Ali'yi bir arkadaşlarının düğününde Şakir bütün kasabanın gözü önünde öldürür. Güçlüden yana olan kasaba halkı, elbirliği ile bu cinayeti örtbaseder. Şakir'in Muazzez ile evlenme düşüncesi Şahinde Hanım'ın da teşviki ile yeniden canlanır. Bunu öğrenen Yusuf, Muazzzez'i kaçırıp evlenir. Yusuf tahrirat katibi olarak kaymakamlıkta işe girer. Kalbinden rahatsızlanan Salahattin Bey çok geçmeden ölür; yeni atanan Kaymakam İzzet Bey, Şakir ve Hilmi Bey'in oyuncağı gibidir; onların isteğiyle Yusuf'u masa-başı işten alıp süvari tahsildarı yapar. O köy köy gezerken, Muazzez annesinin ısrarları ve paranın cazibesi sonucu eşraf ve bürokratların evlerindeki içki alemlerine katılır; alkole alışır; kendi evlerinde içki alemleri düzenler. Durumdan şüphelenen Yusuf, bir gece habersiz çıkıp gelir. Gördüğü durum karşısında çılgına dönerek, her yana gelişigüzel ateş eder. Yanlışlıkla Muazzez'i vurur, onu yaraladığının farkında olmayarak onu atına atıp kaçırır. Muazzez yolda ölür; Yusuf karısını gömer ve atını dağlara sürer.

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Sabahattin Ali'nin kitapları çok beğenerek okumuşmudur.

2 yıl, 8 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Kitapta yer yer betimlemelerin (her ne kadar olağanüstü olsa da) uzun sürmesi biraz sıkıcı olsa da kitaptaki olay örgüsü kitabı oldukça akıcı kılıyor.

2 yıl, 8 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Sıradan bir roman. Elbette popüler kültürün şişirdiği bir kitap olarak çok fazla satıyor. Kitapta takıldığım nokta ise olay 1903'te geçiyor ama hiç Osmanlı havası yok. Sanki 1950'lerde geçiyor roman. Kaymakamlar, candarmalar falan... Garipti.

2 yıl, 8 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Okuyalı uzun süre olduğu ve çok hatırlayamadığım tekrar okumak istediğim kitap . Fikir vermesi açısından arka kapağında yazanlar :
"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu."

Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hiyakesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.

2 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Kuyucaklı Yusufta Ailesinin ölümünü gören ve yetkililer gelene kadar onların başında bekleyen Yusuf'un; kaymakamın evine taşınmasıyla devam eden ve peşini bırakmayan üzücü olayların kurgulandığı, aşkının ve çaresizliğinin hikayesi anlatılıyor.
Genel olarak beğensem de beni rahatsız eden bazı bölümleri vardı. Özellikle verilen selâyı dinlerken, Yusufun düşündükleri hakkında yazılanlar bunların başında geliyor.
Kitabın başlarında cevval, korkusuz, atılgan olan Yusuf; yaşı hâlâ genç olmasına rağmen, neden durgun, hayattan bezmiş, silik bir tip haline geldi anlamadım? Hikâye güzel fakat Yusuf'un bu tutuk davranışlarını okurken beni de bir bezginlik sardı. "Aman kim okuyacak şimdi?" diye hissetmeye başlıyordum ki Yusuf atak yapmaya karar verdi fakat yine sonunu getirmedi. Aynı duyguyu fazlasıyla Kürk Mantolu Madonna'nın Raif efendisi için de hissetmiştim. Karakterlerin sevgilileri için besledikleri aşka, tutkuya davranışları yakışmamış. Sabahattin Ali'nin "erkek kahramanları için biçtiği kalıp olabilir mi?" diye düşünmüyor değilim. Fakat her şeye rağmen Kuyucaklı Yusuf'un insanda tesir bırakan eserlerden olduğunu söyleyebilirim.
Kitap akılda kalıcı, akıcı, MEB den onaylı ve 100 temel eserde de yer alıyor.

2 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Ah be Muazzez... :(

2 yıl önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Okumak ve akılda kalmamak

3 yıl, 3 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

çok akıcı olay kurgusu çok güzel okunulacak dahada okunulucak bir kitap

3 yıl, 5 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Oldum olası severim Sabahattin Aliyi.. hikayelerinin ardından sıra romanlarında. . Uzun betimlemeler bazen yorsa da sevdim Kuyucaklıyı.. Şahinde'den nefret ettim, yusufun safligina kızdım Muazzez'e acıdım.. güzeldi. Bir de Yaşar Kemalin Filiz Aliye söylediği "baban Kuyucaklı Yusufu yazmasa idi ben İnce Memedi yazamazdım.'" Cümlesi kitabı oldukça özel kılıyor bence..

3 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna'sını okumuş biri olarak, Kuyucaklı Yusuf -bence- ondan çok daha başarılı ve etkileyici bir roman olduğunu söyleyebilirim. Roman sürükleyici ve yalın bir dile sahip. İnsanı kendine çekiyor ve merak duygusunu kamçılıyor.

Sessiz, malla mülkle ilgisi olmayan, makama mevkiye önem vermeyen, dalavere peşinde koşmayan, kendi içinde bir mücadelesi olan Yusuf karakteri beni çok etkiledi diyebilirim. O nasıl bir tip öyle, nasıl farklı bir karakter öyle. Doğduğunda yüreği nasılsa, aynı yüreğe sahip olarak ölecek bir karaktere sahiptir Kuyucaklı Yusuf. Kişileriyle, kurumlarıyla tam manasıyla çürümüş bir kurgu dünyasına doğar Yusuf. Kaymakam, kızı ve Yusuf dışında bir tane doğru dürüst insani bir karakter yoktur bu ortamda. Muazzez'in annesi bile kızına yabancıdır...

Yaşarken aşkının her zerresini başkalarına karşı kıskanan aşıklar, sevdiği öldüğü zaman "acılar paylaştıkça azalır" deyişinde olduğu gibi acısını paylaşmak isterler. Yusuf, sevdiği öldüğünde matemini başkasıyla paylaşmayacak kadar aşıktır işte. Sevdiğinin hiçbir duygusunu yaşarken de öldüğünde de paylaşmak istemez. Sevdiğinin matemine de aşıktır bir bakıma! Yusuf, matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenmiş ve yeni bir hayata doğru yelken açmıştır…

Roman bazı mantık hataları içerse de, bazı beğenmediğim yönleri olsa da, Sabahattin Ali, Yusuf gibi bir karakter oluşturmayı başarmış ya, o bile yeter. Romanın diğer yönleri artık beni ilgilendirmiyor.

3 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Kürk Mantolu Madonna kitabına bayılmışım. Bu dahada güzel bir kitap bambaşka bir dünya. İnce Mehmeti andırıyor.

3 yıl, 8 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Kürk Mantolu Madonna'ya göre daha çok beğendim, acaba ne olacak diye merak ettirmenin dışında bir albenisi yoktu benim için...belki de yazılanlar yüzünden beklentim çok yüksekti ondan böyle bir hayal kırıklığı yaşamış olabilirim....ancak edebiyatımızın temel taşlarından biri Sabahattin Ali o yüzden okunmalı diye düşünüyorum....

3 yıl, 8 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Yusuf karakterini çok sevdim insanın içine işleyen bir karakter.

3 yıl, 8 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

http://fairytaleess.blogspot.com.tr/2015/11/kuyucakl-yusuf-kitap-yorumu.html

Kuyucaklı Yusuf'u gerçekten keyif alarak okudum. Üstelik çok kısa bir zamanda da bitirdim. Sabahattin Ali'nin üslubunu gerçekten çok sevdim ve diğer eserlerini de okumak için sabırsızlanıyorum.

3 yıl, 10 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Çok beğendim, tasvirler harika.. Hele son 50 sayfa, su gibi akıp gidiyor.. 100 Temel Eserimizden biri olan bu kitabı okumamakla çok şey kaybedebilirsiniz..

3 yıl, 11 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bosuna Sabahattin Ali olmamis diye yorum yaptigim kitap. Kitap o kadar gercek ve yalin ki.
"Elbet bir gun gelmesi lazimdi. Muhakkak lazimdi."

3 yıl, 11 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Etkileyici...

Sabahattin Ali'nin henüz okuduğum ikinci romanı ama öyle bir dile sahip ki bu iki kitap, bana tasavvur edemeyeceği bir durum bir duygu yokmuş hissi veriyor. Kelimeler tetris blokları gibi oturuyor. Okumak için herhangi bir gayret sarf etmeniz gerekmiyor, o an kafanız dolu değilse elinize almanız yeterli.

Konu ise oldukça ilginç bir dönemde, insana hem tanıdık hem yabancı gelen kişilerin arasında geçiyor.

Tek sıkıntısı şu oldu benim için: arka kapaktaki yazıları genellikle kitabı almadan önce, fikir sahibi olmak için okurum; olması gereken de bu sanırım. Fakat arka kapaktaki yazı, kitabın yaklaşık 80 sayfası boyunca bir durumu beklememe sebep oldu. Normalde sürpriz olması gereken kısmın sürprizi de böylece kaçtı. Sonra bir de kitaba şöyle bir göz gezdireyim derken sonsözden, o kadar cümle arasında yakaladığım bir cümle - ve belki de en ehemmiyetli cümle - de kitap boyu başka bir sürpriz olayı beklememe sebep oldu. Hadi ikincisi benim enayiliğim ama artık arka kapakları da korkarak okuyacağım herhalde... :)

4 yıl, 1 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Karakterleri okurun daha iyi canlandırması ve gerçekçilik açısından fiziksel betimlemeri yeterli bulmadım.Fakat kuyucaklı yusufun orjinalliği kitabı sürükleyici kılıyor..

4 yıl, 1 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Sabahattin Ali'nin dili oldukça yalın. Her şeyi en sade haliyle, olduğu gibi açıklıyor. Kitaba çok bayıldım diyemem ama Sabahattin Ali'nin kelimeleri kullanışını beğendim. Sonu da kendisine özgüydü. Trajedik sonların yazarı kesinlikle. Beni çok etkilemedi ama hoşuma gitti. Tavsiye ederim.

4 yıl, 1 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Yetim kalmış bir çocuğun hikayesini tüm yönleri ile anlatan bir eserdir. Kuyucaklı Yusuf; nefret, kıskançlık, ölüm,yıkılmış hayaller, beklenmeyen sürprizler, acımasız insanlar ve bu acımasız insanlardan dolayı yaşanan acılar...demektir.

4 yıl, 2 ay önce
geri 1 | 2 | 3 | 4 | 5