Büyü'sün, Yaz! Toplu Şiirler (1969 - 2005)
... âh bellek, acı bellek! / hem arısın sen / hem kimbilir hangi gülden kalma diken? / ve ne uzun bir büyüsün, yaz! / gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken...Cahit Külebinin deyimiyle, Şiir denilen gizli varlığı bulan, biçimle içeriğin kutsal birleşmesini gerçekleştiren büyük şair Hilmi Yavuzun Toplu Şiirleri, Büyü'sün, Yaz!da bir araya geliyor. 1969-2005 yılları arasında kaleme alınan şiirleri kapsayan Büyü'sün, Yaz!, şairin sözcükleri tınılaştırırken çıkardığı lirik, insancıl sesi yakalamak isteyenler için... Büyüsün, yaz! ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken yollar gül sesleridir beni yazın tâ içine çağıran gitsem mi? yoksa daha erkenmi akşamın kovanında anılar oğul verirken senin gittiğin yollar bana dolanan yollardır solduğum bir büyük ormandır acılarım geçmişten ve gürgen ve derin bulut sözleri olarak yazlar kalbime girerken âh bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kimbilir hangi gülden kalma diken?ve ne uzun bir büyüsün, yaz!gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken
Baskılar1
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(6)
TAFLAN ne zaman dinecek, ne zaman bu taflan, bu taflan? ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam bir 'hiçlik tadı' ve ağzından yıldızlar uçuran ergin, yeşil ve yabanıl bir yaz gecesi gibisin yüzünde yolların gülüşü ve yaz göğüne ilişkin bir esenlik üretiyorsun geçip giden fırtınalardan ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam aşkların büyük yarlarıyla kuşatılmış görüyorum kendimi safran ve ezilmiş yazlardan bakışlarının kıyısız açıklarına gurbet ve cevahir taşıyan bir gülüş söylencesi geçer bir yazdan ötekine derin anlatılardan ey uçurum gözlü sevgilim! ne zaman baksam bir dağın yırtmacından ince bir dere yatağı gibi kayan yeşil tenini görüyorum akşam nasıl da yakışıyor yüzüne ve sanki bir kayalığın içine durmadan kendi kendini oyan bir ferhâd gibiyim ben ya da pusuda, karanlık bir gül gibi hem solan hem solmayan ne zaman dinecek, ne zaman bu taflan, bu taflan? ey uçurum gözlü sevgilim! (Hilmi Yavuz, “Taflan”, Yaz Şiirleri/Büyüsün Yaz) Görsel: Big Ben Saat Kulesi (1859) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=2uneYz201p0 KALYON bendim kalyonlarda tutsak bir kürek deniz kapılarını andıran boşluk açtığım yelkenler tozlu ve soluk ilkyazların kıyısından giderek bir deniz bile etmiyor neden toplasak eski deri haritaları o uzak bir çocuktu ve ataları yorgun bir ölümdüler dövme güllerden bilinmez öyküler gibi değildi inceldi lifleri kalın halatın kir mavi bayrağı bir saltanatın buruşuk göklerde eskiyor şimdi kalyonlar kalyonlar yine kalyonlar nehir ağızlarında kumsala yakın yaldızı dökülmüş armadaların yoksa bir gelgit mi bekliyordular? (Hilmi Yavuz, “Kalyon”, Bakış Kuşu/Büyüsün Yaz) Müzik: The Rolling Stones – Angie https://www.youtube.com/watch?v=k0PVpwvSvL4 Yazının Ustaları NAZIM HİKMET hüzün ki en çok yakışandır bize belki de en çok anladığımız biz ki sessiz ve yağız bir yazın yumağını çözerek ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze ovayı köpürte köpürte akan küheylan ve günleri hoyrat bir mahmuz ya da atlastan bir çarkıfelek Gibi döndüre döndüre bir mapustan bir mapusa yollandığımız biz, ey sürgünlerin nâzım'ı derken t utkulu, sevecen ve yalnız gerek acının teleğinden ve gerek lâcivert gergefinde gecelerin şiiri bir kuş gibi örerek hallkımız, gülün sesini savurup bir türkünün kekiğinden tüterken der ki, böyle yazılır sevdamız hüzün ki en çok yakışandır bize belki de en çok anladığımız (Hilmi Yavuz, “Nazım Hilkmet” Şeyh Bedreddin Üzerine Şiirler/Büyüsün Yaz) Görsel: Nazım Hikmet Müzik: https://www.youtube.com/watch?time_continue=4&v=IXdNnw99-Ic ŞİMDİ NEDENSE şimdi nedense her şeyde ansızın dağılan kelebek tadı biliyorsun, en bakımlı bahçe sessizliktir gülüşler oraya sürgün edildi acıların kardeş olduğunu kimse anlayamadı sevdalarda olsun, ilkyaz ölümlerinde olsun geçit vermeyen akarsu olmaz gülün kendini işlemek için çırağı ya da ustası yoktur çocuklar! bağışlayın beni sözlerimi boz üveyiklerin hırçın tuzuna batırıp bakın hüzünden daha kötü bir yolaçıcı olabilir mi? şimdiye kadar olmadı ama şimdi, nedense, her şeyde ansızın dağılan kelebek tadı (Hilmi Yavuz, “Şimdi Nedense”, Şeyh Bedreddin Üzerine Şiirler/Büyüsün Yaz) Müzik: Queen - Love Of My Life . “acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra” (Hilmi Yavuz, “Sırası Gelince”, Şeyh Bedreddin Üzerine Şiirler/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=qjjoNKo6mLM Hakikat DOĞUNUN SEVDALARI I sevda derinlerdedir, oysa ferhâd üstünü kazmada dağın kalbimin, yâni o yağmur ve acıdan ocağın madenini, lâciverdi ve mahmur bir ağrıyla delmede şirin ve en aşılmaz, en derin bir şiirin yurt edindiği billûr bir köşke girmede leyla ve mecnun’un, yâni o çölden ve ağıttan otağın önünde, bir adak gibi ölüme diz çöktürmede leyla ve yakut, şafak ve irin ile emzirdiği bir gözün boynunu vurmada şirin sevda derinlerdedir, oysa ferhad üstünü kazmada dağın (Hilmi Yavuz, “Doğunun Sevdaları” Doğu Şiirleri/Büyüsün Yaz) Görsel: Babil'in Asma Bahçeleri (M.Ö 605) Müzik: https://www.youtube.com/watch?time_continue=5&v=9c-hmFN610g DOĞUNUN SEVDALARI II ay kanar, sevda akar, bir dağ bir dağ kendini delerse sesini yangına verse o dağdır acıların külhanı ve usul uçan şahin kanadında bir cerağ ve kalbim bir şehrâyin gibi kendinde yananı alıp hasrete giderse ay kanar, sevda akar, bir dağ bir dağ kendini delerse akşam ki pekmezle yanıp korkunç bir ipek humması ateşi kükreten, vahim ve kolsuz ve tecrid hırkası gibi kendini kuşanıp ölüm, bir yaz kadar hain alıp başını giderse ay kanar, sevda akar, bir dağ bir dağ kendini delerse III sen ilkyazi önce kendinde oluştur ve sonra büyüt hiç solmayanı bir dağ ki kendinden umulmayanı senin yüzünden devşirip birden ve en hoyrat, en sevecen gözlerin ağır bir suçtur ve benim kalbimi yeniden yazabilmek için el aldığım cok olmuştur eski fütüvvetnâmelerden sen o ki dokunuşların ve acının derin bahçıvanı sevda, belki bir susuştur ve kimbilir nasıl ve nerden gelen bir türküyle duyulmayanı bir soluk güldür, ki duyurmuştur eski fütüvvetnâmelerden sen ilkyazı önce kendinde oluştur ve sonra yürü yol olmayanı IV bir göl güle düşerse göl değil de gül bulanır gurbet sende pamuklarsa gece ay oradan doğar şiir acıya çullanır ilkyaz düşeli beridir giden ben değilim, yoldur dili söyleyen sevdaysa mektubum kalbime yollanır nehir kuşa batsa birden aksa tersine aksa batsa kül, batsa turna ve batsa… ve benim bir yanım ki ferhadsa bir yanım dağdır hasret, külünü vurduğum yerdir ateş, kül ile dağlanır bir göl güle düşerse göl değil de gül bulanır (Hilmi Yavuz, “Doğunun Sevdaları” Doğu Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=Op2PoeBpNmA KALP KALESİ kalp kalesi! ben sana sürgün, sen bana hüzün dayanır mı hüsn ü aşk bu kırgındır yollar döndükçe burçları bengisuyunda Aşk'ın ve kimbilir hangi soyunda güzün kalp kalesi! sen yaşlı Söz' ün kopar zincirlerini hem oğlun hem mahpusun olan Söz bu! hem gece hem gündüzün kanadını aç atım, geç ateşi ve . . . Hüsün kalp kalesi! her dize bir gizli bahçedir sevda senin hisarın ah çeken kılıcın bir düğüm olan adın sonunun başındadır yaz ve güller çözülsün (Hilmi Yavuz, “Kalp Kalesi” Yaz Şiirleri/Büyüsün Yaz) Görsel: Bodrum Kalesi ( 1406-1522) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=t5QB7acT-3Q “(…) yavaş yürüyor oda, yavaş duruyor şehir; akşamlara bir türlü dönmüyor dilim; hüznü çoktan geçtim, belki de ölüm, bir is gibi duvarlarda birikir ...” (Hilmi Yavuz, “Akşam ve Mühür” Akşam Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=6Go7uhqIAXA&feature=share ****************************************************************** MÜHÜR B. Necatigil'e uzun etme artık, şiirinden çık acı ve düzyazıyla lanetlenmiş olmadan önceki günlerine dön hilmi yavuz sevdalar ki onları ele vermeden daha iyi nasıl anlatılabilir ve neden bir düşün hangi şiirin içinden onu yazmadan daha geçen bir turna görülmüştür? sevda sözleri! siz şimdi benim hangi tür hüzünlere ne ad verdiğimi ncrdcn bileceksiniz? tedirgin ve kömür olmuş sesler duyarsınız ama bu birşcyi anlatmaz ki! şiir, hilmi yavuz, mühürlenir ve gömülür! (Hilmi Yavuz, “Mühür” Akşam Şiirleri/Büyüsün Yaz) Şiir Seslendirmesi: https://www.youtube.com/watch?v=KxYTJGjYUi0 “(…) gömüdeki gül neyse, güldeki gömü odur yaz bunu nerden bilsin?” (Hilmi Yavuz, “Gömü” Akşam Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=VnoCh9H6U6Y ------------------------------------------------------------------------------------------------------------- NEY yaz yıkıldı, sen artık kalk ve buralardan git göçen sevdalar ki sorar: yokluk nerede, küller ne vakit? soluk ve kırılmış içkilerde bir bozgun tadı varsa düşer akşam ve cemşîd güz bir ney' dir, bir gül üfler ve akik işler kalbine, dinle! hangi hüzünler evidir ve hangi sazlıkta gurbet gösterir bir kuş şimdi mesnevî ve alıd-i atîk? sormak güze özgüdür: o ki der ben miyim yenilmiş ve yitik bir yazı olan sevgili? ki mağrur bir kâğıda düşen en soluk sözcük ve perçemleri tâ'lik (Hilmi Yavuz, “Ney” Yaz Şiirleri/Büyüsün Yaz) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=NVYEJ0ilnq8 “(…) ben şimdi karartılmış bir bulutun rastgele yoldan çevirdiği bir şairim: dilimde ay ağardı ve acılar çıktı diye üzerimden kimbilir nerde aranan” (Hilmi Yavuz, “Karuganlar” Yaz Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=4IiEicvrpWY *********************************************************************** SORULAR VE ZAMAN şiir hangi sözcüklerle yazılmalı ki? zakkum sözcüklerle mi: 'yaz', 'dostoycvski'? şiirler, akşamın içyüzü neler söyler neler onlar, öyle ki anlaşılır, dildir, her gülün kendi bahçesine çekildiği yaklaşılır, şiirdir orada durmada ve her yeni okumada bir bir giderek daha artan yoğalmalarda erguvan kesilir. Zaman'ı dokumada şiir kendini nasıl erteleyebilir ki? işte yollardan daha ergin giderek akikleşen dokunuşlardan daha derinlerde midir-ve çürüdükçe dil ne yapabilir ki? bilmeden bir ilkyazın içinde azar azar seyreden nedir? kimi yerde kurtarıcı ve kimi yerde katil olan dil midir o, değil mi? öyleyse şeyleşen, hüzünleşen bir yanıtın leşlerle kuşandığı soru hangisidir, bu mu? : "'ölü' hangi sözcüklere gömülmeli ki?" belki 'yaz' a, belki 'söz' e, belki ... (Hilmi Yavuz, “Sorular Ve Zaman” Zaman Şiirleri/Büyüsün Yaz) Müzik: AYNALAR VE ZAMAN erguvanlar geçip gittiler bahçelerden geriye sadece erguvanlar kaldı şair! bahçelere özenecek ne vardı? işte tenha her yanımız, hep tenha ne aradık sözcüklerin kuytularında ne bulduk soldukça çoğalan dilimizde? Zaman'ın sırı hala duruyor olmalı ki üzerimizde biz bakınca görünen aynalardı nasıl var olduysanız öyle kayboldulardı bir. yazın tiniyle bir güzün bedeni hem birleşti hem de ayrıldı sizde şair! gördünüz kimbilir kaç aşkın battığını o derin sulara kapılmış şiirlerinizde . . . nedeni, n e kayalar ne fırtınalardı: kuytulardı, geçip gittiler sözlerimizden geriye sadece kuytular kaldı (Hilmi Yavuz, “Aynalar Ve Zaman” Zaman Şiirleri/Büyüsün Yaz) . “ben daima uçurumlar edinirim bir yerden ötekine göçerken” (Hilmi Yavuz, “Endymion” Söylenen Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=wsAEWDkbjJY YALNIZLIK BİR TARİHTİR yalnızlık bir tarihtir ikimiz dururuz odalarda bir giysi gibi en kalın soluklarla çekiyor ipi kimbilir kimlere kalmışlığımız yalnızlık bir tarihtir sen misin bir geçmişi sürüp giden ak turna? ya benden önceydi ya da çok sonra bir halk türküsüne gül olan sesin yalnızlık bir tarihtir onlarda gök dediğin iki kuşun arası ey ilkyazlı gülüşlerin sonrası ansızın donuyor gül, bakışlarda (Hilmi Yavuz, “Yalnızlık Bir Tarihtir” Bakış Kuşu/Büyüsün Yaz) “(…) sanki gül salgını ortaçağlarda ey çorak kıyılarda yaslı kum: gene böyle alıngan mı olurdum büyüseydim ben başka odalarda?” (Hilmi Yavuz, “Odalarda” Bakış Kuşu/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=TSDY5GCXyes ***************************************************************** BURSA VE ZAMAN Zaman balkıyor bursa'ya bilinen budur ve şiirdir adı. . . Zaman yoldadır o şiirde Söz'ün yeşili, dilin mavisi düzyazının en harelisi geliyor, her yerde zakkumlar vardı: kar ezgileri duyuldu, ya da evvelzaman kadınları baladı. . . hangisiydi bıldır yağanı kar'ın: tanpınar mıydı? -ve yağmayanı villon'du, kimse anlamadı şimdi ne kadar üzgünüz, belli gemliğe doğru bir dize tadı bak, ayağım mühürlü benim ve aşkın balmumunu kimdi, ansızın çekip kopardı? bense ikisini birlikte tanımış ve hiç şaşmamıştım: şiiri ve abelard'ı. gül yoktu hiçbir yerde, ki gül denilen neyse o hiçbir zaman olmadı. . . Zaman balkıyor bursa'ya bilinen budur ve şiirdir adı. . . (Hilmi Yavuz, “Bursa ve Zaman” Zaman Şiirleri/Büyüsün Yaz) Görsel: Bursa Yeşil Türbe Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=nUZxNDUI-yg “(…) gündüz her şey öyle düz, öyle dümdüz ki her şey; ben öyle bir aynayım, akşamları içbükey . . .” (Hilmi Yavuz “İçbükey Sonnet” Ayna Şiirleri/Büyü’sün, Yaz!) https://www.youtube.com/watch?v=g-qO9RYPKPc ******************************************************************** ÇÖLDE YALNIZ “çöl saydamdır, güz de . . . herşey o kadar üstüste ki yalnızlık kime bindi bilmiyoruz! kimine kat kat kumaş ve biniş . . . çöl bir imâ idi, güz bir serzeniş; ve önümüzde geçen aşklar, duran aşklar! onlar da üstüste, top top ve belki bir aşkı mı taşıyordur öteki? öyle ki, var Zaman, her sözümüzde . . . bak a yalnızlık, kim b u teni sana ısmarladı? bu harap kumaşla böyle nereye? ah, kağşamış bu teni sen hangi divâneye giydirdin de yüzünü açtı aynalar? ve yüzümüzde hangi aynaların izi kaldı,- ve niye? âh, sır bitti, sır bitti, eriye eriye . . . (Hilmi Yavuz, “Çölde Yalnız” Çöl Şiirleri/Büyüsün Yaz) Müzik: Masar - Le Trio Joubran . ÇÖL VE SORULAR kim bilir nerden gelirim? soldu tenimde büyü; yıkasam çıkmıyor kirim; gövdem otuz kuşun tüyü; atsam içimden örtüyü sayrıya benzerdi dirim. neden böyle acıyor etin? sen Çöl'le Kitab'ın arası; heybende incir ve zeytin hani nerde çarmıh yarası? çöl sarsıldı, çöl sarası tuttu gülünü Mahremiyetin. o çiviyi çakan kim? ve benim çarmıhını kimde? ne Söz'üm ben, ne de Dil'im . . . kalbim e n yüksek gerilim; niye ben çarmıhta değilim, çarmıh benim içimde? (Hilmi Yavuz, “Çöl ve Sorular” Çöl Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=LYoLTT0bNKM ŞİİR VE ZAMAN şiirin büyük Zamanı! günü geldi her şey ateşti ve henüz ateş gibi değildi her şey erguvan söyledimdi o zaman: 'biz hangi dizenin sürgünüyüz' dedimdi dilimizi ateşe dokundurmadan yana yakıla yollara düştüğümüz kızgın ayak sesleri yolun böğründe sen acıyla kıvrıl, yol! düğüm düğümdü mevsim: hani yaz nerde güz? yasak meyvesi Söz'ün sunulmadıydı ateşin ve yitişin adı konulmadıydı dilin süslü yılanıydı hep gördüğümüz sabret kalbim, sabret kalbim, sabret var zamanı, var Zaman'a henüz (Hilmi Yavuz, “Şiir ve Zaman” Zaman Şiirleri/Büyüsün Yaz) Görsel: İstanbul’da Erguvan Zamanı Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=3m5CRBY13EE “(…) Zaman, dilsiz çocuk, Zaman ... ince aşklarla yırtılan sendin, yollarla erguvan sunulmuş lanetli kışlardan aldığım belirsiz dokunuşlardan kopan tenini dinledin” (Hilmi Yavuz, “Küller ve Zaman” Zaman Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=-PHRiOTLugE HİLMİ'NİN ÇOCUKLUĞU hilmi diyor ki yeminler bana çeşmeleri hatırlatır tabut kalın ciltli bir kitaptır senin de çocukluğun bir ceviz tabut muydu usulca bırakılan denize? hilmi diyor ki ben ucuz hüzünler kiralardım alyanak bir kuklacıdan gök binlerce mavi şapkadır senin de şapkan mavi miydi o günlerde? hilmi diyor ki annem çiçek işlemeli bir lâmbaydı karartma gecelerinde sen de denizleri anlıyor muydun yatağa girmeden? (Hilmi Yavuz, “Hilmi’nin Çocukluğu” Bakış Kuşu/Büyüsün Yaz) . Ben İçin Sonnet benim yüzümdür işte, mağrur, kalın, şizofren; unutmak ve aynayla, aşklarla azalmada; ben gideli beridir hilmi yavuz ile ben bazen burdayız işte, bazen de ürkünç oda içimize kapanan kapısıyla bugün de bir ben' e açılıyor; ah, yaldızlı ve çorak bir çökelti gibiyim ben kendi belleğimde . . . nereden açılırsa, orasından akacak ur mu, ben mi, çıban mı? kötücül, irinli, pis ... bıçak, bisturi, makas! beni deşin v e yarın çıkarın ne vardıysa: teslis, teslis ve Teslis! .. ben bana çivilidir, isa'yla çarmıh neyse; aşksa bir iç kanama . . . gül, gülden içeri'yse . . . (Hilmi Yavuz, “Ben İçin Sonnet” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://vimeo.com/138488397 “(…) parmak uçlarıyla bir taflanı ufalayan şair; elinde ulu bir ağaçla oynayan şair; kendini doğum günü gibi hissediyor bu kentin, ölü doğmuş bu kentin doğum günü gibi hissediyor, anma gününde . . . bırakın öyle olsun, beni kilitle! je suis ıın vieııx boudoir plein de roses fanees çekmece açık dursun, çekmecedeki solgun gülleri kilitle!” (Hilmi Yavuz, “Çöl ve Kilit”Çöl Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=Dsl_rRJu6O8 BİR YAZ GÜNÜ İÇİN ŞİİR bu yaz da dağlara bakmakla geçti tenin yaz göğüydü, karardı; artık hiç bir şey seçilmiyor şimdi olgunlaşmasını bekle, geçen günlerin ne kadar da büyümüş yaz günleri, hangisi dağ o günlerin, hangisi gölge? artık hiç bir şey seçilmiyor alacakaranlık bir çoban çeşmelerden turunç ve yeşil mısırlar sağıyor yalağına akşam saatlerinin deniz kıyısı! seni sevenler bugüne bir ad vermeli; toprağa, sıcak, seriliyor yolların köpüğü kırık cam, yollar, sıradan şeyler, sizi seviyorum. artık hiç bir şey seçilmiyor . . . (Hilmi Yavuz, “Bir Yaz Günü İçin Şiir” Yolculuk Şiirleri/Büyüsün Yaz) . “taşırdı yaz kuşları kaygısız solukların kabuğunu teninde vebadan kırılmış boş kentlerinde diz dize oturuyor bakışlarımız” (Hilmi Yavuz, “Dize” Bakış Kuşu/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=5dP4BM0rvVk “(…) cam incelince şarap da incelir yaşam acıdan kırmızıya ölüm hüzünden beyaza ve bir gül gelirse bu yol ayrımından gelir mutlaka ve nasılsa” (Hilmi Yavuz, “Doğunun Gurbetleri” Doğu Şiirleri/Büyüsün Yaz) ********************************************************************** KALABALIK SONNET yalnızlığın sesini yalnızca ben duyarım; hangi durak, hangisi, bekliyor bir yerlerde? bildiğim bir şey varsa, o benim acılarım için yaşıyor artık... belki de kederlerde bulunan bir söz gibi bende alır yerini; sanki duyuyor beni, ah, kendini aldatmak! o ayna ... gösteriyor bütün dileklerini; kederde sakladığı sözleri dışa vurmak için ne bekliyor o? bir daha akar gibi yapıyorsa, bilinmez, durduğu yerde ırmak; ah, bir ayna olarak çoktan göründü dibi . . . eski yaz günlerinin güneşi ortalıkta; bir gemi hayaleti dolaşır her batıkta; yalnızlığın yüzünü gördüm... kalabalıkta ... (Hilmi Yavuz, “Kalabalık Sonnet” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=fkaQzfhv6N4 “(…) ordayım işte . . . gelgelelim, hiç bilmedim yerimi; âh, elimle yüzerim elbet kendi derimi...” (Hilmi Yavuz, “Hurufî Sonnet” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=OfdH6k4k95A AKŞAM VE SEN VE BEN Paul Geraldy için ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle onun tomurcuğu arasında bir yerde; öylece durur muyduk, ikimiz gibi? dâimâ birlikte olurduk hüzünlerde . . . anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle gizledikti kendimizi birbirimizden; sen ve bahçe, ben ve bahçe, sen ve ben: akşamlar derlerdik her ikimizden . . . üşürüz, çünkü uzağız şimdi o yazdan; ey, birazdan bir yazdan geçer olan, ey! kimbilir ne anlama geliyor artık, şu eskiden 'hüzün' dediğimiz şey? (Hilmi Yavuz, “Akşam ve Sen ve Ben” Akşam Şiirleri/Büyüsün Yaz) Görsel: Tower Bridge (1894) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=ofifGvbLCK4 “(…) b u aşkın içinde bahçeler var; kar var kar bu aşkın içinde; hepimiz bahçeydik kendi içinde; bir de 'akşam'lar olsun istedik bu aşk söylemi içinde . . .” (Hilmi Yavuz, “Akşam ve Bahçeler” Akşam Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=sNFfjJkBKoI “(…) bak, ne yazlar geldi, ne yazlar geçti ! diyorum, belki kervan geçmez bir daha; beklerken o kadar benzeştiler ki, ayırt edilmez oldular, çöl ile vaha ...” (Hilmi Yavuz, “Akşam ve Swann” Akşam Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=GjReWNcGZdw ******************************************************************** ******************************************************************** YALNIZLIK SONNET’Sİ yalnızlık zamanlandı: önce aşk, sonra yaprak… günler geçilecekler… atlar, gümüş yeleli! yüzünü aynalara, bir tek onlara bırak; sürünsün sırı aşkın, bak, seni görmeyeli çok değişti aynalar! ev içleri bulandı; herşey artık ne kadar, ne kadar da kurak! odalar orda burda, içlerine kapandı; sofalarsa eğreti; yüklük ve kap kacak somurtup duruyorlar… herşey ölgün! bekleyiş gibidir burda olmak, bekleyiş gibi olmak… sen gel, şimdi kendini o aynalarla değiş; gel, burda ol! daima! -ve nasılsa kararmak- ta olandan bakarım sana giden günlere; tenindir, beleniyor, âh, yeşil ekinlere… (Hilmi Yavuz, “Yalnızlık Sonnet’si” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) Tirad: Altan Erkekli “Yalnızlık” Bana Bir Şeyhler Oluyor Siyah Sonnet sular kayboldu büyüde, büyü tüldü tül siyah, kendini gösteriyor, kapanır yalnızlık dizlerine . . . gel, gömül tenine . . . o tenin ki, Zaman' dır . . . maide v e siyah, olur elbet, kınından çekilir gibi yollar . . . sularda ayna sesi! ah, gökler bıkar gider kendi erguvanından; bir aynaya dönüşür ötekinin gölgesi. . . v e siyah . . . ayna düşer! aynayla birlikte herşey kırılır! ne kalır geriye aynadan, söyle, ne kalır? geriye kalan, ah, sadece yalnızlıklardır . . . aynalarmış gibi yapan aynalar! . . sır biziz, aynalar sırrolacaklar . . . (Hilmi Yavuz, “Siyah Sonnet” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=QHH-h-2DxAU Dağınık Sonnet herşey darmadağınık! ben miyim sanki orda sanki bir uçuruma giden yolda uçurum? sanki beklenmeyerek, o aynalı salonda, tek başına, ayakta, yas töreni gibiyim... giderek kendimize birşeyler gömülmekte; eşya durmuş, bekliyor, pencere kapı duvar; ev içleri çürüyor! herşey yaprak!.. tetikte duruyor işte bahçe... aynalarım târümar ... ah, sessiz ezilenler, hele sizler! hışırtı geliyor sessizlikten... hüzünler pılı pırtı, atılmış duruyorlar... herşey darmadağınık! bilmem nasıl söylesem, giderek yalnızlıklar da asla yalnızlığa benzemez oldu artık... akşama doğru'yum ben, batış gibi'yim... bilmem neden bu ayna çölü, neden çorak bu söylem? (Hilmi Yavuz, “Dağınık Sonnet” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=HqReJcYuiTk Yineleme Sonnet'si aynalar kendini yineler aynalarda; bakmak her zaman gidiş, bakmak her zaman dönüş; bilmezsin, aynaların yüzü elbet solar da, hiçkimseler yaşamaz onları, öyle geniş yalnızlık gösterirken bir aynadan gelecek, aynanın geçmişidir ... bugünler eciş bücüş bir kimlik gizliyorken, kederleri pörsümüş; ah, kendi gölgesini ağına alıyorken örümcek; bölük pörçük günlerde herşey sadece örtü! -ya da sadece büyü! .. öylece yaşarken aynamla ben; giriyor aramıza o lanetli görüntü; ve yitiyor aynada beni görünce hemen . . . bir ayna kırılırken kırılan aynalarda aynalar kendini yineler aynalarda . . . (Hilmi Yavuz, “Yineleme Sonnet’si” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=Dsl_rRJu6O8 ********************************************************************* göçmüş bir kent için sonnet bir kent, ayaklanmış, yürüyor sana doğru; on binlerce yalnızlık. .. eprimiş, ama kesif; aynalar aynalardan ürker olmuşken, soru şu: 'ben neden, biraz tuhaf, benden daha obsessif bir aynaya epeydir adamışım kendimi?' çılgın şey! ısrarla beni izliyor ama, kaçırsam da yüzümü . . . faydasız . . . bir yüz imi var onun yüzeyinde, hep orada . . . daima!.. süslü su kesimiyken şimdi yeşil ve batık bir geçmişin ağır, yaldızlı iskeleti; bulaşıcı bir gemi ya da bin yıldır atık bir yaz . . . arda duruyor işte, akşamları eğreti bir tenha yüz geziyor çoktan göçmüş o kenti; belleğim... aynalara sır olan bir çökelti . . . (Hilmi Yavuz, “Göçmüş Bir Kent İçin Sonnet’si” Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=Zv4Yz--OA1s ******************************************************* HARFLER VE 'KENDİ' bak, ben her şeyi kendi şiirim gibi yaşadım: yazlar, aynalar! . . gül, kendine batan dikendi. . . acı erkendi, yollar geç . . . kaldı biryerlerde Zaman; ah, anılar bile üşengeç; hüzünler bizimle tükendi . . . kalbim de yok sundu bana; aşklar gelmiyor ikendi t yok, ü yok, d yok ve i yok; bir başına kaldı 'kendi' . . . (Hilmi Yavuz, “Harfler ve ‘Kendi’” Hurufî Şiirler/Büyüsün Yaz) Tablo: Osman Hamdi Bey (1842 – 1910) – Ab-ı Hayat Çeşmesi, 1904 Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=mvklXGFaNBw . “lirik duruşlu kadın! bacaklarını aşklara doğru büküyor: Lamda! bulur beni o, yalnızlık harfleriyle benimle tenhalaşan odamda . . . (Hilmi Yavuz, “Harfler ve Yunanlı” Hurufî Şiirler/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=U_aBFIXl7U0 lânet ve çoban yeni hüzünler bulmalıyım yeni acılar, tertemiz; olmuyor! kalbimi yaban otları bürümüş, hiç bitmiyor,-bilseniz ne kadar sağlıklı ve lânetli, bir gülü varoluşa eklediğimiz; kendimi ne kadar hiçlesem, beyhude! gövdem gölgemden daha dirençsiz… her köprü üzerimizde bir sırat; mâsivâdan geçen yolları bırak! bir çoban gibi, herkesten uzak şiirleri sana doğru güder kalbimiz… (Hilmi Yavuz” Lânet ve Çoban” Lânet Şiirleri) Görsel: İstanbul Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=QjyWPkoBSjo DİVAN EDEBİYATI BEYANINDADIR kuş sananlar yanıldılar bir bakıştır dedi kimi belki de bir bakış kuşu kimseler bilmiyor hala güzelliği yaz ıklimi çiçek boyunca susuşu uçardı azala azala kaldı eski gazellerde uçarı gözlere talimli usulca yaklaşır sevmeye kuş dediğin de neresi hilkışları gül resimli bir şuara tezkiresi ynzılır azala azala hilmi anladı gizini giderdi hep hava üzre bakış ınülkünce osmanlı ıssızlığı bir elinde öbür elinde divanı geçıniş bir gül saatinde okunur azala azala (Hilmi Yavuz, “Divan Edebiyatı Beyanındadır”Bakış Kuşu/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=iFxFV-Np_50&sns=fb “(…) ezilmiş erguvanlar! hala uçuk bahçeler görüyorum ve o bahçelerde kadınlar hala kuytu! . .” (Hilmi Yavuz, “Söylem”Gizemli Şiirler/Büyüsün Yaz) MÜZİK SONNET'Sİ kalbim bir psycho şimdi, üflesem belki ölü bir flüt oluyordur ezik ve süslü ruhlar; durmadan bir aynaya soyunan yaldız gölü, masmavi bir geceye kendini hohlar, hohlar da uçuk ve kar gibi yağarken kendisine; kalbim! nerden geliyor bu günler bozbulanık bir bahar seline kapılmış gibisine? yalnız sen! içlerinde yiten zarif ve yanık bir geçmiş . . . durmadan bir aşkı hazırlar da ah, danteller, oyalar, ince su işlemeler gibi örtmüşken gölü, o sazlık, kamışlarda çün hikâyet mikûned, sözler, sözler ve sözler de uçuşur kuşlarla, ölü psycho, o ezik; geçmişi olmayana bir bellek olan müzik . . . (Hilmi Yavuz, “Müzik Sonnet’si”Ayna Şiirleri/Büyüsün Yaz) Müzik: Mozart - Flute Concerto No 1 in G_ K313. Flautista James Galway “(…) şiirler kazılmalı: o ince gurbetlerin gömdüğü söz başları kırmızı yazmayı gördüm sandınız kırgın kağıtlar buldunuz hüznü donmuş, külü meşin ve birden acısı acınıza değdikçe (Hilmi Yavuz, “Kazı”Yaz Şiirleri/Büyüsün Yaz) https://www.youtube.com/watch?v=QX4GXI2N8-4 ********************************************************************** YAHYA KEMAL'E RÜBAİ sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür her açılan gülde yepyeni bir şirâz görünür bakışlar dağılırken denizin belleğinde senin her şi'rinde geçmiş bir yaz görünür (Hilmi Yavuz, “Yahya Kemal’e Rübai”Bakış Kuşu /Büyüsün Yaz) Görsel: Yahya Kemal Golf Oynarken GEÇMİŞ YAZ Rü'yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle, Her ânını, her rengini, her şi'rini hazdan. Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle! Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde; Mehtâb... iri güller... ve senin en güzel aksin... Velhasıl o rü'yâ duruyor yerli yerinde! Yahya Kemal https://www.youtube.com/watch?v=luaiC9ebVjo BEDREDDİN mübalağa akşam olur güz, nefti dolaklarını kuşanır da gelir yaprağın fetrete düştüğü zaman sen ey yaz günlerini top top ak çuhaya tebdil eyleyip ve bir solgun gülümseme olarak eğnine giyen şaman buyur otur şeyhim samanyollarının ılık sedirine uzan uzun, görklü ve sof yüzünü bizden yana döndür bize buğdayın ateşini gözlerin timarını ve hüznün varidatını anlat elini elimize dokundurmadan sen ki öldüğü yere bir kök sümbül bırakır gibi usulca sevdalar bırakan ovaların ve kartalların musahibi ne zaman diye sorma, ne zaman yaprağın fetreti gülün kıyamına gülün kıyamı ağacın isyanına dönerse işte o zaman mübalağa akşam olur güz, nefti dolaklarını çıkarır da gelir elini elimize dokundurmadan (Hilmi Yavuz, “Bedreddin”Bedreddin Üzerine Şiirler /Büyü’sün Yaz!) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=-3eCrAIlYSU BÖRKLÜCE MUSTAFA biz ki sevdamızı, alaca kıl bir heybe gibi sunduk aba terlikle denizi yürüyenlere şavkımız dağlara vurunca börklüce mustafa, yonca ve hançerlerin piri ölümü masmavi bir hamayıl gibi boynunda taşıyıp gözleriyle bir acıya kalebent olmanın korkunç şiiri dövülüp tavını bulunca serez çarşısına, ince kıvrık ve celâlî bir ayışığı gibi girmek ve sesiyle şayağa ve tunca sancağı buğdaysı, türküsü ebrûlî bir isyân diye işlenmek ve devrilmek, birbiri ardınca biz ki sevdamızı, alaca kıl bir heybe gibi sunduk aba terlikle denizi yürüyenlere gölgemiz dağlara vurunca (Hilmi Yavuz, “Börklüce Mustafa”,Bedreddin Üzerine Şiirler /Büyü’sün Yaz!) https://www.youtube.com/watch?v=Etk-wvIuHxo yarın dünya biter o yerde ki mağlûb olur hayâl temdîd-i ömre kudreti kalmaz tahayyülün Yahya Kemal (Hilmi Yavuz, Büyü’sün Yaz!) https://www.youtube.com/watch?v=ejQUDECUcVc ERGUVAN VE ZAMAN yolların yaprağa yaprağın yollara dönüştüğü zaman dili kuşatan erguvan olur, bekleyiş, bekleyiş . . . acının hangi yanından geldin, yollara belenmiş? sendin bir gülü söyleyiş, sen şiirler şiirini buldum desen de yine, o yaban düşünce vasfında, yasak ve zakkumlu şiiri özleyiş . . . işte Zaman: ağır meneviş mevsimi giderek kaybolan Söz'ün hüzün: saati henüz'ün aşklarsa hep bir özdeyiş gibi söylenir oldu artık. . . birden far kettim, n e tuhaf! yüzündeki o göle benzeyiş . . . kuşatıldım, her yanım kar kar diye tepelenen gecelerden onca geniş bir keten ötelerden, ötelerden şiirdi ölümü söyleyiş ve tekrar söyleyiş . . . (Hilmi Yavuz, “Erguvan ve Zaman”,Zaman Şiirleri /Büyü’sün Yaz!) Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=v82LbMzbIMg&feature=player_embedded “(…) kayboldum akarsudan sözlerde aktıkça yıpranan şiirlerde ve en yabanıl olanda . . . şimdi kim dindirecek erguvanları bende? çünkü Söz'üm ben, Söz'üm, hem bulandım hem de arındım aynı zamanda” (Hilmi Yavuz, “Söz ve Zaman”,Zaman Şiirleri /Büyü’sün Yaz!) https://www.youtube.com/watch?v=fuWiZ-SM7Mk
Nefis bir derleme. Son çıkan 2 şiir kitabı hariç bütün şiir kitapları bir arada.
'hayal hanım' en güzel şiiri











