The 100 - 21. Gün (The Hundred #2)

Dünya'da Yalnız Olduklarını Sanıyorlardı Yanılmışlardı

Yüz grubunun Dünya'ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya'da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya'ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

Wells, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken Clarke diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, Bellamy ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün'de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.

Dünya'da Yalnız Olduklarını Sanıyorlardı Yanılmışlardı

Yüz grubunun Dünya'ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya'da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya'ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

Wells, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken Clarke diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, Bellamy ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün'de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.


Değerlendirmeler

değerlendirme
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Aynı gün içerisinde ikinci kitabımı bitirdim. Seriyi çok beğendim. Bir yerlerde ilk defa bir dizinin kitaptan daha güzel olduğunu okumuştum bu seri için yazmışlardı. Eğer kitabını bu kadar beğendiysem dizisine bayılırım sanırım :)

Akıcı, merak uyandırıcı, her dakika bir adrenalin var sayfalarında.
Karakterler ilk başlarda tam oturmamıştı kafamda ama sonrasında kimin kim olduğu ilerleyen sayfalarda daha netleşti :)

Sanırım kitapta bir tek şuana kadar Clarcke'tan hoşlanmadım. Tamam iyi kız, hoş kız, yardımsever filan ama ne o öyle bi Bellamy'e bi Wells'e yakınlaşmalar filan..

Glass şuana kadar favori ismim. Ne çektin be Glass diyesim geldi :)

Ne zaman bir filimde yada kitapta "Artık ne olursa olsun ayrılmayacağız, söyleyeceğiniz hiç bir şey bizi ayırmayacak vs." gibi beylik repliklere denk gelsem beş dakika sonra ayrılıyorlar :) Neyseki Lucke yeniden Glass'ın elini tutmasını bildi..

Serinin devamını merakla bekliyorum.
Bir günde ikisini de okudum. Ahh bu seri kitaplar.. ://

4 yıl önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Ilkinden minik bir tik daha iyi olsa bile yine de bu kitabin cocuksu bir dille yazilmis oldugu gercegini degistirmiyor ne yazik ki..

3 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ve serimizin ikinci kitabı ile karşınızdayım. Kafadan söyleyeyim; ilk yorumda olduğu gibi kitap ve dizi içeriği hakkında oyunbozan bilgi içerir. Sonra bana kızmayın. :)

İlk önce uyuz olduğum noktayı yazayım. İlk kitapta olduğu gibi Glass ve Wells POV'larını ve karakterlerin sürekli geriye dönmesini sıkıcı buluyorum. Fakat geçmiş olaylara dönüşün kurgu gereği gerekli olduğunun da farkındayım. Öyle ki bu kitapta iki karakter ile ciddi bir bağ kuruldu. Devam.

İkinci kitap, birinci kitabın hızında devam ediyor. Aynı güzellikteki anlatım tarzı ve dil akışkanlığı ile kitap bir çırpıda bitiveriyor. Olay döngüsü güzel ilerliyor ve 'saçma' dediğiniz bir nokta yok. Clarke ve Bellamy artık resmi olarak iki aşık. :) Bellamy'nin dizideki hali ile kitaptaki hali biraz farklı. Kitapta gene güçlü falan ama dizideki gibi 'kral' unvanlı biri değil. Bu unvan nispeten Wells'e ait. Liderlik vs. Dizide Dünya'lılar ile ilk bağlantı Octavia'nın aşık olduğu Lincoln yerine Sasha ismindeki kız ile oluyor. Sanırım Wells ile Sasha için son kitapta bir aşk görünüyor. Şu ana kadar Lexa da yok. Komutan-Heda muhabbetleri de bilesiniz. Hali ile Clarke ile arasında bir anda -öyle bir yönleri olduğunu mucizevi eseri fark ettikleri- eşcinsel bir aşk falan doğma olayı yok. Bu kısım dizide saçmalığın daniskasıydı. Dedim ya dizideki Clarke'ın karakteri uyuz bir şekilde evrilmiş; kitapta bu daha iyi.

Clarke, kitabın sonlarına doğru ailesi ile ilgili güzel bir haber alıyor ve Bellamy ile Wells'in akrabalık bağlarını keşfediyoruz. Doğrusu dizide bu pek mümkün olmaz idi eğer Wells'in yaşatsalardı; zira malum şansöyle siyah ve Bellamy beyaz. :P He evet, bu durumda Bellamy kendi ailesinden birini vurmuş oluyor. Gerçi bu akrabalık bağının derinliğini anlamışsınızdır ama yine de açık yazmayayım. :P

He hazır bu konuda konuşuyorken bunun ortaya çıkışı ve Wells'in lak diye bundan bahsedip "Ya böyleymiş, biliyor musun?" havasındaki açıklaması vs. oldukça oldu bittiye gelen, üstün körü geçilmiş bir bölümdü. Daha ayrıntılı ve ne bileyim böyle şoklu falan anlatması lazım değil miydi? Karman çorman duygularla öylece bir duygu anlatımı beklerdim. Bu yönden bir eksi puan veriyorum.

Kitap, genel olarak güzel ve zevkliydi. Tavsiye ederim.

4 yıl önce

Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski