Trendeki Kız
Sadece Amerika’da ilk 6 haftada 230.000 adet satıldı. New York Times Çok Satanlar listesine, çıktığı hafta 1.sıradan giriş yaptı ve hâlâ 1.sırada. Amazon ve Goodreads’de Ocak 2015’in En İyi Kitabı seçildi. Washington Post, iBooks Çok Satanlar listelerinde 1. Sırada. Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi. “Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!” –S.J. Watson “Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock’u.” –Terry Hayes “Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman.” –Lisa Gardner “Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!” –Publishers Weekly. “Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar.” –Kirkus “Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor.” –Entertainment Weekly
Baskılar23
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (202)Sıkıcı bir kitaptı. Yarısından sonra olayı çözünce, daha da sıkıcı oldu..
Kurgu güzeldi. Elimden bırakamadım sonunu merak etmekten. Bir yerden sonra katili tahmin ettim ve doğru çıktı.Yine de son günlerde okuduğum en iyi kitaptı.
Basit, vasatın ötesine geçemeyen bir polisiye. Bazen şişirilmiş yorumlara aldanmamak gerek.
Kitabı çok övmüşlerdi.Ama o kadar da iyi değil.
Adeta bir film senaryosu. Kitabın temposu çoğu zaman yüksek ve okuması eğlenceli.
Bildiğim, sevdiğim, kurgusundan ve kaleminden emin olduğum bir yazarın, polisiye kitabını okumak için sabırsızlanırım. Bu kitap uzun zamandır kitaplığımda idi. Hiç acele etmedim. Neden? Çünkü yazarın ilk kitabı ne kadar iyi olabilir diye düşündüm. İtiraf ediyorum; yanıldım. 'Trendeki Kız' üç karakterin (aslında bence üçü de kurban) ağzından, farklı tarihlerde ve saatlerde, kendi anlattıklarıyla kurgulanmış. Rachel yani trendeki kız, sabah akşam yolculuk ettiği trende, yol üstünde gördüğü evleri izliyor ve özellikle bir evdeki çift dikkatini çekiyor. Onların birbirlerine davranışları ile ilgili romantik hayaller kurup, kendine yakın bulduğu, zihninde mükemmel çift olarak canlandırdığı bir hikaye oluşturuyor. Ta ki bu mükemmelliği bozacak bir sahne görene kadar. Bundan sonrası tam bir heyecan fırtınası. Bir kaç yerde şüpheye düştümse de katili tahmin ettim. Yine de bu kitabı, kurgusunu, yazarın kalemini çok beğendim. Gönül rahatlığıyla polisiye sevenlere tavsiye edebilirim. Ve ben de yazar başka kitap yazarsa sorgusuz alırım ki umarım yazar.
Uzun süre çok satanlar listesinde kalan, Amerika'da kısa sürede satış rekorları kıran kitap "Trendeki Kız" yazarın ilk romanı olmasına rağmen oldukça başarılı bir kurgu. Eksikleri yok değil ancak sizi sürükleyeceğine emin olabilirsiniz. Trendeki kız, Rachel adında eşinden yeni ayrılmış, işsiz kalmış, alkolik biri. Eşinden ayrıldıktan sonra bir arkadaşının odasını kiralıyor ve kimseye işsiz kaldığını söylemeden her gün aynı saatte, trenin aynı vagonuna binip işe gidip gelirmiş gibi evden çıkıyor. Tren yolculuğu sırasında eski kocasıyla yaşadığı evi ve sürekli dikkatini çeken komşu evi izleyerek vaktini geçiriyor. Ancak bir gün gazetede, merakla izlediği komşu evde yaşayan Megan'ın kaybolduğunu okuyor. Olaylar burada başlıyor ve hiç aklınıza gelmeyecek bir sonla bitiyor. Açıkçası kitabın ortalarında hikayenin biraz uzadığını düşündüm. Sürekli Rachel'ın sarhoşluğu, geceyi unutması, sabah kendine gelip hatırlamak için uğraşması ve içine düştüğü bu depresif hal beni yordu. Güçsüz ve aciz karakterlerden pek hoşlandığım söylenemez ancak olay ilerlediğinde tamamen başka bir hal aldı. Daha iyi bir anlatım olabilir miydi? Bence "evet" ama kesinlikle kötülenecek bir roman değil. Özellikle ilk deneyime göre... Bu kadar fazla satılmasını ve ses getirmesini gereksiz bulsam da iyi ki okumuşum dedim yoksa kitaplığımın eksik kaldığını hissedecektim. Gerilim, heyecan sevenler için iyi bir alternatif "Trendeki Kız".
Gizemli,sürükleyici ve çok satanlar arasında yerini almış bir hikayeydi. Başlarda biraz sıkılsam da okudukça kitaba alıştım.Bir ara bırakmayı düşünmüştüm, iyi ki bırakmamışım.Hikaye kitabın yarısından sonra sarmaya başlıyor. Rachel, Megan ve Anna.. Ruh halleri birbirinden arızalı bu üç kadın karakterlerin gözünden anlatılıyor kitap. Rachel'in trende sabah akşam yaptığı yolculuk... Yaptığı yolculukta gözlemlediği bir çift... Öncesinde bir,kayıp,sonrasında bir cinayet... Kitapta çok fazla karakter olmamasına rağmen, son sayfalara kadar katilin kim olduğu belli değildi --ama kimileri hemen tahmin etmiş-- Herşey açığa çıktıktan sonra "Ben nasıl tahmin edemedim" diyorsunuz. Psikolojik yanı daha ağır basan polisiye-gerilim türündeki kitabın yakın zamanda filmini de izleyeceğimizi duydum. Gerilim-psikolojik türünde kitapları seviyorsanız bu kitabı çok beğeneceğinizi düşünüyorum. Eğer sevmiyorsanız uzak durun çünkü okurken sıkılabilirsiniz.
Okuması keyifli olmasına rağmen, bestseller olacak kadar dolu dolu değildi. Kurgu ve olay döngüsü değişikti, dili ve anlatımı ise akıcı. Fakat ilk sayfalardaki aşırı durağanlık okuyucuyu zorluyor. Yarım bırakma isteğiyle baş etmek zordu. Son sayfalarda ise tempo biraz artıyor.
Sürükleyici bir kitaptı. Sıkılmadan okudum. Sanırım filmi de varmış.
Neden çok sattığını kitabın okuyunca anlıyorsunuz. Aslında öyle edebi değeri yüksek bir kitap değil ama sıradan bir günce gibi yazıpta kurgusunu öyle bir yapmış ki yazar resmen ters köşe oluyorsunuz okurken. O yüzden uzun zamandır ağır bir kitap okuyorsaız ve biraz nefes alayım derseniz bu kitap iyi bana göre.
300 den öncesi ve 300den sonrası ☺ resmen Oha dedim.. gerilim sevenler için okumalık..
çok satan olması için her şey mevcut ama içi boş işte. oku-unut.
Kitabın konusu fikir olarak iyi olsa da okuyunca zaman zaman muhabbetin gereksiz yere uzadığını ve gidişatın öngörülebilecek kadar basit olduğunu diyebilirim. Katilin kim olduğunu yazarın verdiği ipuçları kitabın yarısına geldiğimde gayet açık gösteriyordu. Miss Marple kitapları bile daha heyecanlandırıyordu beni. Bu puanı hak etmese de emeğe saygımı göstermiş oluyorum.
Çok etkilenmedim, katilin kim olduğu hiç sürpriz olmadı benim için. O yüzdn çok sevdim, bayıldım diyemeyeceğim...
Yazarın ilk kitap çalışması olarak iyi iş çıkarmış diyebilirim. Hikaye üç kadının ağzından yazılmış. Ağırlıklı olarak Rachel olayları anlatmış. Kitap boyunca sıkıldığım bir bölüm olmadı. Gerilim veya heyecan kitabın başı, ortası, sonu dahil zirve yapmasa da sıkıcılığa da düşmedi. Akıcıydı. Gizem, polisiye tarzı hikayeler yazan çoğu yazar gibi bir hikaye oluş ve ilerleyiş şablonu vardı. Zaman zaman bu şablonun dışına da çıkabilmiş yazar. Formattan ziyade, hikayenin başlangıç konusu biraz da benim gibi uzun yolculuk yapanların içini titretecektir. Kimi vakit geçip gittiğimiz evlerdeki hayatları merak ederiz. Neler yaşarlar? Şu anda ne yapıyorlar gibi. Bazen o evlerde, odalarda olmak isteriz. Hissetmek isteriz. O sofrada bulunmak, pişen yemeğin kokusunu içimize çekmek, sıcaklığını, rahatını ve kimi zaman güvenliğini ve huzurunu. Ya da öyle olduğunu hayal ederiz. Tam da buradan başlamış yazar hikayeye ve son derece etkili bir konu başlangıcı olmuş. Sonrası bir şekilde sürüklenip aktı. Beğendim. Kapak tasarımı etkileyici. Albenisi var. Zaman zaman yazım hatalarına rağmen çeviri de iyiydi. İthakiyi tebrik etmek gerek.
Rachel, eşinden ve işinden ayrılmış alkolik bir kadın fakat ev arkadaşına işsiz olduğunu söylemediği için her sabah evden işe diye çıkıp trenle yolculuk ediyor. Eski mahallesinde tren yoluna yakın bir evdeki aileyi trendeyken takip etmeye başlar, hayalinde nasıl evliliklerinin olduğunu canlandırır ve onları kendisinin taktığı isimlerle düşünür. Eski kocasını hala unutamayan Rachel, çok sarhoş olduğu bir akşam görmeye gider fakat işler beklemediği kadar karmaşık hal alır çünkü eski mahallesine gittiği akşam trenden evini izlediği kadın kaybolur, olaya farkında olmadan dahil olur ve kitap burdan sonra başlar. Bana göre kitap oldukça sıkıcıydı ilk 100 sayfadan sonra yazılanlar anlamlı hale gelmeye başladı. 200 sayfadan sonrada olaylar hareketlendi.Kitabın 359 sayfa olduğu düşünülecek olursa 159 sayfa için 200 sayfayı okumak gereksiz gibi geldi bana, belki de ben beklentimi yüksek tuttuğum için bu şekilde düşüş yaşamışta olabilirim, bilmiyorum ama okumasaydımda olurmuş dedim
kitap güzeldi.akıcı bir kitaptı.vaov denilcek kadar değildi belki ama güzel bir bir kitaptı.zihninizi boşaltmak için okuyabilirsiniz.
http://kitapbocegim.blogspot.com.tr/2015/10/trendeki-kz-paula-hawkins.html
Saplantılı karakterler, karmaşık ilişkiler yumağı, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı yapay bir dünya. Kitabın olumlu taraflarından biri birçok soru işaretleriyle sonuna kadar okuru şüphe içinde bırakması ve karakterlerin gerçekliği, olumsuz taraflarından biri ise heyecan seviyesinin düşük olmasıydı. Birbirine benzer olayların gerçekleşmesi, kitabın kendini tekrar eder duruma düşmesi doğal olarak bazı okurların kitabı yarıda bırakmasına neden olabilir. Kitabın baskı kalitesi güzel olmakla birlikte kapak tasarımı çok çarpıcı.
sonuna kadar merakla okuduğum bir kitap oldu.
Sürükleyici bir kitap yalnız sonu sürpriz olsa daha iyi olurdu.
Cok sıkıldım okurken,surundu durdu elimde bitmek bilmedi bir turlu.. Karakterler cok siradan ve albenisiz bir kitap.Gidisat belliydi zaten basindan da, ne diye bu kadar yaygara koparildi bu kitap hakkinda hic anlamiyorum ben. Cok harika muhtesem mutlaka okunmali yazilarina artik itimat etmemek gerekiyor sanirim.






























