Öyle Bir Zamandı
“Devletin malı deniz, yemeyen domuzdu.” Nereyi zapt edersen et. Ağaya kimse “Öte git” diyemiyordu. Bu kıyafetlerle de para pul, zevki sefa ayaklarının altındaydı. Eşkıyalıktan ağalığa meslek değiştirenlerde değişmeyen tarafları, huylarıydı. Can çıkmadan, huy çıkmazdı. Sadece kuzu postuna girmişlerdi. Bellerine ruhsatlı tabanca takarak, görülen lüzum üzerine, patlatarak egolarını tatmin ediyorlardı. Gül gibi kadının, kızın hesabı sorulmazdı. Arazi ekebildikleri, sürebildikleri kadar vardı. Arazi sınırlarını, kollarını kaldırıp, elleriyle işaret ederek belirliyorlardı: “Aha o tepeden, şu tepeye kadar. Şu dereden, o köye kadar.” demeleri, tapulama yerine geçiyordu. El koymak, gasp etmek, pratikte yaşadıklarının bir parçasıydı. Medeniyet buydu. Devlet dairelerinde itibarları vardı. Dönme Ağalar, ağalığa uyum sağlamakta güçlük çekmediler. Ağalığın, eşkıyalığın değişik bir versiyonu olduğunu çabuk kavramışlardı. Bu geçiş sürecinde, nereden geldikleri, kim oldukları, soyları sopları belli olmayan epeyce ağa peyda oldu.
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar
Henüz yorum yok.
Benzer Kitaplar

Çocukluğun Hor Görülmesine Hayır - Janusz Korczak

Her Anne Babanın Yaşadığı Sorunlar ve Çözümleri

Çocuk Eğitiminde Sevgi Diliyle Özgüven Kazanımı

Gençler Anne Babalarından Ne İster - Anne Babalar Gençlerden Ne İster

Düşündüğümüz Şeyleri Neden Düşünürüz? (Meraklısına Felsefe)

Putlarını Kıramayan Kabileler

Özü Sözü Yirmibir

Erkeğim! Bir Çocuk Bekliyorum

Alevi Olmak

Başarıya Götüren Anne-Baba

